7 işçiye mezar olan Coşkunlar havai fişek fabrikasının patronu mağdur rolüne soyundu

Sakarya Hendek'te 7 işçinin hayatını kaybettiği, 128 kişinin yaralandığı Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikası patlaması davasının ikinci duruşması görülüyor

Güncel 15.03.2021 - 14:23 15.03.2021 - 14:23

Sakarya’nın Hendek ilçesinde, 7 işçinin hayatını kaybettiği, 128 kişinin yaralandığı havai fişek fabrikası patlamasına ilişkin açılan davanın ikinci duruşması Sakarya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde başladı.

Davada 5’i tutuklu olan 7 sanık hakkında 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.

Sabahın erken saatlerinde adalet talebiyle adliyeye gelen patlama mağdurları duruşma öncesinde bir açıklama yaptı.

İlk duruşmada patlamada hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve yaralananların duruşma öncesi yapmak istediği yürüyüş polis tarafından engellenmiş; aileler salonunun küçük olduğu gerekçesiyle salona alınmamış, yalnızca az sayıda kişinin salona girmesine izin verilmişti.

Patlamanın mağdurları ve yaşamını yitirenlerin yakınları adalet taleplerini yineleyip katliama neden olan koşulları anlatmıştı.

SANIK YAŞAR COŞKUN PATLAMANIN SABOTAJ OLDUĞUNU İDDİA ETTİ

Evrensel’den Hasret Gültekin Kozan’ın haberine göre, duruşmada söz alan fabrika sahibinin oğlu tutuklu sanık Yaşar Coşkun, savunmasında skandal ifadeler kullandı. Mağdur rolüne soyunan Coşkun işyerinin mevzuata uygun olduğunu, patlamanın sabotaj sonucu gerçekleştiğini iddia etti.

Coşkun, haklarında "yalan yanlış" haberler yapıldığını iddia ederek "Yaklaşık yarım asırdır bu işi yapıyoruz, ben üçüncü kuşağım. Türkiye’de patlayıcı madde yapmak kolay değildir. Tüzüğe ve Avrupa standartlarına uygun olarak bu işi yaptık" sözlerini sarf etti.

Yaşar Coşkun, "Sanki bizim orada her gün kaza oluyormuş gibi lanse edildi. Bana sanki teröristmişim gibi davranıldı. Ben saygın bir iş adamıyım. Ne kadar düzenli olduğumuzu Türkiye’de herkes bilir, iş kolumuzda da dünyaca tanınırız" diyerek 7 işçi hiç ölmemiş gibi konuştu.

Patlamanın sabotaj olduğunu iddia eden Coşkun, "Patlama olduğunda ben de fabrikadaydım. Bu olayın sabotaj olacağını ilk andan itibaren söyledim. Ben nerede ne zaman patlama olacağını bilirim. İlk günden beri bunun sabotaj olacağını söyledim, savunuyorum. İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu'ya da bunu söyledim. Sanki uzaktan bir kumanda ile kurulmuş, patlatılmış. Fabrika 2009-2010 yıllarında sabotaj listesindeydi, ihbarı alınmıştı" diyerek mağdur rolüne soyundu.

"KAÇAK YAPILARIN OLDUĞU DOĞRU AMA RUHSAT ALACAKTIK…"

İddianameyi kabul etmiyorum diyen Yaşar Coşkun ifadesine şöyle devam etti:

"Türkiye’de havai fişekten anlayan bilirkişi yoktur. 3 senede bir ruhsat gözden geçirilir, yenilenir. Bizim fabrika çok stratejik bir fabrikadır. Savaş çıksa devlet gelip burada üretim yapabilir. Çin Mahallesi denilen yer havai fişek laboratuvarlarının olduğu yer. Burası fabrikaya aittir, ayrı bir yer değildir. Doğrudur 3 tane kaçak yapı var. Tehlikeyi azaltmak için o binaları yaptık. İnşaat ruhsatı yok ancak ruhsat alacaktık. Raporlar abartılı hazırlanmış. 30 metre kare kaçak yapımız var, onun dışında her yer mevzuata uygun. Mevzuata uygun olmasa ruhsat verirler mi? Valiliğin soruşturma açması lazım. Böyle bir şey mümkün mü, sürekli denetlenen bir firmayız. İşçilere sürekli baskı yaptığımız söyleniyor. Üretimin standardı var. 30 yıl önce neyse şimdi de öyle, işçilerin çalışması standart düzeydedir. İşçi ile muhatap olmayız biz, onları sıkıştırdığımız da yok.

İşçilere yanmaz kıyafet ve antistatik verilmediği söyleniyor. Her bölümün ayrı kıyafeti vardır, herkese verilmez tabii. Fabrikada kendi kafamıza göre bir şey yapamayız, hepsi mevzuata uygundur ve denetlenir. İş güvenliği uzmanımıza eğitimlerin verilip verilmediğini sorabilirsiniz. Her zaman belirli periyotlarda eğitimlerimiz yapılır. Eğitimlerin A sınıfı uzman tarafından verilmesi gerekiyor ama Türkiye’de A sınıfı iş güvenliği uzmanı olmadığı için B sınıfı iş güvenliği uzmanı onların yerine geçiyor."

TUTUKLU OLMASA MAĞDURİYETLERİ GİDERECEKMİŞ

Skandal ifadelerine devam eden Coşkun, tutuklanmış olmasa mağduriyetleri gidereceğini iddia etti. Daha önce MÜSİAD (Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği) şube başkanı olduğunu ve dışarıda olsa mağdur olan herkesi işe sokacağını söyleyen Coşkun, "En büyük mağdur benim burada. İşçi arkadaşlar da verdikleri ifadelerde biraz daha dikkatli olsunlar bu nedenle. Havai fişeği Türkiye’ye biz tanıttık, Sakarya'nın bir değeriyiz biz. İşçilere bizlerin nasıl kişiler olduğumuzu sormanızı isterim" dedi.

"DENETİMLERDEN HABERİMİZ OLUYORDU"

Mahkeme Başkanı'nın "Denetimlerin öncesinde haberiniz olduğu, ortamı düzenlediğiniz iddialarına dair ne söyleyeceksiniz?" sorusuna karşılık Yaşar Coşkun denetim öncesinde haberdar edildiklerini itiraf etti: "Çalışma Bakanlığından gelindiğinde arıyorlardı, 'Bu evrakları hazırlayın, haftaya geleceğiz' diyorlardı. Şimdi de İçişleri Bakanılığı koronavirüs denetimi yapıyor, öncesinden duyuruyor yapacağını. Bizim de öyle denetimler öncesinde haberimiz oluyor"

"BU TAKSİR FALAN DEĞİL"

Duruşma öncesinde yapılan açıklamalarda patlamada hayatını kaybedenlerin yakınları, avukatlar ve davayı izlemeye gelenler konuştu. Ailelere ve yakınlarına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da destek verdi. Patlamada hayatını kaybeden Selahattin Tepeçınar’ın ablası Hatun Tepeçınar, acısının her gün daha da arttığını belirterek “Bu taksir falan değil, bilinçli şekilde öldürmektir. Biz adalet için buradayız, gerçek adaleti istediğimiz için buradayız” dedi.

"KASTILI BİR CİNAYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

Aynı fabrikada daha önce de patlamalar olduğunu hatırlatan Avukat Gülşen Uzuner, “Ailelerin yanındayız, aynı zamanda ailelerin de bir parçasıyız. Bir kastla, bilerek yapılan bir cinayetle karşı karşıyayız. Kimse ihmal, taksir gibi başka mevzuların arkasına sığınmasın. Bilinmiş, saklanmış, organize edilmiş, denetlemeden kaçırılmış bir durum var. Bu, bilerek yapılan ve insan hayatını hiçe sayan, insan hayatını almak için kurulan bir üretim düzenidir. Biz burada 7 canımızı kaybettik. Daha önceden de bu fabrikada hayatını kaybeden ve yaralananlar var. Onlarla da birlikte bir daha olmasın diye kendi canımızın hesabını sormaya geldik. Bu davanın ve böyle üretim yapan işverenlerin peşini bırakmayacağız" diye konuştu. Avukat Can Atalay da "Türkiye işçi sınıfının hayatı önemsiz görülmesin diye buradayız. Bu ülke feraha çıkacaksa ancak emeğiyle geçinen yurttaşların hakları hukukları sayılırsa mümkün olur diyerek buradayız" ifadelerini kullandı.

ÇERKEZOĞLU: İNSANLARIN CANI HİÇE SAYILDI

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da patlamanın hemen sonrasında olay yerine geldiklerini ve patlama alanında yürürken ayaklarının altında barutların hâlâ patladığını belirterek şunları söyledi: Bu fabrika daha önce defalarca patlamanın yaşandığı bir yerdi, fakat adını değiştirerek üretime devam etti. Üretim zorlamasıyla, özellikle pandemi koşullarında daha fazla üretim yapılması için insanların canının hiçe sayıldığı bir süreci gördük. Bugün de burada aileler ve avukatlarla birlikteyiz. Soma'dan Ermenek'e, Torunlar'dan Hendek'e kadar iş cinayetlerine karşı adalet arayışımız devam edecek” dedi.

NE OLMUŞTU?

Sakarya'nın Hendek ilçesi Yukarıçalıca mevkisinde yaklaşık 15 dönüm üzerine kurulu Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuz 2020 günü saat 11.15 sularında patlamalar meydana gelmişti. Yaklaşık 50 kilometre mesafeden, kentin birçok noktasından duyulan patlamalarda 7 kişi hayatını kaybetmiş, 127 kişi yaralanmıştı.

Patlamaya ilişkin gözaltına alınan aralarında fabrika sahibinin de bulunduğu 5 şüpheli tutuklanmış, bir zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Patlama ile ilgili iddianamede, 5'i tutuklu 7 kişi hakkında 22 yıl 6'şar ay hapis cezası istenmişti.

Öte yandan kontrollü imha amacıyla Adapazarı ilçesi Taşkısığı mevkisine getirilen fabrikadaki patlayıcıların, 9 Temmuz'da saat 11.35 sularında kamyondan indirildiği sırada meydana gelen patlamada da 3 asker yaşamını yitirmiş, 8 jandarma personeli ile kamyon şoförü de yaralanmıştı.

Yorumlar