"Devletin itibarı" adına Peker’li, Çakıcı’lı düzeni savunmak!"

İlbeyoğlu, “Bu düzen böyle sürsün, korunsun diyedir fikri-zikrî mevcudiyetleri...” dedi

Güncel 06.06.2021 - 13:36 06.06.2021 - 13:36

Evrensel yazarı Vedat İlbeyoğlu, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddiaları ve medyadaki tartışmaları değerlendirdi.

Devlet, mafya ve siyaset ile iddiaların “devlet korumak” adı altıda muhalefet tarafından da yeteri kadar tartışılmadığını ifade eden İlbeyoğlu,  “Devlet adına yapılan hukuksuzlukları meşru gören, soruşturulsun bile diyemeyen, muhalefete “böylesi konularda iktidarı eleştirmeyin” diye akıl veren, çözüm olarak da yine hukuksuzluk önermiş olan bu ‘hukukçuluk’, tam da Peker’li, Çakıcı’lı, Ağar’lı düzene yakışmaktadır. Savunusu yapılan bu düzendir çünkü. Üstünü örtelim kalsın. Kol kırılır yen içinde” dedi.

Hukuk profesörü Ersan Şen’in Halk TV’de yayınlanan programdaki açıklamalarına değinen İlbeyoğlu’nun Evrensel’de yayınlanan yazısının bir kısmı şöyle:

Bir süredir ülke gündemini mafyacı Sedat Peker’in videoları belirliyor. İddia ve ifşalarıyla zor durumda bıraktığı iktidar çevrelerinden gelen yanıt ve tepkiler, yapılan kamuoyu araştırmalarından da görüldüğü üzere ikna edici bulunmuyor. “Yabancı güçlerin piyonu olmuş bir suç örgütü liderini dayanak yapıp iktidar düşmanlığı yapıyorlar...” mealinde kurulan parantezin ötesine geçemiyor kurulan ‘savunma’ hattı. Tabi ki bu hat, sağına soluna önüne arkasına bolca serpiştirilen “terör, dış mihraklar, devletin ve milletin bekası” vb... hamasi zokalarla güçlendirilmeye çalışılıyor.

İktidarın organik eklentisi durumundaki emir erleri açısından bu savunma mesaisinde atış serbest. Peker’in ifşalarından hareketle iktidarı eleştiren herkes düşman, herkes hain. Asgari ölçülerde bile ‘rafine’ davranmanın gereği yok. Bir örnek; baktığında halim selim görünümlü, ilk elden “adın mülayim, sert olsan ne yazar” sözünü çağrıştıran ve üstelik adının önünde Prof. yazan biri, “satılmış köpek” dediği Peker’i kastederek, ‘çözüm’ babında şöyle diyor mesela: “Mutlaka bir gün bulunacak, kafasına sıkılacaktır...” Bir akademisyene böylesi bir mafyatik jargon yakışıyor mu diye sormayın, geçin. Akademisyenlik ek iş çünkü! İktidarın ekip biçtiği tarlada düşünme biçimi ve kavramsallaştırma hasadı böyle, ne desen boş...

Gelelim organik yandaşlar dışında kalıp da iktidarın savunma hattından ötesine geçemeyenlere...

Bunlar için de başat kaygı ‘devletin bekası’ oluyor yine. İçine devlet kaçmış diyebiliriz bu tür için. Kutsal devletin çıkarları her şeyden önce ve her şeyin üstündedir. ‘İktidarlar gelip geçicidir ama devlettir kalıcı olan’ diye bir ayrım yaparlar ama sonuçta yol organik yandaşlarla aynı kapıya çıkar: Bu işler böyle uluorta konuşulmaz, devlet zarar görüyor!

Bir örnek; Ersan Şen, Prof., hukuk profesörü üstelik... İktidara muhalif bir kanal olan Halk Tv’de çıktığı bir programda konuştuklarından bir derleme aktaralım: “Bu gidişat iyi değil... Anlattıkları tamam araştırılsın ama artık yeter, bu iş zarar veriyor diyorum. Devletin güvenilirliğine zarar veriyor... Devletin itibarını ayaklar altına almamak için Peker susmalı, susturulmalı... Devletin zarar görmesini istemiyorum ben. Türk milletinin gerçek sorunları var, bu sorunlara odaklanalım... Devleti korumak esas değil midir? Muhalefeti de uyarıyorum, hukuku konuşarak iktidar olamazsın... Kişisel sorunlarını anlatarak başladı ama sonra yok Suriye’ye silahlar, yok şu cinayet... İktidar yarın gider bunun yükü devlete kalır, bu olmaz... Bunları her devlet yapabilir. Farzedelim ki devlet hata yaptı, bu hatayı böyle ulu orta her yerde tartışıp da bunun üzerinden iktidarı alaşağı etmeye, adalet aramaya çalışmak devletin özüne zarar verecektir, elimize ne geçecek?...”

Bunları bir hukuk profesörü söylüyor. İbret vericidir ama bir türün açık ifşasıdır. Yerine göre muhalif imajlar da verebilen ama esas olarak Erdoğan’ın dillendirdiği “yerli ve milli muhalefet” hayalini karşılıksız bırakmayan, o hayalin kodlarını üstlenip sergileyen, örnek sunan bir tür... Barolar Birliği’nin başında bağdaş kurup oturmuş zat da, İstanbul Barosu’nun önceki başkanı da, aktardığımız sözlerin sahibi Şen prof. da aynı hayalin bizzat içinden konuşuyorlar. Peker’in itiraflarından ‘devlet adına’ rahatsızlık ve sıkıntı duyuyorlar. “Devlet adına kurşun atan da yiyen de şereflidir” veciz sözüyle tetikçi Çatlı’nın ruhunu selamlayan Çiller’le, kullanılan tetikçilere “tosuncuklarım” dediği MİT raporlarına geçmiş, “Bir tuğla bile çekemem” diyerek bir dönem işlenmiş faili meçhul cinayetler ağını korumaya almış ‘bin operasyoncu’yla aynı hizada durmayı ‘sorumluluk’ olarak salık veriyorlar muhalefete.

İddialar, ifşalar karşısında devlet birimlerinin sessizliği, suskunluğu, harekete geçmeyişi ‘itibar’ sorunu olmuyor ama. Yargının, meclisin seyirci kalışı, komisyon önerisinin bile reddedilişi... Kutlu Adalı cinayeti konusunda ileri sürülen iddiaların en azından bir kısmının muhataplarınca doğrulanmışlığı... Eski başbakanın oğlu hakkındaki iddianın test kitli, maskeli yalanlanma argümanının yalan çıkışı... Suriye’ye silah sevkiyatı konusundaki iddiaların bugüne kadar ortalığa saçılmış verileri destekler nitelikteki boyutları... Zamanında iktidarı destekleyen mitingler yapan ve İçişleri Bakanına, “benim dönüş biletimdi” diyen bir mafyacının şimdi sorun olması... Yine bir başka mafyacıya çıkarılan özel af... Mafyadan maaşlı siyasetçi, vs... ‘Devlet itibarı’ denilen şey asıl buralarda kaybedilmiyor da bütün bunların konuşuluyor olmasında kaybediliyormuş!

Bir mafyacının devletin özel ağlarına bu kadar vakıf olması, bu ağlara yaslanarak yıllarca ‘özel’ yaşamış oluşu sorun olmuyor ama onun bunları dillendirişi sorun oluyor. Pudra şekeri kıvamındaki aklınızı sevsinler sizin...

“Bunlar ulu orta konuşulmaz”mış! Tabi ya, ‘derin’ işler bunlar. Biz fanilerin, halkın bilmesine, konuşmasına ne gerek var? Açık söylüyor Şen: “Susurluk’da o kadar şey ortalığa döküldü de ne oldu? Peker’in ayda 10 bin dolar verdiğini söylediği siyasetçiyi öğrendin diyelim, ne olur ki?...” Evet, aynen böyle. İktidara mensup olduğu büyük ihtimal bir siyasetçinin mafyadan maaş alışının konuşuluyor olması bile ‘devlet itibarı’nı zedeliyorsa varın düşünün artık. Devletin bu ‘mahrem’ alanına dokunacak alengirli işler konuşulmasın, iktidar eleştirilmesin, muhalefet yapılmasın! Dert bu. Bunun önüne geçmek için de yöntem öneriyor hukukçu Prof.: “Önerdim ben, ya bu işi durdurun ya da Youtube’ye erişimi engelleyin, kapatın tamamen...”

Tam da ‘hukuk’ çerçevesinde temiz çözüm; kapatın, erişimi engelleyin! Devletin itibarı da kurtulmuş olur böylece.

Devlet adına yapılan hukuksuzlukları meşru gören, soruşturulsun bile diyemeyen, muhalefete “böylesi konularda iktidarı eleştirmeyin” diye akıl veren, çözüm olarak da yine hukuksuzluk önermiş olan bu ‘hukukçuluk’, tam da Peker’li, Çakıcı’lı, Ağar’lı düzene yakışmaktadır. Savunusu yapılan bu düzendir çünkü. Üstünü örtelim kalsın. Kol kırılır yen içinde!

Yorumlar (1)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@