Rakamlar ne söylüyor?

Türkiye, 2025'te yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinden yaklaşık 500 bin ton plastik atık ithal etti. Bu miktar bir önceki yıla göre yüzde 19 arttı. Yüzde 20'lik oran üzerinden yapılan hesaplamayla Almanya'dan gelen miktar yaklaşık 163 bin ton ediyor, ancak bu rakam resmi olarak açıklanmış kesin bir tonaj değil. İngiltere de Türkiye'ye plastik atık gönderen başlıca ülkeler arasında. AB ve İngiltere kaynaklı rakamlar birlikte alındığında Türkiye'ye ulaşan atık 2025'te 639 bin tonu geçiyor.

"Toksik bir döngü" uyarısı

İsviçre Alpleri'nde acil durum: Buzulları hızla eriyor
İsviçre Alpleri'nde acil durum: Buzulları hızla eriyor
İçeriği Görüntüle

Çukurova Üniversitesi'nden biyolog Sedat Gündoğdu, Türkiye'ye gelen plastiğin bir bölümünün geri dönüşüm sürecinde çevreye yayılarak tarım alanlarına ulaşabileceğini söylüyor. Gündoğdu'ya göre mikroplastikler tarım ürünlerine karıştığında, Türkiye'den Avrupa'ya ihraç edilen gıdalarla yeniden Avrupa'ya dönebilir. Türkiye'de geri dönüşüm tesislerinin tarım alanlarına yakın olması da bu riski büyütüyor. Aktivistler ise plastik atık ihracatının bedelini kentli yoksulların ödediğini vurguluyor.

İhracat yasağı Türkiye'yi daha da çekici kılabilir

AB, 21 Kasım 2026'dan itibaren OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını yasaklayacak. Türkiye OECD üyesi olduğu için bu yasağın dışında kalıyor. Çevreciler, yasağın Türkiye'ye gelen atık miktarını daha da artırmasından endişe ediyor.

Karşı görüş: "Hammadde ithal ediyoruz"

Türkiye Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER), Türkiye'nin küresel döngüsel ekonominin bir parçası kalabilmesi için geri dönüştürülebilir atık ithal etmesi gerektiğini savunuyor. Dernek, dünya genelinde plastik tüketiminin artmaya devam edeceğini ve geri dönüşüm ihtiyacının da büyüyeceğini söylüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da bu ithalatın istihdam yarattığını belirtiyor.

Asıl soru: Sorumluluk kimde?

Plastik atığı "hammadde" diye adlandırmak, ihracatçı ülkelerin kendi geri dönüşüm kapasitesini kurma yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor. Üretilen atığın yönetimi, onu üreten ülkenin sorumluluğu olmalı. Düzenlemelerin daha gevşek olduğu ülkelere atık göndermek ise sorunu çözmek yerine bedelini başkasına yüklüyor. Türkiye açısından da istihdam ve sanayi hammaddesi argümanı ile çevre ve halk sağlığı riskleri arasındaki denge şeffaf biçimde tartışılmalı.