07 Kasım 2017 Salı 15:20
HDP’den Başbakan’a: Off-shore için araştırma önergesi veriyoruz, destekleyin araştıralım

HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Paradise Belgeleri'ni anımsatan Kemalbay, “Benim dokunulmazlığım var ama çocuklarımın yok. Benim çocuklarım ticaret yapıyor” diyen Başbakan Binali Yıldırım'a "Hodri meydan, araştırma önergesi veriyoruz, siz de destekleyin önergemizi, araştıralım" diye seslendi.

AKP’ye yönelik sert eleştirilerde bulunan Kemalbay, “Başkalarına “Gelin bizim ülkemizde yatırım yapın” diyen AKP-Saray iktidarı yatırımlarını Malta’da vergi cennetlerinde yapıyorlar. Halkın karşısına da vatansever diye çıkıyorlar. Onların vatan sevgisinin Malta sevgisi olduğunu bayrak sevgisinin de o gemilere astıkları Malta bayrağı olduğunu görüyoruz” dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Kemalbay’ın açıklamaları şöyle:

Türkiye’deki baskıların uzantıları bu salona kadar geliyor. Her yerde yasaklarla karılaşıyoruz. Ankara’da da, bu salona gelmek isteyen yüzlerce arkadaşımız yasaklı. Meclis’in kapıları onlara kapalı. Baskılar bizi yıldıramaz.

UMUT KİTABEVİ’NE YAPILAN SALDIRI YIL DÖNÜMÜ: DAVANIN TAKİPÇİ OLACAĞIZ

Bugün, Umut Kitabevi'ne yapılan saldırının yıl dönümü. Ellerinde bir infaz listesi vardı. Koydukları bomba sonucu Mehmet Zahir Korkmaz yaşamını yitirdi. Sonrasında askerlerin halka silah sıkmasıyla da Ali Yılmaz katledilmişti. Onları saygıyla anıyorum. Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt saldırganlara iyi çocuklar demişti. Bombalamayı yapan 3 kişinin yargılanması engellenmek isteniyor. Suçlama ortadan kaldırılıyor. Adeta katliamı yapanlar kurtarılmaya çalışılıyor. Biz bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağımızı bir kez daha belirtmek istiyoruz.

‘DEMOKRATİK ÜNİVERSİTE İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ’

Dün YÖK’ün kuruluş yıl dönümüydü. 2002 yılından beri vesayetle mücadele edeceğim diye iktidara gelen ama bütün vesayet kurumlarını ele geçiren YÖK, yasakların hüküm sürdüğü bir kurum haline dönüştü. YÖK’ün bu uygulamaları AKP döneminde arşa kadar yükseldi. Bilimsel üretim tavsiye eden hocalara şeytan ayetleri tavsiye etmekten başka bir şey yapmadı. Ne diyelim bizim hayalimiz bile böyle bir şeye yetmezdi. Üniversitelerin geldiği hal bu.

6 Kasım 1981’de üniversiteleri kontrol altına alan askeri yönetim bile bu kadarını başaramamıştı. Bugün bilimsel eğitimin tasfiyesi, akademisyenlerin OHAL ve KHK eliyle üniversitelerden uzaklaştırılmasıyla oluyor.

Üniversitelerde bilimsel bir eğitimden söz etmek mümkün değil. YÖK’ü her sene protesto eden öğrenciler YÖK’le ilgili bir afiş bile asamıyorlar. Fakat gençlik YÖK’e de Saray’a da biat etmeyecek. Demokratik bir üniversite için, bilimsel özgürlük için, demokratik özyönetimin hayat bulduğu üniversiteler için hep beraber mücadele edeceğiz.

EĞİTİM SİSTEMİ

Eğitim alanında son dönemlerde çok büyük bir karmaşa var. Eğitim sistemi tam bir çöküşte. Bugüne kadar AKP-Saray iktidarının sistem değişikliği adı altında yaptıkları her defasında iflas etti. Yap boz tahtasına dönen eğitim ile çocuklarımız eğitim sisteminin mağduru oldu. 2 ay önce bir sabah kalkıp “TEOG’u kaldırıyorum” diyen AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın bu sözünden sonra tüm bakanlar yerine ne koyacaklarını bilmedikleri halde TEOG’un kaldırılmasının ne kadar önemli bir şey olduğunu anlatıyorlardı. Şimdi yavaş yavaş yerine ne koyacakları ortaya çıkıyor. Meğer 2 aydır bizlere yalan söylüyorlarmış. Sınav sistemini kaldırırken, söyledikleri gerekçelerin aksine, çocukları daha çok stres altına sokacak bir sınav sistemini uygulayacaklar. Milli Eğitim Bakanının kendisini savunma şekli, artık bu sınavlarda yüzde 10 öğrenci yerleştirilecek, yüzde 90 öğrenci ise mahallesindeki okullara gidecek, yani diyor, “nitelikli öğrenciler nitelikli okullara gidecek, niteliksiz öğrenciler de diğer okullara.”

Herhalde dünyanın hiçbir yerinde bu kadar eğitimde fırsat eşitsizliğini normalleştirmiş, içselleştirmiş bir bakan daha yoktur. Türkiye’nin utanç kaynağı olacak cümleler sarf etmiştir. Kimse çocuğunun niteliksiz okullara gitmesini istemeyecektir.

Eskisinden farklı olarak, herkes çocuğunu o yüzde 10’luk bölüme sokmak için daha büyük bir yarış içine girecektir. Bakana sormak gerek, siz kendi çocuğunuz yüzde 90’ın içinde görmek ister misiniz? Kendiniz için yapmadığınız bir şeyi neden bu halkın çocuklarına reva görüyorsunuz.  15 yıldır bu eğitim sistemini de bu ülkeyi de yöneten AKP-Saray iktidarıdır. Tüm bu anlattıklarımız AKP-Saray iktidarının çöküşünün resmidir. Uluslararası göstergelerde de pisa sonuçlarında da bu görülmektedir. Eğitim sisteminin bu kadar garabet dolu bir durma düşmesi, eğitim sistemi gibi bir derdi olmayan, çocukların geleceğini düşünmek gibi olmayan bir iktidardan kaynaklıdır.

‘AKP EĞİTİM SEKTÖRÜNÜ ARKA AHÇE OLARAK GÖRMEKTEDİR’

İktidarın bütün meselesi aslında nasıl kendi oy depomu güçlendiririm, nasıl AKP’yi büyütebilir, AKP’nin bekasını kollayabilirimdir. AKP-Saray iktidarı eğitim sektörünü arka bahçe olarak görmektedir. Eğitimdeki dinselleştirmeden, bilimselleşmekten uzaklaşmaya kadar, cinsiyetçi, militarist bir eğitim anlayışını görüyoruz.

Aynı zamanda bu sistem eğitimcileri de eğitim emekçilerini de yok eden, onların birikimlerin tasfiye eden, iş güvencesini ortadan kaldıran, onları sürgün eden, biata, itaate dayalı eğitimci anlayışı ile devam etmektedir. Bunun yapı taşları her geçen gün döşenmeye çalışılıyor.

Burada en ciddi sorunlardan bir tanesi de eğitim kurumlarını kendi arka bahçesi haline dönüştürmeye çalışırken, Ensar gibi, TÜRGEV gibi kurumlara projeler dağıtırken Türkiye halklarının geleceğine darbe vurmakta, bu tarikatların bu cemaatlerin değer eğitimi adı altında yürüttükleri işlemlere çocuklarımız tabi olmaktadır.

Ensar Vakfı, adını cinsel tacizlerle duyurmuştu. Çocuklar buralarda risk altında.

Bütün bunlara rağmen AKP-Saray iktidarı daha önce Fethullahçı kuruluşları içinde bu arındırdığı için bugün de yeni tarikatçı kurumlarla içi içe geçerek politik bir müdahale gerçekleştirmektedir.

Bizler, alandaki tüm uygulamaların karşısında, ailelerin yanında olacağız. Eğitimin bilimselleşmesi ve eşit bir şekilde tüm çocuklara ulaştırılması için üzerimize düşen tüm çabaları sarf edeceğiz.

‘EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ OLMALI’

Eğitim parasız olmalı, eğitimde fırsat eşitliği olmalı, okullar arası nitelik farklılığı kaldırılmalı, devlet okulları güçlendirilmeli. Eğitimde kaş yapayım derken göz çıkaranlar, ekonomide de uçma aşamasındalar. Ekonomide uçuyorlar. Kendi söyledikleri bu. Fakat bizim yaşadığımız, gördüğümüz şey aslında ekonominin büyük bir krize doğru yaklaştığı ve aslında örtülü bir kriz yaşandığıdır. Bunu, zamlardan görüyoruz. Pahalılıktan görüyoruz.  İşsizliğin giderek büyümesinden görüyoruz. Fakat bütün bunlar hiç yokmuş gibi her gün çıkıp “büyüdük, daha da büyüyoruz” diyen bir AKP iktidarıyla karşı karşıyayız. Nasıl bir büyüme bu, nasıl bir büyüme ile övünüyorsunuz. Sizler aslında FED ve AB Merkez Bankası’nın iki dudağı arasındaki kararlara bağlısınız. Bu büyüme tamamen borçlara bağlı. Yeni doğan çocuklar bile binlerce dolarlık borçla dünyaya geliyor. Sürekli inşaatçı politikalarla, kaynakların yağmalanmasıyla yürüttüğünüz ekonomi politikaları ortadayken nasıl büyüme ile övünebiliyorsunuz. Bu sizin göz boyama operasyonunuzun bir parçası.

Bu büyüme, her gün işsizliği, yoksulluğu da büyütüyorsa yandaşlar büyüyor demektir. AKP’den beslenen sermaye kuruluşları büyüyor demektir. Zaten biz bunu borçları silinen holdinglerden görüyoruz. İşçilere, emekçilere zam olarak yüzde 3 buçuk reva görülürken, kurumlardan düşük vergiler alınıyor, hatta siliniyor.

AKP-Saray iktidarının itibar harcamaları, “büyük Türkiye masalı”nın bir parçası. Sarayın her gün yaptığı harcamalar, sadece AKP Genel Başkanı’nın 36 tane baş danışmanı olması, kapılarının önünde yarım trilyonluk araçların beklemesi uçaklar jetler ve tüm şatafat bize Saray’ın itibar faturası olarak yansımaktadır.

‘EKONOMİNİN DÜZELMESİNİN YOLU BARIŞIN SAĞLANMASIDIR’

İşçiler, emekçiler bu faturayı, Saray’ın itibar faturasını her gün ödüyor. Bugünlerde bütçe konuşuluyor. Bütçeden payı Saray alıyor. Savaş bütçesinin kat be kat arttığını görüyoruz. Niçin Türkiye’de bu kadar büyük bir savaş bütçesi var?

Bakın 100 milyar’a yakın bir bütçe savaş bütçesi olarak planlanıyor. Biz bu bütçeyle, halklarımıza çok büyük şeyler sağlayabiliriz. Ama bunu, barış yolunu tutarak elde edebiliriz. Ekonomiyi düzeltmenin kolay yolu barışın sağlanmasıdır, savaştan vazgeçmektir. Bakın Dolmabahçe mutabakat metninin olduğu 28 Şubat 2015’te dolar 2 buçuk liraydı, bugün 3.84. Net dış borç 266 milyar doları geçti.

ET İTHALATI

Bizler bugünlerde kırmızı et projesiyle oyalanmaya çalışıldığımızı da görüyoruz. Kırmız et ithal etmek, sadece tüketicilerin gözünü boyamak anlamına geliyor. Üstelik bu eti de 21 liraya alıp 31 liraya satmakla övünen bir iktidardan bahsediyoruz. Bunlar ucuz yalanlar, halk bunları yemez.

PARADİS BELGELERİ

Bugünlerde bir de Paradise Belgeleri çıktı. Dünya bu belgeleri konuşuyor.  Bu belgeler aslında bir vergi cennetinde sermayesini büyütme hikayesini anlatıyor, tüm ülkelerin iktidarları halka doğrudan vergilerle halka vergi vermenin ne kadar kutsal olduğunu anlatarak nutuk çekerken, kendilerinin vergi cennetlerinde sermayelerini katlamaya çalıştıklarını görüyoruz.

Bunlar, şöyle, Başbakan’ın oğlu, dayısı, yeğeni, kurdukları 11-12 şirketle vergi cenneti Malta’da iş yapıyorlarmış. Yine AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın damadı ve onun kardeşinin de bu Malta vergi cennetinde şirketleri varmış.

Burada, Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ı analım, çünkü Selahattin Demirtaş bir dönem bunlardan vatan ve bayrak sevgisinin altında pis işler döndüğünü söylemişti. Her gün milliyetçilik yapılıyor, ortaya çıkan belgelerden Hükümet’in bayrağın altında neleri sakladığını görüyoruz.

ZARRAB DAVASI

Zarrab davası da bugün AKP-Saray iktidarının en çok sancılandığı konulardan bir tanesi. Neden bu kadar ABD ile sorun yaşıyorsunuz? Siz ne istediniz onlar ne vermedi? Daha dün içtiğiniz su ayrı gitmiyordu. Ertesi gün antiemperyalist geçiniyorsunuz. İşte bu tartışmanın arkasında, o ayakkabı kutularını, paraların sıfırlanmasının, Zarrab ile girilen kirli ilişkilerin olduğunu görüyoruz.

Bunların hep arkasında Selahattin Demirtaş’ı dediği gibi bu pis işler var. Bayrakla, milletle diye tek tek sayarak bu pis işlerin üzerini örtüyorlar. Başbakan diyor ki “bu normal, benim çocuklarım ticaret yapıyor. Benim dokunulmazlığım var ama çocuklarımın yok.” Biz de diyoruz ki hodri meydan, biz araştırma önergesi veriyoruz, siz de destekleyin bizim önergemizi araştıralım.

Başkalarına “Gelin bizim ülkemizde yatırım yapın” diyen AKP-Saray iktidarı yatırımlarını Malta’da vergi cennetlerinde yapıyorlar. Halkın karşısına da vatansever diye çıkıyorlar. Onların vatan sevgisinin Malta sevgisi olduğunu bayrak sevgisinin de o gemilere astıkları Malta bayrağı olduğunu görüyoruz.

Ölümsüz şair Ahmed Arif’in Adiloş Bebe şiirinde çok güzel söylüyor: Bunlar engerekler ve çiyanlardır / Bunlar aşımıza ve ekmeğimiz göz koyanlardır / Tanı bunları, tanı da büyü.

TÜTÜN ÜRETİCİLERİ

Vergileri kaçıranlar tütün üreticisinin kazancına da göz dikenler. Tütün üreticileri Adıyaman’da bugün çok ciddi bir işsizlikle karşı karşıyalar. Devletin tarım politikasından dolayı ve devletin sigara tekellerine olan desteğinden dolayı.

Sigarayla mücadeleden söz etmiyoruz, bu başka bir şey. İnsanlar yıllardır tütün üretiyor. Ekmeklerini bundan kazanıyorlar. Alternatif bir politika geliştirmeden bunları cezalarla üretimden uzaklaştırarak onları ancak açlığa mahkum edersiniz. Tütün üreticilerinin mücadelesinin yanındayız.

MADEN İŞÇİLERİ

Taşeron işçiliğin bu hükümet tarafından ne kadar büyük bir yaygınlaştırma içinde olduğunu biliyoruz. İki milyonu aşkın taşeron işçiyle karşı karşıyayız. Türkiye Taş Kurumu’nun yapmak istediği özelleştirmeler, taşeron ve rödavansı arttıran, iş güvenliğini baltalayan uygulamalar.

Biz bu uygulamalara karşı olarak da direnen maden işçilerinin yanındayız. Onlar bir söz almış ve eylemlerini sonlandırmışlar. O sözün takipçisi olacağız. İşçilerin güvenceli, örgütlü mücadelesinin yanında yer alacağız.

Bir milletvekilimizin cezası daha kesinleşti. Ferhat Encü. Savcılar şöyle bir usulsüzlük yaptılar, kararı temyiz etmek istediler, ama temyiz süreci sonuçlanmadan mahkeme kararı kesinleştirdi. Yeter ki HDP’li milletvekiliğinin milletvekilliği düşsün diye.

ARDAHAN’A SELAM GÖNDERDİ

Ardahan’da tüm DBP ve HDP il ve ilçe yöneticilerinin hepsi gözaltına alındı. Buradan Ardahan’a selam olsun. Direnerek kazanacağız.

Demirtaş’ın imza günündeki kuyruk binleri buldu. 3 bini aşkın kişi Demirtaş’ın kitabını imzalattı.

Hiçbir aldı operasyonu hiçbir, saldırı HDP’yi yolundan geri tutamaz. Barışı, özgürlüğü eşitliği adaleti biz getireceğiz, HDP getirecek.

HDP’yi dağıtmak için operasyon yapanlar lime lime dökülüyor. Bakın belediye başkanlarına yaptıklarına. Yerlerine nasıl kayyum atamaları yaptıklarından görüyoruz.

SELMA IRMAK MECLİS BAŞKANI ADAYI

Son olarak, Selma Irmak’a da bir selam gönderelim. Selma Irmak önümüzdeki günlerde yapılacak Meclis Başkanlığı seçimindeki adayımızdır. En güzel, en doğru, en kadın özgürlükçü aday Selma Irmak’tır. Onu aday gösterdiğimiz gün ona da ceza yağdırdılar. 10 yıl ceza verdiler, ama Selma Irmak onurumuzdur, irademizdir.

BARIŞ ÇAĞRISI

Savaş hiçbir zaman çözüm olmadı. 40 yıldır aynı nakaratı söyleyenler çözümsüzlükle karşı karşıyadır. Bu sorunları çözmeye yetkili olamazlar. Aslında sorun burada iktidar partisinin barışa yüreği olup olmamasıyla ilgilidir. O yüzden her gün savaşa daha çok bütçe, daha çok çatışma, daha çok ötekileştirme diliyle karşı karşıyayız.

Tekçilikle ayakta kalmaya çalışıyorlar, tekçilikle AKP ile Ergenekon’la MHP ile birbirlerine sarılıp ayakta kalmaya çalışıyorlar. Yolun sonuna geldiniz. Bu coğrafyaya barışı biz armağan edeceğiz. Sayın Öcalan bunu 2012-13’te gösterdi. O’nu tecrite almak savaş politikanızın göstergesidir. Savaşı değil, barışı savunun. Bu ülke ancak böyle düze çıkabilir.

Barışı da bu ülkeye HDP getirecek buna sözümüz var. Bu ülkenin ezilenlerine, işçilerine, kadınlarına, Kürt halkına, Alevilere özgürlük ve barışı vaat ediyoruz.

(Demokrat Haber/Ankara)

Son Güncelleme: 07.11.2017 23:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.