'Sorunu çözmeye niyeti olan bir hükümet neden karakol yapsın?'

Siyabend Fırat Çetin / Hewler (Erbil) Kürdistan

BDP'nin yerine kurulan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP)’nin Kürdistan Federe Bölgesi’Nin Hewler (Erbil) kentindeki eş temsilcisi Cemal Coşkun ile IŞİD'in saldırılarını, Ezidilerin durumunu ve Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını, Kürt sorunu ve demokratik çözüm sürecini konuştuk…

IŞİD’in Şengal katliamı ve yaşanan çatışmalarla ilgili düşünceleriniz neler?

IŞİD durup dururken ortaya çıkan bir terörist grup değildir, IŞİD özellikle 2002-2003 yılında Amerika işgaline karşı El-Kaide’nin oluşturduğu bir yapılanmadır. IŞİD’in Şengal’i, Musul’u işgal etmeden önce Rojava’da iki yılı aşkın bir süredir Kürtlere, YPG’ye, PYD’ye karşı başlatmış olduğu bir savaş vardı. Bir taraftan İslam örgütleriyle mücadele edip kendi etkinlik alanını genişletti diğer taraftan da rejim karşısında bir varlık göstermeden ve bir çatışma içerisine girmeden özellikle Rojava’yı işgal etme ve yerleşme temelinde katliam üstüne katliam geliştirdi.

Tabi ki halkın oradaki kendi özsavunmasını geliştirmesi YPG gibi bir yapıyı açığa çıkarması PYD ve YPG’nin etrafında kenetlenerek savunmasını güçlendirmesi IŞİD’in hem iradesini kırdı hem de prestijini sarstı. Uluslar arası güçler IŞİD’i tekrar güçlendirmek için Musul’u adeta IŞİD’e hediye ettiler. Yoksa Musul’da Maliki merkezi Irak hükümetinin altmış bin kişilik ordusu ve çok ağır silahları olduğu ifade ediliyor. Buna rağmen bir tek kurşun sıkmadan Musul bir avuç IŞİD’liye teslim edilmiştir.

 IŞİD’e uluslar arası alanda çok ciddi bir destek gelmekte. Türkiye’nin Dışişleri bakanı kendisi açıklama yaptı; iki bin tır yardım yaptıklarını. Bu her ne kadar insani yardım olarak bahsedilse de biz birçok bu tırların silah ve mermi taşıdığını düşünüyoruz. Türk askerleriyle IŞİD çetelerinin poz vererek resim çektiklerine de tanık olduk.

Ama bu son Musul işgali ve Şengal olayı Kürt güçlerini de birbirine yakınlaştırmıştır. Bu sevindirici bir olaydır. Ancak Kürtlerin basın yayın organları üslubunu da değiştirmelidir. Özellikle isim vererek değinmek istiyorum RUDAW program yapanlar ve haber sunanlar bir ara Türkiye’deki ‘Anadoludan Görünüm” programında haber sunan Ertürk Yöndem gibi üslupla Kürtleri karşı karşıya getirme niyeti içerisindeler.

Maxmur (Mahmur) kampı boşatıldı ve PKK güçleri bu konuda önlem aldığını açıkladı. Maxmur’da Peşmerge güçleriyle PKK birlikte aynı safta IŞİD’e karşı savaştı. Bu konuda neler yaşandı?

Maxmur kasabası daha önce IŞİD’in eline geçmişti. Peşmerge de amatörlüğünden mi diyelim taktik mi diyelim halkla beraber orayı terk etmişti.

IŞİD gibi bir çetenin Şengal’de Rojava’da bu kadar çocuk, genç, yaşlı demeden farklı inançlara mensup olanları katletmesi ve medyanın gözü önünde kelle koparması ister istemez tedbir Maxmur kampındaki kadınları çocukları, yaşlıları, hastaları tahliye edilmesi gerektiği kararına varıyorlar. Ve bunu halkla paylaşıp pratiğe doküyorlar. Daha sonra PKK ve peşmergeler birlikte Maxmur’u kurtarıyor. Şu an Maxmur kasabası ve kampı Peşmerge ve Gerillalar tarafından korunmakta. Ben de ziyarete gittim, gayet moral dolu bir karşılama gördüm.

Sizinle eş zamanlı olarak Bölgesel Kürdistan Başkanı Mesud Barzani de ziyaret etmişti bu noktada neler konuşuldu, neler görüşüldü?

Biz kampa girerken kendisi dönüyordu. Sayın Barzani’ninde ziyareti son derece anlamlı ve moral oldu. Bizim de sayın Barzani sonrası kamp yöneticileriyle yaptığımız görüşmeler oldu. Onlar da Sayın Barzani’nin ziyaretinden çok memnun olduklarını, Kürtlerin birlik ve beraberliğinin daha üst safhalarda da devam edeceğini söylediler. PKK‘ye de teşekkür ettiklerini söylediler.

Irak Parlamentosu’nda Ezidi milletvekili Viyan Daxil’in konuşması tüm dünyada yürekleri burktu. Sonrasında da Şengal’de havalanan bir yardım helikopteri düşünce o da yaralandı, şu anki durumu nasıl biz?

Helikopterin aşırı yüklenmeden dolayı dengesinin sarsıldığı söyleniyor çünkü kalkış esnasında, yani yerden birkaç metre yükselirken düşmüş. Zaten daha yüksekten düşseydi bir tek insan sağ kurtulamazdı. Tabi çok talihsiz bir kazaydı ve bizi çok üzdü.

Kendi halkıyla bir umut arayan vekil arkadaşımız samimi duygularıyla ifade etmişti kendisini. Ve o parlamentoda olan gerek Kürt, gerek Arap, gerek Türkmen milletvekilleri bir bütün olarak feryadın aslında bir felsefe olduğu düşüncesiyle hareket etmeliler.

Sadece Ezidiler adına konuşmadı zaten; Kürtler, Türkmenler, Şiiler adına da konuştu. Halkların feryadını dile getirdi. Tüm ezilen halkların adınaydı bu feryat.

Evet halklar adına bir feryattı. Gerçekten son derece anlamlı bir feryattı ve yerinde bir konuşmaydı. Ve tekrardan hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet diliyoruz. Umut ediyoruz ki vekil arkadaşımız Viyan Daxil bir an önce sağlığına kavuşur. Aldığımız bilgilere göre kendisi Türkiye de tedavi altında, arkadaşlarımız da ziyaretine gitti ve durumunun iyi olduğu söyleniyor.

Türkiye’de bir Cumhurbaşkanı seçim atmosferi yaşandı. Seçimlerle ilgili düşünceleriniz neler?

Eşitsiz koşullarda bir seçim yarışı oldu, Ak Parti adayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan devletle hükümetin maddi ve manevi olanaklarını kullanarak seçim yarışını sürdürdü. Bu yönde siyasi partilerin ve kamuoyunun tepkileri de dile getirildi.

Yine on dört partinin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu da sağ muhafazakar bir adaydı. Aslında Erdoğan’la isimleri değişik de olsa partileri farklı da olsa aynı çizginin adayıydılar. CHP’nin aslında MHP’den hiçbir farkının olmadığı, sol olmadığı, demokrat olmadığı, çok rahat ırkçı, şoven ve milliyetçi bir yapılanmayla birleşebileceğini, ortak hareket edebileceğini gözler önüne serdi. Bu yönüyle bu seçim dilerim ki hayırlara vesile olmuştur.

Halkların, demokrasi güçlerinin, ezilenlerin, ötekileştirilenlerin adayı da Selahattin Demirtaş’tı. Selahattin Demirtaş arkadaşımız çok kısıtlı imkanlarla ve tamamen halkların desteğiyle adaylık yarışını sürdürdü. Tüm bunlara rağmen HDP’nin tüm Türkiye için stratejik bir gerçek olduğu ve bu projenin değişik çevrelerde benimsendiği görülmüştür.

Yüzde 10’a yakın bir oy potansiyeli bu koşullarda küçümsenecek bir oran değildir. Genel seçimlerde eksiklerini de tamamlayıp HDP’nin daha ileriye götürüleceğine inanıyorum.

Seçimin kazananı Türkiye’nin demokrasi güçleri ve Kürtler olmuştur. Irkçı ve şovenist yaklaşımlarla seçime girenler ise kaybedenlerdir. Başbakanın Cumhurbaşkanlığı’na doğru yönelmesi de bir nevi kendisini Cumhurbaşkanı olarak güvence altına alması anlamına geliyor. Recep Tayyip Erdoğan eğer Kürt sorununu çözemesse, dolayısıyla Sayın Abdullah Öcalan ile süreci hızlandıracak adımlar atmazsa diğer hükümetler ve liderler gibi olur sonu.

Selahattin Demirtaş uygun bir aday mıydı?

Eve, Selahattin Demirtaş arkadaşımız uygun bir adaydı. Diliyle, üslubuyla, hitabetiyle ve duruşuyla Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü noktasında sahip olduğumuz düşüncelerin iyi bir sözcüsü oldu.

Diğer partilerin konumu ise gözler önünde. CHP’deki çatlakların nedeni statükonun partisi olması.

Kendini yeniden yapılandırmadığı sürece, gerek Kürt sorunu gerek Alevi sorunu gerekse diğer kesimlerin yaşadığı sorunlarda kendi payını görüp Türkiye halklarından özür dileyip kendisini yeniden yapılandırmadığı sürece CHP her geçen gün kan kaybedip yavaş yavaş tarih sahnesinden ayrılacaktır.

MHP'nin durumu ise zaten gözler önündedir. Avrupa’da da görüldüğü gibi sistem belli bir milliyetçi ve muhafazakar kesimleri bir noktada tutuyor, çünkü ihtiyaç duydukları anda bu tür güçleri kullanıyorlar. Biz, seksen öncesi MHP'nin nasıl kullanıldığını çok iyi biliyoruz. Seksen sonrası da yine bir nevi özel savaşı yürütme politikasında hem siyasetleriyle hem de özel savaşa hazırladıkları kadrolarla çirkin bir rol oynamışlardır. CHP ile MHP'nin aynı noktaya gelmesi aslında sistem partilerinin birbirinden farklı olmadığının da göstergesidir.

IŞİD ile PKK bir mücadele gösterirken bununla eşzamanlı olarak da Türkiye PKK'ye karşı operasyonlar yürütmeye başladı. Bununla ilgili yorumlarınız neler?

IŞİD'i, Katar, Suudi Arabistan ne kadar destekliyorsa aynı derecede Türkiye de destekliyor, dolayısıyla Kürtlerin Rojava’daki kazanımlarına ve genel Kürt kazanımlarına kastetme noktasında IŞİD'i besleyip, büyütüp ve sonuçta böylesi cani bir yapılanmanın bu kadar cana kıymasına, bu kadar tahribat yaratmasına zemin hazırlamışlardır.

Hala basında yayında çıkıyor; İstanbul’da, Antep’te, Urfa’da, Hatay’da IŞİD'in yaralıları tedavi ediliyor. Bazı Kürt derneklerinin de bunlara insan yetiştirdikleri ifade ediliyor. Bunların hepsi AKP hükümetinin gözü önünde cereyan ediyor. IŞİD'e destek vermelerini anlıyoruz, çünkü Kürtlerin bu coğrafyada varlık göstermesi, kendilerinin statükocu, sömürgeci siyasetlerinin de tarih sahnesine karışmasıdır. Bundan dolayı Kürtlerin kazanım sahibi olmaları ve kazanımlarının da heba edilmesi için her türlü uğursuz oyunu oynuyorlar.

Eş zamanlı operasyonların yapılması da henüz bir çözüm politikalarının ve projelerinin olmadığını ortaya koyuyor. Çözüme niyetli olan bir iktidar kesinlikle çözüm sürecini hızlandırmada uygun projeleri, araç ve gereçleri bir an önce devreye sokar. Uygun araç ve gereçler, izlenme komitesi kurulması, müzakerelerin hızla başlaması, yasal ve anayasal değişikliklere gitme yönünde hemen meclisin harekete geçirilmesi yerine, boşluk buldukları yerlere karakol ve kalekol yapmaya başladılar. Baraj yapımlarına ağırlık verdiler ve bunlar tamamen güvenlik endeksli barajlar.

Sorunu demokratik bir şekilde çözmeye niyeti olan bir hükümet neden karakol yapsın? Kalekol neden yapsın? Baraj niye yapsın?

Anahtar Kelimeler:
ErbilCemal CoşkunDBP
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.