Ukrayna'da olan Türkiye'de de olabilir

Bizim Filistin Editörü Dr. Semih Halef'in Dampress’teki Ukrayna yazısı. Arapça orijinalinden Sendika.Org için Hamide Yiğit çevirdi:

Batının askeri epistemolojisi ile ABD ordusunun özel etüt merkezi, Arap bölgesidir, burada “Bahar” olarak adlandırılan da özel etüt sürecinin kendisidir. Çünkü Batı yarımküre ve müttefikleri için Ortadoğu, adeta asimetrik savaşın çiftliği oldu.

Askeri danışman ve araştırmacı Max Manu Arinj bir konferansta Arap Baharı için, “bu bir asimetrik savaştır” demişti. Sen ne kadar uyanıksan düşmanın geriler. Uyandıkça düşman ölür. Ve devletin yapısını koruman için ne mümkünse onu yaparsın. Fakat bu öyle bir şey ki, hangi devlet başarısız olursa, biter…

Buradan yola çıkarak ilkin Amerika’nın şu anda Arap bölgesinde yürüttüğü asimetrik savaştan başlayalım. Turuncu devrimler deneyimini biliyoruz. Bu konuda Ukrayna’da 2004 yılında Başbakan Viktor Yanukoviç ile yaşanan süreç hedefine ulaşmada başarısız oldu ve bu süreçten iyi dersler çıkarıldı. 2014’te bir kez daha tekrarlanan süreçte bu kez kazanımlar elde etmek için taktik ve stratejiler geliştirildi.

Başlangıcı Tunus olan Arap Baharı, Mısır’ın ardından Libya’yı ele geçirdikten sonra doğuya doğru genişletildi. Sonra Suriye ve oradan Yemen’e doğru yol alıp, oradan tekrar doğuya yöneldi. Akdeniz’den kuzeyindeki Türkiye’ye doğru Asya’da stratejik alanları genişletmek için  Ukrayna’ya uzandı…

Ne Amerika’nın stratejileri ne de itibar edilmeyen Arap Baharı ve asimetrik savaş, spontane bir şekilde gelişti. Aslında sistematik olarak bilerek kurgulanmıştır. Çünkü Amerika’nın değişim sürecinde, en az dünyanın yarısıyla savaşması mümkün değildir. Bu nedenle bilerek ve planlayarak asimetrik savaş sürdürüyor. Çatışan gruplar üzerinden kaos yaratarak devletleri istikrarsızlaştırıyor ve yeniyor. Böylece ordusu ve filolarıyla girmeden, bu devletler Amerika stratejilerinin esiri oluyorlar.

Burada zorunlu ve zorunlu-olmayan savaşlar vardır. ABD yönetimi zorunlu olamayan savaşı tercih ediyor. İlkin halkları kendi iradesine tabi tutuyor. Eğer işler zorlaşıyorsa, bu kez zor kullanma yoluna gidiyor. Libya’da olan budur. Hala Suriye’de devam eden tehdit, Mısır ve Yemen’e doğru yaklaşmakta olan tehditler de aynı… Filistin’de dayattığı çerçeve anlaşması da keza öyledir. ABD, Filistin sorununu tamamen bitirmek istiyor. Benimsenen Amerikan icadı bu asimetrik savaş, içerden gruplar, özel kurumlar, hükümetler, parlamentodaki hizipler, stratejik önemi olan bakanlıklar ve çevreleri, büyük güvenlik birimleri vb hepsiyle birden devletleri içerden işgal ediyor. Özellikle silahlı kuvvetler uyumlu hamleler geliştirerek bu asimetrik savaşın başarılmasında önemli bir unsur haline geliyor.

Libya’da başarmasının nedeni budur. Libya toplumundaki “muhalif yapılar” ile Cemahiriye içindeki kurumların Muammer Kaddafi rejimini birlikte sonlandırma hamlesi, BM’nin yedinci madde şartını sağladı ve Kaddafi ordusunu vurmak için hava saldırısı gerçekleşti. Çözümdeki asıl kilit, Libya’da içerden bu yapıların bir araya getirilmesidir. İşte şimdi Libya, başarısız ve bitik bir devlettir. Devletin hiçbir bölge üzerinde kontrolü yoktur. Çünkü aynı asimetrik savaş, içerde de  devam ediyor. Kaos, şiddet, çatışma, ölüm. Ta ki, Libya tamamen Amerika’nın olana kadar…

Fakat Suriye’de olan şudur; içerden kurumlara ve Baas partisine nüfuz etmek hiç kolay değildir. Uzun süre nüfuz edemedi ve etkileme gücü olmadı. Ama yem olarak dini ve mezhepsel argümanlar öne sürüldü, ülkenin bir bölümünü ele geçirmek için Dera’da din üzerinden ideolojik savaş kışkırtıldı. Suriye devletini bitirmek için asimetrik savaşın her türlüsünü uyguladılar. [ABD] adına silahlı gruplardan oluşturulan 16 farklı oluşum Suriye topraklarında çatışıyor. Suriye ordusu kendi topraklarında devlet bütünlüğünü korumak ve toplumsal çözülmeyi önlemek için, bu kadar düşmana karşı tek başına savaşıyor.

Buna rağmen Suriye’de hesap tutmadı, işler farklı yürüdü. ABD’nin Libya’da işlediği günah karşısına çıktı denilebilir. Bunu Putin iyi yakaladı ve Rus yetkililere net mesajı vererek Rusya’yı uyardı; “bu asimetrik savaş Rusya’ya da uğrar” diye… Oysa Libya’da pozisyonları ortaktı. Fakat Putin önlemini aldı; zira “bahar” Asya’ya doğru yayılabilir. Gardını alan Rusya bunu biliyordu. Nitekim şimdi eskiden Sovyet kontrolü altında olan ülkelere bu iş uzandı.

Amerika tehditler ve baskılar biçiminde Suriye’de uyguladığı asimetrik savaştan sonra, filolarını ve kuvvetlerini seferber edecek olursa, Rusya’nın kırmızı çizgisi olur. Çünkü eğer Amerika’yı Suriye’de başıboş bırakırlarsa, daha sonra Moskova’yı savunmak zorunda kalacaklardır. Cenevre-2’nin fiyaskosundan sonra Rusya kararını netleştirdi ve Suriye’ye bir kez daha mesaj gönderdi. Durduğu yerde olmaya devam ettiğini ve Suriye ordusuna askeri ve lojistik destek de sağlayacağını bildirdi. Hatta Arap bölgesindeki Amerika tarafından lojistik desteklerle beslenen bütün savaşan grupları bitirene kadar devam edeceğini de söyledi.

Fakat bu sefer Ukrayna’ya yönelik bu hamle, eski Sovyetler Birliği’nin ve şimdiki Rusya’nın kaburga kemiklerini sızlattı. Çünkü Rusya’nın Batı dünyasındaki bağı, güneyidir ve o da şu anda Amerika’nın asimetrik savaşının uzantısı olan muhaliflerin içini karıştırdıkları Ukrayna’dır.

Ukrayna’da 2010’da eski başbakan muhalif Yulya Timoşenko saflarında yer alan ve muhaliflerin ve yandaşlarının Kiev meydanına baskın yaparak cezaevinden çıkardıkları Viktor  Turçinov’u parlamento başkanı yaparak hükümet kurdular. Çünkü Ukrayna eski Başbakanının AB’ye ve AB’nin serbest pazarına karşı duruşu da bir kırmızı çizgiydi. Bundan dolayı Ukrayna üzerine saldırı vardı. O zamanlar Ukrayna’nın ekonomisini ve gazını kollayan Rusya’dan doğru bir müdahale olacağının sinyalleri belirmişti. Bütçe denge açığını kapatması için Ukrayna’ya 25 Milyar dolar kadar yardımda bulundu. Bir miktar açığını kapattı, şimdi de bir kısmını ödedi.

Hiç şüphe yok, Ukrayna’da ne oluyorsa, Suriye’de olanla aynıdır. Ama Amerika’nın çizgisi Suriye’de çöktü. Şimdi sınırlarında değişim için kaos yaratarak Rusya’yı yaralamak istiyorlar. Elbette ki Rus ayısı, kendi sınırlarında olanları görüp tehlikeyi sezdi. Böylece bir sabah Ruslar, Ukrayna Parlamentosu’nun ve Kırım yarım adasındaki hükümet binasının Rus işgaline uyandılar. Rus Dışişleri sözcüsü, Rusya’nın kendi vatandaşlarını savunduğunu açıkladı. Rus Hava Kuvvetleri’ni de batı tarafına seferber etti. Duyduğuma göre Rusyalı liderler Ukrayna’nın eski Cumhurbaşkanıyla görüşmeler yapmışlar, Eski Cumhurbaşkanını koruyacaklar, o da Rusya müdahalesinin kapısını açacak…

Şimdi Amerika ile Rusya’nın Suriye ve Ukrayna üzerinden çatışmaları derinleşiyor. Ama gerçekte Rusya şu anda Moskova sınırlarını savunuyor. Bu iş, kaybeden devletlerden biri olan Türkiye’yi de karıştırma düşüncesine varabilir. Erdoğan’a karşı asker ve hükümet içindeki muhaliflerden doğru, Ukrayna’da olanın aynısı Türkiye’de de olabilir. Öte yandan Mısır için  senaryo hala tamamlanmış değil. Özellikle başarısız olan devletlerin başlatmış oldukları senaryo yarım duruyor.

Amerika’nın dünyaca ünlü yazarı Ragineto Berngesta bir makalesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin tükenmişliğinden söz etti. ABD bütçesindeki büyük borç açığından dolayı dünyanın farklı bölgelerinde bu asimetrik savaşı karşılayacak gücü kesinlikle yoktur. ABD bu zayıflığından dolayı şu anda herhangi bir savaşa doğrudan girebilecek durumda değildir. Oysa Amerika’nın önemli bölgeler için siyasetinde benimsediği yol bu değildi. Özellikle Ortadoğu’da.  Hala Ukrayna ve Suriye’de değişim için kendini dayatıyor.

Filistin meselesinde de, Kerry tarafından ortaya konulduğu gibi uygun bir zamanda Filistin liderlerini tasfiye edecek. Ama şu anda Amerika zayıf düştüğü için, toprakları bölme imkanı ve gücü yok. Kendisiyle birlikte yenik düşen müttefik devletler, liderler, hükümetlerle de bunu yapma şansı kalmamış durumda.

* Dr. Semih Halef

(Filistinina -Bizim Filistin Editörü)

[Dampress’teki Arapça orijinalinden Hamide Yiğit tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.