Fevkalade Kullanışlı Bir Silah: Xabze

Çerkeslerin fanus içinde yaşamadığıyla ilgili ya da aynı anlama gelen farklı kelimeler ile en az bu konuda on defa yazı yayınlamışımdır. Tabii ki yazdığım yazılar bir sosyoloji çalışması olmadığı için, hepsinin yazılmadan önce gelişmiş bazı hikayeleri oluyordu. Mesela ne derseniz; Mesela size Türkiye'nin Rus savaş uçağını vurup düşürmesi sonucu Çerkesler içinde gelişen bir atmosferi örnek verebilirim. Hikaye buydu; Türkiye Ordusu, Rusya Ordusuna ait bir savaş uçağını Suriye-Türkiye sınırında vurmuştu; konu her bakımdan Türkiye gündemine oturmuşken, tabii ki bizim Çerkesler içinde hak ettiği değeri bulamasa dahi bir gündemimizin bir yerine gelmişti. Bende hikayenin konusuna özgü olarak, Çerkeslerin bu ülkenin siyasal ve sosyal yönden ne kadar içine girdiklerini bir şekilde kaleme almıştım... ama daha da önemlisi; 2016 yılı biterken kaleme aldığım hikayesi biraz daha genel olan bir yazıydı.

Yazının başlığı "2016 biterken Çerkesler: Yüzyılda iyi olan şeyleri yitirdik, kötü olan şeyleri koruduk" idi.

Yazının içinden bir bölüm şöyle idi "...Öte yandan 2016 yılının bıraktığı bütün izlerden, her görüşüyle sırtında taşıyan fakat ısrarla bunu yok sayan bir toplum olarak Çerkesler, "hiçbir şey yapmaya" son sürat devam ettiler. Yıllardır bir çok kişinin de tabiriyle kendini dünya da "fanus içinde" sanarak yaşamak Çerkeslerin yeni çağdaki vebası. Sürekli ve yoğun biçimde karşısındaki diğer Çerkese yönelik agresif ve eleştirel yaklaşımlarına bakıldığında insan Çerkeslerin bu gezegende yaşamadığını sanabilir, ancak bilmeyenler için söylemeliyim ki Çerkesler bu gezegende yaşamaktadırlar..."

Yazıda 2016 yılının bıraktığı izlerden bahsediyorum, aslında Çerkeslerin üzerinde kalan tek izler bunlar değil; Çerkeslerin üzerinde şuandan geriye 154 yılın Çerkes olmayan izleri bulunuyor ve bu 154 yıl içinde bu coğrafyadaki her kırılma noktasını, her dönüm noktasını, her sosyal politikayı iyi yada kötü: kendileri olarak yaşayabilmiş değildirler. Tabi bunların her biri; Çerkesliğin kendi değerleri üzerinde iz bırakan şeyler, iyi yada kötü hiçbir yorum yapmıyorum bu noktaya. Bu izler öyle yoğun ki; çizile çizile bir toplumun kendi değerleri üzerinde düşünüldüğünde adı "karalama" olur herhalde.

Çerkes toplumunun bütün değerlerinin toplamasının adı Xabze'dir.

Şimdi kağıttan kaplan misali önümüze "xabze" konusuyla konulan bu fırtınayı değerlendirelim. Varsın kamuoyuna peşin sıra yapılan bu açıklamarda ki "izalasyon" kuramını ilk bana uygulasın isteyenler! Ben terbiyesiz, onlar terbiyeli olsun! Ben kötü bilineyim, onlar iyi bilinsinler..

Ben Çerkesim efendiler!

Birçokları beğenmezler, bazıları da severler... ama sevseniz de sevmeseniz de Çerkesim ben ve Çerkesliğimi sadece babamın soyundan çalmış değilim; kendimi Çerkes toplumuna da ait hissediyorum ve Çerkesliğimle ilgili bir gelecek kaygısı da taşıyorum. Kendimi sorumlu hissediyorum... Ne sevenlerimin ellerindeki Çerkesmetreler beni olduğumdan daha yüce, ne de sevmeyenlerimin ellerindeki Çerkesmetreler beni olduğumdan daha alçak yapamaz, hepi topu olduğum kadarım.

Çok muyum az mıyım bilemiyorum, içinizden bazılarına göre çok bazılarına göre az olabilirim..

Ama kesin olarak bildiğim bir şey var; ben Çerkesim.

Asimilasyonun izlerini taşıdığım doğrudur, dejenere olduğumda bir gerçektir; aksi maddenin tabiatına aykırıdır zaten! Bir Çerkes olarak şu topraklardaki tarihimizi ikiye bölsek; ilk yarısı hiç demokratik olmayan, ikinci yarısı da pek demokratik olmayan bir siyasal süreç ortaya çıkıyor; bu süreçten benim 154 yıl önceki gibi kalmamı beklemek beklenebilir mi? Çok demokratik bir sürece girsek dahi ne beklenebilir ki, pek demokratik olmayan bu süreçten bir şeyler bekleyelim! Boş yere beklemeyin yani! Sebepleri de herkesin bildiği, ama herkesin çokta umursadığı şeyler değil.

Xabze diyorsunuz; bunu nerede söylediğinizde çok mühim..

Birlik olmak için, bütün olmak için, çözüm üretmek için, umut yaratmak için mi diyorsunuz xabzeyi? Hayır.

Xabzeyi bir kırbaca çevirip; yeri geldiğinde şakırdatmak için kullanıyorsunuz..

Oysa Xabze toplumun sırtında şakırdayan bir silah olacak kadar basit bir şey değil ki; Xabze yeniakım söylemle Çerkeslerin yazılı olmayan anayasası, yani; Çerkes toplumunun toplumsal sözleşmesi.. Sadece benim sana davranışımı değil, senin bana davranışını belirlemeli. İkimizi kendi karşısında eşitler yapmalı. Eşit miyiz biz? Bak bakalım bana kendinin yada bir başkasının karşısında eşit mi davranıyorsun diye!

Bu coğrafya bize çok şey verdi, çok şeyde aldı bizden.. Mesela verdiği bir aforizma var; "işlemeyen demir pas tutar" diye.

Toplum xabze aracılığı ile bütünleştirildi mi? yok, pas tuttu. Toplumun bir ucu vatana, bir ucu Fizan’a bakıyor. Bir ucu Rusçu, bir ucu Türkçü.. bir ucu bilmem kimin askeri, bir ucu bilmem kimin falanı olmuş. Birlik olmak bir kenara dursun; bütün dünya halkları uluslaşırken, Çerkesler daha Kabardey olmaktan, Abzeh olmaktan falan bir adım dışarıya çıkamadılar. Kimileri sınıfsal, kimileri dinsel bir akımın peşinde Çerkesleri oralara çekmenin davasını verdikleri kadar Çerkesleri ulus olmanın değil, daha Çerkes olmanın bile sınırına yakınlaştıramadı.

Bir tek kırbaç vasfı hala önümüzde; parıl parıl parlıyor Xabzenin. O'da adil değil yani! Oysa bir toplumsal sözleşmenin yaptırım gücü; o topluma ait her kesime adil davrandığı kadar geniştir. Neyin hakaret, neyin küfür olduğunun da ucu açık olduğundan; işimize gelen hakaret, işimize gelen küfür oluyor sürekli.

Bir hakaret, başka bir hakaretle örtülüyor; başka hakaret yüksek sesle ayıplanırken, hepsinin sebebi sümen altı ediliyor! Yeter ki; sevdiğimizin, saydığımızın, övdüğümüzün ayıbı kapansın..

Dedim ya; bu coğrafya bize çok şey kattı diye.. tam o misal yani... konuyu böl, parçala; hakaretin başını unuttur, sonunu tartıştır dur! Sonra toplum bölünüyor, kutuplaşıyor de; işte sorumluları A-B-C, onlara şöyle yapmalıyız, böyle yapmalıyız; onlar susmalı, konuşmamalı! Tamam da bütün mesele, sizin hiç sözünü etmediğiniz bir ayıptan başlamış sürmüş buraya gelmişse?

Yani onun ayıbı orada olduğu gibi kalacak, o xabzenin dışında tutulacak; onun ayıbının üstüne ayıplar kırbaçlanarak susacak mı? Susmaz ki!

Sen nasıl xabzeyi kendi silahına çevirirsen, birgün biri de çıkar xabzeyi kendi kırbacına çevirir; kırbaçlar da bu toplumun sırtında şakırdaya şakırdaya bu toplum bıkar. önce şahıslar, sonra gruplar halinde insanlar bu kırbaçtan uzaklaşır. İşte siz bu kırbaca Xabze dedikçe, ben söyleyeyim; toplum xabzeden uzaklaşır! Çok yakınmış gibi de konuşmuş olmayayım! İstanbul'daki Çerkes nüfusunun kaçta biri toplumsal alanın içinde ki? zaten...

Şimdi ortada bildiriler uçuyor, hepsi de toplumun bir kısmını temsil eden yerlerden.. Konu şu; Bir büyüğümüze hakaret edilmiş...

Kimisi açık açık yazıyor, kimisi gizli kapalı yazıyor..

Tamam da; ben Çerkesim efendiler! O büyüğümüzün Türkiye kamuoyuna açık bir televizyon kanalında "Çerkesler" için bir programa çıkarak "Kafkasya'da" Çerkes yok demesi nedir? Onun büyük olması, emektar olması, çalışkan olması benim bana ettiği bu hakareti meşru mu kılıyor? Niye hiçbiriniz o noktada tek bir kelime etmiyorsunuz? Ona küfür ve hakaret edilmişse de doğru değil, ancak onun bu yaptığının ÇERKESLERİ ve özelliklede Çerkes gençlerini kışkırttığını, provake ettiği görmüyor musunuz?

Siz diyorsunuz ki; Çerkesler Kuzeykafkasya'dan gelmiş herkese söyleniyor diye ya... o zaman daha kötü değil mi? Kafkasya'da Abhaz yok mu? Oset yok mu? Çeçen yok mu? size göre...

Onun yaptığına susarak meşrulaştırıyor musunuz yaptığını, onun yaptığıyla gelişen olaylarda onu koruyan tavrıya bu söylemini sahipleniyor musunuz? O zaman siz kendinize ne diyorsunuz çok merak ediyorum! Ben sizin deyiminizle Adiğeyim ve Türkçe olarak kendime Çerkes diyorum.. O yüzden kırılıyorum, şok geçiriyorum.. Siz Çerkes denince her ne anlıyorsanız Abhaz mı, Oset mi, Çeçen mi neyse.. Vatanınızda sizden olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Büyüklük, Emektarlık, Liderlik; hesap sorulabilen mevkilerdir! En çok eleştirilen noktalardır, Türkiye kamuoyuna açık bir televizyona çıkarak, sizi inkar eden büyüğünüze hesap sormuyorsanız, onu eleştirenleri eleştirerek, Xabzeyi bir kırbaç olarak öne sürüyorsanız; sizin Xabzeniz bizim Çerkesliğimizde işlemez maalesef. Bizim xabzemizde böyle iki yüzlü bir adalet yoktur çünkü. Bizim Xabzemiz bizi birbirimizle eşit kılar.

Kaffed olağan kongresinde genel kurulun yüzüne bakarak "Çerkes soykırımı" olmadığını ima eden bir milletvekiline ve onun bu söylemini alkışlayarak destek veren genel kurul üyelerine karşı kamuoyuna açıklama yapmamış bir çoğunuz, Kafkasya'da Çerkes yoktur diyen birine tek kelime etmeden onun üstünden başlayan tartışmalardaki bazı üslupları xabze ile öne sürerek xabze'yi toplumda şahıslara karşı eşit olmaktan uzağa taşıyan bu hareketleriniz ile; toplumu bölen, parçalayan, gençlerin toplumsal alanımızdan uzaklaşmasına vesile olan sizler oluyorsunuz!

Hiç kusura bakmayın.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Süha Baytekin
Süha Baytekin - 3 yıl Önce

yeni gördüm bunu...güzelmiş.

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >