Bizans'ın en büyük manastırı camiye çevriliyor

Serdar Korucu / Agos

İstanbul’daki Ayasofya Müzesi’nin cami olarak açılması için MHP’nin teklifi ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ‘ima’sı tartışma yaratırken, sessiz sedasız bir başka değişiklik hayata geçirildi. Ayasofya Müzesi’ne bağlı bulunan ‘İmrahor Anıtı’, restore edilerek ‘İmrahor İlyas Bey Camii’ olarak açılacak.

Agios Ioannes Prodromos (Vaftizci Yahya) Kilisesi ya da bugünkü adıyla ‘İmrahor Anıtı’, Bizans İmparatorluğu’nun en büyük manastırlarından Studios’un ayakta kalan en önemli bölümünü oluşturuyor.

Bizans döneminde şehrin yedinci tepesi olan Samatya’da inşa edilen kilise, tarihçi Theophanes’e göre 463 yılına dayanıyor. Doğu konsülü, Patriokosunvanlı Studios tarafından kendi mülkü olan arazi üzerine yaptırılan kilise Bizans Sarayı’nın dini törenlerinde önemli bir yere sahipti. Bu merasimlerden önde geleni ise adını taşıdığı Ioannes Prodromos Yortusu günündeydi. İmparator, yortu günü Büyük Saray’dan bir mavna ile gelir, Narlıkapı’da kıyıya çıkar, Studion’un başkeşişi tarafından karşılanırdı.

Studion’daki ilk keşişler, bütün gün ve gece boyunca nöbetleşe dua ettiklerinden ‘uykusuzlar’  yani ‘Akoimetoi’ diye bilinen bir tarikata bağlıydı. En şaşaalı döneminde bin kadar keşişi barındıran manastır, bin yıl kadar şehrin yaşamında entelektüel hayatın ve sanatın merkezi oldu. 799’da ikonaklast imparatorlara karşı mücadele veren liderlerden biri olan Aziz Theodoros Studite’in başkeşiş olmasıyla Studios, imparatorluğun en güçlü ve etkili manastırı oldu. Bu dönemde Studios’un keşişleri, şair, ilahi bestekarı, âlim, sanatçı olarak tanındı.

KEŞİŞLER GİTTİ, DERVİŞLER GELDİ

Konstantinopolis’in el değiştirmesine rağmen 15. yüzyılın sonunda bininci yılını kutlayan manastır, Sultan II. Bayezid’in imrahoru (padişahın ahırlarına bakan) İlyas Bey tarafından 1486’da önce camiye çevrildi. Bir süre sonra ise cami zaviyeye dönüştü. Böylece Bizans’ın keşişlerinin yerini Osmanlı’nın dervişleri aldı. Kültür alanındaki gelenekse bu kez İslam üzerinden devam etti. Seyyit Abdullah Efendi, Süleyman, Seyyit Hüseyin ve Seyyit Hasan gibi ünlü hattatlar yetişti.

1792’de çıkan bir yangında tahrip olan yapı, 1894’teki İstanbul yangını sonrası terk edildi. Rus Arkeoloji Enstitüsü 1907-13 yılları arasında çalışma yaparken, 1946 yılında eser, bir Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye çevrilerek Ayasofya Müzesi’ne bağlandı. Ancak aynı zamanda da kaderine terk edildi. 80’li yıllarda turistlerin anıtı gezmeleri için önce idareden özel izin almaları gerekiyor ardından anıtın avlusunda yaşayanlara ücret ödemek zorunda kalıyorlardı. Yani resmiyette müze olsa da girişi yoktu. 2012 yılında ise anıtın ‘müze’ statüsü sessizce elinden alındı. Şimdi ise yeniden Osmanlı dönemindeki statüsüne dönmesine karar verildi, yani camiye çevrilmesine…

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, 2014'te başlanacak restorasyonun ardından anıtın cami olacağını açıkladı. Böylece İznik ve Trabzon’daki Ayasofya’ların ardından cumhuriyet tarihinde müze olmasına karar verilen bir başka Hıristiyan mabedi daha camiye dönüşecek. Gözler ise sıranın İstanbul’daki Ayasofya’ya gelip gelmeyeceğinde…

Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem bu konuyla ilgili de konuştu, “İmrahor İlyas Bey Camii'nde olduğu gibi Ayasofya'ya ilişkin de Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor. Vazife verilirse bunu yapmak için elimizden geleni yaparız” dedi.





Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.