Özellikle bebeklerde, ileri yaştaki bireylerde ve kronik hastalığı bulunanlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen RSV, kış aylarında yaygınlaşan solunum yolu enfeksiyonlarının önemli etkenlerinden biri.

Fon soruşturmasında yeni dalga: Eski SPK ve BDDK yöneticilerine gözaltı kararı
Fon soruşturmasında yeni dalga: Eski SPK ve BDDK yöneticilerine gözaltı kararı
İçeriği Görüntüle

RSV nedir, kimler için tehlikeli?

Respiratuvar sinsityal virüs (RSV), solunum yollarını etkileyen ve her yaş grubunda enfeksiyona neden olabilen bir virüs. Çoğunlukla hafif belirtilerle seyretse de bazı kişilerde ciddi alt solunum yolu enfeksiyonlarına, zatürreye ve solunum yetmezliğine neden olabiliyor.

RSV özellikle şu gruplarda daha ağır seyredebilir:

  • Bebekler ve küçük çocuklar
  • 75 yaş ve üzerindeki bireyler
  • Kronik akciğer hastalığı bulunanlar
  • Astım, KOAH ve bronşektazi hastaları
  • Kronik kalp hastalığı bulunanlar
  • Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler
  • Bazı kronik hastalıkları nedeniyle ağır enfeksiyon riski taşıyanlar

Yaşlı bireylerde RSV enfeksiyonu, mevcut kronik hastalıkların ağırlaşmasına ve hastaneye yatış ihtiyacının artmasına da neden olabiliyor.

Türk Toraks Derneği kimlere RSV aşısı öneriyor?

Türk Toraks Derneği’nin açıklamasına göre RSV aşısı, 75 yaş ve üzerindeki tüm bireylere öneriliyor. Ayrıca kronik hastalığı bulunan 50-74 yaş aralığındaki kişilerin de aşı açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Türkiye’de farklı uzmanlık derneklerinin RSV aşısına ilişkin önerileri yaş ve risk grupları bakımından değişiklik gösterebiliyor. Erişkin bağışıklama rehberlerinde de kronik hastalıklar ve ağır RSV enfeksiyonu açısından risk faktörleri dikkate alınıyor. Aşı kararı verilirken kişinin yaşı, mevcut hastalıkları, bağışıklık sistemi ve enfeksiyonun ağır seyretme ihtimali göz önünde bulunduruluyor.

RSV aşısı ağır hastalık riskini azaltıyor

RSV aşıları, virüsün hücrelere tutunmasında rol oynayan F proteinini hedef alıyor. Bu protein üzerinden bağışıklık sisteminin antikor üretmesi sağlanarak enfeksiyona karşı koruma oluşturulması amaçlanıyor. Klinik araştırmalarda RSV aşılarının özellikle ileri yaştaki bireylerde virüse bağlı alt solunum yolu enfeksiyonlarını ve hastaneye yatış riskini önemli ölçüde azalttığı gösterildi.

Avrupa ve ABD’de yapılan değerlendirmelerde RSV aşıları, özellikle yaşlı yetişkinler ve ağır hastalık riski taşıyan gruplar için önemli bir koruyucu seçenek olarak öne çıkıyor. Mevcut RSV aşılarının çoğu için tek doz uygulama yeterli görülüyor. Ancak aşının koruyuculuk süresi, tekrar doz gereksinimi ve farklı risk gruplarındaki etkinliği konusunda araştırmalar sürüyor.

Gebelikte RSV aşısı bebekleri koruyabiliyor

RSV, bebeklerde ciddi alt solunum yolu enfeksiyonlarına ve hastaneye yatışlara neden olabiliyor. Özellikle yaşamın ilk aylarında enfeksiyonun ağır seyretme riski daha yüksek. Gebelik sırasında uygulanan RSV aşısıyla annenin bağışıklık sistemi tarafından üretilen antikorların plasenta aracılığıyla bebeğe geçmesi amaçlanıyor. Böylece bebek doğumdan sonraki ilk aylarda RSV’ye karşı koruma kazanabiliyor. Anne adaylarına yönelik RSV aşısı, özellikle bebeklerin virüse karşı kendi bağışıklık yanıtlarının henüz yeterince gelişmediği dönemde koruma sağlamayı hedefliyor. Bununla birlikte gebelikte aşılama kararı, aşının onaylı kullanım koşulları ve hekim değerlendirmesi doğrultusunda veriliyor.

RSV vakaları kış aylarında artıyor

RSV, her yıl özellikle sonbahar ve kış aylarında daha sık görülüyor. İnsanların soğuk havalarda kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi, virüsün yayılmasını kolaylaştırıyor.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan 28 Eylül-4 Ekim 2026 tarihlerini kapsayan haftalık solunum yolu virüsleri sürveyans raporunda, incelenen örneklerde RSV tespit edilmediği bildirildi. Ancak bu durum RSV sezonunun başlamayacağı anlamına gelmiyor. Her yıl olduğu gibi kış aylarında virüsün dolaşımının artması bekleniyor.

RSV’nin yanı sıra influenza (grip) ve SARS-CoV-2 (Covid-19) da kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının önemli nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle risk grubundaki bireylerde bu enfeksiyonların bir arada veya birbirini takip ederek görülmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

RSV enfeksiyonunda antibiyotik etkili değil

RSV enfeksiyonu öksürük, burun akıntısı, ateş ve solunum güçlüğü gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Hastalığın belirtileri diğer viral solunum yolu enfeksiyonlarıyla benzerlik gösterdiği için tanı gerektiğinde laboratuvar testleriyle doğrulanabiliyor.

RSV bir virüs olduğu için antibiyotikler doğrudan tedavisinde etkili değil. Tedavi, hastanın belirtilerine ve klinik durumuna göre planlanıyor. Antibiyotikler ancak bakteriyel bir enfeksiyonun eşlik ettiği durumlarda hekim tarafından değerlendiriliyor. Özellikle ileri yaştaki bireylerde ve kronik hastalığı bulunan kişilerde solunum sıkıntısı, yüksek ateş veya genel durum bozulması ortaya çıktığında sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

Aşı dışında hangi önlemler alınabilir?

RSV’nin yayılmasını azaltmak için genel solunum yolu enfeksiyonlarından korunma önlemleri önem taşıyor.

  • Ellerin düzenli olarak yıkanması
  • Kapalı ortamların uygun şekilde havalandırılması
  • Öksürme ve hapşırma sırasında hijyen kurallarına uyulması
  • Solunum yolu enfeksiyonu belirtileri bulunan kişilerin risk grubundakilerle yakın teması sınırlandırması
  • Sık temas edilen yüzeylerin temiz tutulması

Ancak bu önlemler, özellikle ağır RSV enfeksiyonu açısından risk taşıyan bireylerde aşılamanın yerini almıyor.

Türk Toraks Derneği, RSV’nin yalnızca çocukluk çağını ilgilendiren bir enfeksiyon olmadığını, ileri yaştaki bireyler ve kronik hastalar açısından da önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguluyor. Aşı önerilerinin temel amacı, ağır enfeksiyonları ve hastaneye yatışları önleyerek özellikle risk grubundaki kişileri korumak.