Çin, yapay zeka ve diğer stratejik teknolojilerde yetişmiş insan kaynağını ve kritik bilgi birikimini ülke içinde tutmaya yönelik önlemleri genişletiyor.
Pekin’in attığı adım, ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabetinin yalnızca çipler, yapay zeka modelleri veya yatırımlar üzerinden yürütülmediğini; uzman insan kaynağının da stratejik bir unsur haline geldiğini gösteriyor.
Çin uzun yıllardır ABD ve Avrupa ülkelerinin teknoloji transferi ve fikri mülkiyet suçlamalarıyla karşı karşıya. Washington son dönemde Çinli yapay zeka şirketlerinin Amerikan modellerinden bilgi aktarımı yoluyla yararlandığını öne sürerken Pekin bu suçlamaları reddediyor ve ABD’nin ileri teknoloji alanındaki kısıtlamalarını Çin’in teknolojik gelişimini sınırlama girişimleri olarak değerlendiriyor.
Bu ortamda Çin de kendi teknolojik birikiminin ve yetişmiş uzmanlarının ülke dışına kontrolsüz biçimde taşınmasını önlemeye çalışıyor.
Teknoloji güvenliği için yeni dönem
Çin Devlet Konseyi tarafından Temmuz ayında yayımlanan ve 15 Eylül’de yürürlüğe giren yeni düzenleme, vatandaşların ülke dışına çıkışına ilişkin mevcut kuralları genişletiyor.
Buna göre teknoloji ithalatı ve ihracatına ilişkin kuralları ihlal eden ve bu ihlalin ulusal sanayi veya teknoloji güvenliğini tehlikeye atabileceği değerlendirilen kişilerin ülkeden çıkışı ilgili makamlar tarafından engellenebiliyor. Düzenleme ayrıca yurt dışında ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunan Çin vatandaşlarının ülkeye döndükten sonra belirli sürelerle yeniden yurt dışına çıkmasının engellenmesine de imkân tanıyor.
Pekin, düzenlemeyi yalnızca teknoloji transferinin önlenmesiyle sınırlı görmüyor. Çin makamları yeni kuralların egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarlarının korunmasının yanı sıra sınır ötesi dolandırıcılık ve yasa dışı faaliyetlerle mücadele gibi amaçlara da hizmet ettiğini belirtiyor.
Ancak düzenlemedeki “teknoloji güvenliği” ve “ulusal güvenlik” gibi geniş ifadeler, uygulamanın kapsamına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.
Çin’in yetişmiş insan kaynağı neden stratejik?
Pekin açısından mesele yalnızca sermayenin ülkeden çıkması değil, yapay zeka, batarya teknolojileri, nadir toprak elementleri, hassas mühendislik ve ileri üretim gibi alanlarda yetişmiş mühendisler ve araştırmacılar, Çin’in küresel teknoloji yarışındaki en önemli kaynaklarından biri. Bu nedenle Çinli yetkililer son dönemde özellikle kritik teknoloji alanlarında çalışan bazı uzmanların yurt dışı seyahatlerini daha yakından takip ediyor.
Bloomberg’in mayıs ayında aktardığı bilgilere göre Alibaba ve DeepSeek gibi şirketlerde çalışan bazı üst düzey yapay zeka araştırmacıları, yöneticiler ve şirket kurucularının yurt dışına çıkmadan önce izin almaları isteniyor. Bloomberg bu uygulamanın, Çin’in kritik teknoloji bilgisini ülke içinde tutma çabasının bir parçası olduğunu bildirdi. The Information’ın aktardığı bilgilere göre ise bazı DeepSeek çalışanlarından geçen yıl pasaportlarını teslim etmeleri istendi. Bu iddia Çin makamları tarafından doğrulanmadı.
Sermaye de mercek altında
Teknoloji uzmanlarının yanı sıra sermayenin ülke dışına çıkışı da Pekin’in gündeminde.
Bloomberg Intelligence’ın tahminlerine göre 2025 yılında yaklaşık 1 trilyon dolarlık Çin sermayesi ülke dışına çıktı. Bu rakam, Bloomberg’in söz konusu verileri toplamaya başladığı 2006’dan bu yana en yüksek çıkış olarak değerlendiriliyor.
Çin vatandaşlarının yurt dışına transfer edebildiği yıllık 50 bin dolarlık döviz kotası ise değiştirilmedi. Bununla birlikte Fransız yatırım bankası Natixis’in Asya-Pasifik başekonomisti Alicia Garcia-Herrero, varlıklı Çin vatandaşlarının bu sınırı aşmak için kullandığı alternatif kanalların arttığını belirtiyor.
Çin’de ve Çin dışında, vatandaşların başka ülkelere taşınmasına veya varlıklarını yurt dışına aktarmasına yardımcı olan ayrı bir sektör de gelişmiş durumda. Göç danışmanlığı şirketleri, uluslararası brokerler ve tröstler bu süreçte rol oynuyor.
Şirketler de sermaye ve uzmanlığı birlikte dışarı taşımak için yabancı iştirakler kurmak, yurt dışında halka arz gerçekleştirmek veya çalışanlarını başka ülkelere göndermek gibi yöntemlere başvurabiliyor.
Manus örneği
Çin’in teknoloji şirketleri üzerindeki yaklaşımının dikkat çeken örneklerinden biri yapay zeka girişimi Manus oldu.
Pekin’de iki Çin vatandaşı tarafından kurulan şirket, geçen yıl merkezini Singapur’a taşıdı. Şirketin bu hamlesinin arkasında küresel pazarlara daha kolay erişebilmek ve ABD’nin Çin’e yönelik yatırım kısıtlamalarının etkisini azaltmak gibi nedenlerin bulunduğu bildirildi. Meta’nın Manus’u yaklaşık 2 milyar dolara satın almak istediği dönemde ise Çin makamlarının anlaşmayı engellediği ve şirketin iki kurucusunun yurt dışına çıkışını yasakladığı öne sürüldü.
Bu örnek, Pekin’in stratejik teknoloji şirketlerinin yalnızca fikri mülkiyetini değil, şirketlerin kurucuları ve kilit insan kaynağını da stratejik bir unsur olarak görmeye başladığına işaret ediyor.
Çin’in teknoloji yarışındaki konumu
Çin’in kaygısının arka planında ABD ile giderek sertleşen teknoloji rekabeti bulunuyor. Washington, Çinli şirketlerin Amerikan yapay zeka modellerinden büyük ölçekli bilgi aktarımı gerçekleştirdiğini iddia ediyor. ABD’nin Ulusal Güvenlik Ajansı, FBI ve Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenlik Ajansı eylül ayında DeepSeek, Moonshot AI, Alibaba ve diğer Çinli şirketleri bu yöntemleri kullanmakla suçladı. Çin Ticaret Bakanlığı ise suçlamaları “temelsiz” olarak nitelendirdi.
Öte yandan ABD’nin Çin’e ileri teknoloji ve yapay zeka alanında uyguladığı ihracat kontrolleri de devam ediyor. Dolayısıyla Pekin için bu alan Çin’in kendi geliştirdiği teknolojilerin, uzmanlığın ve stratejik bilgi birikiminin küresel rekabet ortamında korunması için gerekli bir kontrol.
Kısıtlamalar ters tepebilir mi?
Ancak yeni önlemlerin Çin ekonomisi açısından yaratabileceği risklere dikkat çeken uzmanlar da bulunuyor. Singapur Yönetim Üniversitesi hukuk profesörü Henry Gao, sermayenin ve insan kaynağının hareketini zorlaştıran uygulamaların uzun vadede yatırımcı ve uzmanların güvenini zedeleyebileceğini savunuyor. Gao’ya göre insanlar ve sermaye ülke dışına çıkmakta zorlandıkça, gerekli kaynaklara sahip olanların alternatif yollar arama ihtimali artabilir.
Natixis başekonomisti Alicia Garcia-Herrero ise özellikle uzmanlara getirilen sınırlamaların daha kalıcı sonuçlar yaratabileceğini düşünüyor. Ona göre sermaye çeşitli izin ve finansal mekanizmalar üzerinden zaman içinde taşınabilirken, yurt dışına çıkması engellenen nitelikli bir mühendisin yerini kısa sürede doldurmak daha zor.
Bu değerlendirmeler, Pekin’in teknoloji güvenliği ile küresel yetenek çekme kapasitesi arasında yeni bir denge kurmak zorunda kalabileceğine işaret ediyor.
ABD de Çin’e seyahat konusunda uyardı
Yeni düzenlemeler yabancıların Çin’e giriş ve çıkışlarını da daha yakından düzenliyor. Çin’e vize başvurularında verilen bilgilerin gerçeğe uygun olması gerekiyor; yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi halinde yabancı vatandaşlara bir ila beş yıl arasında giriş yasağı uygulanabiliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise 4 Eylül 2026’da güncellediği seyahat uyarısında, Çin ana karasında yerel yasaların keyfi uygulanması, adil ve şeffaf bir süreç olmadan çıkış yasakları uygulanması ve haksız gözaltı veya tutuklama riskinedeniyle ABD vatandaşlarının daha dikkatli olması çağrısında bulundu.




