Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın ismi değişti(rildi): 639 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı oldu.

Bu değişiklik basit bir isim değişikliği değildir; hayvancılığın tarımdan ayrı bir alan olduğu şeklinde yanlış bir algı yaratılmıştır.

Tarım, bitkisel üretim ile hayvan yetiştiriciliğinin bir arada yapıldığı işin adıdır. Bitkisel üretim ile hayvan yetiştiriciliğinin birlikteliği doğanın ve çiftçilerin, ayrıştırılması ise şirketlerin yararınadır. Hayvan yetiştiriciliği ile bitkisel üretimin birlikte yapılması ekolojik dengeyi korur, çiftçiyi bağımsız kılar. Ayrıca, çiftçilerin üretim girdilerini şirketlerden para karşılığı almalarını engellediği için de refah düzeyini arttıran bir durumdur.

HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ VE BİTKİSEL ÜRETİM BİRBİRİNDEN AYRIŞTIRILIYOR

Çiftçiler hayvan yetiştiriciliğini bitkisel üretimden ayrı yaparlarsa ihtiyaçları olan yemi dışardan (temin edici şirketten) almak zorunda kalırlar. Aynı şekilde, bitkisel üretimi hayvan yetiştiriciliğinden ayrı yapan çiftçiler de gübre ihtiyaçlarını temin edici şirketlerden para karşılığında satın almak zorunda kalırlar. Bu nedenle, hayvancılığı bitkisel üretimden ayrı konumlandırmak ve/veya uygulamak olsa olsa şirket yanlısı politik bir tercih olur. Bu tercih, ne yazık ki, üretim tarzına da yansır. Çiftçiler, endüstriyel –kimyasal ve fosil yakıt ağırlıklı, hibrit tohum, antibiyotik gibi girdilerin zorunlu olarak dışarıdan para karşılığı şirketlerden temin edildiği- bir üretim tarzına mecbur bırakılır. Endüstriyel üretim tarzının doğal varlıklar üzerinde yarattığı tahribat ve oluşturduğu sömürü taşınamaz olur. İnsan ve doğa sağlığı risk altına girer.

9. maddenin (ç) bendinde belirtilen “ hayvansal üretimin insan sağlığı ve ekolojik dengeyi koruyucu yöntemlerle yapılmasına ilişkin çalışmalar yapmak ve denetlemek” olarak özetlenebilecek görevi hayvancılık ve bitkisel üretimin ayrı yapılması halinde Bakanlık nasıl gerçekleştirecektir? Başka bir deyişle, hayvan yetiştiriciliği ile bitkisel üretimin birlikte yapılmasının yanı sıra kimyasalsız üretimi de kapsayan ekolojik tarım yerine hayvan yetiştiriciliği ile bitkisel üretimi ayrıksılaştıran ve ekolojik dengeyi bozma özelliğine sahip yani kimyasala dayalı olan endüstriyel tarım modeli ile bu görev nasıl yerine getirilebilecek?

KÖYİŞLERİ” BAKANLIĞIN GÖREVLERİ ARASINDAN ÇIKARILIYOR

639 sayılı KHK ile “köyişleri”, bakanlığın adından sadece bir ifade olarak kaldırılmadı, bakanlığın görevleri arasından da çıkarıldı. 1980’ler öncesinde bakanlığın uyguladığı eğitim desteği, öncülük, önderlik gibi çiftçiyi geliştirici görevleri bundan böyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın görevleri arasında sarih bir biçimde yer almıyor. Başka bir deyişle, Bakanlık adından “köyişleri” ifadesinin kaldırılması ve “hayvancılık” ifadesinin eklenmesi sanıldığı kadar masum değildir. 1980’lere kadar çiftçinin yanında olan, ona bilgi desteği veren, öncülük eden, önderlik yapan Tarım Bakanlığı sözü edilen görevleri şirketlere terk etmiş oluyor. Şirketler ise doğal varlıkların tahribatına ve insan sağlığına verilen zarara aldırmaz, kendi kârına bakar; karakteri gereği çiftçiye vereceği bilgi desteğini, yapacağı öncülüğü ve önderliği kâr odaklı programlar.

GÖREV KARGAŞASI VE KEYFİLİK İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Tarım Bakanlığının adında yapılan bu değişikliklerin yanında, yeniden dizayn edilen bakanlığın görev ve yetkilerine baktığımızda, yanlı olabilecek birçok görev tanımı, kargaşa ve keyfilik görülmektedir.

9. Maddede yer aldığı üzere, Hayvancılık Genel Müdürlüğü’nün alanındaki bazı görevler Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü’ne verilmektedir. Bu görev değişikliği ile Hayvancılık Genel Müdürlüğü’nün yararlı çalışabilmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda, örneğin, hayvan kimlik sistemi kurma ve hayvan hareketlerini kontrol etme gibi görevleri elinden alınan Hayvancılık Genel Müdürlüğü yüksek vasıflı hayvan ırklarının yaygınlaştırılmasını nasıl mümkün kılacağı önemli bir soru işaretidir. Bu görevin tevdi edildiği Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün hayvan refahını sağlamaya yönelik çalışmalar yapması işleri daha fazla karmaşıklaştırmayacak mıdır?

Benzer karmaşa Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ile Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün görev alanları arasında da gözlenmektedir. Sadece eleştiren olmamak için küçük bir öneri sunabiliriz: Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında yer alan hayvan sağlığı ile ilgili görevler Hayvancılık Genel Müdürlüğü’ne verilerek karmaşa azaltılabilir. Aynı şekilde, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü görevleri arasında yer alan bitki sağlığı ile ilgili görevler Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğüne verilebilir. Böylece konu ve görev bütünlüğü sağlanmış olur.

KOOPERATİF TEŞVİKİ YERİNE ŞİRKET YANLISI POLİTİKALAR

Tarımsal kooperatifçiliğin entegre tesisleri ile pazarlama birimleri önemli ölçüde şirketleştirilmiş durumda. Bakanlığın yapılanmasında yeni oluşturulan Teşkilatlanma ve Desteklenme Genel Müdürlüğü (TEDGEM) bünyesinde kooperatiflere yapılacak desteğe ilişkin “kooperatif, birlik, oda, üretici örgütleri ve bunların iştiraklerini desteklemek” ifadesi yer alıyor. Kooperatiflerin desteklenmesini doğru buluyor, bu desteğin önemine elbette inanıyoruz. Ancak, destek, kurulmuş kooperatiflere verilmekte. Halbuki, küçük üreticilerin pazarlama ve üretim girdilerini satın alırken şirketlere karşı çıkarlarını koruyabilmeleri için öncelikle bu yapıların ortaya çıkarılması, yani yeni kooperatiflerin kurulmasının teşviki gerekmektedir. Bu görev, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün (TRGM) görevleri arasında olması gerekirken yer almamaktadır. Yeni kooperatif yapılanmalarının teşvikine yer verilmemesi bakanlığın küçük üreticileri gözden çıkardığı algısını güçlendirmektedir.

BALIKÇILIK VE SU ÜRÜNLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULUYOR

Bir başka durum ise AB ilerleme raporlarında Balıkçılık faslının (13. fasıl) eleştirisinde yer alan genel müdürlük kurulması talebini karşılamak için kurulan yeni bir genel müdürlük var: Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü… Yeni genel müdürlüğün bu isimle adlandırılması yanlışlık mı yoksa, politik bir tercih mi belli değil.

Çünkü Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ismindeki “balıkçılık” ve “su ürünleri” aslında aynı anlama gelmekte. Yaygın olarak kullanılan ifade “su ürünleri”dir. Kaldı ki balık da bir su ürünü, canlısıdır. İsminin başlıklarda ayrıca zikredilmesinin ne anlamı olabilir? Bu yanlışlık veya tercih genel müdürlüğün görevlerinin anlatımında da -balıkçılık ve su ürünleri kaynakları, balıkçılık ve su ürünleri girdileri, balıkçılık ve su ürünleri avcılığı vb. kavramlaştırılmalar ile- yer almakta, yanlışlık sürdürülmektedir.

Üç yanı denizle çevrili ülkemizde denizlerimizi koruyamadık; denizlerin sunduğu ürünleri yetkililerin denetleyememesi veya görev kusuru işlemesinden ötürü yoksullaştırdık. Denizlerimizin birçok bölgesinde şirketler suni-kültür balıkçılığı yapmaya başladı.

Biz biliyoruz ki, doğal su ürünleri lezzetlidir, besin değeri yüksektir. Bu doğal su ürünleri, suni üretilen aynı zamanda kirletici olan, kalite ve besin değeri bakımından fakir şirket balıkçılığı ile aynı değildir. Acaba, bu yeni genel müdürlük kurulurken, suni üretimi ve doğal su ürünlerini birbirinden ayırmak için mi böylesi bir adlandırmaya gidilmiştir? Açıkçası bu hiç de anlaşılır bir durum değil.

TARIMSAL ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DE DEĞİŞTİ

Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) adı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir. Bu yapılanmada dikkati çeken en önemli değişiklik, araştırma enstitü sayısının azaltılması ile işlevsiz hale getirilmiş olan toprak ve su alanındaki araştırma enstitülerinin gelenekleriyle birlikte ortadan kaldırılmasıdır. Böylelikle, sermayenin kendisini yeniden üretme alanı olarak toprak ve su gibi doğal varlıkları ele geçirmeye yönelmesi, tarım arazilerinin konuta, sanayiye ve karayolları gibi amaç dışı ve rant getirici amaçla kullanılmasının önünün açılmasıyla örtüşmektedir.

ŞUBE MÜDÜRLÜKLERİ KALDIRILIYOR, KEYFİLİK DÖNEMİ BAŞLIYOR

639 sayılı KHK ile Merkez teşkilatlarındaki şube müdürlükleri kaldırılıyor. Bu tasfiye, bürokrasinin kaldırılması olarak meşrulaştırılmakta. Şube müdürlüklerinin görevlerinin altından Daire başkanlıklarının tek başlarına kalkmaları mümkün görünmemektedir. Kaldırılan şube müdürlüklerinin görevlerini yetkisiz yetkililer yürüteceğinden, yetkisi olmayanların sorumluluğu da olamayacağından keyfilik esas olacaktır. Başka bir deyişle, hukuka aykırı olan kimi işler, yetkisiz yetkililerin buyurması ile gerçekleşecek, yetkisizliklerinden ötürü bu yetkisiz yetkililer sorumlu tutulamayacak ve işler keyfilikle “sorunsuz” halledilebilecektir.

BAKAN YARDIMCILIKLARI OLUŞTURULUYOR

Yeni bakanlıkların kuruluşunun gerçekleştirildiği 643 sayılı KHK’nin 3. maddesiyle, ilk kez “Bakan yardımcısı kadrosu” oluşturulmuştur. Atanacak bu yardımcılar için eğitim şartı aranmayacağı gibi kamu tecrübesinden yoksun olunmasına da bakılmayacaktır. Parti temsilcisi, özel sektör temsilcisi gibi görev yapacak olan bu Bakan yardımcılarının yapın dediği şeyler yapılacağından, bu yardımcılar bir tür işbitirici olarak görev yapacaktır. Böylelikle, özel sektör temsilcileri politikacıların, bürokratların üstünde konumlanarak toplumun genelinin çıkarı yerine sektörlerin çıkarına hizmet eden uygulamalar yaptırabileceklerdir. Özel sektör temsilcilerinin bakan yardımcısı olmaları ile birlikte şirketlerin lehine işleyen sistem tamamlanmış ve politikacılar ile özel sektör arasındaki paralellik kurulmuş olacaktır.

639 KHK ile getirilen değişiklikler basit ve masum bir adlandırma değişikliği olmayıp ekolojik hayatı, insan sağlığını, bitkisel üretim ve hayvan yetiştiriciliğini olumsuz yönde etkileyebilecek tarımdan sorumlu bakanlığın önemli görev değişikliklerine işaret etmektedir. Bu kurumsal yeniden yapılanma ile hayvan yetiştiricileri, bitkisel üreticiler ve hatta tüketiciler şirketlerin dümende olduğu bir tarım sistemine daha da bağımlı hale gelmekte, ekolojik tarım sistemi gittikçe mümkünsüzleştirilmektedir.

Karasaban.net