Ömer İbrahimoğlu / Demokrat Haber

İçişleri Bakanlığı, Tunç Soyer ve bazı belediye yöneticileriyle ilgili soruşturma izni verdi İçişleri Bakanlığı, Tunç Soyer ve bazı belediye yöneticileriyle ilgili soruşturma izni verdi

Sanatçı Heja Netırk, ilk albümü olan “Stranên Neşuştî”den sonra ikinci albümü “Pistepistek Bilind”ı 2 Ağustos’ta dinleyicilerle buluşturdu. Sekiz şarkıdan oluşan albüm farklı tarzıyla dinleyicilere mükemmel bir müzik ziyafeti sergiliyor. Biz de başarılı sanatçı Heja Netırk ile kendisi, sanat hayatı ve “Pistepistek Bilind” albümüne dair bir söyleşi gerçekleştirdik…

Heja pressephoto 1 (Alexandra Polina)

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde eğitim alırken, okulun Folklor Kulübü‘nde 3 yıl boyunca, şan ve armoni dersleri aldım. Geleneksel Kürt müziği ve Dengbejlik üzerine alan araştırmalar yaptım ve derleme çalışmalarına katıldım. Aynı zaman zarfında Kürt Edebiyatına yoğunlaştım. Benim sanatım bu iki alanın karşılaşması üzerine kuruludur, diyebilirim.

New York’taki Columbia Üniversitesi‘ne kabul edildikten sonra, Master Eğitimini yapmaya hazırlanırken siyasi sebeplerden dolayı cezaevine girdim. Cezaevinde temel bir gitar çalma becerisi edindim ve besteler yapmaya başladım. Cezaevinden çıktıktan sonra sürgüne yani Almanya’ya gittim ve orda 2020 yılında ilk albümüm “Stranên Neşuştî”yi çıkardım. 2021 yılında ise Hamburg Kültür Bakanlığının verdiği Sanatçı bursunu aldım ve böylece Almanya’da oyuncu ve şarkıcı olarak tanınmış oldum. Aynı sene “Birds of Babylon” isimli bir müzik düosu kurdum. Ardından grubun ilk single çalışması “Boomerang Refugee”ı yayınlandık. Yine 2021 yılında Citizenpark oyunu için müzik direktörlüğü yaptım (Lichthof Theater). Şimdiye kadar Almanya ve İsviçre’nin farkı kentlerinde konserler verdim. En son Birds of Babylon ile birlikte bir World Music Festivali olan Ruhr Intenational’de yer aldım. Şu an Hamburg’da yaşıyorum. Ayrıca burada müziğin yanında tiyatro ve sinema çalışmalarımı da yürütmeye devam ediyorum.

Heja pressephoto 3 (Alexandra Polina)

Bu sanat dalları ile tanışmanız nasıl oldu? Her zaman bir ilginiz var mıydı?

Sanat ile tanışmam üniversite yıllarında oldu. Okulun ilk günü bütün kulüpler kendini tanıtıyor. Bir baktım bir yerden Kürtçe müzik sesi geliyor. Sese doğru gittim ve her şey öyle başladı. Önce müzik ve edebiyat girdi hayatıma sonra sinema ve tiyatro. Profesyonel anlamda sanat alanında çalışmaya başlamam ise sürgün yıllardında gerçekleşti. Her zaman bir ilgim tabiki vardı. Ama yönlendirmeyi bırak, benim şarkıcı ve oyuncu olma ihtimalim yoktu aslında. Böyle bir araya gelince şarkı söylemeler, taklit yapmalar dışında bir etkileşimim olmadı sanatla, tâ ki Boğaziçi Üniversitesi’ne girene kadar.

Heja pressephoto 4 (Dilsad-Sirvan)

Müziğin yanında aynı zamanda tiyatro ile de uğraşıyorsunuz. Tiyatro çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Burda Alan Ciwan ve Hüseyin Umaysiz ile birlikte “Ban Theatre” isimli Kürtçe bir tiyatro kurduk. İlk oyunumuz “Sad Birds Pavilion Q.B.X”’in prömiyerini Belçikada bulunan Monty Tiyatrosunda yaptık. Sonra birkaç yerde daha oynadık. Oyunu izleyen herkes çok seviyor. Hem Kürtler hem de yabancılar. Şu an ikinci bir proje hazırlamak istiyoruz ama bunun için fon bulmamız gerekiyor. Ben ayrıca bu sene kendim cabaret tarzı bir sahne programı hazırlayacağım. Ama bu iki sene sürecek bir çalışma. Onun dışında filmlerden teklif geldiğinde vaktim uygunsa rol alıyorum. Tabi bunun peşinden koşacak vaktim ve Urfalıların deyimi ile “Hulqum yok”. Birçok kişi beni korona zamanında yaptığım komedi skeçlerinden tanıyor ve devamını isteyenler oluyor ama o benim için bir boş zaman aktivitesiydi. Vaktim olursa onlara da devam etmeyi düşünüyorum.

Heja - Album cover post

Yeni albümünüzü, 2 Ağustos’ta “Pistepistek Bilind” adıyla dinleyicilerle buluşturdunuz. “Pistepistek Bilind” Kürtçe’de “yüksek bir fısıltı” demek. Neden albümü bu isimle çıkardınız?

Albüm için Şêrko Bêkes’in aslı Soranca olan Pistepistek isimli şiirini besteledim. Bu şiirde Şam’da ayakkabı boyacılığı yapan küçük Hemo’nun hikayesi anlatılıyor. Yorgunluktan kafası önüne düşmüş olan Hemo fısıltı ile şöyle diyor:

Sen, öğretmen koy ayağını!
Sen, tüccar koy ayağını!
Subay... casus... asker...
iyi insan..piç insan..
Siz hepiniz!
Sırayla koyun ayaklarınızı…
Kimse kalmadı
Tanrı'dan başka
İnanıyorum ki öte dünyada da
Tanrı
Ayakkabılarını boyatmak için
Bir Kürdü çağıracaktır.
Kim diyebilir ki "O Kürt ben değilim."
Ah anne,
Sence Tanrı'nın ayakları ne kadar büyük?
Kaç numara giyiyordur?
Ya para!
Anneciğim sence Tanrı ne kadar öder?

İşte ben de bu fısıltının herkes tarafından duyulmasını istediğim için bu ismi seçtim. Bana göre fısıltı bağırmaktan daha güçlü bir duyguya sahiptir. Yasak olmasına rağmen söylenen veya gizlenmek zorunda olan gerçekler fısıltıyla söylenir. Albümde böyle bir şarkı varken başka isim düşünmek bile mantıksızdı.

Bize “Pistepistek Bilind” albümününden bahsedebilir misiniz? Kaç şarkıdan oluşuyor? Kimlerin şiirlerinden oluşuyor? Sizin hem yazıp hem söylediğiniz şarkılar var mı?

Albümde 8 beste var. Bütün besteler bana ait. Ve 3 şarkının sözlerini de kendim yazdım. Onun dışında Roşeng Rojbîr, Gulîzer, Şokrî Şahbaz ve Şêrko Bêkes’in şiirlerini besteledim.

Albümde rock ve pop tarzlarının yanı sıra jazz ve folk elementleri kullandım. Örneğin dinleyici, küçük kara balığın hikayesini anlatan Masiyê Biçûk şarkısında jazz esintileri varken Halê me isimli parçada Erîvan Radyosunun şarkılarına yakınlaşan bir sound ile karşılaşıyor. Pistepistek Bilind albümümün en önemli özelliği güncel Kürt şiirinden besleniyor oluşu. Ayrıca 6 şarkının aranjörlüğünü de Alman jazz müzisyeni Olaf Gödecke ile birlikte yaptık. Gîtar ve Wîskî isimli iki parçanın aranjörlüğünü ise Cansun Küçüktürk üstlendi. Önemli bir noktaya da değinmek istiyorum, bu albüm Alman müzik fonu Initiative Musik’in desteği ile yapıldı ve bu anlamda bu fonu alan ilk Kürtçe albüm oldu. Albümümüzün dağıtımını ise merkezi Hamburg’da bulunan Red Music Digital üstlendi.

Albümdeki şarkıların şiirlerini seçerken neleri baz aldınız, nelere dikkat ettiniz?

Bana hitap eden şiirleri seçtim. Bana en çok modern dönem Kürt şiiri hitab ediyor. Keza benim için hikayelerin bugüne odaklanması ve dinleyici ile direk iletişime girmesi önemli.

Pistepistek albümünün dengbejlik ile bir ilintisi ya da bağlantısı var mı?

Albüm şarkılarla hikaye anlatıcılığı yapıyor diyebiliriz. Örneğin Masiyê Biçûk şarkısında okyanusta kaybolan küçük bir balığın hikayesini anlatılıyorum . Parça bir çocuk şarkısı gibi başlıyor ve devam ederken küçük balığın büyümesine tanıklık ediyoruz. Sobe isimli parçada Hasankeyf’te bir nehir kenarında oturmuş aşk ve öfke ile kaybolan ülkesine bakan bir çift gözün ağzı oluyor şarkı. Xwelî isimli şarkıda bir kadının kırılmış gururunu saramayışını dinliyoruz. Halê me espiritüel bir şarkı ve aynı zamanda Kürtçedeki zengin beddua kültüründen besleniyor. Uzun lafın kısası bu albümde her hikaye bir şarkı söylüyor. Bu bağlamda Dengbêjlik ile ilintiden bahsedebiliriz. Ben de bir dengbêj gibi şarkı söyleyerek hikaye anlatıyorum. Tabi form olarak dengbêjlikle alakası yok. Xwelî şarkısında ufak bir dengbêj performansı da sıkıştırdım araya. Real Dengbêj ha.

Albümden yola çıkarak siz kendi tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Bunu ben size ve dinleyicilere sormak istiyorum. Siz nasıl tanımlıyorsunuz benim tarzımı, albümü dinledikten sonra? Kendine dair tanımları insan kendisi yapmaz. Ben buyum şuyum demenin bir anlamı yok. İnsanlar karar verecek tarzımın ne olduğuna. Bu konudaki düşüncem bu yönde.

Pistepistek albümü, dinleyicilerine ne mesaj veriyor?

Aslında mesaj vermiyor. Hikayeler anlatıyor. Ve o hikayeleri anlayabilecek insanlar tarafından duyulmayı bekliyor.