01 Kasım 2017 Çarşamba 13:07
HDP'den AYM önünde Adalet Bakanlığı'na 'militan' tepkisi

HDP Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleri tutuklu vekillerin durumuna dikkat çekmek ve Anayasa Mahkemesine içtihadına sahip çıkması yönünde çağrı yapmak üzere Anayasa Mahkemesi önündeydi.

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Adalet Bakanlığı'nın Demirtaş ile ilgili göderdiği yazıya dikkat çekti.

Yıldırım,  "Eş Genel Başkanımızın yargılandığı bütün mahkemelere gizli ibareli belge göndererek, siyasi hadlerini aşarak Eş Genel Başkanımızın örgüt militanı olmaktan tutuklu olduğu ifade edilmiş. Biz de tam da yargının bağımsız olmadığını söylüyorduk. Sağ olsun Adalet Bakanlığı bizi iddiamızı ispatlamak konusunda alabildiğine destekledi, işimizi kolaylaştırdı. Gizli ibareli bu yazı tarafsız yargı diye bir şeyin kalmadığını göstermiştir" dedi.

Ahmet Yıldırım'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Siyasi iktidar OHAL’e bağlı yaşıyor. Fişini çektiğiniz anda kendisine siyaset şansı vermeyeceğini çok iyi biliyor. Bu sebeple her geçen gün olağan dışı yöntemleri devreye sokarak sivil iradeyi teslim almaya çalışıyor. 

1 yıl önce, 4 Kasım’da partimiz şahsında ülkede toplumsal ve siyasal yaşam darbeyle teslim alındı. Hedef alınan demokratik siyaset, hukukun üstünlüğüydü. O gün partimize darbe yaparak Eş Genel Başkanlarımız ve milletvekillerimizi tutuklayanlar belli bir takvim çıkarmışlardı. Önce Eş Genel Başkanlarımız ve milletvekillerimizi aldılar, anayasa değişikliği referandumunu planladılar. Bizim arkadaşlarımız rehin alınmış olabilir ama iradesi rehin alınan bütün Türkiye’dir. 

Bu bir yıllık süreçte akla hayale gelmez hukuk dışı yöntemler işletildi. Eş Genel Başkanımız Demirtaş’ın iddianamesi 9 ay boyunca çıkmadı. Sonra duruşma tarihleri bir türlü belirlenmedi. Eğer dağ yeni bir fare doğurmazsa 7 Aralık’ta mahkeme karşısına çıkarılması gerekiyor. Ama Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ mahkemeye çıktığında onun söylediği bir şeyden korktular; “Ben buraya faşizmin gözlerinin içine bakmaya geldim” dedi. O günden sonra yargılamaktan korkar oldular. O günden sonra SEGBİS’le yüz yüzelik ilkesini ihlal edilmesi mahkemeye çıkarılma kararları konusunda gelgitler yaşandı. 

DEMİRTAŞ DÖRT DUVAR ARASINDAYKEN BİLE KABUSLARI OLDU

Bütün bunların izdüşümünde partimize darbe yaparak sivil siyaseti hedef alanlar rehin alınmış arkadaşlarımızı yargılamaktan korkuyorlar. Dışarıdayken Demirtaş onların korkusuydu. Şimdi dört duvar arasında duruşuyla sarayın kabusu haline geldi. 

Öyle ki Eş Genel Başkanımızın yargılandığı bütün mahkemelere gizli ibareli belge göndererek, siyasi hadlerini aşarak Eş Genel Başkanımızın örgüt militanı olmaktan tutuklu olduğu ifade edilmiş. Biz de tam da yargının bağımsız olmadığını söylüyorduk. Sağ olsun Adalet Bakanlığı bizi iddiamızı ispatlamak konusunda alabildiğine destekledi, işimizi kolaylaştırdı. 

Gizli ibareli bu yazı tarafsız yargı diye bir şeyin kalmadığını göstermiştir. Eş Genel Başkanımız ve milletvekillerimizin mahkemeye çıkarılıp çıkarılmayacağına mahkemenin karar verme şansı olmadığını itiraf etmişlerdir. 

Artık mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü Eş Genel Başkanlarımız ve diğer vekillerimizle yüzleşmekten, onların iktidarı yargılamasından korkuyorlar. Arkadaşlarımızın onurlu duruşu gece rüyalarına giriyor. Bugünler tarihin kara sayfalarına not düşüldüğü günler. Bugünün uygulayıcıları tarihin kara sayfalarında yerlerini alacaklar. Biz onları hem o sayfaya yazacağız hem o sayfayı koparıp, bu ülkeyi özgürleştireceğiz. Bugün bu iktidarın yanında duranlar, siyasi ortaklık yapanlar, onlara kalemşörlük yapanlar; gün olacak devran dönecek. Hiçbiri bugünkü uygulamalarını savunamayacaklar. "Ben emir kuluydum" diyecekler. Hiç kimse emir kulu oldu diye hukuktan yoksun kararlara boyun eğemez. 

OHAL’E YASLANMIŞ AĞIR HASTASINIZ

Bu iktidarın bu anayasaya, yasaya, hukuka aykırı olarak bu talimatlarına boyun eğerek kendilerini emir kulu adderek sorumluluktan kurtulamazlar. Bu düzenin sonu geldi. Tünelin ucunda ışık göründü. Rehin aldıkları kişiyi mahkeme karşısına çıkaramayan iktidar bu ülkeyi yönetme ehliyetini yitirmiştir. Siz demokrasi pusulasını kaybetmişsiniz. OHAL’e yaslanmış ağır hastasınız. OHAL fişini çektiğimiz qün siyasi meftasınız. Bu siyasi iktidarın ipiyle kuyuya inenlerin sonunu hepimiz biliyoruz. Bugün hukuktan, ahlaktan yoksun bu tutumla sakın kuyuya inmeyin.
 
AYM bir yıldır kafasını kuma gömmüş. Kimse dosya yoğunluğunda söz etmesin. AYM’den lehimize bir karar beklemiyoruz. Kendi içtihadlarına saygılı olmalarını bekliyoruz. Bugünler geçtiğinde kimin tarafsız yargıya çalıştığını tarih yazacak. 

Tüm arkadaşlarımızı selamlıyoruz. Sizin tüm söylem ve etkinlikleriniz suça konu edilse de o söylem ve etkinlikler bu partiye gönül vermiş herkesin söylemidir. Siz asla suç işlemediniz. Siz rantın gücün değil halkların gücüyle hareket ettiniz. Bu günahsa hepimizin günahıdır. 

Yıldırım'ın ardından söz alan Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Eğer biz AYM önünde onlarca vekil olarak bulunuyorsak bu, Türkiye’de hukukun kalmadığının kanıtıdır" dedi.

Beştaş'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Anayasa Mahkemesi şu anda kendi görevini yapıyor mu bu soruyu hepimizin sorması lazım. Eğer biz AYM önünde onlarca vekil olarak bulunuyorsak bu, Türkiye’de hukukun kalmadığının kanıtıdır. Biz burada hukuku hatırlatmak için varız. AYM’ye ne yapması gerektiğini biz değil anayasa söylüyor. Anayasa mahkemesinin varoluş gerekçesi tam da anayasaya uygunluk denetimi yapmaktır. İktidarın anayasaya aykırı kararlarını denetlemek ve karar almaktır. AYM hukuk devletlerinde en önemli denge denetim mekanizmalarındandır. En üst mahkemedir. AYM şu anda bu rolünü unutmuş iktidara külliyeye en fazla kim yakın durur yarışı yapmaktadır. 

2010 yılını hatırlayın. AKP AYM’ye bireysel başvuruyu devrim olarak sundu. Bütün vatandaşların ihlal edilen hakları için AYM’ye başvuru yapabileceğini söyledi. Halk buna güvendi ve 2010’da bu anayasa değişikliğine onay verdi. AKP iktidarı verdiği hiçbir sözü tutmadığı gibi bu sözü de tutmadı. Çünkü AKP iktidarı baskıdan ve açık talimatlardan vazgeçmedi. Hatırlayın Can Dündar kararına ben bu karara saygı duymuyorum dedi. Cumhurbaşkanı danışmanı da cumhurbaşkanının sözleri devletin görüşleridir demekten geri durmadı. Cumhurbaşkanının sözleri devletin sözleridir ve bütün kurumlar bu sözlere uymak zorundadır diyorlar.

AYM’Yİ BAĞLAYAN TEK BELGE ANAYASA'DIR

Bizim arkadaşlarımız 1 yıldır rehinler çünkü tutuklama kararları kesinlikle ceza hükmüne dayanmıyor. Çünkü ortada bir suç yok. Ortada siyasi faaliyet var. Yargıya verilen talimatlarla rehin alındılar. 1 yılı doldurmamıza çok az bir süre kaldı AYM hala karar vermedi. Önünde içtihat olmasına rağmen, kendi kararı bulunmasına rağmen karar vermedi, çünkü hukuktan kaçıyor. Ama bu yol yol değil. AYM’yi tarih önünde aklayacak tek olgu onun hukuka uygun karar vermesidir. Yarın iktidar değişir ama AYM’nin uygulaması gereken kurallar değişmez. Anayasa Mahkemesi kararlarını bize göre değil, Erdoğan’a göre değil anayasaya göre verecek. AYM’yi bağlayan tek belge Anayasa’dır. 

Sizler karar vermedikçe neler olduğunu hepimiz biliyoruz. Siz karar verinceye kadar kaç milletvekilliği daha düşecek? Yüz binlerce insanın oyu maalesef Meclis’te değil şu anda. AİHM’den Türkiye süre istedi, 3 hafta verildi, neyi bekliyorsunuz? 1 yıl yetmedi mi? Bu kadar büyük bir hukuksuzluğun önlenmesi görevi sizdedir AYM. AYM üyeleri, lütfen rolünüzü unutturmaya çalışmayın. Herkes neler olduğunun farkında. 

Son Güncelleme: 02.11.2017 09:03
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.