‘Vicdani ret yeni anayasada yer almalı!’

İstanbul - Türkiyeli vicdani retçiler ve antimilitaristler, BM Queker Ofisi, Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Savaş Karşıtları ve Connection e.V temsilcileriyle birlikte geçtiğimiz hafta sonu düzenledikleri çalışmanın sonuçlarını basın toplantısı ile açıkladı.

 

Taksim Hill Otel'de düzenlenen basın toplantısında açıklamayı Arif Hikmet İyidoğan yaptı. İyidoğan, toplantının içeriğine ilişkin olarak şunları söyledi: "Bu toplantıda, Türkiye'de vicdani ret hakkının kullanımına dair yaşanan sorun ve zorlukları tüm boyutlarıyla ele alıp, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vicdani ret konusunda aldığı son kararlarla birlikte ülke içinde yürütülmekte olan yeni anayasa çalışmalarının bu hakkın tanınması yönünde sağlayacağı imkanları değerlendirdik."

 

'47 ÜLKE ARASINDA TÜRKİYE TEK'

Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelerde vicdani reddin tanındığını hatırlatan İyidoğan, "Vicdani ret, sözleşmelerle güvence altına alınan 'düşünce, inanç ve vicdan özgürlüğü'nün meşru bir kullanımıdır. Buna karşın Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi 47 ülke arasında, yurttaşlarına bu hakkı henüz tanımayan tek ülke konumundadır. Bu nedenle bir kez daha yineliyoruz ki, vicdani ret, oluşturulacak yeni anayasada bir hak olarak yer almalı ve bu hakkın kullanımını mümkün kılacak bir yasal düzenleme derhal yapılmalıdır" dedi.

 

Türkiye'de yaşanan savaşa da dikkat çeken İyidoğan, "Bu savaşın son bulması için tek yol, Kürt sorununun demokratik ve barışçı yollardan çözümüdür" diye konuştu.

 

'HALİL SAVDA SERBEST BIRAKILSIN'

İyidoğan, hakkında verilen hapis cezası nedeniyle vicdani retçi Halil Savda'nın tutuklandığını hatırlattı, "Arkadaşımız Halil Savda'nın bu ifadelerini bizler de bir kez daha yineliyor ve derhal serbest bırakılmasını istiyoruz" dedi.

 

İyidoğan son olarak Türk hükümetine çağrıda bulunarak, "TCK'nın 318. maddesi, Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan pek çok yasa maddesinden biridir. Vicdani retçiler ve antimilitaristler üzerinde bir baskı aracı olan 318. madde yürürlükten kaldırılmalıdır" diye konuştu.

 

'DÜZENLEME ULUSLARARASI STANDARTLARA UYGUN OLMALI'

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanya Sorumlusu Milena Uyum, Türkiye'de acilen vicdani ret düzenlemesi yapılmasını ancak bunun uluslararası standartlara uygun olmasını istedi. TCK'nın 318. maddesinin ifade özgürlüğünün önündeki engellerden biri olduğuna dikkat çeken Uyum, söz konusu maddenin de acilen kaldırılması gerektiğini belirtti.

 

Londra Uluslararası Savaş Karşıtları Vicdani Ret Koordinasyonu'ndan Andreas Speak, toplu mezarlar ve çocuk tutukluları hatırlattı, "Bunlarda Türkiye'de militarist uygulamaların yansımalarıdır" dedi.

 

Almanya Vicdani Retçiler ve Firarilerle Dayanışma Örgütü'nden Rudy Frederick, Türkiye'de vicdani retçiler üzerindeki baskıların son bulmasını ve tutuklu retçi Halil Savda'nın da serbest bırakılmasını istedi.

 

Barış İçin Vicdani Ret Platformu'ndan Ercan Aktaş ise kışlalarda yaşanan şüpheli asker ölümleri, dün Taksim'de yapılan ırkçı gösteri ile Pozantı Cezaevi'nde çocuklara yapılan cinsel işkenceyi hatırlattı, "Tedirgin ve kaygılıyız" dedi.

 

POSTALLI BASINA HORMONLU DOMATES

Basın toplantısının sonunda moderatör Coşkun Üsterci bir soru üzerine, önümüzdeki günlerde yapacakları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Çeşitli çalışma grupları oluşturduklarını söyleyen Üsterci, şunları söyledi: "Vicdani retçiler, AİHM'e toplu başvurular yapacak. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nde Türkiye'deki vicdani ret uygulamalarının ele alınmasını isteyeceğiz. Kürt bölgesinde vicdani ret ve savaş konulu toplantılar düzenleyeceğiz. Toplumun demilitarizasyonunu amaçlayan çalışmalar yapacağız. Vicdani reddin yeni anayasada yer alması için Meclis'te ve Anayasa Uyum Komisyonu'nda kulis çalışmaları yürüteceğiz. Postallı basına, hormonlu domates ödülleri vereceğiz."

 

GAZETECİ YILDIZ'DAN VİCDANİ RET İLANI

 

Toplantının sonunda, "KCK Operasyonu" kapsamında tutuklanarak Kocaeli 1 No'lu F Tipi Cezaevi'ne konulan gazeteci ve tiyatrocu İsmail Yıldız'ın (Rawîn Stêrk) vicdani reddiğini açıkladığı mektup okundu.

 

Yıldız'ın mektubunun son bölümü şöyle:

 

"Hiçbir devletin askeri olmadan, hiçbir tetiğin parmağı olmadan, hiçbir liderin, başkanın, kralın, komutanın ve otoritenin emir kulu olmadan yaşamaktaki ısrarım zindanda da, dışarıda da devam edecektir.

 

Temel vasfı öldürmek olmakla birlikte; ayakta kalma çimentosu erkeklik, Türklük ve Müslümanlık olan bir ordunun silahım olmak inancım, düşünce biçimim ve özgürlük tasavvurum içinde bulunmamaktadır.

 

Ayrıca yakında doğacak olan kızımın nefesini, sesini, emeklemesini görebilmenin ve onun yanında olabilmenin her türlü kutsal ve fetişten daha üstün ve değerli olduğunu düşünerek, onun eline alacağı biberonun, yeryüzü üzerindeki tüm silah ve sahiplerin emirlerinden daha kutsal olduğunu temel düsturum sayarak askere gitmeyi ve silah taşımayı reddediyorum.

 

Bu gerekçelerle insan olmanın en önemli koşullarından biri olan yaşamı savunarak, öldürmeyi kabul etmeyerek, vicdani reddimi açıklıyor ve savaş karşıtları saflarındaki yerimi alıyorum.

 

Bir vicdani retçi olarak, yaşamımın geri kalan kısmını, bugüne kadarında olduğu gibi enternasyonalist dayanışma, antikapitalist ve antimilitarist bir çerçevede sürdüreceğimi deklare ediyorum." (etha)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.