Amerika yaptırımlar için neden iki yıla yakın süre bekledi?

Türk-Amerikan ilişkilerinde başta Brunson’ın hala ev hapsinde tutulmasından kaynaklanan sorunların yarattığı kriz giderek büyüyor

Amerika yaptırımlar için neden iki yıla yakın süre bekledi?

Amerikan Alman Marshall Fonu Ankara Ofisi Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı, ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarını değerlendirdi.

Amerika’nın Türkiye’ye yönelik yaptırımlarının orta ve uzun vadede yapabileceği olası etkilerden özellikle endişe duyduğunu belirten Ünlühisarcıklı, Türkiye’nin NATO üyeliğinin bile tartışılır hale gelebileceği öngörüsünde bulundu.

Türk-Amerikan ilişkilerinde başta rahip Andrew Brunson’ın hala ev hapsinde tutulmasından kaynaklanan sorunların yarattığı kriz giderek büyüyor.

 Krizle birlikte Türk Lirası’ndaki hızlı düşüş de engellenemiyor. İki ülke ilişkilerinin tarihinde belki de en sorunlu dönemi yaşıyor. Amerikan yönetiminin geçen hafta iki Türk bakana yaptırımlar getirmesinin ardından, Cuma günü de Başkan Donald Trump’ın Türkiye’yi hedef alan sert bir Tweet atması, bu ilişkilerin geleceğine yönelik endişeleri ciddi ölçüde arttırdı.

Yaşanan durumu Amerikan Alman Marshall Fonu (GMF) adlı düşünce kuruluşunun Ankara ofisi direktörü Özgür Ünlühisarcıklı’yla konuştuk. Ünlühisarcıklı Skype üzerinden sorularımızı yanıtladı, Türk-Amerikan ilişkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

‘KRİZ DURUP DURURKEN ÇIKMADI’

GMF Ankara Ofisi Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı, ilişkilerin geldiği durumu oldukça alarm verici bulduğunu savunarak, şu andaki krizin aslında aniden ortaya çıkmadığına dikkati çekti.

Ünlühisarcıklı, Ankara’nın rahip Brunson’ın Amerika açısından önemini göremediği görüşünü dile getirdi. Ünlühisarcıklı şunları kaydetti:

“Türkiye-ABD ilişkileri uzunca bir süredir aslında zaten bir kötüleşme süreci yaşıyordu. Artık Washington'da Türkiye toksik bir konu haline geldi. Türkiye'nin dostları bile artık sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Geçtiğimiz yıl ‘Türkiye'yi cezalandırmalıyız’ söylemi yavaş yavaş Washington'da yayılmaya başlamıştı. Aslında Türkiye'de de böyle bir hava var. Türkiye'de de ABD toksik bir konu. Hiçbir konuda anlaşamayan seçmen grupları anti-Amerikancılık konusunda anlaşabiliyorlar. Herhangi bir olumsuzluk ortaya çıktığı zaman bunun müsebbibi bulunamıyorsa ‘Amerika yaptı’ dendiği zaman herkes tatmin oluyor. Dolayısıyla böyle bir ortam zaten vardı. Ankara'nın göremediği konu rahip Brunson konusunun Amerika'da ne kadar önemli hale geldiği. Özellikle Washington'da Kongre çevrelerinde öncelikle ne kadar önemli hale geldiğiydi. Türkiye'den bakınca sanırım şöyle görüldü; yani işte burada binlerce Amerika'da pastör vardır bunlardan birisinden bahsediyoruz ne kadar önemli olabilir ki diye düşünülüyordu ne kadar önemli olduğunu gördük.”

‘YAPTIRIMLARIN ORTA VE UZUN VADELİ ETKİLERİ DAHA ÖNEMLİ’

Amerikan yönetiminin Türkiye’ye yaptırımları ilk değil. 1970’li yıllarda da Washington’ın Kıbrıs ambargosundan sonra ilişkiler yine en zorlu dönemlerinden birini geçirmişti. Ancak Ünlühisarcıklı’na göre şimdiki yaptırımların öncekilere oranla farklılıkları var ve esas kaygı uyandırıcı unsursa bu yaptırımların orta ve uzun vadeli etkileri.

Hatta Ünlühisarcıklı’ya göre Türkiye’nin NATO üyeliğinin bile tartışılır hale geleceği bir süreç başlıyor olabilir:

“Şimdi gelinen noktada neden çok kötü bir durum diyorum Türkiye-ABD ilişkilerinin içinde bulunduğu durum için, daha önce de aslında ABD Türkiye'ye yaptırım uyguladı ama daha önceki yaptırımların hepsi Soğuk Savaş dönemine denk geldi ve aslında iki ülkenin yapısal olarak birbirine çok bağlı olduğu dönemlerde... İlk defa aslında Soğuk Savaş'tan sonra ve iki ülkenin birbirine yapısal olarak o kadar da bağlı olmadığı bir durumda bu yaptırım süreciyle karşı karşıyayız. Ve bunun aslında biz kısa vadeli sonuçlarını tartışıyoruz. Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini tartışıyoruz ki bunu zaten yaşıyoruz yani TL'nin değer kaybetme sürecini zaten yaşıyoruz. Ama bunun bir de orta ve uzun vadeli etkisi var. Bana göre bunlar daha da önemli.

Orta ve uzun vadede şunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Türkiye-ABD işbirliğinin temellerinden sarsıldığını görebiliriz. Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili sorunların ortaya çıktığını, Türkiye'nin güvenlik politikalarında köklü değişikliklerin yaşandığı ve Türkiye'nin müttefiklik ilişkilerinde de ciddi değişimlerin zamanla ortaya çıktığını ve bu sürecin sonucu olarak Türkiye'nin aslında NATO üyeliğinin gerek Ankara'da gerek diğer başkentlerde tartışılır hale geleceği bir sürecin başlangıcını yaşıyor olabiliriz. Dolayısıyla çok ciddi bir durumla karşı karşıyayız.”

‘KRİZDEN ÇIKMAK ARTIK KOLAY DEĞİL’

Ünlühisarcıklı’ya göre, krizden çıkış yolu belki bir süre öncesinde vardı ama artık bu kolay değil. Uzman, iki tarafın da yaptıkları açıklamalarla aslında kendi ellerini bağladığını ve Amerika’nın Türkiye’ye “Siz pazarlık yaptıkça maliyet de yükselecek” mesajı verdiğini söyledi.

Ünlühisarcıklı şu değerlendirmelerde bulundu: “Buradan kolay bir çıkış var mı? Kolay bir çıkış kesinlikle yok belki bir hafta önce vardı, belki bir ay önce vardı, aylar önce daha kolay çıkışlar vardı ama Washington'dan gelen ve çok yüksek tondan gelen ültimatomlar öncelikle Amerikan liderliğinin elini bağladı. Yani Trump yönetimi bu kadar kesin bir dille yaptırım tehdidi yapmışken öne sürdüğü hedeflere ulaşmadan bu politikadan vazgeçemez, aksi takdirde zaten biliyorsunuz ara seçimler yaklaşıyor yönetim adına bu bir siyasal kayıp olur. Öte yandan Türkiye'deki yönetimin de tabii ki politik kaygıları var. Bu kadar ağır yaptırım tehdidine karşılık karşısındakinden hiçbir şey almadan tek taraflı olarak geri adım atmak ister istemez Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ‘karizmasını’ sarsacaktır Türkiye'de. Yani sürekli olarak vurguladığı, diklenmeden dik duracağız dik duramamış gibi algılanacaktır dolayısıyla aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da elleri bağlı gibi. Hani karşılıklı olarak iki taraftaki siyasetçiler kendilerini böyle zor bir duruma soktular.

Şimdi klasik olarak diplomatlar bu işi çözsün deniyor ama diplomatlar neyi müzakere edecek, müzakere edecek çok birşey de kalmamış görünüyor ve benim gördüğüm ABD tarafı zaman geçtikçe Türkiye pazarlık yaptıkça şöyle bir sinyal veriyor siz pazarlık yaptıkça maliyet yükselecek. Yani konu pastör Brunson iken 14 yeni kişi eklendi listeye. Doğrusu ben iyimser olmak için herhangi bir sebep göremiyorum.”

AMERİKA YAPTIRIMLAR İÇİN NEDEN İKİ YILA YAKIN SÜRE BEKLEDİ?

Ünlühisarcıklı, rahip Brunson krizi çözülse bile iki ülke ilişkilerinde Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alım planı, Amerika’da F-35 uçaklarının Türkiye’ye teslimatını engelleme girişimleri gibi birçok sorunun hala varlığını sürdüreceğine dikkati çekti.

Türkiye’nin artık Batı kampında görülmediği bir noktaya henüz gelinmediğini ancak gidişatın o yönde olduğunu da belirten Ünlühisarcıklı, Amerika’yla bu sürtüşme yaşanmamış olsa da Türk ekonomisinin iyiye gitmediğine dikkati çekti.

Türk-Amerikan ilişkilerini takip eden çevrelerin merak ettiği sorulardan biri de şu; Trump yönetimi neden iki yıla yakın süredir hapiste olan Brunson için sesini birden bu kadar yükseltti ve bir NATO müttefikine yaptırım açıklayacak noktaya geldi.

Ünlühisarcıklı’ya göre bunun üç sebebi olabilir:

“Birincisi sabır taşması. Çünkü Amerika'nın birkaç yıldır bir stratejik sabır içinde olduğu söyleniyordu özellikle Suriye'deki iç savaş devam ederken ve Amerika'nın İncirlik'in yanısıra Türkiye'nin desteğine ihtiyacı olduğu bir dönemde Türkiye'de o dönem hükümetle iyi geçinmeye öncelik verdi. Zaten hani bu bilinen bir şeydi. Stratejik sabrın tükenmesinde bir başka sebep şu olabilir; aslında perde arkasında görüşmeler devam ediyordu.

Yani rahip Brunson krizi dünden bugüne çıkmış bir kriz değil ama önce Kongre'de bazı senatörler ve Temsilciler Meclisi üyeleri nezdinde başlayan ama yavaş yavaş bütün Kongre'de güç kazanan bir aslında dinamikti rahip Brunson krizi. Türkiye'yi cezalandırmalıyız söylemi de bir yıldan daha fazla önce Kongre'deki bir oturum sırasında zaten gündeme getirilmişti. Tabii bunun yanısıra başka dinamikler de rol oynadı.

Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Washington'a yaptığı son resmi gezi sırasında korumalarının protestoculara şiddet uygulaması da ABD'de büyük tepki uyandırmıştı. Bu ve bunun gibi olaylar aslında yavaş yavaş Washington'da sabırları taşırdı. İkincisi şunu unutmayalım tabii artık Amerika'nın Suriye özelinde söylüyorum Türkiye'ye ihtiyacı azaldı.

Üçüncü faktör aslında zaten Başkan Trump'ın öngörülemezliği. Başkan Trump bugün kriz yaratıp ertesi gün can ciğer kuzu sarması olup, öbür gün yine kriz yaratıp öbür hafta yeniden can ciğer kuzu sarması olmakta bir beis görmüyor. Belki de bu stratejisinin bir parçası. Sadece Türkiye'yle ilgili değil genel olarak böyle bir yaklaşımı var. Bir başka faktör tabii ki Amerika'da ara seçimlerin yaklaşması ve evanjelik tabanın desteğine Başkan Trump’ın verdiği önem.”

‘KRİZDEN ASKERİ İLİŞKİLERİN ETKİLENMEMESİ ZOR’

Ünlühisarcıklı, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleneksel olarak en güçlü ayağı olarak görülen askeri ilişkilerin de bu yaşanan krizden etkilenmemesinin güç olduğunu söyledi.

Ünlühisarcıklı, Türk tarafının en azından kamuoyu önünde İncirlik kartını şu ana kadar kullanmaması, Amerika’nın da Türkiye’nin NATO üyeliğini sorgulayan açıklamalar yapmamasını olumlu gördüğünü belirtti. Ancak Ünlühisarcıklı, “Eğer ilişkiler böyle giderse ben orta ve uzun vadede bunların dile getirilebileceği bir dinamiğin başlamasından endişe ediyorum” diye konuştu.

Kaynak: Amerika’nın Sesi

Güncelleme Tarihi: 12 Ağustos 2018, 08:44
YORUM EKLE