17 yaşındaki Duygu Delen'ın şüpheli ölümüne ilişkin davada Mehmet Kaplan, 'çocuğu kasten öldürme' ve 'zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar' suçlarından beraat etti

Antep'te Duygu Delen'in (17) apartmanın dördüncü katından düşüp ölmesine ilişkin tutuklanıp hakkında dava açılan Mehmet Kaplan (21), ‘çocuğu kasten öldürme’ ve 'zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar' suçlarından beraat etti. Yağma suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırılan, hakaret suçundan verilen 90 gün hapis cezası ise 1800 TL para cezasına çevrilen Kaplan, tahliye edildi. 

Duygu Delen, 13 Ağustos 2020'de Batıkent Mahallesi'ndeki 5 katlı apartmanın 4'üncü katındaki Mehmet Kaplan'ın evinin balkonundan şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybetti. Mehmet Kaplan, Duygu Delen'in intihar ettiğini ileri sürdü. Şüpheli ölümün ardından gözaltına alınan Mehmet Kaplan 'çocuğu kasten öldürme', 'zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar', 'yağma' ve 'hakaret' suçlamasıyla tutuklanıp, hakkında dava açıldı.

Gözden kaçırmayın

TÜGVA temsilcisi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne daire başkanı yapıldı TÜGVA temsilcisi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne daire başkanı yapıldı

8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın bugün görülen karar duruşmasına sanık Mehmet Kaplan tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS sistemi ile katılırken, taraf avukatları ile Duygu Delen'in babası Bülent ve annesi Şenel Delen ise salonda hazır bulundu.

Mahkemede söz alan Duygu Delen'in babası Bülent Delen, çocuğunun 19 aydır toprak altında olduğunu ve Mehmet Kaplan’ın en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini söyledi. Şenel Delen ise kızı Duygu’nun geçen hafta 19 yaşına bastığını ve hakkını aramaktan vazgeçmeyeceğini belirtti. Mahkemenin kararı ile adaletin yerini bulacağını dile getiren Şenel Delen, ''Suçluya en ağır cezayı istiyorum. Bu dava hakkı bulacak. Adalet yerini bulsun. Yavrum geçen hafta 19 yaşına bastı toprak altında. Katili ise burada nefes alıyor. Katili serbest bırakıp başkalarının canını yakmayın. Adalet yerini bulsun ve en ağır şekilde müebbedini istiyorum. Her gün yavrumun o evde neler yaşadığını darbedildiğini düşünmekten acı çekmekten zorlanıyorum. Bir kere daha dünyaya gelsem de davamdan vazgeçmeyeceğim. Masumların canı yanmasın. Adalet istiyorum. Yavrumun ve masumların adaletini istiyorum. Avukatlar ailenin mağdur olduğunu söylüyor, onlar mı biz mi mağdur olan. Toprağın altına giren onların yavrusu mu benim yavrum mu? Mahkemenin adaletine sığınıyorum” diye konuştu. 

'BALKONDAN ATILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ'

Delen ailesinin avukatı Mehmet Balcı da Adli Tıp raporlarına göre de Duygu Delen’in intihar etmediği, sanık Mehmet Kaplan tarafından ya kucağında ya da sırtına alınarak balkondan atıldığını söyledi. Sanık Mehmet Kaplan’ın Duygu Delen’in telefonunda görüntülerini görmesinin ardından cinayet işlediğini ifade eden Balcı, “Sanık tarafı delilleri karatmaya çalışıyor. İfadelerde sanığın annesinin geldiği söyleniyor ancak bu görüntülerde görülmüyor. Kamera kayıtlarında ciddi bir değiştirme söz konusu. Mehmet Kaplan 3- 4 dakika sonra Duygu Delen’in yanına geliyor ve elleri kanlı. Burada eksik bir soruşturma var. Duygunun taytında ve tişörtünde sanık Mehmet Kaplan’ın kanlarına rastlanılmıştır. Duygu Delen, sanık Mehmet Kaplan tarafından ya kucağına ya sırtına alınarak balkondan atıldı. Duygu’nun Adli Tıp raporuna göre kazara düşmesi imkansız. Duygu Delen sanıkla yaşadıklarından sonra darbedilip balkondan aşağı atıldığını düşünüyoruz. Mehmet Kaplan çok zeki bir sanık. Benim 40 yıllık avukatlık hayatımda gördüğüm en zeki sanık. Mehmet Kaplan, Duygu’yu evine öldürmek için çağırmadı ve duygunun telefondaki görüntülerinden dolayı kıskançlık sebebiyle yapılmış bir cinayettir” dedi. 

Sanık avukatı Enes Akbulut ise Duygu’nun Mehmet Kaplan tarafından kucakla ya da sırta alınarak balkondan atma olayının imkansız olduğunu savundu. Kamera kayıtlarıyla oynandığının söylendiğini ifade eden Akbulut, bu konuda uzmanların istenilen araştırmayı yapabileceklerini kaydetti. Akbulut, müvekkili Mehmet Kaplan'ın tüm ifadelerini Adli Tıp Kurumu raporlarıyla doğrulandığını anlatarak, ''Adli Tıp Kurumu’nun verdiği raporla Prof. Dr. Nadir Arıcan’ın hazırladığı rapor arasındaki paralelliği sizin takdirinize bırakıyorum. Duygunun sırta alındığı iddia ediliyor. Mehmet Kaplan’ın fiziğinin Duygu Delen’i sırtına alması imkansız. Sırta alma ya da kucağa alınıp bu olayın işlenmesi mümkün değildir. Mehmet Kaplan’ın geçmişine atıfta bulunarak buna karar verilemez. Bu konunun hiçbir şekilde bilimsel gerçekliği yoktur. Sürekli ortaya atılan iddiaların sonu gelmeyecek. Mehmet Kaplan çocuk yaşıyla hatalar yapmış olabilir ancak verdiği ifadede vicdanen de bunları yapması imkansız. Şu anki gelinen noktada Mehmet Kaplan’ın cinayet suçu işlemediği raporlarla, Adli Tıp raporlarıyla ortaya konulmuştur. İddia makamı yağmalamadan da Mehmet Kaplan’ın cezalandırılması gerektiğini söylüyor. Ortaya asılsız iddialar atılmaktadır. Mehmet Kaplan’ın Duygu Delen’in telefonunu yağmalayarak alması söz konusu değildir. Telefon normal bir şekilde alınıyor. Tüm dosya incelendiğinde Mehmet Kaplan için beraat kararı verilmesini talep ediyorum” diye konuştu.

SAVCI MÜEBBET HAPİS TALEBİNİ YİNELEDİ

Savcı, avukat ve müşteki beyanlarının ardından esas hakkında açıkladığı mütalaasını tekrarladı. Sanığın 'zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar' suçundan beraatine karar verilmesini talep eden savcı, sanığın 'hakaret' ve 'konutta yağma' suçlarından cezalandırılmasını istedi. Kaplan'ın uyuşturucu kullandığı, öfke kontrolü sorunu olduğu ve kıskançlık sebebiyle maktule geçmişte de darp uyguladığını, kontrolünü kaybettiğini, maktulün boğazını sıktığını, darp ettiğini mütalaasında belirten savcı, ‘çocuğu kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Sanık Mehmet Kaplan da esas hakkında mütalaaya karşı savunma yaptı. Kaplan savunmasında mütalaanın gerçekçi olmadığını dile getirerek, verilen raporların altında uzman kişilerin imzası olduğunu söyledi. Pişman olabileceği bir şey yapmadığını kalbinin ve gönlünün rahat olduğunu dile getiren Kaplan, şöyle konuştu:

"Pişman değilim hiçbir şeyden. Çünkü hiçbir şey yapmadım. Gönlüm çok rahat. Kalbim çok rahat. O raporun altına 30 doktor imza attı. 18 aydır sonra kamera kayıtlarına ve Adli Tıp raporlarına neden itiraz ediliyor. 18 ayın 13 ayını tek kişilik hücrede geçirdim. Ben sevdiğim kızı kaybettim. Bir canım var ama bin tane canım olsa Duygu’nun bir saniye yaşaması için yine veririm. Verdiğim ifadelerin arkasındayım. Ben gerektiği kadar kendimi savunmaya çalıştım. Ben burada da yatsam gönlüm rahat olacak. Burası gelip geçici bir dünya. Adaletinize güveniyorum. İnşallah doğru karar çıkar.”

Mahkeme heyeti, sanığın 'zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar' ve 'çocuğu kasten öldürme' suçundan beraatine, 'hakaret' suçundan verilen 90 gün hapis cezasının 1800 TL para cezasına çevrilmesine, 'yağma' suçundan ise 10 yıl hapis ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tahliyesine karar verdi.