Haftada en az üç kez çay içmek, inme ve kalp krizi gibi damar hastalıklarının riskini yüzde 11 düşürüyor. Bu sonuç, 21 Ekim’de “Journal of Internal Medicine” dergisinde yayımlanan geniş çaplı bir araştırmadan geldi. Çalışma, çayın nasıl ve ne sıcaklıkta içildiğinin de sonucu değiştirdiğini gösterdi: Ağzı yakacak kadar sıcak içilen çay, damar hastalığı riskinde yüzde 16 artışla ilişkilendirildi.
486 bin kişi 9 yıl izlendi
Araştırmacılar, Çin’deki “China Kadoorie Biobank” verilerinden yararlanarak 485 bin 934 yetişkini ortalama 9 yıl boyunca takip etti. Katılımcılar çay içme sıklığını, tercih ettikleri çay türünü, demlenme koyuluğunu ve içtikleri sıcaklığı bildirdi. Takip süresince 14 bin 863 kişide kalp-damar hastalığı, beyin-damar hastalığı, akciğer kalp hastalığı veya periferik arter hastalığı görüldü. Çalışmanın başlığı “Düzenli çay tüketimi, daha düşük kalp-damar hastalığı riskiyle ilişkilidir” şeklinde ve ilk yazarı Zichen Ye.
Hangi hastalıklarda en güçlü ilişki görüldü?
Haftada en az üç kez çay içenlerde genel damar hastalığı riski yüzde 11,2 daha düşüktü. İlişki en çok iskemik inmede görüldü. İskemik inmede risk yüzde 36,6, beyin-damar hastalıklarında yüzde 19,1 daha düşük bulundu.
Kaç fincan, hangi çay?
Çalışmada günlük çay tüketiminin ortanca değeri iki ile üç fincan arasındaydı. En düşük risk ise haftalık içicilerde günde altı ila sekiz fincanda tahmin edildi. CNN’e konuşan uzman, çok yüksek tüketim düzeylerinde riskin yeniden artmaya başladığını belirtti.
Siyah çay, damar hastalıklarının daha fazla türüyle tutarlı biçimde ilişkiliydi, onu yeşil çay izledi. Araştırmacılar bunu fermantasyonla oluşan, iltihap önleyici ve kan yağlarını düzenleyici özellikler taşıyan teaflavin gibi bileşiklere bağlıyor. Orta koyulukta demlenen çay da en düşük riskle ilişkilendirildi.
Çay, tüm çeşitleriyle (beyaz, yeşil, oolong, siyah ve pu-erh) aynı bitkiden, Camellia sinensis’ten elde ediliyor. Aralarındaki fark yaprakların ne kadar oksitlendiğinden kaynaklanıyor. Çayın polifenol ve flavonoid gibi biyoaktif bileşenlerinin antioksidan, iltihap önleyici ve damarları koruyucu etkileri olduğu düşünülüyor.
Sıcaklık sonucu tersine çeviriyor
Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu sıcaklıkla ilgili. “Ağzı yakacak kadar sıcak” çay içtiğini söyleyenlerde damar hastalığı riski, düzenli çay içmeyenlere kıyasla yüzde 16 daha yüksekti. Buna karşılık oda sıcaklığında ya da sıcak ama yakıcı olmayan çay içenlerde risk, çay içmeyenlere göre anlamlı biçimde düşüktü.
Daha önceki araştırmalar da çok sıcak içeceklerle yemek borusu kanseri arasında ilişki bulmuştu. Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 2016'da 65 derecenin üzerindeki çok sıcak içecekleri “insanlarda muhtemelen kanserojen” olarak sınıflandırmıştı. Çin’de yaklaşık 456 bin kişiyle yürütülen ve “Annals of Internal Medicine” dergisinde yayımlanan bir çalışma, çok sıcak çayın sigara ve alkolle birleştiğinde yemek borusu kanseri riskini yaklaşık beş kat artırdığını bulmuştu. Aynı çalışmada, sigara ve alkol kullanmayanlarda sıcak çay ile bu kanser arasında doğrudan bir ilişki saptanmadı. Türk gastroenterologlar da içeceklerin 65 derecenin altında içilmesini öneriyor. Türkiye, Rusya ve İran gibi ülkelerde çayın nispeten sıcak içildiğine dikkat çekiliyor.
Obezlerde etki daha güçlü, yaşam tarzı belirleyici
Çalışmaya göre çayın koruyucu etkisi demografik alt gruplarda büyük ölçüde tutarlıydı. Obez bireylerde ise ilişki belirgin şekilde daha güçlüydü. En düşük risk ise çay içen, sigara içmeyen ve fiziksel olarak aktif kişilerde görüldü. Yazarlar, yalnızca çay içmenin kalp-damar hastalıklarına karşı koruma sağlamadığını, çayın daha geniş bir sağlıklı yaşam tarzının parçası olması gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlardan temkinli yorum
Çalışma gözlemsel bir araştırma. Yani çayın damar hastalıklarını doğrudan önlediğini kanıtlamıyor. Çalışmaya katılmayan İngiliz Kalp Vakfı’ndan kıdemli diyetisyen Dell Stanford, çay içenlerle içmeyenlerin beslenme ve yaşam tarzı farklarının bulguları kısmen açıklayabileceğini söyledi. Stanford ayrıca araştırmanın Çin’de yapıldığını, bulguların Birleşik Krallık gibi ülkelerdeki insanlar için aynı şekilde geçerli olup olmadığına dair daha fazla kanıt gerektiğini belirtti.
Queen Mary Londra Üniversitesi’nden Dr. Charalampos Rallis ise modelin beslenme ve gelir açısından tam düzeltilmediğini, çay içenlerin içmeyenlerden başka açılardan da farklı olabileceğini söyledi. Rallis’e göre çay tüketimi yalnızca bir kez ölçüldü ve fincan boyutları standartlaştırılmadı. Yüzde 11'in göreli risk azalması olduğunu, bireysel düzeyde gerçek farkın daha küçük olabileceğini de ekledi. Rallis, siyah çay ve çok sıcak çay bulgularını ise keşfe dönük sonuçlar olarak niteledi. Çünkü araştırmacılar çok sayıda karşılaştırma yaptı ve bu, bazı sonuçların tesadüfen çıkma ihtimalini artırıyor.
Neden önemli?
Kalp-damar hastalıkları, Avrupa Birliği’nde hâlâ hastalık ve ölümün başlıca nedeni. Tüm ölümlerin yaklaşık üçte birine yol açıyor ve tahminen 62 milyon kişiyi etkiliyor.




