Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, Hanefi Avcı'nın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a yazdığı mektubun bir kısmını köşesine taşıdı.

FETÖ ve PKK ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle önce savunması istenen sonra da rütbesi, silah ruhsatı ve pasaportu alınan Hanefi Avcı, Erdoğan'a yazdığı açık mektupta, İçişleri Bakanlığında hukuka, yasala görev tanımlarına aykırı işler yapıldığı iddialarını gündeme getirdi.

Barış Pehlivan'ın "Erdoğan’ın masasındaki 5 sayfalık mektup" başlıklı yazısı ilgili bölümü şöyle:

"Avcı mektubuna, 'Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile dünden bugüne mücadelede müspet veya menfi rol alan herkesin ve benim durumumu en iyi bilenlerdensiniz' diye başlıyordu.

Bugüne kadar terör örgütlerine karşı mücadelesini ve başına gelenleri anlatıyor, sonunda ise şu çarpıcı tespitleri yapıyordu: 

'Esasen bir süredir İçişleri Bakanlığı’nda hukuka, yasaların tanımladığı görev, yetki kurallarına aykırı olarak işlemler yapıldığına dair emareler vardır. Bu hususların bazısını kısaca özetlemek gerekirse,

1- Son zamanda rütbesi alınan emekli Emniyet mensupları; haklarında FETÖ mensubu olduğu yolunda ciddi inandırıcı emareler olan kişiler değil, bakanlık ve yönetimi eleştiren kişiler olduğu, bu kişileri cezalandırmak, diğer emsallerine gözdağı vermek amacıyla bahanelerle hukuka aykırı rütbe, kimlik alma, ruhsat iptali işlemlerin yapıldığı,

Erdoğan'dan 6'lı Masa'ya: Bunlar her toplantıda sadece bir sonraki toplantıyı kimin evinde yapacaklar onu konuşuyorlar Erdoğan'dan 6'lı Masa'ya: Bunlar her toplantıda sadece bir sonraki toplantıyı kimin evinde yapacaklar onu konuşuyorlar

Bu soruşturmaların Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bilinen yerleşik usul ve uygulamaları dışında usulsüz olarak yürütüldüğü,

2- İçişleri Bakanı’nı eleştiren bazı basın mensupları hakkında soruşturmaların hukukun gerektirdiği yetkili yargı ve Emniyet birimlerinden gizlenerek Ankara’da yargı birimleri ve Emniyet mensuplarınca, bu konularda bilinen usul ve esaslara uyulmadan, hukuka aykırı bir biçimde yapıldığına dair belgeli örnek olaylar vardır.

3- Basına intikal etmiş haberlere göre başka yetkili adli yargı mercilerinde soruşturmaları gereken olayları hukuka aykırı olarak yetkili olmayan Ankara’ya taşıyarak dolayısı ile kolay yönlendirdiği Emniyet birimlerince soruşturma yapılmasına çalıştığı, bu taleplerini karşılamayan Ankara’da görevli savcı A. T. başka yere tayinin yapıldığı basında yer almıştır. Bu durum İçişleri Bakanı’nın hukuku ihlal ederek adaleti, denetiminde olan polis birimi üzerinden istediği gibi etkilemeye çalıştığını göstermektedir.

4- Yine sayın bakanın ‘bazı büyük yolsuzluk olaylarına karışan, uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla haklarında soruşturma yapılan şüphelilerle’ geçmişte makamında görüşmeler yaptığı, bu konuda basına fotoğraflar yansımıştır,

5- Soruşturma altında bulunan bazı şüphelilerin kaçması için haber salındığı yolunda yine basında yer alan iddialar vardır.”

Hanefi Avcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a madde madde uyarıda bulunduğu mektubunu şöyle sonlandırıyordu:

'İçişleri Bakanlığı’nda yapılan iş ve işlemler üzerinde yukarıda belirtilen konularda inceleme, araştırma ve denetleme yaptırılması gerektiği açıktır.'

Sanki Avcı’ya, 'Haliç’te Yaşayan Simonlar' kitabını 2010’da yazdıran sürecin benzeri yaşanıyordu. O dönem Başbakan olan Erdoğan, Avcı’nın Fethullahçıları ifşa etmesini “Bu iddiaların üzerinde durmak gereksiz” diye karşılamıştı. Sonrası malum.

Mehmet Akif’in 'Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın' duasını çok sık duyarız. Aynı Akif’in benzer dizelerini ise çok sık unuturuz: 'Tarihi ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar; / Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?'

Yine sonrası malum olmasın."

Yazının tamamı burada.