Koronavirüsü yenen Bilim Kurulu Üyesi Ünal: Virüs kadar sahte sosyal medya hesaplarıyla da uğraştım

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi olan Ünal, geçen günlerde virüse yakalandı ve üç haftada atlatarak çalışmalarına geri döndü

Koronavirüsü yenen Bilim Kurulu Üyesi Ünal: Virüs kadar sahte sosyal medya hesaplarıyla da uğraştım

Bilim camiasının önemli isimlerinden olan Prof. Dr. Serhat Ünal, yeni tip koronavirüs salgınıyla mücadele sürecinde de en ön saflarda yer alıyor.

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi olan Ünal, geçen günlerde virüse yakalandı ve üç haftada atlatarak çalışmalarına geri döndü. 

Bu süreç içerisinde hastalıkla mücadele ederken, sahte sosyal medya hesaplarıyla da uğraşmak zorunda kaldığını söyleyen Ünal, yaşadıklarını Independent Türkçe'den Esra Öz'e anlattı. 

Yoğun iş temposu içerisinde virüsün nasıl bulaştığıyla ilgili detayı bilemediğini kaydeden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal, şunları söyledi:

Dört hafta önce halsizliğim ve bitkinlik şikayetlerim vardı. Çalışmaktan olduğunu düşünüyordum. Hafta sonu halsizliğim o kadar arttı ki hastanemde servis vizitemi tamamlayamadım. Eve gidip dinlendim, ancak akşama ateşim yükseldi. Böyle bir durumda aksi ispat edilmediği sürece ne olduğu bellidir. 

Ertesi sabah yüksek ateş, halsizlik bitkinlik ve şiddetli kas ağrısı yakınmalarıyla kendi hastanemde test yaptırdım. Testim pozitif çıktı ve tedaviye evde başladık.

Hastalığın başlangıcında rahat olduğunu; fakat iki gün sonra ateşi düştükten sonra yeniden çıkmaya başladığını anlatan Prof. Ünal, "Halsizlik ve bitkinle birlikte kas ağrısı yaşadım ama öyle bir kas ağrısı ki gece sizi uyutmayacak kadar şiddetli oluyor. Halsizlik, bitkinlik, kas ağrısı ve ateş devam ederken, çok şiddetli bir ishal başladı. Ama bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal öyle bir tablo ki, kaybedilen su da ayakta duracak halim kalmadı. Öyle olunca hastaneye yattım. Sağ olsun Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ndeki arkadaşlarım bana çok iyi baktılar" diye konuştu.

Tedavi sürecine ilişkin yaşadıklarını anlatan Prof. Ünal, şöyle devam etti:

Bulantı ve kusma olduğu için eksik olan sıvının yerine konması, damardan beslenmenin düzgün yapılmasıyla 7-8 günlük tedavinin sonunda oldu. Kendime geldim, toparladım. Bu arada ateşim düştü, kas ağrılarım azaldı. 

Laboratuvar değerlerimde epey bir bozukluklar vardı, onlar yavaş yavaş normale dönmeye başladı. Böylece üçüncü haftaya geçerken, oldukça iyi seyredilecek durumda eve geri döndüm. Bir hafta da evdeki tedavi sürecim devam etti.

Tedavi süresinin sonunda bulaştırıcılığın devam edip etmediğinin test edilmesi gerektiğine dikkat çeken Ünal, "İki tane PCR testim negatif çıktı, artık ben virüsü vücudumdan attım. Antikorlarım da takip eden günlerde pozitif hale geldi. Bu hafta işe başladım. Bu süreci ailem, beni takip eden doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanları arkadaşlarım, dostlarım ve beni sevenler sayesinde atlattım" dedi.

“Kaygılarımdan biri işlerimi yarım bırakmaktı” diyen Ünal, tedavi ordusundaki görevine geri döndüğünü ve hastalarıyla çalışmaya başladığını kaydetti.  

Bu sürecin ilk anında aklına üç şeyin geldiğini söyleyen Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

İlk olarak, ben bu işin başında eğitim verenlerden biriyim. İnsanları 'Maskenizi takın, ellerinizi yıkayın' diye uyarıyorum. Sağlık personeline ayrı anlattım, vatandaşlara ayrı anlattım. Benim yakalanmam da ise, bu değişik bir hastalık yani ne kadar tedbirli olursanız olun, özellikle hasta odasına giriyorsanız -ki esas işim- orada maske, eldiven, şapka üzerine gömlek giyilecek. Bunları sık sık yaptığınız zaman dahi bir yerlerde hata olabiliyor. Nerede olduğunu bilmiyorum. Ama bir şey oldu ki, bana bulaştı.

"Ben bu kadar tedbirliyken, bana bulaştıysa, 'Acaba ben başkalarına bulaştırdım mı?' sorusu insanın beynini hemen kemirmeye başlıyor" diyen Prof. Ünal, "Onun için Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı filyasyon var. Ben kimlerle temas ettim diye düşünürken, il sağlık müdürlüğünden arkadaşlar beni aradı. Temaslarım öğrenilerek, herkes tek tek test edildi. Çok şükür, bir bulaş söz konusu değil" ifadelerini kullandı. 

Prof. Ünal, "Önemli sorumluluklar yüklendik, hasta bakımı, hastanenin planlanması, Bilim Kurulu. Dışarıda kendi meslektaşlarımıza ve vatandaşlarımıza eğitim programlarının bir süre yapılamayacağını düşündüm. Bunlarla eş zamanlı olarak 'Ben ne olacağım?' sorusu da aklımda takıldı. 'Acaba süreç ağır seyreder ve kötü bir sonuç olur mu?' diye düşündüm; ancak kendimi Hacettepe sistemine emanet ettim, bana en iyi şekilde bakılacağını biliyordum" dedi.

Zorlu süreçle mücadele ederken sosyal medyada benim adıma sahte hesaplar açıldığını öğrendiğini belirten Ünal, “Arkadaşlarım benim adıma yazılan yorumları ilettiklerinde durumu öğrendim. Başlarda haberlerden alıntı yapan hesaplar, ilerleyen dönemlerde benim hiç söylemediğim yorumları da paylaştı” diye konuştu. 

Ünal, sosyal medyadaki sahte hesaplardan rahatsızlığını şu sözlerle dile getirdi:

Bu konuda hukuki süreci başlatacağım. Bu nedenle kendi hesabımdan, video çekerek bu hesap dışında kişisel sosyal medya hesabım olmadığını duyurdum. Başkalarının adına, hiç söylemediği sözleri söylemiş gibi göstermek çok yanlış.

Türkiye’de Kovid-19 salgın sürecinin yönetiminde en önemli avantajlardan birinin sağlık sistem altyapısının iyi kurgulanmış olduğunu söyleyen Ünal, vatandaşlara şu uyarılarda bulundu:

Sağlık personelimiz iyi tedavi ediyor. Tabii bu süreçte en önemli noktalardan biri korunma oluyor. Evde kalın, mecbur kalmadıkça dışarı çıkmayın. Eğer çıkmak zorunda kalırsanız, maske takın ve sosyal mesafenizi koruyun. Ellerinizi sık sık ve 20 saniye süreyle yıkayın. Sağlıklı ve dengeli beslenin, uykunuza özen gösterin. Mümkün olduğunca spor yapın.

Güncelleme Tarihi: 04 Mayıs 2020, 14:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER