Lula’nın açıklamaları, 4 Ekim’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde İşçi Partisi’nin (PT) açıkladığı yeni dönem programının da temel başlıklarından birini oluşturuyor. Programda ulusal egemenlik, sosyal politikaların güçlendirilmesi ve gelir eşitsizlikleriyle mücadele öne çıkarken, dış politikada Brezilya’nın kendi kararlarını kendi ulusal çıkarları doğrultusunda alması gerektiği belirtiliyor.
Lula, 22 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada da Latin Amerika’nın büyük güçlerin artan baskısıyla karşı karşıya olduğunu söylemiş ve “Brezilya kimsenin arka bahçesi değildir” ifadelerini kullanmıştı.
ABD ile ilişkiler geriliyor
Brezilya ile ABD arasındaki ilişkiler son dönemde özellikle ticaret ve seçim süreci nedeniyle gerilimli bir seyir izliyor. Washington’ın Brezilya’dan ithal edilen bazı ürünlere yönelik gümrük vergileri uygulaması, Lula hükümetinin tepkisine neden oldu.
PT’nin programında, bu tür dış baskılara karşı Güney-Güney işbirliğinin geliştirilmesi ve BRICS ülkeleri arasındaki ekonomik ve finansal mekanizmaların güçlendirilmesi hedefleniyor.
Parti ayrıca IMF, Dünya Bankası ve diğer uluslararası finans kuruluşlarında gelişmekte olan ülkelerin daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunuyor. Yeni Kalkınma Bankası ile Latin Amerika ve Karayipler’deki bölgesel finans kuruluşlarının daha etkin kullanılması da bu yaklaşımın parçaları arasında yer alıyor.
Güney Amerika’da ortak projeler hedefleniyor
PT’nin programında bölgesel işbirliğine de geniş yer ayrılıyor.
Güney Amerika ülkeleri arasında altyapı, enerji, sağlık, savunma ve kamu güvenliği alanlarında ortak projelerin geliştirilmesi planlanıyor. Programda ayrıca bölgesel bir enerji pazarı oluşturulması ve Güney Amerika ile Karayipler’in bir “barış bölgesi” olarak korunması hedefleniyor.
Brezilya’nın dış politikadaki hedefleri yalnızca bölgesel işbirliğiyle sınırlı değil. PT, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daha temsili bir yapıya kavuşturulmasını ve gelişmekte olan ülkelerin karar alma mekanizmalarında daha güçlü biçimde temsil edilmesini istiyor.
Nadir toprak elementleri de gündemde
Brezilya açısından stratejik önem taşıyan bir başka başlık ise nadir toprak elementleri.
Çin, bu alanda hem rezervler hem de işleme ve rafine etme kapasitesi açısından önemli bir konuma sahip. ABD ise Çin’e olan bağımlılığı azaltmak ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmek amacıyla farklı ülkelerle işbirliğini artırmaya çalışıyor.
Brezilya’nın sahip olduğu kaynaklar bu nedenle Washington ile Pekin arasındaki küresel rekabet açısından da önem taşıyor.
Lula yönetiminin ortaya koyduğu yaklaşım ise Brezilya’nın bu rekabetin taraflarından biri haline gelmek yerine kendi ekonomik ve siyasi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi üzerine kuruluyor.




