Şişli Spor Kulübü: İstanbullu Ermeniler’in tarihi kulübü

Şişli Spor Kulübü Başkan’ı Alen Tekbıçak, “Buradan giden her Ermeni’nin aklında ilk doğduğu yer var. Zengin de olsalar, başarılı da olsalar hepsi Taksim’i görmeyi, Kınalıada’da yürümeyi hayal ederek yaşıyorlar. 1915’te yaşanan talihsiz olaylar Ermeniler için büyük bir yara.

“Varlık vergisinin neden olduğu sorunlar var. Bu gibi sıkıntılar nedeniyle buradan gitmişler. Bugün bu tip olaylar yaşanmıyor tabii ki ama geleceğimizin ne olacağını bilemiyoruz.

“Evet, kulübümüz açık, kiliselerimiz açık, okullarımız açık, hastanelerimiz var ama biz bir tane kilise inşa edemiyoruz. Yasak… Yeni bir okul yapamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bize Şişli Spor Kulübü’nü kısaca tanıtır mısınız?

Öncelikle bu diyalogu gerçekleştirdiğimiz için çok teşekkür ederim. Kulübümüzü ziyaret etmeniz bizi çok mutlu etti. Kulübümüz 1927 yılında Nor Şişli Jimnastik Kulübü adıyla kuruldu. İlk olarak atletizm, boks, halter ve bisiklet gibi dallarda faaliyet gösteriliyordu.

Belli bir süre sonra Nor Şişli faaliyetlerini durdurdu. Birkaç yıl sonra Şişli Spor Kulübü adıyla, 1946 yılında, kırmızı – siyah renklerle yeniden kuruldu.

Kulübümüz kurulduğu yıldan bu yana şu anki binamızda faaliyetlerini sürdürmekte. Kulübümüzün kurucuları dört arkadaştır. Ara Akınoğlu, Arşak Feruhan, Parseh Gevrekyan, Kirkor Musakyan…

Kulüp neden Şişli’de kurulmuş?

Kulübün arsası hemen arkamızdaki Ermeni okuluna aittir. 1940’larda bu arsayı okuldan kiralamışız. Okulun öğrencileri spor salonumuzda beden eğitimi dersi yaparlar. İsmimiz Şişli ama yerimiz Taksim’dedir.

Hangi dallarda etkinlik gösteriyorsunuz?

Eski yıllarda top sporları dışında atletizm, boks, bisiklet ve halter dallarında sporcular yetiştiriyorduk. Yıllar geçtikçe ilginin arttığı dallara yönelerek futbol, basketbol ve voleybol dallarını da kurduk. Uzun yıllar boyunca kulübümüz birçok sporcu yetiştirdi.

Aslında Şişli Spor Kulübü cemaatimizdeki çocuklara ve gençlere spor yaptırmak amacıyla kurulmuştur ancak kapılarımız tüm sporculara her zaman açık olmuştur ve hali hazırda Ermeni olmayan sporcularımız da vardır ama çoğunluğu Ermeni cemaatinin çocuklarıdır.

Şişli Spor Kulübü hangi dallarda başarılı görünüyor?

Ermeniler, genetik yapılarından dolayı spora yatkın olmadıkları için profesyonelliğe gidemiyorlar. Ne yazık ki böyle bir fiziksel durum var. Ancak satranç dalında çok başarılıyız, çok başarılı sporcular yetiştiriyoruz. Şu anda aktif olarak kulübümüzde üç tane ana branş var.

Basketbol, voleybol ve satranç. Basketbol ve voleybolda küçük, yıldız, genç ve A kategorilerimiz var. Toplam 400’e yakın sporcumuz var. Satrançta ise minikler ve A olmak üzere iki kategorimiz var. Azınlık kulüpleri için çok iyi bir rakam.

Bildiğiniz gibi, son yıllarda azınlık cemaatlerinin nüfusları azaldığı için spora ilgi de aynı oranda azaldı. Cemaatin diğer kulübü Taksim yalnızca futbol dalında faaliyet gösteriyor, biz de salon sporlarını omuzlamış durumdayız.

Ermenilerin sayısı diğer azınlık cemaatlerinin sayılarından daha fazla olduğu için okullarımızı tarıyoruz, seçmeler yapıyoruz, ilgilerini spor kulübümüze çekecek projeler hazırlıyoruz.

Ailelere çocuklarını kulübümüze getirmelerini öneriyoruz, hiçbir zaman baskı yapmıyoruz, çocukları küçük oyunlarla kulübümüze çekmeye çalışıyoruz.

Şişli Spor Kulübü’nün gelir kaynakları nelerdir?

Kulübümüzün hiçbir gelir kaynağı yok, hiçbir kira geliri yok, herhangi bir malı yok. 450 üyemiz var, üyelerimiz bağış yapıyorlar. Onların bağışlarıyla kulübü döndürmeye çalışıyoruz ama döndürmekte çok zorlanıyoruz. Salon sorunumuz var.

Ne yazık ki, İstanbul çok pahalı bir kent oldu. Eskiden antrenörlerimiz ücret almadan çalışıyorlardı, bugün hepsi ücret alarak çalışıyor. Oldukça yüksek bir rakam tutuyor, bunları da vermek zorundayız. Belediyelerden destek alıyoruz, destek sağlamak için çeşitli organizasyonlar yapıyoruz.

Şişli Spor Kulübü olarak uluslararası organizasyonlarda başarılı olan sporcularınız var mıdır?

Genç milli futbolcumuz Corc Papazyan, Türkiye Ağır Siklet Halter Şampiyonu Hıraç Hagopyan. Milli boksör Garpis Zakaryan, çok değerli bir sporcumuz. Bugünkü Lütfi Kırdar Spor Salonu’nun olduğu yerde açık havada maçlar yaparmış, bütün cemaat kendisini izlemeye gelirmiş.

Keğam Dülgeroğlu Türkiye Yarı Ağır Halter Şampiyonu, milli voleybolcumuz Mete Erzurumluoğlu aklıma gelen ilk isimler. Tarihimiz çok geniştir ve çok enteresan başarılar vardır.

Ermeni cemaati içerisinden kulübünüzü destekleyenler var mı?

Var. Toplumumuz şu anda 70.000 kişi civarında. Cemaatimizin önde gelen yardımseverleri var. Okullarımıza, kiliselere, spor kulüplerine, derneklere destek sağlıyorlar. Aslında spor kulüpleri devletten destek almalı çünkü burada topluma ciddi anlamda bir hizmet sağlıyoruz.

Çocukları spora yönelterek onları kötü alışkanlıklardan, kötü arkadaşlıklardan uzak tutmaya çalışıyoruz. Okul ile eve geliş saati arasında çocuğu boş bırakırsanız, çocuk kendini iyi veya kötü birşeye kanalize eder. Spor ile uğraştığı vakit çantasını alıp antrenmana gelir ve spor yapar, işi bitince evine gider.

Burada çok sayıda okulun öğrencileri biraraya geliyor. Devlet bütün kulüplere bir fon ayırmalı, bizim antrenörlerimizi takviye edecek desteği sağlamalı. Altyapı branşlarına ve resmi liglere katılım için federasyonlara para ödüyoruz.

Yani, para almadığımız gibi bir de üstüne para ödüyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama yok. Hiçbir kulüp karşılaşmalara katılmak için federasyona para vermez. Ne yazık ki, Türkiye’de sistem tersine işliyor.

Faaliyetlerinizi gösterirken etnik kökeniniz nedeniyle zorluklarla karşılaşıyor musunuz?

Hayır, doğrusunu söylemek gerekirse etnik kimliğimiz nedeniyle herhangi bir zorluk yaşamıyoruz ama bu hiç olmadığı anlamına da gelmiyor. Bazen deplasmanlarda etnik kimliğimizi zedeleyecek tezahüratlar oluyor.

Az ve kısa süreli olur, genelde moral bozmak için yapılan şeylerdir. Beyoğlu Gençlik Müdürümüz zaman zaman ziyaretimize gelir. Oturur, sohbet ederiz, elinden geldiğince bize destek oluyor. Devletin de imkanları belli ama iletişimimiz iyi. Çok fazla bir rahatsızlığımız yok.

Ermenistan ile herhangi bir bağlantınız var mı?

Hayır, Ermenistan ile hiçbir bağlantımız yok. Ermenistan ile Türkiye arasında hiçbir siyasi ve ticari bir anlaşma yok. Hepimiz Türkiye’nin vatandaşlarıyız ve tüm sporcularımız Türkiye vatandaşı. Biz, Ermenistan’dan gelen bir sporcuya lisans çıkartamıyoruz. Tüzüğümüz Türk yasalarına bağlıdır.

Türkiye’de yaşayan Ermeniler’in sayısının geçmişe oranla daha az olduğu görülüyor. Ermeni cemaati neden azalıyor?

Bütün dünyanın tartıştığı bir konu var. 1915’te bu topraklardaki Ermenilerin sayısının 2 milyon olduğu söylenirken sayı 1.5 milyon azalıyor. Bu insanlara ne oldu? Tarihçiler gerekenleri söylüyorlar. Geriye kalan 500 bin Ermeni zaman içinde yurtdışına gidiyor, dünyanın çeşitli ülkelerinde kendilerine hayat kurmaya çalışıyor. Yaşım itibarıyla son 20 yılı daha iyi biliyorum.

Anne – babalar yaşlı, biz de çok fazla çocuk olmaz. Bir veya en fazla iki çocuk sahibidir aileler. Bazı gençlerin babası zanaatkar olabiliyor. Kuyumculuk, kunduracılık, el sanatları hep Ermenilerin elindeymiş ama el sanatları şu anda para etmiyor.

Dolayısıyla gençler de bu işleri yapmıyor. Gençler gelecek kaygısı ve iş olanağı bulamamaları nedeniyle yurtdışına gitmeyi tercih ediyorlar. Ayrıca, karma evliliklerden dolayı da nüfusumuz azalıyor.

Türkiye’den ayrılan Ermeniler Türkiye’ye geri dönerler mi?

Buradan giden her Ermeni’nin aklında ilk doğduğu yer var. Zengin de olsalar, başarılı da olsalar hepsi Taksim’i görmeyi, Kınalıada’da yürümeyi hayal ederek yaşıyorlar. 1915’te yaşanan talihsiz olaylar Ermeniler için büyük bir yara. Varlık vergisinin neden olduğu sorunlar var. Bu gibi sıkıntılar nedeniyle buradan gitmişler. Bugün bu tip olaylar yaşanmıyor tabii ki ama geleceğimizin ne olacağını bilemiyoruz.

Evet, kulübümüz açık, kiliselerimiz açık, okullarımız açık, hastanelerimiz var ama biz bir tane kilise inşa edemiyoruz. Yasak… Yeni bir okul yapamıyoruz. En son, Bakırköy’de Dadyan adında eski bir okulumuz var.

Bina çürüyünce yıkıldı, yöneticiler çok uğraştılar ve cumhuriyet tarihinde ilk defa bir Ermeni okulu yıkılıp yeniden inşa edildi. Pangaltı Lisesi 200 yıllık okul ama ne yazık ki binalar yenilenmiyor, kolej olamıyor. Şu anda ihtiyacımız yok ama hakkımız olmaması ayrı birşey.

Gayrimüslimler ‘gavur‘ diye anıldı yıllarca, ‘Ermeni’ kelimesi bazı çevrelerce küfür yerine kullanıldı. Tabii, bu tip şeyler insanları uzaklaştırdı. Ermenilik, bir küfür değildir.

Ben, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, askerliğimi yaptım, hiçbir zaman Ermeni olduğum için hor görülmedim ama hor görülenler olabiliyor. Bu yüzden Türkiye’den gidenlerin geri dönmesi mümkün görünmüyor, giden gidiyor.

Türkiye’ye çok şeyler vermiş, çok sayıda Ermeni vardır. Türk Sanat Müziği’nin ölümsüz eserlerinden ‘Kimseye Etmem Şikayet, Ağlarım Ben Halime’ şarkısı Kemani Serkis Efendi’ye aittir. Ünlü besteci Tatyos Efendi, Onno Tunç, Türk filatelisinin kurucularından Kamer Arıkan, Galatasaraylı futbolcu Varujan, ünlü zil ustası Zilciyan ilk aklıma gelen isimler. Sizce Ermeniler Türkiye’ye neler kattı?

Bizim eski başkanımız Arman Manukyan, Boğaziçi Üniversitesi’nde Ekonomi Profesörüdür. Kültürel bir mozaik çerçevesi içerisinde Ermenilerin Türkiye’ye el sanatları, müzik, edebiyat gibi birçok alanda çok faydası olmuştur, zenginlikler katmışızdır. Kuyumculuğun çıkış yeri Ermeniliktir. Gümüş ustaları ve terzilerin çoğu Ermeniydi.

İstanbul Ermeni Patriği Sayın Mesrob Mutafyan yıllar önce Hürriyet Spor’a verdiği röportajda ‘Türkiye’deki Ermeniler Beşiktaş’ı tutar’ demişti. Bu konuda ne dersiniz?

Alen Tekbıçak: Evet, patrik hazretlerimiz doğru söylemiş. Toplumumuzun yaklaşık olarak yarısı Beşiktaşlıdır. Beşiktaş, çok eski bir kulüp ve Ermeni cemaati de o çevrede ikamet ettiğinden Beşiktaş’a sempati doğmuş. Geri kalanların %25’i Fenerbahçeli, %25’i Galatasaraylıdır, diyebilirim.

Arto Pehlivanyan: Ben Fenerbahçeliyim ama Beşiktaş’a sempatim vardır. Beşiktaş’ın tarihi 100 yılı aşmıştır. Ermeniler’in Beşiktaş’ı sevmesinin birçok nedeni vardır. Kulübün kuruluşunda çalışmış olan, Beşiktaş’ta top koşturmuş olan Ermeniler var.

Kulüp halka dönük bir duruş sergiledi. Bazı kulüpler sırf etnik kökenleri nedeniyle Ermeni ve diğer gayrimüslimlere spor yaptırmazken, Beşiktaş’ta böyle bir tavır görülmemiştir. Bu yüzden Beşiktaş’a karşı daha fazla sempati duyulur. Bizim babalarımızın, Hakkı Yeten ve Süleyman Seba’nın gençlik dönemlerinde Beşiktaş tarafından halka dönük, insanlar arasında ayrım yapmayan bir tavır sergilenmiştir.

Alen Tekbıçak: Ben Galatasaraylıyım, basketbola ilgi duyuyorum. Bu sezon Fenerbahçe’yi destekliyorum. İnşallah, Euroleague’de bir şampiyonluk kazanırsa çok mutlu olacağım.

(Kaynak: İndigo Dergisi)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.