"En basitinden serum iğnelerine bile ihtiyacımız var"

Suriye, 2011’de başlayan şiddetli savaşın ardından koronavirüs salgını ile karşı karşıya

"En basitinden serum iğnelerine bile ihtiyacımız var"

Suriye'de mart ayından itibaren Suriye ordusunun kontrolündeki başkent Şam, Halep, Humus, Lazkiye, Dera gibi kentlerde kamu kurumlarının, üniversitelerin tatil edilmesi, kısmi sokağa çıkma yasağı gibi çeşitli tedbirler hayata geçirildi.

Birçok ülke, hastanelerde yığılmanın olmaması için benzer tedbirler aldı ancak Suriye’de sağlık sisteminin savaş nedeniyle ağır hasarlı olması koronavirüs salgınını daha da tehlikeli hale getiriyor.

Uzmanlar, savaş döneminde ağır hasar gören sağlık sistemindeki durumun savaş sonrasında da uluslararası yaptırımlar nedeniyle daha da kötüleştiğini savunuyor.

Hediye Levent'in DW Türkçe'de yer alan haberine göre Şam Doktorlar Birliği Başkanı Hasan Gabbaş, doğrudan sağlık sistemine yönelik yaptırımın olmadığını söyledi.

Gabbaş, "Ekonomik baskılar veya yaptırımlar her zaman sağlık sektörünü ve halkı doğrudan etkiler. Tedavilerde kullanılan özellikle ileri teknoloji cihazlar gibi ihtiyaçlar temin edilemez" dedi.

Suriye’de savaş döneminde çok sayıda doktor ve sağlık personeli hayatını kaybetti veya ülke dışına çıktı. Göç ettikleri ülkelerde korona salgınına karşı mücadele ederken virüs kapan ve hayatını kaybeden Suriyeli doktorlara dair haberlere rastlamak mümkün.

İlaç ve tıbbi malzeme üreten fabrikalar da büyük hasar görmüş durumda. Günümüzde kamuoyuna açıklanmış faal halde kaç hastane olduğuna, bunların kapasitelerine, sağlık personeli ve doktor sayısına ilişkin kesin veriler yok.

Çatışmaların azalması ile birlikte sağlık sektöründe üretim yapan iş yerleri yavaş yavaş çalışmaya başladı ancak mevcut üretimin ihtiyacı karşılamadığı ve yaptırımların üretim aşamasını olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Doktor Gabbaş, “Solunum cihazı, ilaç, hatta en basitinden serum iğnelerine kadar birçok şeye ihtiyacımız var” dedi.

Şam'ın yoksul mahallelerinden birinde salgına karşı faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşunun gönüllü çalışanları

YAPTIRIMLAR SAĞLIK SEKTÖRÜNÜ NASIL ETKİLİYO?

Peki, yaptırımlar sağlık sektörünü kapsamadığı halde nasıl doğrudan etkileyebiliyor?

Bu soruyu örnek vererek cevaplayan Gabbaş, "Suriye hükümeti herhangi bir cihaz almak istediğinde bunların gemiyle veya uçakla nakli üzerinde bile yaptırım var. Hatta bunların sigortalanması da yaptırıma dahil" dedi.

Suriye'nin ve 2011 öncesinde bölgenin önde gelen ilaç firmalarından biri olan UNIFARMA adlı firmanın sahibi İsam Natuk’a göre yaptırımlar hammadde, teknoloji gibi üretim için gerekli ihtiyaçların temini aşamasında ve ortaya çıkan maliyet ile kendini gösteriyor.

Herhangi bir işlenmiş veya ham maddenin Suriye’ye ithali aşamasında birçok zorluğun yaşandığını belirten Natuk, ilk aşamada ham madde temin edilecek üreticilerin veya firmaların ikna edilmesi gerektiğini ve bu firmaların siyasi/ticari baskıları ve sonuçları göze alması gerektiğini söylüyor. İkinci aşamada, bankalar üzerindeki yaptırımların devreye girdiğini anlatan Natuk, bu aşamada ithalat veya ihracat için gerekli para transferlerinin yapılmasının zorlaştığını, girişimde bulunanların yaptırımları deldiği gerekçesiyle kara listeye alınmasına yol açabildiğini belirtiyor.

Natuk, "Duyduğumuza göre, bir ham maddeye dair resmi kayıtlar (menşei) Suriye’ye ulaşana kadar ülkeden ülkeye, birçok kez değiştiriliyor. Bu da ürünün maliyetini ve piyasa fiyatını önemli ölçüde etkiliyor" dedi.

YENİ YAPTIRIMLAR GELEGEK

Suriye’ye yönelik ekonomik yaptırımlar ve dönemsel ambargolar 2011 Arap Ayaklanması’ndan çok önce başladı. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne yakın bir pozisyon belirleyen Suriye ile Batı dünyasının ilişkileri 1973 Arap-İsrail Savaşı ile daha da gerildi ve bu süreç yeni yaptırımlarla sonuçlandı. Lüks tüketim ürünlerinden sivil uçak yedek parçasına, tekstil için gerekli ham maddeden komünikasyona kadar birçok kalemde uygulanan yaptırımlar teknolojik bilgi, uzman desteği gibi alanları da kapsıyor.

Ayaklanma dönemine kadar Suriye, sağlık başta olmak üzere birçok alanda yerel üretim için gerekli hammadde, makine, uzman gibi ihtiyaçlarını bölge ülkelerinden veya Türkiye gibi Avrupa ülkeleri ile ilişkileri olan ülkeler üzerinden karşılıyordu. Ancak ayaklanma dönemi bölge ülkeleri arasındaki siyasi ilişkileri etkiledi.

Son olarak ayaklanma döneminde Suriye ordusunun işkence yaptığını gösterdiği iddia edilen binlerce fotoğraflık bir arşiv ortaya çıktı. ABD, arşivi Suriye dışına çıkardığı belirtilen kişinin kod adı olan Ceaser/Sezar adı verilen bir dizi yaptırımların daha hayata geçirileceğini duyurdu.

İlaç firması sahibi Natuk’a göre, ülke içindeki ilaç ve tıbbi malzeme üretimindeki sorunlardan biri de ekonomik yaptırımlara bağlı gelişen kur istikrarsızlığı.

Suriye’de sağlık hizmetleri ve kamu hastaneleri ücretsiz. İlaç ve tıbbi malzeme satış fiyatları devlet tarafından belirleniyor. Bu durum, ham madde veya teçhizat temini aşamasında maliyeti yükselen ilaç firmalarının piyasaya sürdükleri ilaç-ürün fiyatına müdahale edememelerine sebep oluyor.

Natuk, "Dışardan ekonomiye yönelik siyasi baskılar Suriye lirasının değerini etkiliyor. Ham maddeye ödenen miktarı yükseltiyor. Bu durumda ilaç üretimi zarar ediyor. Bu nedenle ilaç üreticileri uzun süre zararı karşılayamadıkları için birçok hammaddenin teminini ve ilacın üretimi durdurdular” dedi.

Natuk, savaşa bağlı iç yıkım, ekonomik kriz ve yaptırımlarla birlikte halkın alım gücünün çok düştüğünü belirterek, "İnsanların geliri 2010’a göre yüzde 10’a indi. Yaşam standartları öncesine göre çok düştü" diye konuştu.

Kamu hastanelerinin yanı sıra özel hastaneler de bulunuyor ancak savaş ve sonrasındaki dönemde halkın ekonomik durumunun kötüleşmesi ile birlikte tedavi ve ilaç gibi ihtiyaçlara ulaşmak zorlaştı.

Halka ücretsiz ilaç ve ön muayene gibi hizmetler veren sivil toplum kuruluşlarından birinde görev yapan Pediatrist Dr. Semir el Mihemi, ayaklanma öncesi ve sonrası dönemleri kıyaslayarak şunları söyledi:

"Bu krizden önce imkanlarımız genişti. Krizden sonra kriz ve ekonomik ambargo nedeniyle zayıfladı. Bize yönelik ekonomik ambargonun sonucu olarak ilaç temini, tedaviye ulaşma, hastane sayısı, solunum cihazı gibi tıbbi araçlar, laboratuvarlar, yaşam maliyeti gibi imkanlar çok zayıfladı."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER