Bodrum Yarı Maratonu’nda Akbelen protestosu

Güncel 03.10.2021 - 16:22 03.10.2021 - 16:28

Mint Organizasyon tarafından düzenlenen Bodrum Yarı Maratonu sonuçlandı. Özellikle kulüpler düzeyindeki katılımın oldukça yüksek olduğu  yarışlarda 5 kilometre, 10 kilometre ve 21 kilometrelik mesafeler koşuldu. Erkekler ve kadınlarda ilk 3 dereceye giren sporcular ödüle layık görüldüler.

Yarış Muğlalı çevre dostları tarafından Akbelen Orman’ına sahip çıkmak için bir fırsata dönüştürüldü. Bodrumlu çevreci ve gazeteci Ayhan Karahan 5 kilometrelik mesafeyi kategorisinde 27 dakika 17 saniyede koşarak üçüncülüğü elde etti ve yarışın bitimine 200 metre kala, “Akbelen Ormanını Vermeyeceğiz” pankartı açarak parkuru tamamladı. Ormanları Limak ve İbrahim Çeçen’in IC Holding’ine tahsis edilmek istenen İkizköy köylüleri ile atletizm pistindeki dayanışma izleyicilerden de gördü.

Karahan  törende yaptığı konuşmada şunlarıdile getirdi: “Ödülümü ısrarla hayatlarına, ormanlarına, köylerine sahip çıkan İkizköylüler ve onlardan desteğini eksik etmeyen kesimlere armağan ediyorum. Çünkü ipi esas göğüsleyen Akbelen Orman’ına sahip çıkan İkizköy’ün inatçı direnişçileri ve çevreciler olmuştur. Yaşamsal önemi tartışılmaz olan Akbelen Ormanı’na sahip çıkma mücadelesi tek parkurdan oluşmuyor. Karşımızdaki güç para için, her yola başvurabileceğini göstermiştir. Orman yangınında bile sözüm ona önlem adı altında ağaç kesen bir vicdansızlıkla, mahkeme kararlarını tanımayan hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Taşlaşmış, kömür karası bir acımasızlıkla mücadele ediliyor. Bu biraz da hayatla, ölümün mücadelesidir. Onlar termik santrallerine kömür yetiştirmek için, ormanlarımızı yok etmenin peşindeler. Bizler de onlara; ‘Zeytin yaprağı yeşil, dibinde kahve pişir, Akbelen Ormanı’nı vermeyeceğiz, aklını başa devşir’ diyoruz”.

YILMAZ: “ÇEVREYİ SAVUNMAK, YAŞAMI SAVUNMAKTIR.”

Karahan almış olduğu, “Onur madalyasını” iki gün önce yeniden Bodrum Kent Konseyi Başkanı seçilen Arif Yılmaz’a uzatarak; “Bodrum Kent Konseyi, Bodrumdur. Yaşamdır, doğadır, zeytindir, kelebeğin kanat çırpışıdır, arının melodik vızvızıdır, çiçeğin taç yaprakları açarkenki hışırtıdır, kırlangıcın bahar sevincidir. Yarımadamızda hayatın savunulmasında tartışılmazımız, kırmızı çizgimiz olan Bodrum Kent Konseyi sembolik bir önem taşıyan madalyamın tereddütsüz adresi oldu. Hiçbir damla ter boşuna dökülmedi, hiçbir yaşam mücadelesi de boşuna verilmedi” görüşlerini diyerek teslim etti.

Arif Yılmaz da madalyayı teslim alırken: “Bu önemli jest şahsıma ya da sadece Kent Konseyine yönelik değildir. Bodrum’da ve etrafımızda hayatı savunan herkes adına bu kıymetli madalyayı alıyorum. Çevre, doğa, ağaç yoksa yaşam da yoktur. Yaşamın olmadığı yerde; ekonomi de, ticaret de, deniz de, hava da, kara da olmaz. Bu nedenle her zaman; ‘Çevreyi savunmak, yaşamı savunmaktır’ diyoruz. Akbelen Ormanı ve diğer yaşam kılcallarımıza sahip çıkarken; atletizm pistlerini, sokakları, meydanları, ormanları, koyları, limanları, gökyüzünü kalp atışımızdan ve yürek bakışımızdan yoksun bırakmayacağız. Karahan’ı ev sahipliği yaptığımız bu organizasyonda elde ettiği başarıdan ve anlamlı mesajından dolayı kutluyorum” dedi.

MAHMUT KOCADON: “BAŞKA BODRUM YOK”

Bodrumlu Ressam Canan Güldal ise; “Bodrumlu sanatçılar, İkizköylü yurttaşlarımızın ormanına sahip çıkma mücadelesini desteklemektedir. Sanat gerçekliğin yansıması ise, İkizköy ve Akbelen Ormanı da bizim gerçekliğimizdir. Fırçamızdan, tualimizden, sanatsal yaratıcılığımızdan bu gerçekliği uzak tutmamız olası değildir. Sanat biraz da böylesi zorlu zamanların soylu uğraşısıdır” ifadelerine yer verdi.

Bodrum Ticaret Odası Başkanı Mahmut Kocadon da: “Sınıf arkadaşım Karahan’ı başarısı nedeni ile kutluyorum. Bence madalya almasından ziyade verdiği mesaj daha önemlidir. Kızılderili Şef Seattle tarihin derinliklerinden bize: ‘Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak’ demiştir. Doğayla uyumlu bir ticaret, sürdürülebilir bir kalkınma kesinlikle mümkün. Bunu yapabilen ülkeler mutlu insanlar coğrafyası oluyor. Özellikle pandemi sürecinde bunları daha titiz sorgulamamız gerekiyor. Doğayı, ormanı yok ederek aslında kendi sonumuzu hazırlıyoruz. Doğanın, yeşilin, mavinin, beyazın olmadığı yerde ticaretin de rengi olmaz. Başka bir Bodrum yok. Pandemi sürecinde bunca misafirimizin de kendisini güven içerisinde hissettiği sığınağı boşuna Bodrum olmadı” diyerek görüş belitti.

Mimar Nazan Yılmaz: “İkizköy’de yapılmak istenenin hiçbir mimari, imari, ahlaki açıklaması yok. Muğla’ya hayatı zehir eden termik santraller şimdi de bir nebze oksijenimize göz dikmiş. Hangi hakla? Muğla’nın ömrünü çoktan tamamlamış bu 3 termik santralden daha doğrusu kanserojen ölüm üçgeninden ivedilikle kurtulması gerek” dedi.

Çarşı esnaflarından Menduh Alp de, “Bodrum son yılların en derin ekonomik krizini yaşarken, şu uğraştığımız işe bakınız. Muğla 1. İdare Mahkemesi, Akbelen Ormanı’ndaki  ağaç kesimine dair yürütmeyi durdurma kararı vermiş. Ama bu yargı kararı çiğneniyor. Muğla 3. İdare Mahkemesi ‘ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Muafiyeti’ için, yürütmeyi durdurma kararı vermiş. Bu kararın arkasından dolanılmaya çalışılıyor. Şairin; ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine…” dizelerini nakşetmek şart oldu” diyerek tepkisini dile getirdi.  

Haber: Yüksel Ünver

Yorumlar