Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, Adnan Menderes'in 14 Mayıs'ta 'Yeter söz milletin' diyerek sandıktan ezici bir zaferle çıktığını hatırlatarak, "Milletimiz aynı gün, bu darbe şakşakçılarına 'yeter' diyecektir" diye konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Biz uzun yıllardır hayallerini, hedeflerini 2023 menziline göre belirlemiş buna göre yol almış bir partiyiz. Cumhuriyetimizin 100. yılında ülkemizi ulaştırmak, milletimizi kavuşturmak istediğimiz hedeflere hamdolsun büyük ölçüde kavuştuk. Ülkemizin son 10 yıldır maruz kaldığı ağır saldırılar ve küresel krizler bazı alanlarda gecikmeye yol açsa da bunlar kazanımlarımızın büyüklüğüne halel getirecek hususlar değildir. 2023 bizim için hem 20 yıllık eser ve hizmet siyasetimizin sembolüdür, hem de yeni vizyonumuz Türkiye Yüzyılı'nın başlangıcıdır. Önümüzdeki aylarda yaşanacak seçimi önemli ve tarihi kılan da işte budur. Bizim hayatımızda hiçbir seçim kolay olmadı. Her seçime büyük bir mücadele ile azimle, gayretle hazırlandık, girdik. Allah'a şükür her seçimde de sandıktan zaferle çıkmayı başardık.

‘2023 SEÇİMLERİNE UCUBE İTTİFAKIN HEZEYANLARI İLE UĞRAŞARAK HAZIRLANIYORUZ’

Peki bu seçimi diğerlerinden farklı kılan nedir? Mesela, 2002 seçimlerine kuruluşunun üzerinden henüz 15 ay geçmiş bir parti olarak siyasete yeni bir ses yeni bir soluk getirerek hatırlayın adım atmıştık. 2007 seçimlerine vesayetin, akıl ve ahlak dışı oyunları ile uğraşarak girmiştik. 2011 seçimlerini milletimize 2023 hedeflerinin sözünü vermenin coşkusu ile tamamlamıştık. 2015 seçimleri sürecini FETÖ, PKK, DEAŞ terör örgütlerinin ağır saldırıları altında yaşamıştık. 2018 seçimlerini yeni yönetim sisteminin beraberinde getirdiği tereddütleri göğüsleyerek geçirmiştik. 2023 seçimlerine ise bir yandan son dönemde dünyada yaşanan krizlerin ülkemize etkileri ile mücadele ederek girdik. Diğer yandan karşımızda oluşturulan ucube ittifakın hezeyanları ile uğraşarak beri yandan milletimize verdiğimiz sözleri yetiştirebilmenin tatlı telaşını yaşayarak, hepsinin ötesinde 20 yılda kurduğumuz demokrasi ve alt yapısı üzerinde Türkiye Yüzyılı vizyonunu inşa etmenin heyecanıyla hazırlanıyoruz.

‘BÖYLE FIRSATLAR MİLLETLERIN ÖNÜNE ASIRDA BİR GELİR’

Türkiye bugün hem dünyadaki gelişmelerin etkisiyle hem kendi serencamının tabii bir neticesi olarak öyle bir yol ayrımında ki böyle fırsatlar milletlerin önüne asırda bir gelir. Ardı ardına nükseden küresel krizler dünyanın siyasi ve ekonomik ağırlık merkezlerinde köklü değişikliklerin başlamasına yol açtı. Geçmişte kendi krizleri içinde boğulan bir Türkiye vardı. Bu defa Türkiye sahip olduğu güçlü eser ve hizmet alt yapısı sayesinde küresel sarsıntıları kendi atılımlarının dayanağı haline dönüştürebiliyor. Yatırımları, istihdamı, üretimi, ihracatı, cari açığı elhamdülillah kontrol ederek büyümesi ile her başlıkta bu gerçeği ispatlayan bir ülke olduk.

ABD'den Bahçeli'ye sert tepki ABD'den Bahçeli'ye sert tepki

‘MİLLETİMİZ 14 MAYIS'TA 'YETER' DİYECEK’

Rahmetli Menderes, 14 Mayıs 1950'de 'yeter söz milletindir' diyerek milletin gönlüne girmiş ve sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştı. Aynı şekilde Rahmetli Özal darbenin gölgesinde girdiği seçimde Türkiye'ye çağ atlatma vaadiyle önemli bir başarı kazanmıştı. Biz de 'artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' diyerek, özgürlük ve refah özlemi içindeki milletimizin büyük desteği ile hükümete gelmiştik. Şimdi de ‘yeter söz de, karar da, gelecek de milletindir’ diyerek 2023'te milletimizin desteğine talibiz. VSözü de, kararı da, geleceğini de tayin hakkını milletimize bırakmak istemeyen vesayet heveslilerine rağmen Türkiye Yüzyılı'nı başlatacağız. Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün Altılı Masa diyerek karşımıza çıkan bu darbe şakşakçılarına bu kıfayetsiz mühterislere, bu müstemleke heveslilerine yeter diyecektir. Muhalefetin vaadi milletin karşısına bir aday çıkarmak anca onu görünürde 6 gerisindekileri de hesaba katarsanız en az 10 kişi ile yönetmektir. Bir nevi ipi 10 ayrı kişinin elinde kukla bir Cumhurbaşkanı üzerinden ülkeyi idare etmek istiyorlar. Yani devletin başı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olan Cumhurbaşkanı fiilen Altılı Masa’nın emir eri gibi davranacak. Tabi bunlar gel deyince gelecek, git deyince gidecek adaylara başkanlara alışmışlar. Cumhurbaşkanı'nı da öyle tasavvur ediyorlar. Seçmenlerin de istedikleri vizyonu, programı, projesi, çapı belli olmayan bir meçhul adaya kim olduğuna bakmadan tıpış tıpış sandığa gidip oy vermeleridir öyle diyor ya. Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz diyor. Hadi CHP'nin kodlarında bu faşizm bu kibir var. Ötekilere ne oluyor? Gerçi durmuş saat bile günde iki defa doğruyu gösterir derler. Bunlar da her hafta bir yenisini sergiledikleri krizleri ile kavgaları ile çekişmeleri ile ayak oyunları ile milletimize bir çeşit siyasi dejavu yaşatıyor. Eskiden bu işlerin nasıl yürüdüğünü hatırlatıyorlar.

‘MECLİS'TEN MEYDAN OKUYORUM, BAŞARAMAYACAKSINIZ’

Eski Türkiye'yi bilmeyen gençlerimize de AK Parti'den önce siyasetin nasıl yapıldığını uygulamalı olarak bizzat gösteriyorlar. Ya diyorlar yoksa bu Altılı Masadaki birilerini buraya Erdoğan mı gönderdi? Ya işim gücüm yok sizlerle mi uğraşacağım. Bizim işimiz var. Ama böyle düşünmelerinden dolayı da ben kendilerine teşekkür ediyorum. Şaka bir yana karşımızda gerçekten ibretlik bir tablo var. İşin özünde ise çok eskilere giden bir hesaplaşma yatıyor. Sizlerin de yakından bildiği gibi Cumhuriyetin iki asrı boyunca birileri Tükiye'yi kendi çıkarlarının yörüngesinde tutabilmek için her yolu denediler. Toplum mühendisliği ile başaramadılar, siyaset mühendisliği ile başaramadılar, darbe ile başaramadılar, terör ile başaramadılar çok uğraşmalarına rağmen ekonomik tetikçilik ile de başaramadılar. Şimdi umutlarını 2023 seçimlerine bağlamış görünüyorlar. Şimdi buradan milli iradenin en yüksek makamı olan Meclisimizden meydan okuyorum. Ne yaparsanız yapın yine başaramayacaksınız. Benim milletim artık tüm oyunlarınızı çözdü. Sizin de numaralarınızı da etki elemanlarınızı da anında tanıyor. Aksi olsaydı 2007'de bize Cumhurbaşkanı seçtirmek istemediğinizde başarılı olurdunuz. Aksi olaydı gazete kupürleri üzerinden partimizi kapatmaya çalıştığınızda başarılı olurdunuz. Bakın bu ülkenin Cumhurbaşkanı, bakın Türkiye'nin en büyük partisinin başı olarak karşınızdayım. Gündemi 2023 hedefleri, Türkiye Yüzyılı olan bir lider olarak karşınızdayız. 2023 seçimlerinden sonra da Türkiye Yüzyılı mimarı olarak milletimin görevlendirmesiyle yine karşınızda olacağız. Biz, kimsenin inayetiyle değil, Allah'ın yardımıyla, milletimizin desteğiyle ayağa kalktık bugünlere geldik, yarınlara yürüyoruz. Biz gerektiğinde yedi düveli karşımıza alma pahasına milletimize hizmet ediyoruz.

‘2023 SEÇİMLERİNDEN SONRA DA YİNE KARŞINIZDA OLACAĞIZ’

Benim milletim artık tüm oyunlarınızı çözdü. Sizin de numaralarınızı da etki elemanlarınızı da anında tanıyor. Aksi olsaydı 2007'de bize Cumhurbaşkanı seçtirmek istemediğinizde başarılı olurdunuz. Aksi olaydı gazete kupürleri üzerinden partimizi kapatmaya çalıştığınızda başarılı olurdunuz. Bakın bu ülkenin Cumhurbaşkanı, bakın Türkiye'nin en büyük partisinin başı olarak karşınızdayım. Gündemi 2023 hedefleri, Türkiye Yüzyılı olan bir lider olarak karşınızdayız. 2023 seçimlerinden sonra da Türkiye Yüzyılı mimarı olarak milletimin görevlendirmesiyle yine karşınızda olacağız. Biz, kimsenin inayetiyle değil, Allah'ın yardımıyla, milletimizin desteğiyle ayağa kalktık bugünlere geldik, yarınlara yürüyoruz.

‘DÜNYA KÜRESEL KRİZİ KONUŞUYOR BUNLAR MASA KRİZİNİ KONUŞUYOR’

Biz gerektiğinde yedi düveli karşımıza alma pahasına milletimize hizmet ediyoruz. Ebede talip olan bir davanın mensupları olarak, bu davayı tümsekte bırakmamaya yeminliyiz. En büyük sorumluluk da sizlere düşüyor. 2023 seçim zaferini omuzlayacak kadro olarak, isimlerinizi tarihimizin sayfalarına yazdırmaya davet ediyorum. Karşımızdaki tabloya bakarak gülsek mi ağlasak mı bilemiyoruz. Dünya küresel krizi konuşuyor bunlar masa krizini konuşuyor. Milletimiz ülkesinin bu kaostan en az zararla nasıl çıkacağının işaretini bekliyor. Biz yaptıklarımızla ve vizyonumuzla milletimizi hayallerine kavuşturmanın peşindeyiz. Bu altı başlı hilkat garibesinin milletimizin tepesine çökmeleri dışında başka vizyonu yoktur. Bu çarpık zihniyet farklı tezahürleriyle hep vardı.

‘ORDUMUZ VE SAVUNMA SANAYİNE KARŞI HAZIMSIZLIK’

Biz köprü, yol, havalimanı, baraj, fabrika inşa eden, petrol, doğal gaz ararken yatırımcılara 'gelmeyin' çağrısı yapanları iyi hatırlıyoruz. İnsan bir ülkenin ordusu, komutanları, savunma sanayi şirketleri kimler tarafından hedef alınır diye düşünmeden edemiyor. Bir ülkenin ordusuna ve savunma sanayine ancak kendisine tehdit olarak görenler saldırır. Yunanistan'ın feveranlarını yersiz bulmakla birlikte anlayabiliyoruz. PKK'nın feryatlarının sebebi yerindedir. Anlamakta zorlandığımız husus bu ülkenin bir partisinin, parti liderinin ordumuz ve savunma sanayine karşı sergilediği hazımsızlıktır. Bu işte bir terslik var demekten kendimizi alamıyoruz. Bu habis zihniyetin son eseri, küresel bir marka haline dönüşen Baykar şirketi oldu. Baykar'ın nezdinde tüm şirketleri, ürünleri ve başarılarıyla savunma sanayimiz hedef alınıyor. Bizimle olan akrabalık ilişkisi üzerinden Baykar'ı hırpalayabileceklerini düşünüyorlar. Bu alçak saldırıya hak ettiği cevabı vermek sorumluluğumuzun gereğidir.

‘KILIÇDAROĞLU ÖNCE HADDİNİ BİL’

Biz Türkiye'deki maalesef bu muhalefetle çok uğraştığımız için adım atmakta zorlanıyoruz. En son Arifiye'deki olay. Biz ne yaptık Arifiye'de? Fırtına obüslerinin teslim törenine gittik, komutanlarımız ve milletvekillerimizle... Düşünebiliyor musunuz muhalefetin başındaki adam, 'siz siyasetçi değilsiniz' diyor. Tamam da neyi alkışlıyorlar, neden alkışlıyorlar. Alkışladıkları şey dünyayı titreten fırtına obüslerinin teslim töreni. Bay Kemal, anayasamızın hükmüne göre başkomutan konuşuyor ve sen  Savunma Bakanımıza ve kuvvet komutanlarımıza hakaret edecek çapta değilsin, önce haddini bil. Bu bir cibiliyet meselesidir. Karakter zaafı olan bir insan olarak bizim ordumuzun komutanlarına saldırmak herkesin karı değildir. Bunlarla ilgili işin hukuki boyutu devam ediyor, edecek. Hukuk karşısında da hesabını verecekler.

‘15 SENE YANIMDA BULUNDU AMA BENDEN BİR ŞEY ALAMADI’

Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe birileri rahatsız oluyor. Onlar rahatsız oldukça yolumuza devam ediyoruz. Bu ahlaksız çıkmış, geleceklermiş de hesabını soracaklarmış. Rekabetin oluşması lazımmış. Yahu sen rekabet nedir bilir misin? Sen git çocuk bezi satmaya devam et, home tekstil üretmeye devam et, senin işin değil bu. Üzgünüm, 15 sene yanımda bulundu ama demek ki benden bir şey alamadı.

‘BAŞBAKANLIK KOLTUĞUNA OTURDU, ÜNİVERSİTEYİ BİLABEDEL VAKFINA MÜLK EDİNDİ’

Yanında bir tanesi daha var, o da öyle. Bizden üniversite istediler, vakıflarına üniversite tahsisi yaptık. Kendisi ne zaman Başbakanlık koltuğuna oturdu, o tahsis yapılan yeri bilabedel vakfına mülk edindi. Türkiye'de başka örneği yok. Kalk bunu milletimize anlat bakalım. O vakıftaki yöneticiler nasıl izah edeceksiniz? Devlet Bey gayet güzel kullanıyor, ona 'Serok Ahmet' diyor, bu tür işler yapıyor. Helalinden ne yaptın? Kurduğunuz üniversiteyle başarı grafiğiniz ne? Yok. Biz de bu üniversiteyi, yolsuzlukları nedeniyle aldık, devletimize mal ettik. Şimdi Şehir Üniversitesi, Marmara Üniversitesi'nin mülkü olarak devam ediyor. Biz bu millete yakışır eserler inşa ediyoruz, sen de ne yaptın bunu söyle bakalım. Bunlardan bir şey olmaz.

‘ERDOĞAN'IN BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDA İSTİSMARCI OLUP OLMAYACAĞINI MİLLETİM GAYET İYİ BİLİR’

Altılı Masa’daki hanımefendi, bizim başörtüsü konusunu istismar ettiğimizden bahsediyor. Hanımefendi, Erdoğan'ın ve arkadaşlarının başörtüsü konusunda istismarcı olup olmayacağını benim milletim gayet iyi bilir. Bay Kemal'den farkın yok. Saraçhane'de verdiğin görüntüyle hangi istikamette gittiğini ortaya koyuyorsun. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz tam manasıyla gerçeğini yapıyoruz. Biz şu anda yola çıktık, milletimize de aile olayını, başörtüsü konusunu anlatacağız. Bu konuda sizinle bu işin mukayesesini yapacak konumda değiliz. Sizin birlikte yürüdükleriniz bu ülkede başörtülü milletvekilini 'Bu kadını Meclis'ten atın' diyecek kadar sınırsız tiplerdir. Siz onlarla beraber yürüyorsunuz. Bu işin istismarıyla bizi yargılamak istiyorsunuz. Varsa projeniz bize gönderirsiniz, ona göre çalışırız, adım atarız. Aile bizim kutsalımızdır. Siz ortağınızla birlikte LGBT'cilerle yürüyebilirsiniz, bizim onlarla da işimiz yok. Çünkü aile kurumumuzu çok sağlam zemine oturmanın adresi AK Parti'dir, Cumhur İttifakı'dır."

14 MAYIS 1950'DE NE OLDU?

14 Mayıs 1950'de düzenlenen seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 55'ini alan Demokrat Parti kazandığı 416 milletvekilliğiyle TBMM'deki sandalye sayısının yaklaşık yüzde 85'ini elde etti. Bu seçimlerle Cumhuriyet Halk Partisi'nin 27 yıllık iktidarı da sona erdi.