Çözüm sürecini bir de gerillalardan dinleyin
Can Aksel/Demokrat Haber

Ruhi Karadağ ve Faruk Balıkçı’nın üç defa Kandil’e giderek çözüm sürecinin “dağdan” nasıl göründüğünü anlattığı Yaralı Yonca (Nefel a Birindar) okurlarla buluştu.

Ozan Yayıncılık tarafından yayımlanan ve gerillaların geri çekilme sürecine nasıl baktıklarına anlatan bir perspektifte gelişen kitap, belki de asıl konuşması gerekenlerin, “suskunlar”ın sesini duymak isteyenler için bir kapı aralıyor.

Yazarlar söyleşi gerçekleştirdikleri gerillalarla “Dağda Kelime Oyunu” da oynamış. Aile, toplum, ev, aşk, kadın, toprak, bilim, devrimci, silah, namus, PKK, dağ, özgürlük gibi kelimelerin sorulduğu bu oyunda, röportaj yapılan kişinin verdiği yanıtlara yer verilmiş…

Belgesel tadında ilerleyen kitaptan bazı kesitler şöyle…

KAMYON ŞOFÖRLÜĞÜNDEN GERİLLAYA

Karadağ ve Balıkçı’nın, Kandil’e ilk gidişlerinde görüştükleri Tolhıldan sivil hayatında kamyon şoförlüğü yapıyormuş. Abdullah Öcalan 1999 yılında yakalanınca “Demek ki Kürtlerden bir önder çıkıyor, onu da kabul etmiyorlar düşüncesiyle” dağa çıkmaya karar vermiş. Tolhıldan ateşkes sürecini nasıl duyduklarını şöyle aktarıyor:

“Köylülerden Öcalan’ın barış deklarasyonu ilan ettiğini duyduk. İnanamadım… İnanamamıştık… Telsizle bağlantı yaptık. ‘Ateşkese zarar verebilecek bir durum yaşanmasın’ dendi. Tabii destekleyenlerde oldu, karşı çıkanlarda. Fakat partiye, önderliğimize güveniyoruz. Elbet önderliğin bir bildiği vardır dedik. Geri çekilme için hazırlık yaptık. Geri dönüş için yola koyulurken, ‘Nasıl böyle bir süreç yaşandı yaşanıyor’ diye düşünüyordum yol boyu. Ateşkes dönemlerinde içimde hep bir korku taşıyordum. Her zaman bu korkuyu düşünüyorum. Bize rehavetlik bir ortam yaratılarak, sonbaharda darbe mi vurulacaktı? Ya da kışın tespit edilen noktalara hava saldırısı mı olacaktı? Bu nedenle hep içimde bir tereddüt oldu.”

'BARIŞ İÇİN BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIM'


Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde doğan Agit Amed’in ailesi köyleri boşaltılıp yakıldıktan sonra İstanbul’a göç etmiş. Metropol yaşamından sonra dağın yolunu tutan Agit Amed ateşkes ilan edildiğinde bunun şaşkınlığını yaşamış: “Ateşkes olduğunda şoka uğradık. Ama önderliğimizin çağrısı olduğu için zor da olsa hazırlıklara başladık.” Barışın kendisi için ne ifade ettiği konusunda ise şunları söylüyor: “Barış için ne gerekliyse onu yaparım. Benim için ne bedel gerekiyorsa ödemeye hazırım. Türkiye’nin demokratikleşmeye ihtiyacı var. Tüm hakların özgürce ifade edilmesi ve anayasal güvenceye alınması gerekir. Her şey sözle ifade ediliyor ama anayasal güvence altına alınmıyor. Bugün söyleniyor, yarın inkar ediliyor.”

'BARIŞLA BİRLİKTE HALAYA DURACAĞIM'


Yazarların ikinci gidişlerinde görüştükleri Dersimli kadın gerilla Asya Çewlik Avusturya’da büyümüş. Üniversitede okurken dağa çıkmaya kara veren Çewlik süreci şöyle değerlendiriyor: “Sürecin uzun sürmesi çok ciddi tehlikelere işaret ediyor. Sevdiğim değerlerin tehlikede olması beni düşündürüyor. Sosyolojik anlamda da savaşı sürdürmenin çok iyi bir ruh hali ve iyi bir psikolojik motivasyon sağladığını düşünmüyorum. Toplumu şiddete alıştırmış oluyorsun. Ya da toplumu şiddet yoluyla çözmeye alıştırıyorsun. Ciddi bir tahribatı var. Sırf bunun için bile olsa bir an önce adımların atılması gerekir. Beklemek tehlikeli olabilir. Savaşın başlaması ve elde edinilen kazanımların boşa çıkması ciddi bir kaygı oluşturuyor.” Asya Çewlik barışın gerçekleşmesi halinde ise sevincinden “Ti-li-lili” çekeceğini, halaya duracağını ve memleketine dönmek isteyeceğini belirtiyor.

ÜÇ KARDEŞ DAĞDA

Batman Sasonlu Seyit Rıza 70 yaşına yaklaşmış. İki kardeşi daha dağda olan Seyit Rıza 1990’lara kadar Kıvılcım hareketi içerisinde yer almış. Seyit Rıza’nın sürece ve barışa ilişkin görüşleri şöyle: “Bazı ateşkesler adım atılması bazıları ise hareketin tasfiye edilmesi için yapılıyor. Bugüne kadar yaşanan ateşkeslerde yanlışlılar yaşandı ama bunlar deneyimimiz oldu. Bu farklıdır. Eninde sonunda barış olacak inanıyorum. Türkler ve Kürtler karşılıklı boy ölçülerini aldılar. Erdoğan’ın yerine hangi iktidar gelseydi aynı görüşmeyi yapardı. Bunu anladılar. Önderliğin projesine ‘evet’ denirse Ortadoğu birliği yaratılır ve Türkiye güçlü çıkar. En büyük tehlike barış umutlarının boşa çıkması ve Kürtlerin hayal kırıklığına uğramasıdır. Büyük felaket getirir. Barış olursa, ilk ziyaret edeceğim yerlerin başında arkeoloji müzeleri gelir. Tabii ki Hasankeyf, Nemrut, Göbeklitepe bunların başında gelir.”

‘2 YAŞINDAYKEN GÖRDÜĞÜ OĞLU İLE 20 YIL SONRA DAĞDA KARŞILAŞTI’


Üçüncü gidişlerinde görüşme yaptıkları Hamza en son iki yaşındayken gördüğü oğlu ile 20 yıl sonra dağda karşılaşma anını şöyle aktarıyor: “Oğlumun Avrupa’dan katıldığını biliyordum ancak buralara geldiğini bilmiyordum. 2009 yılında arkadaşlar ‘Bir misafirin var’ dediler. Gittim. O beni fotoğraflarımdan tanıyormuş ama ben onu tanımıyorum. Dağa yeni gelmiş, yeni katılmış. İlk gecesiymiş. Kendini tanıttı. ‘Ben senin oğlunum’ deyince, dizlerimin pınarı o an taştı. Hiç kimse konuşmadı. Birbirimize sarıldık. Nasıl zordu anlatamam. ‘Sen daha küçüktün 2 yaşındaydın. Ben dağa çıktım. Nasıl tanıyayım dedim. Üç-dört gün birlikte kaldık.”

‘SAVAŞI ÇOK SEVDİĞİMİZ İÇİN SAVAŞMIYORUZ’

Rojavalı kadın gerilla Fidan Zinar tüm ateşkesleri gördüğünü belirterek sürece ilişkin görüşlerini şöyle aktarıyor: “Sanılmasın biz savaşı çok sevdiğimiz için savaşıyoruz. Biz savaşı istemiyoruz. Fakat bir halk muhatap alınmıyorsa bu sorunlar sürecektir. Oysa diğer dünya ülkelerinde böyle olmuyor. Her iki taraf da birbirlerinin iradelerini tanımak zorundadır. Bu kadar uzun sürmesini ve bu işin sürüncemede kalmasını istemiyoruz. Neden Türk devleti hep bizi “terörist” olarak tanıtıyor. Aslında Türk devleti bizim gerçekliğimizle ilgili kendi halkının önünde bir duvar oluşturmuştur. Temel sorun budur.” 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.