24 Ağustos 2014 Pazar 14:31
Cemil Bayık, 'Beyoğlu'ndaki marjinaller' ile neyi kastetti?

Ruşen Çakır'ın KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık ile yaptığı röportajın yankıları devam ediyor. Bayık'ın HDP ile ilgili "marjinal yaklaşımlardan uzak durmalı" sözleri tartışma konusu oldu.

Bayık'ın bu sözlerle ne demek istediği merak konusu. Gerek sosyal medyada gerekse köşe yazılarında Bayık'ın sözleri analiz edilmeye çalışıldı.

Cemil Bayık'ın sözlerine ilişkin bir değerlendirme de T24 blog yazarı  Erdem Yörük'ten geldi.

Yörük, Bayık'ın marjinaller ifadesinden ne demek istediği anlaşılmadı dedi, "tamamlanmamış bir ifadeden büyük yargılar çıkarılması yanılsama olacaktır" diye ekledi.

İşte Erdem Yörük'ün "Cemil Bayık, HDP ve marjinallik meselesi üzerine" başlıklı yazısısı:

Ruşen Çakır’ın Cemil Bayık ile yaptığı röportaj gündeme damgasını vurdu. KCK Başkanlık Konseyi üyesi Cemil Bayık “başkanlık sistemini desteklemeyeceklerini”, kendilerini “AKP yandaşı gibi göstermenin vicdansızlık olduğunu”, barış sürecini sürdürecek görüşmeler için “Kandil’in kapılarının her zaman açık olduğunu” dile getirdi. Bütün bu önemli açıklamaların yanında, en çok ses getiren ise “HDP bazı marjinal yaklaşımlardan kendisini kurtarmalı” ifadesi oldu. Ruşen Çakır’ın bir sonraki sorusu ile birlikte, Beyoğlu’nda, veya belki Cihangir’deki “bazı marjinal grupların” kastedildiği düşünüldü.

Ancak Bayık’ın tam olarak ne kastedildiği de anlaşılmadı. Marjinallerden, Beyoğlu’ndaki marjinallerden ne kastedilmişti? Bu anlaşılmazlık üzerine sosyal medyada hızlı bir tartışma başladı. Çoklukla da Cemil Bayık’ın LBGTİ aktivistlerini, ya da bazı sosyalist grupları kastettiği iddia edildi. Ancak, tamamlanmamış bir ifadeden büyük yargılar çıkarmak bir yanılsama olacaktır.

HDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra demokrat ve ezilen kesimler açısından bir umut odağı haline geldiği ortada. Ama bu umudun reel bir harekete dönüşmesi için HDP’nin yoksullar ve emekçiler arasında daha yaygın, gündelik hayatın içinde, insanların sorunlarına birebir somut şekilde dokunan bir siyaset sürdürmesi gerekiyor. HDP’nin bundan sonraki izleyeceği strateji de zaten bu olacak. Yani, HDP’nin, mahalle siyaseti izlemesi gerekiyor.

Nedir bu mahalle siyaseti? Dünyada başarılı olmuş bütün ana akım dışı siyasi hareketlerin yaptığı şey. Sadece sosyalistlerin ve devrimcilerin değil, İslamcıların da, hatta faşistlerin de yaptığı bir şey. Türkiye’de İslamcı hareketin 1990’lardan bu yana bu kadar başarılı olmasının sebebi tabii ki sadece Necmettin Erbakan’ın veya R. T. Erdoğan’ın kişisel karizmaları veya hareketin siyasi programının çekiciliği değil. Bu İslamcı hareket, en az yirmi yıldır, kırdaki ve kentlerdeki yoksullar arasında kitle çalışması yapıyor, mahalle mahalle sokak sokak, hangi evde kim hasta, kim en yoksul, kimin işi yok, kimin kocası hasta, kimin çocuğu engelli, bunları bilip bunlara göre insanlara somut destek, ve en önemlisi “umut”, sunuyor. Mahallelerde özellikle kadınlara ulaşıyor, onların sosyalleşeceği ve siyasileşeceği mekanlar kuruyor. Türkiye’nin yoksulları, AKP’nin network’üne girdikleri zaman hayat kalitelerinin yükseleceğini düşünüyor, ve muhtemelen de haklılar.

Bu böyle olduğu için de her ne olursa olsun, Gezi olsun, 17 Aralık olsun, Soma olsun, bu yoksullar AKP’yi desteklemekten vazgeçmiyor. Mahallede kurulan siyasi ilişki, sandıkta da devam ediyor. İnsanlar gündelik hayatlarında yanlarında kimi görürlerse, sandıkta da mührü ona basıyorlar.

Dediğim gibi tamamlanmamış bir ifadeden büyük yargılar çıkarmak istemiyorum. Ama Cemil Bayık’ın HDP ile ilgili söyledikleri bana bunları hatırlatıyor. Büyümek ve güçlenmek için HDP’nin de mahallelere gitmesini, kendini gittikçe gayrı-elitleştirmesi gerektiğini söylüyor, diye düşünüyorum. Bence doğru olan da bu. HDP’nin bundan sonraki süreçte gittikçe daha fazla varoşlara çekilmesi lazım. Beyoğlu ve Cihangir’den, Sarıgazi ve Bağcılar merkezli siyaset yapması lazım. Köylerde var olması lazım. Zaten bunu yapıyor, ama bu yönlenmenin çok daha hızlanması ve sistematik hale gelmesi gerekiyor. HDP, özellikle son dönemde demokratlar arasında büyük bir destek ve meşruiyet kazanmış durumda, bunu terketmeden, şimdi bu hegemonik gücünü yoksullar arasında siyaset yapmaya kanalize etmesi gerekiyor. Cemil Bayık’ın açıklamaları bana bunu düşündürtüyor.

HDP de Cemil Bayık da, Kürt hareketinin LGBTİ hareketi ve sosyalist hareket ile yoldaşlık içerisinde olduğunu bilirler, demokratik özerkliğin kurucu nosyonlarından birisidir bu. En çok ezilenler ile beraber hareket etmek, HDP’yi zayıflatmaz aksine güçlendirir. Dolayısı ile Bayık’ın ifadesini LBGTİ hareketine ve bazı sosyalistlere karşı söylenmiş gibi düşünmenin gereğinden hızlı bir yorumlama olduğunu düşünüyorum. Ama yine de HDP’nin nasıl ana muhalefet hareketi olacağına ilişkin görüşleri zenginleştirmek açısından da bu tartışmayı bir fırsat olarak görüyorum.

Son Güncelleme: 25.08.2014 09:31
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.