Sadullah Ergin: 1999’da öngörüsü dar olanlar engelledi!

Öcalan ile görüşmeye işaret eden Adalet Bakanı, “Kamuoyundan bir şey gizlenmiş değildir. Terör örgütünün eylemlerini sonlandırması ilk aşamada ve Türkiye dışına çıkması konuşulmuştur ki 1999’da denenmiş bir yoldur” dedi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, İmralı sürecine yönelik eleştirilere, “Bu sürecin en büyük amacı, terör örgütünün silahlarını bırakması, yani suç teşkil eden kanlı eylemlerin sona ermesidir. Böylesine bir neticeye kan akıtılmadan, göz yaşı dökülmeden buna ulaşabileceksek bu niçin rahatsızlık verici olsun” derken, “Bu büyük milleti kandırmaya çalışmıyor AK Parti, buna gücü de yetmez ne AK Parti’nin ne başkasının. Milletimiz kandırılması mümkün olan bir çocuk falan değil” dedi.

Adalet Komisyonu, Başkanvekili Hakkı Köylü başkanlığında 4. Yargı Paketi olarak bilinen İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını görüşmek üzere toplandı.

“SADECE BİRKAÇ MADDE ÇIKARTILMIŞTIR, ARTTIRILMAMIŞTIR”

5. madde üzerinde konuşan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, tasarıya yönelik eleştirilere yanıt verdi. 2011 yılında başlayan bir süreç olduğunu ifade eden Adalet Bakanı, “İlk sunduğumuz tasarının dışında hiçbir şey yok. Sadece birkaç madde çıkartılmıştır, arttırılmamıştır. Çıkartılan maddeler de haklı olarak Türkiye’nin henüz alt yapısını kuramadığı konulara ilişkindir, nedir o? Vicdani ret ile ilgili AİHM Türkiye aleyhine ihlal kararları vermektedir ama Türkiye’de profesyonel askerlik tam anlamıyla yerleştikten sonra uygulanabilecek bir kuraldır” diye konuştu.

KİMSENİN BİR DİĞERİNİN VATANPERVERLİĞİNİ ÖLÇMEYE BİR TESTE TABİ TUTMAYA HAKKI YOK

Türkiye’nin son 30 yıldır ‘terörle mücadele’ ettiğini söyleyen Adalet Bakanı, “Ancak bu hadiseler 1983’te başlayan hadiseler değil, bunların öncesi var. 1925 yılı ile günümüze gelinceye değin bu sorunları masaya yatırmış, kafa yormuş siyasetçiler, bürokratlar, çok sayıda değerlendirmeler ortaya koymuşlardır. Çok sayıda çalışma vardır” dedi.

Daha önce hazırlanan raporlara işaret eden Adalet Bakanı, “Bu raporlar ağırlıklı olarak birkaçı hariç benzer öneriler getirmiş. Bir devlet aklı hafızası düşünün ki tam 88 yıldır bir sorun alanına ilişkin teşhisler yapıyor ve bu teşhise dayalı tedaviler uyguluyor. Ama teşhisle tedavi uygulandığında bakıyorsunuz ki sorun kronikleşiyor. Burada şunu söylemek mümkün ya teşhiste yanlışlık var ya uyguladığınız tedavide yanlış var ve 88 yıldır sonuç vermeyen hastalığı başka yerlere eviren daha da kökleştiren bu yöntemleri bugün de devam ettirin demek ne kadar vatanperverliktir, bu soru üzerine kafa yormamız gerekir diye düşünüyorum. Bu masanın etrafında oturan hiçbir kimse bir diğerinden daha fazla vatanperver falan değildir, kimse bunu iddia edemez. Ben kendimi vatanperver iddia ederim, böyle yaftalarım ama muhatabımın vatana ihanet ettiğini söyleme hakkım yoktur. Herkes kendi penceresinden kendi anlayışından bu ülkeye bu şekilde hizmet edeceğini düşünerek bu tezini ortaya koyuyor. Dolayısıyla kimsenin bir diğerinin vatanperverliğini ölçmeye bir teste tabi tutmaya hakkı olmadığını düşünüyorum kendi adıma” dedi.

1999’DA DENENMİŞ BİR YOLDUR

Öcalan ile yapılan görüşmeye yönelik eleştirileri de hatırlatan Adalet Bakanı, şöyle dedi:

“Bu tartışmalar esnasında İmralı’daki hükümlüye ilişkin değerlendirmeler yapıldı. 'Vay nasıl görüşme yaparsınız.' Abdullah Öcalan yakalandıktan Türkiye getirildiği günden bugüne kadar devletin ve istihbarat birimlerinin ihtiyaç duyduğu her zeminde uygun bulduğu her zeminde görüşülmüştür. Nitekim bu görüşmeler yapıldığı içindir ki 1999 yılında terör örgütü üyelerinin Türkiye dışına çıkmasına dair bir adım atılmıştır. Ancak o süreçte öngörüsü dar olan bir grup sürecin tamamlanmasını engellemiştir. O tarihte bu süreç tamamlanabilmiş olsaydı Türkiye büyük bir ihtimalle bugün bu sorunlarla boğuşuyor olmayacaktı. İmralı’daki hükümlüyle görüşülmesinin ötesinde ne görüşüldüğünün önemi vardır diye düşünüyorum.”

GÖRÜŞMEYİ ANLATTI

'Görüşmelerde ne konuşuluyor, ne tartışılıyor?' Kamuoyundan bir şey gizlenmiş değildir. Bu ilan edilmiştir, açıklanmıştır, ilk günden beri. Terör örgütünün eylemlerini sonlandırması ilk aşamada ve Türkiye dışına çıkması konuşulmuştur ki 1999’da denenmiş bir yoldur. İkincisi Türkiye’nin sizler de eleştiriyorsunuz bu masanın etrafında, alınması gereken mesafeler vardır, atması gereken adımlar vardır. Ben buna demokrasimizin tahkim edilmesi diyorum, güçlendirilmesi. İkinci aşamada bunun yapılması öngörülüyor ve üçüncü aşama silahların bırakılması, normalleşme ve ebediyen silahın bir daha gün yüzüne çıkmaması aşamasıdır. Bunlar hedeflerdir.

“BU NİÇİN RAHATSIZLIK VERİCİ OLSUN”

Böylesine bir neticeye kan akıtılmadan, göz yaşı dökülmeden buna ulaşabileceksek bu niçin rahatsızlık verici olsun? Hiçbir arkadaşımı ismen üzmek istemiyorum ama şu ithamlarla karşılaştık. ‘Hükümet hangi pazarlıkları yapıyor, ne verecek’. Bu halkın her iki kişinin birinin oyunu alarak iktidara gelmiş bir iktidar partisi 11 yıldır iş başında. Biz milletimize rağmen hiçbir adım atmayız. Atamayız.

“MİLLETİMİZ BİR ÇOCUK FALAN DEĞİL”

CHP’nin geçmiş yıllarda bu problemin çözümüne ilişkin çalışması, girişimi olmuştur.

'Ne yapıyorsunuz, ne veriyorsunuz?’ diye sorulan soruların cevabını şöyle söyleyeyim. Bütün bu çalıştaylarda bütün bu gayret sarf etmelerde ortaya çıkan önerilerin dışında bir şey yok ki. O açıdan birbirimize birtakım değerlendirmelerde bulunurken ben daha özenli olabileceğimizi düşünüyorum. Bu büyük milleti kandırmaya çalışmıyor AK Parti, buna gücü de yetmez, ne AK Parti’nin ne başkasının. Milletimiz kandırılması mümkün olan bir çocuk falan değil. Her şey onun gözleri önünde cereyan eden açık olaylar şeklinde işliyor.

"AMA BUNLAR SUÇ DEĞİLDİR"

Adalet Bakanı, 'Eğer bunlar suçsa ben bu suçu işliyorum' dedi, nasıl der bir adalet bakanı bunu... 'Çok canlar yandı' demişim programda, çok kanlar aktı. 'Büyük resmi görelim' demişim. Program yapımcısı sormuş. ‘Endişeler var, bir savcı çıkarsa dava açarsa…’ diye soru yöneltmiş. Sadullah Ergin de şunu söylemiş: 'Bir savcı çıktığında siz niye Türkiye’ye barışı getirmeye çalışıyorsunuz diye hesap mı soracaktır? Bunları yapmaya çalışmak suçsa evet şu anda yaptığımız budur.' Ben bu işi yapıyorum demişimdir. Ama bunlar suç değildir çünkü istismar edilen sorunları çözmeye çalışmak suç değildir.

Terörün istismarıyla kurulan mikro iktidar alanları da mevcuttur. Terörün istismarıyla kurulmuş olan mikro iktidar alanlarını da ortadan kaldırmak zorundayız.

"SÜRECİN EN BÜYÜK AMACI…"

Bu sürecin en büyük amacı, terör örgütünün silahlarını bırakması, yani suç teşkil eden kanlı eylemlerin sona ermesidir. Bu amacı gerçekleştirmek için girişilecek çabaların hangi hukuki değeri ihlal ettiği düşünülebilir. Sözünü ettiğim çabalar son 30 yılın suç teşkil eden eylemlerini temize çıkarma gayreti asla değildir. Suç teşkil edecek eylemlerin devamını önlemekten ibaret bir gayrettir.

Akan kan ve gözyaşının durması ülkemizin huzur bulması esas gayedir. Bir fiilin suç teşkil etmesi için kanunda gösterilen maddi unsurların suç işleme kastı ile gerçekleştirilmiş olması gerekir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.