HDP, OHAL bütçesi olarak değerlendirdiği “Ek Bütçe Kanun Teklifi” ile bedelli askerlik ve Orgeneral Yaşar Güler için kişiye özgü kanun maddelerini de içeren Askerlik Kanunu’na şerh düştü.

"Ek Bütçe Kanun Teklifi"ne şerh düşen HDP, bütçe gider tahmininin, ilk tahminin yüzde 73,6’sı oranında arttırıldığını belirterek "Bu oranda sapma yaşayan bir bütçe hükümetin düşmesi anlamını taşımaktadır" dedi. HDP bu hafta TBMM Genel Kurulu'na gelmesi beklenen bedelli askerlik ve Orgeneral Yaşar Güler için kişiye özgü kanun maddelerini de içeren Askerlik Kanunu’na da şerh düştü.

“HALKA AĞIR FATURA OLARAK DÖNECEK”

Halkların Demokratik Partisi (HDP), AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla getirilen “Ek Bütçe Kanun Teklifi”ne şerh düştü. Plan ve Bütçe Komisyonu’nun HDP’li üyeleri Garo Paylan, Necdet İpekyüz ve Erol Katırcıoğlu imzasıyla verilen şerhte, "Yıllık bütçeyi altı ayda batıran iktidara ek bütçe emanet edilemez” denildi. “Bütün eşitsizlikler göz önünde bulundurularak yurttaşların ihtiyaçlarının tespit edilmesinde halkın bütçe sürecine ilişkin yaklaşımı ve ortaya koyduğu talepler bütçelerin oluşmasında hayati öneme sahiptir” denilen şerhte, "Nitekim halihazırda oluşturulan ek bütçe kaynağının tamamı vergilerden karşılanacak, böylece iktidarın suç ekonomisine, rant ve talana dayalı, sermayeyi koruyan politikalarının ağır faturası halka kesilecektir” diye belirtildi.

OHAL BÜTÇESİ

Şerhte şu noktalara dikkat çekildi:

Ek bütçenin, halkın sorunlarını da yoksulluğu da çözemeyeceği açıktır. Bu bütçe, yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yapacaktır

Bu bütçe neresinden bakılırsa bakılsın, sunulduğunun dışında sebeplerle masaya yatırılan ve iflasın kanıtı niteliğini taşıyan bir bütçedir.

Bu bütçe 2002 ve 2003 yıllarında onaylanan ek bütçelerden çok farklı koşullarda olmakla birlikte 1995 ve 2001 yıllarında uygulanan kriz bütçeleriyle çok benzerdir. Dolayısıyla, bu bir ‘ek bütçe’ değil içinde bulunduğumuz olağanüstü hali destekleyen bir OHAL bütçesidir.

“YILIN İLK DÖRT AYINDA YÜZDE 45’İ TÜKETİLDİ”

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi rakamlarına göre 2022 yılının ilk 4 ayında yapılan harcamalar toplamı 786 milyar TL’dir. Yani 2022 yılı bütçe ödeneklerinin yüzde 45’i yılın ilk 4 ayında zaten tüketilmiştir. Oysa bu oran 2021 yılının aynı döneminde yüzde 31 olarak gerçekleşmiştir. 2022 Yılı Merkezi Bütçesinden; Personel ödeneklerinin yüzde 41’den fazlası yılın ilk 4 ayında kullanılmıştır. SGK devlet primi giderlerinin de yüzde 40’ı tüketilmiştir. Cari transferler kalemindeki ödenek kullanımı yüzde 50’ye yaklaşmıştır. Bütçenin kamburu durumunda olan, iktidarın basiretsizliğinin en net göstergesi konumundaki 240 Milyar TL tutarındaki faiz ödeneklerinin de yüzde 43,3’ü kullanılmıştır.

“329 MİLYAR FAİZ HARCAMASI YAPILACAK”

2022 yılı bütçesinde faiz harcamaları için 240 milyar TL ayırılmıştı. Ek bütçe kanun teklifinin gösterdiği üzere borçlar da, o borçların ödenemediği de açıkça itiraf edilmektedir. Faize karşı olduğunu söyleyen AKP Genel Başkanı’nın, faiz lobilerine 240 milyar TL’yi az bulduğu görülmekte ve ek bütçe teklifi ile faiz harcamalarına 89 milyar TL daha ayırmaktan geri durmadığı görülmektedir. Bir diğer deyişle AKP iktidarı, 2022 yılı boyunca 329 milyar TL’lik bir faiz harcaması gerçekleştirerek Türkiye’de üretime dayalı bir ekonomi yerine borç temelli bir ekonomi politikasını öncelediğini, halkın dertlerine ve taleplerine çözüm bulmak yerine faiz lobilerini ihya etmeyi tercih ettiğini ilan etmektedir. Ek bütçe kanunu ile ayrıca, Kur Korumalı Mevduat için 40 milyar TL ödenek konulduğu görülmektedir. Bu durum daha önce yapılan ödemelerin bütçe hakkına aykırı bir şekilde, ödenek olmaksızın yapıldığını da açıkça göstermektedir.

“HÜKÜMETİN DÜŞMESİ ANLAMINDADIR”

2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gider tahmini 1 trilyon 472 milyon 583 bin 134 TL idi. Ek bütçe ile buna 1 trilyon 83 milyon 597 bin 525 lira eklenmektedir. Bunun anlamı, bütçe gider tahmininin ilk tahminin yüzde 73,6’sı oranında arttırılmasıdır. Bu oranda sapma yaşayan bir bütçe hükümetin düşmesi anlamını taşımaktadır. Hatırlanacağı üzere 2018 yılından önce bütçe kanununun TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmemesi durumunda hükümet düşmekteydi. 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile beraber bu hüküm kaldırıldı.

ASKERLİK KANUNU’NA ŞERH: İHTİYAÇ OLAN EN SON ŞEY…

HDP, Meclis Genel Kurulu’nda bu hafta görüşülecek olan “Askeri Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne de şerh düştü. Bedelli askerlik ve Orgeneral Yaşar Güler için kişiye özgü kanun maddelerini de içeren Askerlik Kanunu’na düşülen şerhte "Türkiye’nin iç ve dış politikada ihtiyacı olan son şey güvenlikçi politikalardır” denildi. 2015 yılında güvenlikçi politikalara ayrılan pay 50 milyar TL iken, 2021 de bu miktar 240 milyar TL olduğuna dikkat çekilen şerhte, kanun teklifinin torba şeklinde getirilmesine dair eleştirilerin yer aldığı şerhte, muhalefetin bütün uyarıları ve teklifleri göz önünde bulundurulmayarak, noktasına ve virgülüne dokunulmadan komisyondan geçirildiği kaydedildi.

“30 YILLIK ÇATIŞMA VE ASKERİ OPERASYONLARIN TOPLAM MALİYETİ 1,2 TRİLYON DOLAR”

Şerhte şu noktalara dikkat çekildi:

AKP iktidarının Ortadoğu, Akdeniz, Ege, Kuzey Afrika, Avrupa ve ABD alanlarındaki yanlış dış politikalarını gözönünde bulundurursak, Türkiye’nin hem savunma harcamaları hem de silah ithalatı dış borcu giderek arttırmaktadır. Genelkurmay tarafından yapılan açıklamaya göre TSK, dünyada savunma harcamalarının yüksekliği bakımından Avrupa’da 6’ncı dünyada ise 17’nci sırada yer almaktadır.

Türkiye ekonomisine son 30 yıllık çatışma ve askeri operasyonların toplam maliyeti resmî açıklamaya göre 1,2 trilyon ABD doları; diğer bir deyişle, yıllık maliyeti yaklaşık 40 milyar ABD doları yapmaktadır. Bu da son yıllarda verilen yıllık cari açık tutarına denk gelen bir meblağdır. Bu durum, 20 yılda milli geliri her yıl yaklaşık yüzde 1,5 geriye düşürmüştür. İktidarın kendi bekası adına Türkiye’de ve Ortadoğu’da sürdürdüğü savaş, silahlanma ve çatışma politikalarının, ortak toplumsal yaşam ve genel ekonomi üzerindeki çarpan etkisi giderek büyümektedir. Türkiye’nin iç ve dış politikada ihtiyacı olan son şey toplumsal kutuplaşmadır, gerginliktir, güvenlikçi politikalardır, komşularımızla çatışma ve savaş ortamlarına dahil olmaktır”

KİŞİYE ÖZGÜ DÜZENLEME

Üçüncü madde kapsamında Genelkurmay Başkanı’nın görevi birer yıllık süre ile 72 yaşına kadar Cumhurbaşkanı kararıyla uzatılabilmesi yer almaktadır. Halen Genelkurmay Başkanı için yaş haddinden emeklilik yaşı 67 olduğu için, Orgeneral Yaşar Güler’in 18 Eylül 2022 tarihinde emekli olması gündeme gelecektir. Torba kanun teklifinin bu şekliyle yasalaşması halinde, Orgeneral Yaşar Güler’in Genelkurmay Başkanlığı görevi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bu yıl da uzatılabilecektir. Bu düzenleme her şeyden önce ‘kamu personeli arasında anayasal eşitlik ilkesi’yle çelişmektedir.

ANAYASA’YA AYKIRI

Bu madde kişiye özgü, herhangi bir nesnel gerekçeye dayanmayan boyutu itibariyle Anayasaya aykırılık niteliği taşımaktadır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz. Yaş sınırının yükseltilmesinde tek ölçü liyakattir, ancak bu yetkinin Cumhurbaşkanına verilmesi de kabul edilemez. Madde tamamen Genelkurmay Başkanı için kişiye özgü olarak hazırlanmıştır. Bu bağlamda yaş haddi konusunun anayasal aykırılık, kişiye özgülük, liyakat ilkesi ihlali olarak değerlendirilmesi mümkündür. Bu bir konjonktürel düzenlemedir.

“ASKERİ HARCAMA ARTTIRILIYOR”

Madde 12’deki düzenleme ile genel bütçeye yük getirmeksizin döner sermaye işletmelerine ilave sermaye tahsis edilmesi, ilk defa kurulacak işletmelerin sermaye ihtiyacının karşılanması ve tahsis edilen sermaye miktarının beş katına kadar artırılmasının Cumhurbaşkanı kararı ile yapılması, ayrıca Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığına bağlanması nedeniyle uyum düzenlemesi yapılması amaçlanmaktadır. Bu teklifte her ne kadar genel bütçeye yük getirmeksizin MSB’ye bağlı döner sermeye işletmelerine ilave sermaye tahsis edilmesi ve tahsis edilen bu bedelin Cumhurbaşkanı kararıyla beş katına kadar çıkarılması isteniyorsa da; kanun teklifi işsizlik ve yoksulluk sarmalındaki yurttaşlarımızın yaşamlarındaki ekonomik iyileştirmeler yerine askeri harcamaların artırılmasına odaklanmaktadır. Adeta ekonomik bir kıyamet içinden geçtiğimiz bu süreçte böylesi bir düzenlemenin kamu yararına olmadığı açıktır.

HANGİ ÜLKELERDEYDİLER?

Kanun teklifinde yer alan 16’ncı madde astsubaylığa geçmek için uzman erbaşlara verilecek sınav hakkına ilişkin bir düzenlemedir. Buna göre başvuru şartlarına sahip, ancak yurtdışında operasyon için görevli oldukları için veya sınava katılamadıkları için bu sınava giremeyenlere sınav hakkı tanınması için yapılan bir düzenlemedir. ‘Yurt dışı operasyon nedeniyle kaç kişi bu sınavlara katılamamış veya başvuramamıştır? Yurtdışında olduğu için bu sınava katılamayan kişiler hangi yıllarda neredeydiler? Hangi ülkelerdeydiler?’ sorularını sorduğumuzda bir cevapsızlıkla karşı karşıya kalıyoruz.

BEDELLİ ASKERLİK

Bu madde bedelli askerliğe ilişkin getirilen 17’nci madde ile hem ödeyecekleri bedel hem de kimlerin bedelli askerlikten yararlanamayacağına dair yeni düzenleme yapılmaktadır. Madde bedelli askerlikten kimlerin yararlanamayacağını düzenlemektedir. Buna göre bedelli askerliğe başvurmuş, iki ay içerisinde ödemelerini yapamayanlar veya vazgeçenler bedelli askerlikten yararlanamayacaktır. Bu yeni düzenleme ile yoklama kaçağı, saklı veya bakaya olanlar her yıl için 9 bin 500 TL ek ödeme yapacaklardır. Öncelikle mevcut durumda bedelli askerliğin ücreti 56 bin 506 TL’dir. Mevcut bedelli askerlik tutarı ve asker kaçağı olduğu için verilen cezalar fahiş düzeyde yüksektir. Mevcut ekonomik buhran göz önünde bulundurulduğunda, gençlerin büyük çoğunluğu bırakın bedelli askerlik yapmayı, gidemediği için sırtlarına binen cezayı ödeyecek durumda değildir.

Daha da önemlisi, parası olanlar bu sürecin dışında kalabilecekten, yoksullar bu imkana sahip olamayacaklardır. Bedelli askerlik, ekonomik durum kötüye gittikçe başvurulan bir ‘para kaynağı’ olarak kullanılmaktadır.

“VİCDANİ RET HAKKI YASALLAŞTIRILSIN”

Zorunlu askerlik, gençlerin sosyal ve ekonomik yaşamdan uzaklaşmasına neden olmaktadır. Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası sözleşmeler, AİHM kararları ve aynı zamanda inanç ve vicdan özgürlüğü hakkını söz konusu eden Türkiye Anayasası, vicdani ret hakkının da yasalaştırılmasını gerekli kılar. Eline silah almak istemeyen gençlerin zorunlu askerlik yapmama hakkının güvence altına alınması gerekir. Mevcut düzenleme Anayasa’nın eşitlik ilkesine de aykırıdır. Yurttaşların gelirlerinin farklılık gösterdiği gerçeği bilinmektedir. Bu bağlamda, Anayasa’daki eşitlik ilkesinin ihlal edilmemesi için herkesten geliri oranında askerlik bedeli alınmasının düzenlenmesi gerekmektedir.

Öte yandan bedelli askerlikten yararlanmak isteyen kamu ve/veya özel sektör çalışanlarının ‘aylıksız ve ücretsiz’ izne ayrılması yerine ‘ücretli’ izinli sayılması gerekmektedir. Bugün insanlar zar zor iş bulmaktadır. İşlerini bıraktıkları takdirde tekrar işe girmeleri çok zor olmaktadır.

Bozdağ’dan KPSS açıklaması: Cumhurbaşkanımız derhal duruma müdahale etti Bozdağ’dan KPSS açıklaması: Cumhurbaşkanımız derhal duruma müdahale etti

DÖVİZLE ASKERLİK BEDELİ

Madde 12 ile dövizle askerlik yapma hakkı olup bu hakkı kullanmayalar ve bir takvim yılı içerisinde 184 gün ve üzerinde yurt içinde bulunan kişilerin dövizle bedelli askerlik yapmaları düzenlenmektedir. 2022 yılı itibarıyla dövizle bedelli askerlik tutarı Euro bazında 4 bin 402 eurodur. Bu rakamın TL karşılığı bugünkü kurla 80 bin 644 TL’dir. Bu madde ile 31 Aralık 2025 tarihine kadar bu kişilerin bedelli için başvuru yapmaları düzenlenmektedir. İktidar yurtdışında yaşayan vatandaşları bedelli askerlik üzerinden adeta sömürmek istemekte, bedelli askerliği fırsata çevirmek istemektedir. Adeta iktidar döviz ihtiyacını bedelli askerlik üzerinden de karşılamak istemektedir.”

Kaynak: Mezopotamya Ajansı