Türkiye’nin, ‘kudretli’ insanları, kendisini ülkenin, ‘efendisi’ zannedenler, bu söylemi sürekli olarak kullanırlar: ‘Vatan, Millet, Sakarya’!

 

Halkı uyuşturmada en önemli afyondur. Toplumu, ‘kışkırtmada’ kullanılan iyi bir kozdur. 12 Eylül faşist generaller çetesinin en çok başvurduğu söylemdir. Bu söylemi kullanan bürokrat, bakan, emniyet mensubu, subaylar önemli orandadır.

 

Devletin birçok kademesinde görev almış, Mehmet Ağar, ‘Vatan, Millet, Sakarya’ söylemini en çok kullananlardandı. Sadece devlette görevli olduğu dönemde değil, ‘derin devlet’te görevlerinde de, en çok ‘başvurduğu’ söylemdir.

 

Balıkesir’in Susurluk ilçesinde kaza yapan Mercedes arabadan saçılan ‘bilinmeyenlerle’, ‘Vatan, Millet, Sakarya’ kahramanları bir süre daha devam ettiler söylemlerine.

 

O zaman sormak gerekiyordu? Vatan, uyuşturucu ticaretinden sermayelerini katlamak mıydı? Kumar paralarını paylaşmak için rakiplerini ekarte etmede cinayetlere mi başvurmaktı? Yoksa mafya, siyasetçi, emniyet mensuplarını ortak noktada buluşturmak mıydı?

 

Yoksa ‘bin operasyon’ yaparak, masum insanların katledilmesi ve ‘faili meçhul’ cinayetler miydi?

 

Başkalarına verilen cezalara, ‘takdiri adalet’ diyen Ağar kendine verilen ve Yargıtay tarafından onanan ceza için, "Sevenlerimizi mahcup edecek bir durum içinde kalmadık. Hizmet kusuru atfedilebilir ama suç atfedilemez" şeklinde konuştu.

 

M. Ağar zaten suçunu itiraf ederek, ‘bin operasyon yaptık‘ diyebilmişti.

 

Avukatları Adalet Bakanlığı’na başvurarak, ‘‘Bodruma yakın, yüksek güvenlikli bir cezaevinde‘ tutulmasını talep etmekteler.

 

Peki ne oldu? ‘Vatan, Millet, Sakarya‘‘  söylemleriyle çıktığınız yolda, ‘korkularınız‘ mı depreşti?

 

Diyordunuz ya, ‘vatan için canımız feda‘, birkaç yıllık cezaevi yaşamına dahi katlanamıyorsunuz. Aslında avukatlar, M. Ağar için, ‘yüksek güvenlikli bir otel‘ tahsis etseler daha iyi.

 

Bodrum’a yakın bir cezaevi talebi var. Sebep, M. Ağar’ın ailesine, ‘yakın olması‘. Pozantı cezaevinde tacize uğrayan 15-16 yaşında çocukların, Ankara Sincan cezaevine gönderilerek, ailelerinden, ‘uzaklaştırılması‘ gündemdeyken hem de. Siyasi tutuklular yıllarca ailelerine yakın cezaevlerine sevk için dilekçe verip, karşılık bulamazken. M. Ağar ailesinden uzak bir cezaevinde yatarsa, Adalet bakanı ayıp etmiş mi olur?

 

Bir insan için en büyük ceza nedir biliyor musunuz? Onlarca yıl cezaevinde yatmaktan daha büyük bir ceza, halk düşmanı olarak anılmaktır.

 

M.Ağar’ın, demokrasi güçleri, Türkiye emekçileri, sosyalistleri, ezilen azınlık milliyetleri, ötekileştirilmiş farklı inançları, kısacası Anadolu’nun cefakar halkı arasındaki namı halk düşmanı, faşisttir. Bir insana verilecek en büyük ceza da, bu olsa gerek.

 

M. Ağar, işlemiş olduğu suçlarla ilgili cezasını çekmelidir. Bir ülkede demokrasi ve hukuktan söz ediyorsak, gerekli yasal uygulamalar yapılmalıdır. Kim ki, hukuksuzluk yapmışsa, demokrasi ile bağdaşmayan davranışlarda bulunmuşsa, yargı da bunu tespit edip cezalandırıyorsa, cezasını çekmelidir.

 

M.Ağar’ın, mağdur ettiği yığınla insan var. Mağdur olan insanlar gerekli girişimlerde bulunmalıdır. Mağdurların, mağduriyetleri giderilmeyebilir. Ama, M. Ağar’la karşı-karşıya geldiklerinde, gözlerinin içine bakarak hesap sorabilmeliler.