Mustafa Güçlü / Demokrat Haber

Tesadüfen kaval sesinin yanık tınılarını izleyerek tanıştığımız, 18 yaşındayken katıldığı gençlik eylemlerinden dolayı gözaltına alınıp hukuksuz yere gençliğinden 10 yıl çalınan Yavuz Mamaç ile geçmişi, geleceği ve Rodos sokaklarında kaval çalarak hayata tutunma çabasıyla başlayan sokak müzisyenliği deneyimi üzerine konuştuk…

Sıcak bir temmuz günü Rodos’un tarihi surlarının dibinde ıssız bir köşeden gelen kaval ezgilerini takip ederek bulduk ve tanımak istedik sizi. Kendinizi okuyucularımıza kısaca tanıtabilir misiniz?

Bir süredir Yunanistan’da yaşıyorum. Rodos’a müzisyen bir dostumu ziyaret etmek için geldim. Tam da sizin gibi ben de sürgünde yaşayan müzisyen dostum Aydın İşleyen’in ezgilerini takip ederek Rodos’a geldim.

yavuz-mamac-1

Niğde'de kadın cinayeti: Bir kadın daha boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledildi Niğde'de kadın cinayeti: Bir kadın daha boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledildi

-Geçmişte cezaevi süreciniz olmuş. Ege bölgesindeki bir dizi operasyon sonrası genç yaşta gözaltına alınmışsınız. Basında ”Manisalı Gençler” davası olarak adından sıkça söz ettiren gözaltılar da sizin süreçle bağlantılı ve sizden sonra gerçekleşmiş. Bize o yılları anlatabilir misiniz?

Evet, “yüce” devletimiz beni daha 18 yaşındayken astığım birkaç pankart ve katıldığım birkaç korsan gösteriye istinaden “terörist” ilan ederek 13 gün süren işkenceli sorguların ardından cezaevine attı ve devamında on yılımın hapishanede geçmesine sebep oldu.

Manisalı gençler davası aslında bizden kısa bir süre sonra gerçekleşen bir davaydı. Benzer sebeplerle hak ve hukukun yerlerde süründüğü bir adalet işleyişinin mahkûmu olduk hepimiz.

O yılları birkaç cümleyle anlatmak çok zor gerçekten. Terörle Mücadele Şubesindeki sistematik işkenceli sorguların ardından hapishaneye gönderildik. Hapishanede geçen on yıl içerisinde de bu zulüm devam etti.

-Önceki sohbetimizde Arkeoloji bölümünü okumayı çok istediğinizi belirtmiştiniz. Üstelik üniversite sınavına hazırlanırken tutuklanmışsınız. Sonrasında istediğiniz üniversiteye gidebildiniz mi?

Üniversiteye gitmeyi çok istedim, cezaevinde sınava girdim ve Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümünü kazandım. Ege Üniversitesi ise devlete karşı suç işlediğim ve “terörist” olduğum gerekçesiyle benim kaydımı kabul etmedi. Bu hukuksuzluğun ve adaletsizliğin sorumlularından biri de sözde “ilerici ve demokrat” görünen ama uygulamada faşizmden güç alan dönemin rektörü Ülkü Bayındır’dı.

-Cezaevinden çıktıktan sonra hayata kolay karışabildiniz mi? Hayata yeniden uyum sağlama, iş hayatına atılma konusunda ne gibi zorluklar yaşadınız?

Uzun süre cezaevinde kalan hiç kimse için hayata karışmak kolay değildir. Ama ailemin ve dostlarımın sayesinde bu zorluğun üstesinden gelebildim. Bu süreçte THİV (Türkiye İnsan Hakları Vakfı) desteğiyle PTSS (Post Travmatik Stres Sendromu) tedavisi gördüm. Bu vakıf ve buradaki güzel insanlar bizim gibi işkence ve cezaevi mağdurlarına destek olmaya devam ediyor.

İş konusunda ise çeşitli zorluklar yaşadım. İlk zamanlar sabıka kaydım temiz çıkmadığı için sabıka kaydı isteyen bazı işverenler benimle çalışmak istemedi. Bu dönemde Aydın Doğan Vakfı bir eğitim bursu verdi ve grafik-web tasarım programlarını öğreneceğim bir kursa gönderdi.

Aynı süreçte Radikal gazetesi ek yayınlarında çizmeye başladım ve gazetede çalıştım. Gazetedeki çalışma arkadaşlarımdan büyük moral ve motivasyon desteği ve sahiplenme gördüm. Akademik olarak bir grafik tasarım eğitimi almadım ama vakfın ve gazetenin bana sağladığı olanaklarla açtığı yolda bir grafiker olmayı başarabildim.

yavuz-mamac-2

-Yakın zamanda İzmir’den Atina’ya geldiniz. Bir çağrı merkezinde çalışmaya başlamışsınız, bu süreç nasıl başladı peki?

Yunanistan’a gelmeden önce Doğu Anadolu Kalkınma Ajansının grafikeri olarak çalışıyordum. Daha öncesinde de İzmir Kalkınma Ajansında 5 yıl kadar çalışmıştım. İşimden ve hayatımdan gayet memnundum. Hiç kimse yerini yurdunu ve ailesini terk etmek istemez. Ama buna mecbur bırakıldım. 15 Temmuz darbesini gerekçe gösteren devlet, eski siyasi hükümlü olduğum gerekçesiyle beni işten çıkardı.

Darbeyi bir zamanlar beraber yürüdükleri "FETÖ"cüler yapmıştı ama faturayı biz solculara kestiler. Zaten bu hep böyledir, bu ülkede sağcılar ağlar, mızmızlanır dayağı solcular yer. Fatura hep bize kesilir. Yurtdışına iş için gelme kararım bu süreçten sonra oluştu.

Aynı zamanda geçimimi sürdürebilmek için sokak müzisyenliği de yapıyorum. Sokak müzisyenliğine Rodos’ta yaşayan değerli müzisyen arkadaşım Aydın İşleyen’in teşviki ve motivasyonuyla başladım.

-Son söz niyetine ülkemizde acılar yaşatılmış biri olarak gelecekle ilgili düşünceleriniz neler?

Acıları hepimiz yaşıyoruz. İktidar tüm halka zulüm ediyor, kimimiz fazlasını yaşıyor elbette ama acının terazisi olmaz. Adaletli ve özgür bir geleceği, acıyı ve zulmü çekenlerle birleşerek, bu acıları yaşatanları alaşağı ederek elde edebiliriz.