"İstanbul İstihbarat Şube Müdürü çalışma yapılmasına izin verseydi Dink öldürülmeyecekti"

Ali Fuat Yılmazer dink davasında savunma yapmaya devam etti

"İstanbul İstihbarat Şube Müdürü çalışma yapılmasına izin verseydi Dink öldürülmeyecekti"

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katledilmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davada dönemin İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer savunmasına devam ediyor.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen duruşmaya tutuklu sanıklar eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, dönemin İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, tutuksuz sanıklar Trabzon eski Emniyet Müdürü Reşat Altay ve dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler katıldı. Duruşma başlarken mahkeme başkanı Ali İhsan Horasan, yargılama sırasında birçok kez avukatı değişen Akyürek'in vekaletini üstlenen son avukatın hakim olduğu bilgisini verdi. Akyürek de "Hayırlı olsun" diye yanıt verdi.

Savunmasına devam eden Yılmazer, ağırlıklı olarak iddianamede emniyet ve orduda tasfiyelerin gerçekleşmesi için mevzuat dışı kurulduğu belirtilen ulusalcılık faaliyetlerinin takip edildiği İstihbarat Daire Başkanlığı C-5 Büro ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“Ahmet İlhan Güler çalışma yapılmasına izin verseydi Dink öldürülmeyecekti” diyen Yılmazer, bu çalışmaların neden yapılmadığının sorgulanması gerektiğini söyledi.

Ergenekon davası sanıklarından olan ve Nisan 2015'te hayatını kaybeden Muzaffer Tekin'in Mayıs 2006'da gerçekleştirilen Danıştay saldırı sırasında İstanbul tarafından dinlendiğini ifade eden Yılmazer, “Tekin'in saldırıyı gerçekleştiren Alparslan Arslan ile bağlantısı var. Ahmet İlhan Güler, Tekin ile Arslan arasında geçen 50 saniyelik konuşmaya 'Hal hatır sorma konuşması' diyor. Güler'in koruması altındayken işleniyor Danıştay saldırısı. Paralel çete karşınızda duruyor” diyerek tepki gösterdi.

Yılmazer, İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube'de illegal bir büro yapılanması olmadığını savunarak, “Gizli yapılandırılan bir büro değildir. Savcılıkta 2006'nın ikinci yarısında C-5 isminde bir büro kurduğumu söylemedim ancak savcı böyle yazmış” dedi.

Yılmazer, 2007 öncesi büroda Ergenekon sözünün doğrudan geçmediğini savunarak, “Ulusalcı grupların tehdit oluşturduğunu, azınlıklara yönelik nefret söylemleri geliştirildiği için çalışma yaptım. İnkar etmiyorum. İstihbarat Daire Başkanı imzasıyla iltisaklarının ortaya çıkarılmasını istedim. El-Kaide çalışmasının yanında ciddi mesai harcadım buna. Ancak oradaki isimlerin yüzde 1'i yoktur Ergenekon davasında” dedi.

Kadrosu Uzun zamanında oluşturuldu Yılmazer, savcılığın 2014'te İstihbarat Daire Başkanlığı'ndan C-5 Büro ile ilgili yönetmelik değişliği olup olmadığını sorduğunu sorduğunu aktardı.

Dava sanıklarından Engin Dinç'in o dönem başında olduğu İstihbarat Daire Başkanlığı'nın verdiği cevapta yönetmelik değişikliğinden bahsedilmediğini söyleyen Yılmazer, “2012 tarihindeki onayı söylüyorlar ve bu tarihte kurulduğunu söylüyorlar C-5 büronun. Ancak o dönem İstihbarat Daire Başkanlığı'nda birçok büroya ilave bürolar açılmıştır. Ben tutukladıktan sonra yönetmelik değişikliği olduğunu söylediler verdikleri yazıyla” diye konuştu. Yılmazer söz konusu büronun eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun zamanında şekillendirildiğini ve kadrosunda değişiklik yapılmadığını belirterek, “Dışarıdan bir tane adam getirmemişim nasıl cemaat yapılanması bu” diye sordu. Duruşmaya öğle arası verildi.

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2017, 23:40

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >


YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER