HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), İstiklal Caddesi'nde altı kişinin öldüğü bombalı terör saldırısından 6 gün sonra Suriye ve Irak'ın kuzeyine yönelik başlattığı Pençe Kılıç Hava Harekâtını eleştirdi.

Buldan, "Kuzey ve Doğu Suriye sivil yerleşim bölgelerine yönelik gerçekleştirilen hava operasyonu ve saldırıların hemen öncesinde, Taksim'de yaşanan karanlık patlama kesinlikle tesadüf değildir" diye konuştu.

Onur Yaser Can davası: 'Ailene de ulaşırız' diyerek tehdit ettiklerini anlatmıştı Onur Yaser Can davası: 'Ailene de ulaşırız' diyerek tehdit ettiklerini anlatmıştı

Buldan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "İktidarlarının bekası için yaşamı hiçe sayan AKP-MHP savaş zihniyetini herkes görmelidir. Kaybedeceğini gören AKP-MHP ittifakı, siyasi ömrünü uzatmak için seçim kampanyasını savaş politikaları ile başlatmış durumdadır" dedi.

Buldan, isim vermeden muhalefete seslendi ve "Bu savaş politikalarına sessiz kalanlara ve alkış tutanlara da diyorum ki, seçim öncesi sahneye koyulan bu oyunu görün. Bu oyunun bir parçası değil, karşısında olalım" çağrısı yaptı.

Konuşmasında, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'ne ve kadın vurgu yapan Buldan, "Bütçe görüşmelerinde içinde kadının adı dahi geçmiyor, şerhimizi koyacağız. Erkeklerin savaş bütçesine karşı, toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe istediğimizi ifade edeceğiz. Güvencesizlik kadınlar için bir rejim haline getirilmiştir. Farklı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine sahip olanlar da yaşamın her alanında şiddete maruz kalıyorlar. Hiçbir kesimin hakları, bu iktidarın insafına tabi değildir. Kimsenin yaşam biçimini tehdit edemezler, biz buna izin vermeyeceğiz" ifadesini kullandı.

Buldan'ın açıklamasından satır başları şöyle:

"Savaş, can almaya devam ediyor. Antep'in Karkamış ilçesi başta olmak üzere hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Savaş, en büyük yıkımdır, felakettir, acıların en tarifsizi savaşlarda yaşanır. Bütün bu savaş dönemlerinde bütün mağduriyeti hep bir kadınlar, anneler, çok daha derinden yaşarız ve hissederiz. İktidarlarının bekası için yaşamı hiçe sayan AKP-MHP savaş zihniyetini herkes görmelidir. Kaybedeceğini gören AKP-MHP ittifakı, siyasi ömrünü uzatmak için seçim kampanyasını savaş politikaları ile başlatmış durumdadır. Kuzey ve Doğu Suriye sivil yerleşim bölgelerine yönelik gerçekleştirilen hava operasyonu ve saldırıların hemen öncesinde, Taksim'de yaşanan karanlık patlama kesinlikle tesadüf değildir. Ortada elbette aydınlatılması gereken yığınla soru işareti vardır. Bu karanlığı açığa kavuşturmak yerine savaş siyasetine sığınan iktidara, bu oyunlar tutmayacaktır demek isterim. AKP-MHP iktidarının iddia ettiği gibi Kuzeydoğu Suriye'deki yönetim modeli, Türkiye için bir tehdit değildir. Halkların ortak geleceği için asıl tehlike, AKP MHP'nin dayattığı savaş politikadır. Kürt halkına yaşattığınız bu yıkımdan size asla bir iktidar çıkmayacaktır. Bu savaş politikalarına derhal son verin. Sorunların çözümü diyalog ve müzakerededir. Demokratik, barışçıl adımlardadır. Bu yanlıştan bir an önce vazgeçilmelidir. Suriye halkları üzerinden elinizi çekin, Kuzeydoğu Suriye'den elinizi çekin!

Bu savaş politikalarına sessiz kalanlara ve alkış tutanlara da diyorum ki, seçim öncesi sahneye koyulan bu oyunu görün. Bu oyunun bir parçası değil, karşısında olalım. Bu savaş politikalarının karşısında olalım, demokratik çözümün yanında olalım. Savaşa hayır diyorum!

Kapitalist erkek egemen ulus devletler, bütün politikalarını sömürü, yavaş ve yıkım üzerinden yürütür. Bunların sonucunda, başta kadınlar, bütün insanlık için sömürü düzeni yaratılır. Ekolojik tahribatla; küresel iklim krizi, gıda krizi gibi çoklu krizler ile dünya felakete doğru sürükleniyor. Orta Doğu'da, Ukrayna'da savaşların ateşi harlanarak halklar yıkıma uğratılıyor. Hukuk, demokrasi, temel hak ve özgürlükler baskı altına alınıyor. Çok uluslu erkek rejimlerin küresel tahribatına karşı sistemlere meydan okuyan ortak bir kadın mücadelesi var. Arjantin, Meksika, Tunus, Afganistan, Türkiye, İran'da kadınlar, kadın düşmanı bu yönetimlere karşı mücadele etmektedir ve yeni yaşamın kapısını aralamaktadır.

Bütçe görüşmelerinde içinde kadının adı dahi geçmiyor, şerhimizi koyacağız. Erkeklerin savaş bütçesine karşı, toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe istediğimizi ifade edeceğiz. Savaşa kepçeyle yatırım yapanlar, topluma, en çok da kadına bir damlayı reva görmektedir! Yüz kadından sadece 18'i kayıtlı ve tam zamanlı çalışıyor. Tarımdaki kadınların neredeyse tamamı kayıt dışı ve güvencesiz çalışıyor. Güvencesizlik kadınlar için bir rejim haline getirilmiştir. Farklı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine sahip olanlar da yaşamın her alanında şiddete maruz kalıyorlar. Hiçbir kesimin hakları, bu iktidarın insafına tabi değildir. Kimsenin yaşam biçimini tehdit edemezler, biz buna izin vermeyeceğiz.

Bu ülkenin ekonomik düzeyini yalan kurumunuz olan TÜİK'inizin sahte milli gelir rakamları değil, kişi başına düşen sefalet belirler! Bir ülke, yurttaşının insan onuruna yaraşır gelir dağılımını sağladığında sosyal devlet niteliğine sahip olur. Gerisi halkın cebinden yapılan soygundur. Bu kara tablo sizi endişelendirmesin, çıkış yolu mümkündür. Bütçe çalışmalarımızda ortaya koyduğumuz ekonomi politikalarımız, seçimden sonra yaşama geçsin diye mücadele edeceğiz. Bütün yurttaşların temel ekonomik ihtiyaçları güvence altına alınacak. Eşit işe eşit ücret sağlayacağız. Kadının görünmeyen emeğini güvence altına alacağız. Kadın yoksulluğunu ve yoksunluğunu sonlandıracak ekonomik tedbirleri HDP olarak alacağız. Sağlık, eğitim, barınma, ulaşım her alanda kadınlar için pozitif ayrımcı bir ekonomik programı hayata geçireceğiz.

Bu ülkenin en acil ihtiyacı yeni bir Anayasadır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini temel hak ve özgürlüklerimizi yasal güvence altına alan demokratik kadın Anayasamızı mutlaka yapacağız. Demokratik bir toplumda kendi kendimizi yöneterek barış içinde yaşamak için HDP'de buluşalım. Hak, hukuk, adalet, demokrasi, özgürlük için gelin mücadelenin, gücün merkezi olan HDP'de buluşalım. Yeni bir yaşam, yeni bir siyaset, yeni bir ekonomik düzen mümkün. Yoksulluğa, rant düzenine, yandaş düzenine son vermek mümkün. Önümüzdeki geçimler, kadınların bu hedefleri gerçekleştireceği bir dönüm noktasıdır. 2023 seçimlerine biz kadınlar damga vuracağız."