Cumartesi İnsanları: Susurluktan bu yana zihniyet hiç değişmedi

Susurluk Davası'nın kilit isimlerinin bir araya gelip fotoğraf paylaşmasını, "Devlet-mafya ilişkilerinde hiçbir şey değişmedi" şeklinde yorumlayan Cumartesi İnsanları, zihniyetin de aynı olduğunu söyledi

Cumartesi İnsanları: Susurluktan bu yana zihniyet hiç değişmedi

Balıkesir'in Susurluk ilçesinde 3 Kasım 1996'da meydana gelen kazanın ardından ortaya serilen devlet-siyaset-mafya ilişkilerinin başrolünde yer alan emekli Korgeneral Engin Alan, emekli Albay Korkut Eken, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı ve eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın Bodrum Yalıkavak Marina'da bir araya gelerek çektirdiği fotoğrafa tepkiler sürüyor. 

Dörtlü fotoğrafı değerlendiren Cumartesi İnsanları, cezasızlığın bir devlet politikası haline getirildiğini söyledi. 

ADALET KAVRAMININ KOKUŞMUŞLUĞU

Erdoğan Alayumat'un Mezopotamya Ajansı'nda yer alan haberine göre, fotoğraf karesinde yer alanlar Ankara Altındağ Nüfus Müdürü olarak görev yaparken 30 Eylül 1993’te kaçırılarak, 3 kurşunla öldürülen Abdülmecit Baskın davasının kilit isimlerinden. Baskın’ın oğlu Eren Baskın, fotoğrafın adalet kavramının kokuşmuşluğunun göstergesi olduğunu söyledi. Fotoğrafta yer alan eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın babasının dosyasında isminin sık sık geçtiğini ifade eden Baskın, “Mehmet Ağar, Nam-ı diğer AĞA, çocukluğumun karanlık geçen yıllarındaki başrol oyuncusudur. Aslına bakarsanız ülke yararına çaktıkları tek bir çivi yok. Etrafındakileri hakim, savcı, polis olarak yetiştirmiş, mafyatik ilişkilerini iyi kullanarak derin bir yapının bel kemiği olmuş bir insan” diye konuştu.

‘BİZ BURADAYIZ' MESAJI 

Türkiye’de her zaman derin yapılanmaların varlığını koruduğunu vurgulayan Baskın, bu yapının zaman zaman yetkinliğini kaybettiğini ancak adeta uyuyan bir “terör” hücresi gibi varlığını koruduğunun altını çizdi. Fotoğraf karesiyle “Bizler buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz. Biz ve bizim fikirlerimiz her zaman iktidardadır” denilmek istendiğine dikkat çeken Baskın, “Bu derin yapılanmanın herhangi bir yargılanma ile karşı karşıya kalmadan iktidarını sürdürmesi biz kayıp yakınları ve insan haklarına saygı duyan herkesi yaraladığını biliyoruz. Bu yapıda yer alan insanlar en korunaklı olduklarını düşündükleri yerde bir gün alaşağı olacaklar. Güzel günlerin geleceğine dair umudumuzla ve karanlıkla savaşmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

CEZASIZLIK BİR DEVLET POLİTİKASI

Fotoğraf karesinin yeni hak ihlallerinin habercisi olduğunu söyleyen 21 Mart 1995 yılında kaçırılıp 58 gün sonra 15 Mayıs 1995 yılında cansız bedenine ulaşılan Hasan Ocak'ın kardeşi Maside Ocak, “12 Eylül ve 90'lı yıllardaki kayıp dosyalarının bir kısmında Mehmet Ağar'ın, Kürt iş insanlarının katledilmesi ve kaybedilmesinde Korkut Eken'in, ölüm listelerinin oluşturulmasında Engin Alan'ın sorumluluğu mahkeme tutanaklarına geçti, itirafçılar tarafından kamuoyuna yansıtıldı. Buna rağmen cezasızlık geleneğinin devam etmesi bir devlet politikası olarak her zaman karşımızda durdu. Ağabeyim gözaltında kaybedildiğinde Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü’ydü. Soruşturma dosyasında ismi geçiyor olsa da hala ifadesi alınmadı. Geçmişten bu yana devletin himayesinde emir komuta zinciri içinde insanlığa karşı suç işleyenleri ortaya çıkaracak adli ve idari mekanizmaların olmayışından dolayı işlenen suçlar cezasız kaldı. Asıl ihtiyacımız olan evrensel hukuka uygun hareket edecek hukukçuların bu suçları ortaya çıkaracak yargılamaları yapması ve hakkaniyete uygun cezalandırılmalarıdır” dedi. 

‘UNUTMAYACAĞIZ, AFFETMEYECEĞİZ’

Faili meçhul dosyalarında gerçek bir yargılama olmadığı sürece gözaltında kaybetme ve faili meçhul cinayetlerin karanlıkta kalmaya devam edeceğini söyleyen Ocak, “Bu suçların planlanmasından başlayarak cezasız bırakılmasına kadar yaşanan tüm süreçte devlet yetkililerinin ve devlet tarafından kullanılan kirli şebekelerin işbirliği olduğu raporlara yansıdı. Eskiden derin devlet diye adlandırılan yapı şimdi sadece iktidarı koruyan değil yöneten haline geldi. ‘Kaybedilen mücadele terk edilen mücadeledir’ sözüne hep inandık. Hakikat ve adalet mücadelesini terk etmeyeceğiz. Kayıplarımızı unutturmayacağız, sevdiklerimizi kaybedenler yargılanıp cezalandırılıncaya kadar kaybedenleri de unutturmayacağız ve affetmeyeceğiz” diye belirtti.

DERİN DEVLET HEP VARDI

21 Kasım 1980 yılında gözaltına alınıp bir daha kendisinden haber alınamayan Hayrettin Eren'in kardeşi İlkbal Eren ise, fotoğraf karesinde yer alan isimlerin devletin karanlık yüzünün temsilcileri olduğunu söyledi.  Suç işleyen ve suça karışanların dokunulmazlık zırhı ile korunduğuna dikkat çeken Eren, “Fotoğrafla ‘görevimize devam ediyoruz’ mesajı verdiler. Yarın 5, öbürsü gün 6 isimle karşımıza çıkabilirler. Bunlar bizi şaşırtmamalı. Çünkü derin devlet her daim var olmuştur” dedi.

DOKUNULMAZLIK ZIRHI

Mehmet Ağar ismini ilk olarak kardeşinin gözaltına alındığı Gayrettepe Emniyeti’nde duyduğunu söyleyen Eren, “Ağar Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı iken ağabeyim Hayrettin Eren gözaltına alındı. Beş tanığa rağmen gözaltına alındığı inkar edildi. Aynı dönemde aynı yerde Mustafa Hayrullahoğlu, Süleyman Cihan ve Nurettin Yedigöl gözaltında zorla kaybedildi. Mustafa ve Süleyman’ın cansız bedenlerine ulaşıldı. İşkenceyle öldürüldüğü kanıtladığı halde Mehmet Ağar yargılanmadı. Yine aynı dönemde Ahmet Karlangaç, Osman Mehmet Önsoy işkenceyle öldürüldüğü halde Mehmet Ağar sorumlu tutulmadı ve yargılanmadı. 90'lı yıllarda özellikle de Mehmet Ağar'ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde sayamayacağımız kadar çok faili meçhul cinayet işlendi. Birçoğunun dosyasında adı geçtiği halde yargılanmıyor. Çünkü devlet eliyle insanlık suçu işlenmiştir ve bu suçu işleyenler de dokunulmazlık zırhıyla korunuyor” diye konuştu.

ZİHNİYET HİÇ DEĞİŞMEDİ

Susurluk’tan bu yana devlet-mafya ilişkilerinde hiçbir şey değişmediğini ifade eden Eren,  “Dün Beyaz Toros’larla insanları kaçırıp kaybettiler. Bugün siyah Transportlarla kaçırıp kaybediyorlar. Teknik aynı, zihniyet hiç değişmedi. Bu fotoğraf bunun göstergesidir. Bu isimler sahnenin arkasında da olsalar önünde de olsalar biz onları biliyoruz ve tanıyoruz. İşledikleri insanlık suçlarını onların yüzlerine vurmaya devam edeceğiz. Adalet önünde yargılanmadılar ama toplum vicdanında yargılandılar. Bizler gerçek adalet yerini bulana kadar onlardan hesap sormaya devam edeceğiz. Kayıplarımızı nasıl unutturmuyorsak bu ülkenin karanlık yüzlerini de unutturmayacağız” şeklinde konuştu.

Güncelleme Tarihi: 30 Ekim 2020, 18:51

YORUM EKLE
YORUMLAR
hale bak
hale bak - 1 ay Önce

ülke bu tür gayrimeşru yapılar yüzünden adam olmuyor.çünkü bunlar haksız yere can ve mal güvenliğini gasbeden tipler.birde devletin gücünü kullanarak yapıyor bu tip pis işlerini.

SIRADAKİ HABER