Kısa Cemal Süreya tarihi

A. Hicri İzgören / Özgür Gündem

24 yıl önce bugün (9 Ocak 1990) böyle bir kış gününde "Üstü kalsın” diyerek göçtü bu dünyadan.

Nüfustaki ismiyle Cemalettin Seber, edebiyattaki imzasıyla hepimizin bildiği Cemal Süreya...

‘Şairin Hayatı Şiire Dahil’ demişti ya hani, o zaman hayatında önemli bir yer tutan ve onda derin izler bırakan sürgünlüğünü de 'dahil’ edelim bu yazıya.

Dêrsim’in Pülümür İlçesinde 1931 yılında dünyaya gelen Cemal Süreya 1938 yılında Dêrsim’e uygulanan katliam sonrası daha 7 yaşındayken ailece ve kendileri gibi kılıç artığı birçok aileyle bir yük treninin vagonuna bindirilerek Bilecik'e zorunlu sürgüne gönderilir.

Yıllar sonra anlatır o yolculuğu; "Günlerce yolculuktan sonra bizi bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, polisler. Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki."

"Hangi taraftan esse rüzgar / Zonklatır, sonra ortaya çıkarır / Kayalara sıkışmış bir tarihi, / Bir isyanı, bir dostluğu, bir yenilgiyi.”

***

Sürgün yerleri yirmi yıl zorunlu ikamet olarak Bilecik şehridir. "Siz Saatleri” adlı şiirinde belirttiği gibi, Bilecik halkı Seber’lere iyi davranır, onlara yardımcı olur.

"…Mahşerin ortalık yerinde size rastladık, / elinizi şuramıza koydunuz. / Sürgündük,/ Göçebeliğin elverişli yanlarını da yitirmiş gibiydik. / Yanınızda göçmen olduk. / Bir yerleşmişlik duygusu ki, / hırkamız yazlık sinemada iliklenir.”

Aile, kendilerine verilen tek odalı eve yerleşir. Babası onu, zorunlu ikamet yerinde ayrılması yasak olmasına rağmen, okuması için İstanbul'daki akrabalarının yanına gönderir. Herhangi bir tepki gelmeyince de aile de İstanbul’a taşınır. Ancak bu uzun sürmez, bir gece evi polis basar. Suç, zorunlu ikamet yerini izinsiz terk etmektir. Bütün aile  Sansaryan Han’da geceler. Ertesi gün yeniden sürgün yerlerine geri gönderilirler.

1988'de yaptığı bir söyleşide bütün bunları şöyle açıklamakta; "Anılarımın kökeninde yer etmiş. Küçükken, altı yedi yaşımda doğduğum yerlerden, evimizden, bahçemizden kopartılmıştım. Ardından aileme felaketler gelmişti. Annem ölmüş, babam sonsuz yoksul düşmüştü. Bunlar yer etmiş bende, bir yerde sanatçı duyarlılığını etkilemiş demek. Silinmezler."

***

Maliye ve iktisat mezunuydu ama "Kızkulesi"nin düş getiren pay senetleri'inden başka, şiir de dahil hiçbir şeyden rant beklemedi. Üç anayasa arasında büyüse de onun için "şiir anayasaya aykırı"ydı.

'Yoksulluk', parasızlıksa eğer 'yoksul'du... Öyle ki arkadaşıyla girdiği bir iddiayı kaybettiği için bedel olarak 'Süreyya' olan soyadındaki bir "y"yi sildi. "Bundan sonra soyadım tek 'y'li olacak" dedi... Ve ömrü billah böyle yazıldı... Böyle bilindi.

Zor zamanlarda Bazil Nikitin'in 'Kürtler' adlı kitabını Türkçeye çevirdi. Biraz çekindiği için olsa gerek, kitaba sadece ad ve soyadının baş harflerini yazdı.

Humor'u, İroni'yi ve erotizm'i çok sevdi... Ayrıca tarih eksik olmadı şiirlerinde;

Az yazan bir şairdir Cemal Süreya ama bir şair için bundan daha önemli bir niteliği de vardı... Az, belki de hiç fire vermemiş bir şairdir o. Zaman şiirlerinden'den pek az şey yontabilmiştir.

Atını doludizgin süren bir göçebeydi. 'Sıcak Nal' hiç soğumadı;

Borç öder gibi yazdı şiirlerini ama asıl biz borçlu kaldık ona. 'Üstü Kalsın' demişti ya... Elinizin altında bir Cemal Süreya kitabı olmayabilir... Bugün güzergahınızdaki ilk kitapçıya dalın... Belki tozlu raflarda 'Sevda Sözleri'ne ilişkin bir kitaba rastlarsınız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.