Aydın’da jeotermal enerji santrallerinin yarattığı çevre ve sağlık sorunları gittikçe büyüdüğü öne sürülüyor.

Özer Akdemir’in Evrensel’de yer alan haberine göre, Aydın Umurlu’da, jeotermal enerji santrali yakınında yaşayan yurttaşlardan 17’sinin çıkan gazlardan zehirlendiği, şirketin bu olayın duyulmasını önlemek için 17 kişiyi otele yerleştirdiği iddia ediliyor.

UMURLUYU NEREYE TAŞIYACAKSINIZ?

Aydın Çevre Kültür Derneği (AYÇEP) Başkanı Mehmet Vergili, Umurlu’nun yanından geçen Emirdoğan Çayı kıyısındaki Küme Evlerinde oturan 5 ailenin jeotermal gazlarından zehirlenmeleri üzerine şirket tarafından Umurlu yakınlarındaki Tralles Oteline götürüldüklerini söyledi. Yaklaşık 5-6 gündür otelde kalan 17 kişinin bir süre daha otelde bütün masrafları şirket tarafından üstlenilerek konuk edileceğini belirten Vergili, iddiaları yerinde araştırmak üzere Umurlu’ya giderek yurttaşlarla konuştuğunu dile getirdi.

Vergili Umurlu’daki durum ile ilgili şunları anlattı: “Zehirlenenlerin yakınları ile görüşmeye gittik, jeotermal şirketinin adamları da geldiler. Biz kendilerine ‘burada 18-20 bin kişi yaşıyor. Bu 17 kişiyi otele yerleştirmişsiniz tamam da Umurlu’yu nereye taşıyacaksınız? Yakalandınız!’ dedik”.

KEÇİLER, TAVUKLAR, GÜVERCİNLER ÖLDÜ

Mahalle sakinlerinden Batur ailesinin gazlardan etkilenmeleri üzerine otele yerleştirildiğini öğrenen Vergili’ye burada ayrıca havyan ölümleri de olduğu anlatıldı. Mahallelilerden Tahsin Öztosun’un 16 keçisinden 6’sının jeotermal sularının bırakıldığı dereden su içmesi sonrası öldüğünü söylediler. Mahalleli keçilerin yanı sıra güvercinlerin, 45 tane tavuğun da jeotermal nedeniyle öldüğünü ileri sürdü. 

Evrensel’in İddialarla ilgili aradığı otelin konuyla ilgili herhangi bir bilgi verilmediği belirtiliyor.

‘DAHA ÖNCE DE AİLEYİ HASTANEYE GÖTÜRDÜLER’

Umurlu’da oturan yurttaşlardan Ziynet  Çalıkoğlu, “Şimdi bu ikinci gidişleri. Bir de patlama oldu evler sallandı. Hâlâ korkuyoruz. Bize otele gidin falan demediler. Kaç gün otelde kalacağım ben. Evim barkım, malım burada. Biz bu yaştan sonra otelde kalamayız” dedi.

Jeotermalin kokusunun Umurlu’nun içinde de hissedildiğini anlatan Çalıkoğlu, “Millet para kazanacak iyi de benim sağlığım gittikten sonra neyleyim milletin parasını. Umurlu ayaklanmadı. Bu suyu buraya kazdırmayacaklardı. Burası Umurlu’nun içerisi sayılır. Milletin sağlığını düşünsünler, şirketin parasını değil.” dedi.

‘BUHARIN PİSLİĞİN ALTINDA DURUYORUZ’

Yine Umurlu sakinlerinden Fatma Vildan KOAH hastası olduğunu ve jeotermal yüzünden çok zor durumlarda kaldığını dile getirdi.

Vidan, “Oradan gelen sıcak su nedeniyle zeytinlerimiz bile olmuyor iki yıldır. Buharın, pisliğin altında duruyoruz gece gündüz. Hele gece çiğ yağıyor gibi yağıyor. Burayı terk etsin şirket. Bizim başka yere gitme durumumuz yok. El alem para kazanacak biz burada eziyetini çekeceğiz!” ifadelerini kullandı.

BENZERİ DAĞKARAAĞAÇ KÖYÜNDE DE YAŞANDI

Öte yandan Aydın Tabip Odasının önceki dönem başkanı olan Dr. Metin Aydın, yörede önce jeotermallere yakın incirlerin kirlenerek yok olduğunu, sonra arıların öldüğünü belirterek; “Şimdi ise Umurlu’da tavuk ve keçiler içtikleri akışkanlar nedeni ile ölmeye başladı. İnsanlar ölmesin diye jeotermal işletme halkı otele taşımış” dedi. Umurlu’daki bu olayın bir benzerinin Dağkaraağaçlı köyünde de yaşandığını aktaran Aydın, “Burada köy muhtarının eşeği akışkan içmeye zorlanmış fakat eşek inat ederek akışkanı içmemiş ve ölmekten kurtulmuş idi. Aydın’da yaşanan ölümler bizlere gösteriyor ki yetkililerin jeotermallerin çevreye ve canlı yaşamına zararı yoktur inadı insanların ölümüne, toplu zehirlenmelere, jeotermal patlamalara, depremlere neden olacak. Aydın’da ölüm tüm Menderes havzasına yayılıyor” diye konuştu.