Demirtaş: Kürt fobisi ve Kürt karşıtlığı Türkiye’yi dış politikada edilgen kıldı

Demirtaş,Suriye meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Demirtaş: Kürt fobisi ve Kürt karşıtlığı Türkiye’yi dış politikada edilgen kıldı

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BirGün'den Sebahat Karakoyun'un sorularını yanıtladı.

Kongre sürecinden dış politikaya kadar birçok soruya cevap veren Demirtaş,  “ABD ve Rus askerlerinin Rojava’da ne işi var' sorusunun cevabı şudur" diyerek, "Türkiye olarak siz orada olmayı kabul etmediğiniz için, Kürtlerle ittifak yerine Nusra vb. ile ittifak yapmayı tercih ettiğiniz için varlar" ifadesini kullandı.

Dış polikayla ilgili sorulanrı yanıtlayan Demirtaş, "Kürt fobisi ve Kürt karşıtlığı Türkiye’yi dış politikada edilgen kıldı" dedi.

Kongrede kadro düzeyinde yenilenme olacağını ifade eden Demirtaş, "Kongre zemini aynı zamanda eksiklik ve hatalarımızla samimi bir yüzleşme ve doğru pratiği örgütleme fırsatıdır bizler için. Tabii kongrede kadro düzeyinde de yenilenme olacaktır. Eş Genel Başkanlık kurumu dahil, her düzeyde yenilenme olabilir" dedi.

Selahattin Demirtaş'ın yazılı olarak ilettiği sorulara Edirne F Tipi Cezaevi’nden verdiği yanıtlar şöyle:

Siz ve arkadaşlarınızla ilgili tutukluluk ve dava süreçleri, ardından referandumla ülkede adı konulan yeni rejim… Neler söylemek istersiniz sürece dair?

Türkiye’de 7 Haziran seçimleriyle birlikte planlı bir otoriterleşme süreci adım adım işletiliyor. Tabii, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin önlenmesi aslında yeni bir demokratik ortak aklın hayata geçirilmesi için de fırsat yaratmıştı. Ama ne yazık ki AKP bunu kendi ajandasını hayata geçirebilmenin fırsatı olarak görerek OHAL’le birlikte bu yeni rejimin inşasına hız verdi. Tutuklanmamız da bunun bir parçasıdır. Durumun bu kadar vahim hale gelmesinde en büyük vebal de yargı kurumunundur. Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere mahkemelerin büyük bir kısmı bu akıl dışı politikalara ya isteyerek ya korktukları için veya çaresizliklerinden dolayı destek oldular, oluyorlar. Onurlu yargıçların artık bu gidişata dur diyerek hukukun üstünlüğünü esas alan bir tutum sergilemeleri gerekir. Tabii esas görev muhalefettedir. Toplumsal ve geniş tabanlı bir muhalefeti örgütlemeden, bağımsız, tarafsız ve adil bir yargı da kendiliğinden ortaya çıkmaz, çıkamaz.

Saray öncülüğünde AKP, 2019 hedefine yönelik hamlelerini sürdürüyor. Erken seçim iddiaları var. Sizin öngörünüz ne?

Olabilir tabii ki. AKP-MHP ittifakı kendileri açısından en avantajlı koşulları yaratır yaratmaz seçim takvimini belirleyeceklerdir. Şu anda ülkede serbest seçim koşulları yoktur. Öncelikle bunun oluşması için OHAL’e, baskılara ve adaletsizliklere karşı etkili bir mücadele yürütmek gerekir. Yoksa yarınki koşullar bugünden de ağır olacaktır ve o koşullarda yapılacak her seçim faşizmin seçim yoluyla sözde meşruiyetini tescil dışında hiçbir işe yaramayacaktır. Seçim dediğimiz şey ancak tam demokrasi koşullarında meşru bir yöntemdir.

16 Nisan’da sandığa yapılan müdahaleler, OHAL koşulları dikkate alındığında bu koşullarda gidilecek bir seçim çözüm getirir mi?

Tam tersine kamplaşmayı ve kaosu derinleştirir. Eşit ve özgür bir ortamda yapılacak adil seçimleri AKP kazansa bile, bu elbette meşru olacaktır ve çözüm üretebilir. Ancak mevcut koşullarda kim kazanırsa kazansın çözüm üretemez.

“Hayır” kampanyası ve ardından Adalet Yürüyüşü sürecini de dikkate alarak, AKP-MHP bloku karşısındaki muhalefet cephesinin önümüzdeki süreçte de devamı mümkün mü, nasıl bir yol izlenmeli?

Son derece esnek, evrensel demokratik değerlerde ve ilkelerde en geniş toplumsal kesimleri eşitler arası bir hukukla, yuvarlak bir masada bir araya getirebilmek, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından hayati derecede önemlidir. Bunun öncülüğünü siyasi partiler yapsa bile, asıl aktörü ve öznesi toplum olmalıdır. Türkiye’nin birliği içerisinde eşit, özgür, demokratik bir yaşamı ve sistemi arzulayan herkes bu yuvarlak masada yer alabilmelidir. HDP de bu çerçevede ülkenin ve toplumun çıkarları doğrultusunda katkı sunmaya zaten hazırdır. Bunun dışında kim faşizmde, kim tek adam rejiminde birleşir bilemeyiz. Biz, ezilen ve baskı gören en geniş kitleleri bir araya getirerek Türkiye’yi düze çıkarabiliriz. Buna inanmalı ve partizanca davranmak yerine halkçı olmalıyız. Biricik kurtuluş yolu da budur. Türkiye’de demokratik bir sistem ve dengeler oturduktan sonra her türlü siyasi rekabet daha anlamlı ve mümkün olabilir. Fakat şimdi faşizme karşı en geniş toplumsal muhalefeti açığa çıkarmak gibi tarihi bir görevimiz olduğu inancındayım.

Erdoğan’ın dış politik hamleleri ve “dost-düşman ülke” tanımını sürekli değiştirerek attığı adımlarla ülke nereye sürükleniyor?

Dış politika uzun süredir vizyondan, stratejik plandan yoksun kalmış durumdadır. Türkiye, bölgesinde ve uluslararası alanda kredisini, itibarını ve etki gücünü sıfırlamış bir ülke konumundadır artık. Kürt fobisi ve Kürt karşıtlığı Türkiye’yi dış politikada edilgen kıldı. Oysa Suriye başta olmak üzere Kürtlerle yapılacak ittifaklar hem Ortadoğu’ya hem de Türkiye’ye barışı daha kolay getirebilirdi. Bundan en çok da bizler, yani Türkiye toplumu fayda görürdük. Ama AKP bütün köprüleri yıkarak ilerlediği için manevra bile yapamıyor artık. Oysa Türkiye özellikle Rojava ile stratejik ittifak yapabilseydi, Suriye barış görüşmeleri Cenevre’de, Astana’da, Soçi’de değil Ankara’da yapılabilirdi. Çözüm süreci başarılı olsa ve AKP bu süreci elinin tersiyle itmeseydi büyük ihtimalle böyle de olacaktı. Biz HDP olarak hep bunun için uğraştık. Ama gelinen noktayı görüyorsunuz işte. “ABD ve Rus askerlerinin Rojava’da ne işi var” sorusunun cevabı şudur: Türkiye olarak siz orada olmayı kabul etmediğiniz için, Kürtlerle ittifak yerine Nusra vb. ile ittifak yapmayı tercih ettiğiniz için varlar. Ancak her şeye rağmen yeni köprüler kurmak, yeni kapılar açmak için çabalamaya devam etmeliyiz.

HDP beşinci yılını kutladı. Siyaset öncelikleriniz, parti politikalarınız açısından bir yenilenmeye ihtiyaç var mı?

HDP şu anda olağan kongre sürecinde. Bunların hepsi elbette Kongre’ye kadar yapılacak konferanslarda ve Büyük Kongre’de tartışılacak. HDP’nin temel politik çizgisi haklılığını ve doğruluğunu korumakla birlikte öncelikler meselesi, söylem, eylem tarzı elbette her an tartışılması gereken dinamik bir sürece tekabül eden konulardır. Partimiz bütün bu ihtiyaçlar çerçevesinde her türlü hazırlığını yaparak kongre sürecinden daha da güçlenmiş olarak çıkacaktır. Kongre zemini aynı zamanda eksiklik ve hatalarımızla samimi bir yüzleşme ve doğru pratiği örgütleme fırsatıdır bizler için. Tabii kongrede kadro düzeyinde de yenilenme olacaktır. Eş Genel Başkanlık kurumu dahil, her düzeyde yenilenme olabilir. Hepimiz buna açık olacağız. Bu vesileyle demokratik siyasete ilgi duyan bütün gençleri ve kadınları HDP’de yeni dönemde görev almaya davet ediyorum.

Seher’in ardından yeni bir kitap var mı sırada?

Bu sıralar davalara ve savunmalara yoğunlaştım normal olarak. Belki daha ileride yeniden yazabilirim. Şimdilik küçük küçük notlar alıyorum. Elbette dışarıda olsam da sanat ve edebiyatla daha fazla uğraşabilmeyi çok isterim. Halkın bu türden üretimlerime ilgisi beni hem onurlandırdı hem de çok mutlu etti. Bu kadarını beklemiyordum doğrusu. Herkese sonsuz teşekkürlerimi, selam, sevgi ve özlemlerimi iletiyorum.

Kaynak: Birgün

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2017, 20:54
YORUM EKLE