Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde kurulan Dezenformasyonla Mücadele Birimi tarafından geçen hafta yayımlanmaya başlanan Dezenformasyon Bülteni’nde bu hafta, Amasra'ya dair Sayıştay raporu haberlerine “dezenformasyon” denildi.

İşçileri taşıyan minibüs devrildi: Uzman er öldü, 9 yaralı İşçileri taşıyan minibüs devrildi: Uzman er öldü, 9 yaralı

Bartın'ın Amasra ilçesinde bulunan TTK'ye ait maden ocağında 15 Ekim'de yaşanan ve 41 madencinin canına mal olan katliamın ardından, pek çok medya organı, Sayıştay'ın TTK 2019 Yılı Denetim Raporu'na yansıyan bilgiler ve uyarılar haberleştirilmişti.

Raporda, Amasra Müessese Müdürlüğü’ne bağlı madende, patlamanın yaşandığı derinlikte, damarlarda gaz içeriklerinin yüksek olduğu, ani gaz degajı ve grizu patlama riskinin arttığı uyarıları yer almıştı.

Sayıştay raporunda şu ifadeler kullanılmıştı:

“2019 yılında müessesenin dengelenmiş üretim derinliği -300 metre olmuştur. Bu derinleşme, ani gaz degajı ve grizu patlaması gibi ciddi kaza risklerinin artmasına neden olmaktadır. Çalışılan damarların tamamında gaz içeriklerinin yüksek olduğu, dolayısıyla degaj kapasitelerinin de yüksek olduğu, arıza zonlarında riskin daha da arttığı bilinmektedir. Bu nedenle müessese ocaklarında ilgili mevzuat hükümlerinin yanı sıra ‘Kurum Degaj Yönergesi’ hükümlerinin titizlikle uygulanması gerekmektedir."

Sayıştay ayrıca, işçi sayısının tehlike doğuracak boyutta azaltıldığını, arızaların giderilemediğini, yer altı haberleşme sisteminin uzun süreler kesildiğini, 24 saat takip gerektiren tehlikeli gaz ölçümü sisteminin sağlıklı işlemediğini raporlamıştı.

DEZENFORMASYONMUŞ!

Başında eski A Haber yazarı İdris Kardaş'ın bulunduğu Dezenformasyonla Mücadele Birimi, bu hafta ikincisini yayımladığı bültende Sayıştay'ın bu raporuna dair haberler için "dezenformasyon" dedi.

Bültende "Söz konusu Sayıştay raporlarındaki öneriler dikkate alınmış, hatta mevzuatın gerektirdiğinden daha fazla tedbir alınmıştır" ifadelerine yer verildi.

Bültende, şu ifadeler yer aldı:

“Bartın’da, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğü’nde meydana gelen kazaya ilişkin, ‘Sayıştay raporlarındaki uyarı ve öneriler dikkate alınmadı’ iddiası doğru değildir. Raporda ‘Solunabilir ve Patlayabilir Tozla Mücadele’ başlığı altında yer verilen bilgiler, çarpıtılarak dezenformasyona konu olmuştur. Bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerde, Sayıştay raporundaki genel bilgilendirmeler, ‘grizu patlaması riski tespit edildi’ şeklinde yorumlanmıştır. Madenlerde yönetmelik ve mevzuatların uygulanmasına yönelik veriler, tüm iddiaları çürütür niteliktedir. Madenlerde, patlayabilir tozla mücadele çalışmalarına yön verebilmek için yer altındaki noktalardan düzenli olarak toz numunesi alınmaktadır. Sonuçların yüksek çıkması durumunda yıkama ve taş tozu serpme çalışması yapılmaktadır. Bu kapsamda;  2017’de 53 bin 988 ton üretime karşı 72 bin kilogram, 2018’de 46 bin 841 ton üretime karşı 63 bin kilogram, 2019’da 51 bin 763 ton üretime karşı 53 bin 500 kilogram taş tozu serpilmiştir. Ayrıca 25 adet su barajı kurulmuştur. Numunelerde kül oranı mevzuatta yüzde 65 görünmesine rağmen, yüzde 80 olarak gerçekleştirilmiştir. Dolasıyla iddiaların aksine, söz konusu Sayıştay raporlarındaki öneriler dikkate alınmış, hatta mevzuatın gerektirdiğinden daha fazla tedbir alınmıştır.”

"SOMA VE ERMENEKTEN SONRA ÖNLEM ALINDI"

Bültende, “Soma ve Ermenek kazalarından Sonra gerekli iyileştirmeler yapılmadı iddiası” eleştirileri için de şunlar kaydedildi:

“Önceki yıllarda meydana gelen maden kazalarının ardından tedbir ve denetim konusunda gerekli çalışmaların yapılmadığı ve ilerleme kaydedilmediği iddiası doğru değildir. Kazaların ardından tüm müesseselerde bulunan yer altı açıklıklarında toplam 200 kilometre 'Hayat Hattı' kuruldu. Ayrıca Yer Altı Ferdi Kurtarıcı Maske Değişim İstasyonları oluşturuldu. Bunun yanı sıra ilgili mevzuatta iş güvenliği konusunda da düzenlemeler yapılmıştır. En az 250 kişiye 1 A sınıfı iş güvenliği uzmanı ön görülmesine rağmen kurumda yer altında çalışan 6.000 kişiye toplam 160 iş güvenliği uzmanı görevlendirilmiştir. Tüm iş basamakları için risk değerlendirme yükümlülüğü getirilmiştir. Yer altında metan, oksijen, sıcaklık ve hava hızını ölçen sensörlerin bulunması zorunluluğu uygulanmıştır. Ayrıca bağımsız çalışan her ekipte en az 1 adet seyyar gaz ölçüm cihazı bulunur hükmü gereği uygulama yerine getirilmektedir.”

"DEGAJ YÖNERGESİ DİKKATE ALINDI"

Bültende, degaj yönergesinin dikkate alınmadığı iddiasının da doğru olmadığı savunularak, şöyle denildi:

“Söz konusu yönerge, 6331 Sayılı İş Sağlığı, Güvenliği Kanunun 30’uncu maddesine göre çıkarılan 16/9/2013 28770 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden İş Yerlerinde İş Sağlığı, Güvenliği Yönetmenliğine dayanılarak hazırlanmıştır.

Sayıştay’ın 2019’da hazırladığı raporda, muhtemel risklere karşı genel bir yaklaşımda bulunulmuştur. ‘Kurum Degaj Yönergesi hükümlerinin titizlikle uygulanması gerekmektedir’ ifadesi, tespit değil bilgilendirme amaçlıdır. Kurumun bu kapsamdaki tüm işlemleri Çalışma Bakanlığı İş Teftiş Kurumu ve MAPEG ekiplerince denetlenmekte ve titizlikle takip edilmektedir. Sayıştay’ın belirttiği Kurum Degaj Yönergesi’ne tam uyumla, madencilik faaliyetleri yürütülmektedir.”

DEZENFORMASYONLA MÜCADELE BİRİMİ'NİN BAŞINDAKİ İDRİS KARDAŞ KİMDİR?

İdris Kardaş, ağustos ayında kurulan Dezenformasyonla Mücadele Birimi'nin başına geçmeden önce, özellikle son dönemde katıldığı televizyon programlarıyla dikkatleri üzerine çekiyordu.

İstinye Üniversitesi Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi (EPAM) Koordinatörü olarak görev yapan Kardaş, daha önce Aktüel ve A Haber’de köşe yazarlığı yaptı.

Ayrıca, "Pelikancılar" diye anılan grupla ilişkili olduğu öne sürülen Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi’nde (Bosphorus Global) bir dönem Genel Koordinatör olarak da görev yürüttü.

Aslen Diyarbakırlı olan İdris Kardaş, 2016 yılında Bilgi Üniversitesindeki koordinatörlük görevinden alındı.

Sabah gazetesine verdiği röportajda, "üniversitenin siyasi görüşlerine ters düşüncede olduğu için kovulduğu" açıklaması yaptı.

Bilgi Üniversitesinden kovulduktan 1 sene sonra İstinye Üniversitesinde akademisyen olarak göreve başlayan Kardaş, konuk olduğu TV programlarında, AKP’nin sıkı bir savunucusu olarak görüşlerini aktarıyordu.