Fehim Taştekin: IŞİD'e vurulacak darbeyi Erdoğan ve Davutoğlu önlüyor

Suriye ve Rojava'da yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Gazeteci Fehim Taştekin, Cerablus'un düşmesi durumunda önemli bir darbe yiyecek olan IŞİD’e yönelik vurulacak bu darbeyi Türkiye'nin önlediğini söyledi. Türkiye'nin dış politikasını iç siyasete endekslemesinden dolayı yeni koşulara hareket alanını daralttığını ve yeni koşullara adapte olamadığını dile getiren Taştekin, bunun ise Erdoğan ve Davutoğlu'nun 'saplantılarıyla alakalı' olduğunu söyledi.

Suriye'deki son siyasal gelişmeler doğrultusunda Rusya ve ABD'nin Suriye'deki rolü, Türkiye'nin Cerablus politikası, Suriyeli mültecilerin son dönemdeki Avrupa yolculuğu ile Rojava'daki son durum ve Kürtlerin bundan sonra dünya dengelerine etkisini Gazeteci Fehim Taştekin değerlendirdi.

Suriye'de son bir yıl içerisinde iki dinamiğin devreye girdiğini kaydeden Taştekin, birincisinin ABD'nin IŞİD’e karşı Kürtlerle yaptığı işbirliği, ikincisinin ise Rusya'nın Ağustos ayından itibaren sahaya inmesi ile oluşan yeni dengeler olduğunu söyledi.

Bu dengelerin birçok uluslararası aktörü de etkilediğini kaydeden Taştekin, "Özellikle Suriye konusunda 4,5 yıldır rejim değiştirme amacıyla yola çıkmış olan ve bir dönem 'Suriye'nin dostları' olarak nitelendirilen uluslararası koalisyonun bütün ayarlarını bozan bir etki yarattı" dedi.

'IŞİD'E KARŞI YÜKSELEN DEĞER KÜRTLER'

Taştekin, Rojava Kürtlerinin çok stratejik bir tercihte bulunarak kendi bölgelerinde oluşturdukları özerklik hareketinin uluslararası alanda kabul gördüğü bir süreçle karşı karşıya olduğunun altını çizdi.

Taştekin, "BM kürsüsünde Putin'in işte IŞİD'e karşı gerçekte mücadele eden iki aktör olarak Kürtleri zikretmiş olması önemli. Burada yeni dengeler üzerinde çok sayıda kafa karışıklığı olduğunu görüyoruz. Bir kere planlar değişti, ama yeni planlar yeni stratejiler geliştirilemiyor. Rusya'nın burada inisiyatif aldığını görüyoruz. Hem siyasi alanda hem askeri alanda" diye belirtti. Cenevre sürecinde, koalisyon devletlerinin içerisinde PYD'nin de olduğu bazı aktörleri toplantıya çağırmaması üzerine Suriye'nin toplantı dışında kalan Kürtlerle ilişkiye girmesinin siyasi alanda koalisyon devletleri üzerinde bir baskı mekanizması oluşturduğunu da dile getiren Taştekin, şunları söyledi: "Rusya bu göz ardı edilen aktörleri de dahil eden bir süreç yürütüyordu. Ancak Rusya'nın Lazkiye'de üst edinmesi ve Esad yönetimini yeni silahlarla tahkim etmesi bu siyasi sürecin kalibresini büyüttü ve İran, Mısır gibi daha önce, özellikle İran masada görünmek istenmiyordu. ABD'nin vetosu söz konusuydu. Rusya'nın bu hareketi ile artık bu aktörler de masaya oturma şansı elde ettiler."

'TÜRKİYE ROJAVA'DAKİ MODELİ ANLAMAK İSTEMİYOR'

Taştekin, Türkiye'nin Cerablus politikalarına ilişkin ise, "Buranın, sahanın realiteleri var. O bölgede insanlar, toplumlar, milletler iç içe yaşıyorlar. Aslında Rojava, bu sahadaki realiteyi tanıyan bir hareket olarak ortaya çıktı. Arapların, Suryanilerin, Keldanilerin, Ermenilerin, Çeçenlerin, Çerkezlerin, Türkmenlerin varlığını kabul eden ve bunun üzerinden ortaklık inşa eden bir model olarak ortaya çıktı. Türkiye bu modelin realitesini anlamak istemiyor. Bunun üzerinden bir manipülasyon yapıyor. Bunun yarattığı korku, siyasi bir değer taşıyor Türkiye açısından. Bu değeri hemen politik bir araca dönüştürüp Kürtlerin buradaki varlığını ve öz yönetim deneyimlerini önlemek ve geriletmek istiyor. Bu yüzden de Cerablus'a özel bir önem verdi" değerlendirmesinde bulundu.

'TÜRKİYE IŞİD'E VURULACAK EN ÖNEMLİ DARBEYİ ÖNLEDİ'

Cerablus'un düşmesi durumunda IŞİD’in önemli bir darbe yemiş olacağını belirten Taştekin, "Dünyaya açılan kapısı sonuçta, kapanmış olacaktı. IŞİD dünyaya başka bir yerden açılmıyor. Cerablus ve El Rai sınır kapılarından açılıyor. Türkiye bu hamlesi ile aslında IŞİD'in elini güçlendirmiş oldu. IŞİD'e vurulacak önemli bir darbeyi önlemiş oldu. Buradan Kürtlerin elde edebileceği önemli bir prestiji de önlemiş oldu" dedi.

Taştekin, Türkiye'nin Suriye'de estirdiği rüzgarın sonucunu elde edemediğini de kaydetti.

'CERABLUS'A YPG'NİN OPERASYON YOKLAMALARI VAR'

ABD'nin ise Rojava politikasında uluslararası durumu ve Türkiye'nin tepkilerini gözettiğini ifade eden Taştekin, şunları söyledi: "ABD'nin önemli bir rolü var Cerablus operasyonunda. Eğer ABD burada Kürtlere destek sunarsa ve bir anlamda da yeşil ışık yakarsa sanırım YPG güçleri kısa sürede Cerablus'u ele geçirebilirler. Hali hazırda bir takım yoklama operasyonları var. Ben şu anda ABD ile bir koordinasyon içerisinde olmaları nedeniyle ABD'nin orada 'olur'unu bekleyeceklerini düşünüyorum."

ABD'nin Rusya ile Suriye konusunda pazarlıklarının olduğunu dile getiren Taştekin, ABD'nin bu pazarlıklarının nereye varacağını görmek istediğini söyledi.

'TAMPON BÖLGEYİ KABUL ETTİREMEYEN TÜRKİYE, MÜLTECİ BASKISI OLUŞTURMAK İSTİYOR'

Taştekin, son dönemde Suriyeli göçmenlerin Avrupa'ya doğru hareketlenmesinin altında yatan neden üzerinde de durdu.

Türkiye'nin mültecileri Avrupa'ya karşı kullanmaya çalıştığını dile getiren Taştekin, "Suriye politikası ile ilgili bir sonuçtur bu. Sadece Kürtlerle ilgili değil. Davutoğlu, BM toplantısında kent önerisi yaptı devletlere. Azez bölgesinde bir kent oluşturmak için buranın başta güvenliğini sağlamalısınız. Bu da Türkiye'nin öteden beri istediği tampon bölge talebine karşılık geliyor. Türkiye tampon bölgeyi kabul ettiremedi ama Avrupa'ya mülteci baskısını kullanarak burada fiilen mülteciler üzerinden bir güvenli bölge yaratma peşinde şu anda. Bunun pazarlıklarını yapıyor" dedi.

Mülteciler konusunda ABD'nin ikna olması gerektiğini ve BM'den bu yönlü bir kararın çıkması gerektiğini vurgulayan Taştekin, diğer türlü oldu-bittiye bürünecek olan bu durumun yine Suriye'de yeni bir savaş yaratacak bir müdahale anlamı taşıdığını kaydetti.

'RUSYA ARTIK CAYDIRICI ASKERİ GÜCÜYLE DE KONUŞACAK'

Taştekin, Rusya'nın Suriye konusunda BM'de artık sadece veto ile konuşmayacağına da işaret etti. Rusya'nın caydırıcı askeri gücü ile sahada konuşacağını belirten Taştekin, bu yönlü deneyimlerinin daha önce de olduğunu ifade etti.

'SURİYE'NİN BÜYÜK BİR ALANDA CEPHE AÇMAMASINI KÜRTLER SAĞLADI'

ABD'nin Rojava politikasını değerlendiren Taştekin, ABD'nin Rojava'ya yardımında Kürtlerden bazı politik değişiklikleri bekleyebileceğini ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Burada Kürtlerin iki güç arasında bir rekabet konusuna dönüştüğünü görüyoruz. Bir taraftan Şam yönetimi Kürtlere bir kapı aralıyor. Kürtlerin taleplerini ilerde müzakere edeceklerini söylüyorlar. Sonuçta Kürt stratejisi olarak tanımlanan üçüncü yol, bu strateji Suriye yönetiminin elini de rahatlattı. Suriye yönetimi büyük bir alanda cephe açmadı ve IŞİD ile mücadele de Kürtler önemli bir açığı doldurdular. Bunun Suriye açısından da değerli bir şey olduğunu, pazarlık konusu olduğunda da masada tam bir avantaj olarak Kürtler lehine işleyeceğini söyleyebiliriz."

'İRAN, KÜRTLERLE SORUNLARINA RAĞMEN ROJAVA İLE FARKLI BİR İLİŞKİYE GİRİYOR'

İran'ın da Suriye'deki aktörlere önemli mesajlar verdiğine dikkat çeken Taştekin, "Kürtlerle kendi sorunlarına rağmen Rojava'da farklı bir ilişki geliştiriyor. Aynısını Güney Kürdistan'da da yaptı. Hala yapmaya devam ediyor" dedi.

'RUSYA'NIN SURİYE'DEKİ ÇIKIŞI ÖNEMLİ VE BELİRLEYİCİDİR'

Rusya'nın çıkışının ise çok daha önemli ve belirleyici olduğunu kaydeden Taştekin, Putin'in BM'de yaptığı konuşmasının önemli olduğunu vurguladı. Taştekin, "Kürtlerin buradaki haklarını teslim etti. İleriye dönük bir sinyaldir. Zaten PYD'yi defalarca Moskova'ya davet etti ve ağırladı. Buradan hareketle Kürtler iki güç arasında bir denge oluşturmak durumunda kalacaklar" diye belirtti.

'ABD, GÜNEY KÜRDİSTAN İLE ROJAVA'DAKİ SİSTEMLERİN FARKLI OLDUĞUNUN FARKINDA'

Taştekin, ABD'nin Rojava'da oluşturulan kanton sistemlerine ilişkin açıklama yapmaktan çekinmesi üzerinde de durdu. ABD'nin bunu önemli bir sorun olarak görmek yerine Kürtlerin bu bölgede önemli bir aktör olarak varlıklarını büyüterek, hissettireceğini görerek buna yatırım yaptığını dile getiren Taştekin, "Nasıl ki Güney Kürdistan'a yatırım yaptıysa şimdi de Rojava'ya yatırım yapıyor. Uluslararası bir güç böyle bir potansiyeli kendi haline bırakmak istemez. Güney Kürdistan'daki hakim yapının uluslararası güçlerle ilişkileri ile dünya görüşü Rojava'daki aktörlerden oldukça farklı. Rojava'daki aktörlerin genel duruşu aslında Rusya ve Suriye'nin klasik çizgisine daha yakın. ABD bunun farkında. Güney Kürdistan ve Rojava'daki sistemlerin farklı olduğunun farkında. Kürtlerin bir ideolojik alt yapıya sahip olmaları olabilecekler konusunda bir fikir sahibi olmamızı da sağlıyor. İletişime açık etnik yapısı olmayan yanıyla işleri kolay, bir yanıyla da sosyalist bir ton var. Bu yapının çok ABD'nin hoşuna gitmediğini biliyoruz. O yüzden Kürtlerin işi hiçte kolay değil" diye konuştu.

'TÜRKİYE ENİNDE SONUNDA SURİYE KONUSUNDA ULUSLARARASI AKTÖRLERİN GELDİĞİ YERE GELECEK'

Türkiye ile Esad rejimi arasında bazı iletişim kanallarının olduğunun bilindiğini belirten Taştekin, Türkiye ile Suriye arasında bir yakınlaşmanın ötesinde Türkiye'nin yeni oluşan uluslararası duruma uyma konusunda bir takım sinyaller verdiğini ama aslında bocaladığı yönünde işaretlerin olduğunu kaydetti.

"Türkiye ne kadar bağırırsa bağırsın. Esad'a karşı ne kadar yüksek tonda eski çıkışlarını sürdürürse sürdürsün eninde sonunda uluslararası aktörlerin ve ortaklarının geldiği yere gelecek" diyen Taştekin, Türkiye'nin Suriye konusunda girmek zorunda olduğu tavır değişikliğini "Türkiye başından beri Suriye'de bağımsız bir siyaset yürüttüklerini iddia etse de asla bağımsız bir politika yürütülmedi. Ne olursa olsun geri vitesin gürültüsü çıkacak. Bunlar geri vites atacaklar. Ama biraz bağırmaya devam ederek atacaklar" sözleriyle dile getirdi.

'TÜRKİYE DIŞ POLİTİKADA HAREKET ALANINI KENDİSİ DARALTIYOR'

AKP'in hala hatalarını kabul etmediğini söyleyen Taştekin, "Bir saplantı halini almış politikalar ile karşı karşıyayız. Halbuki dış politikada manevra alanları çok daraltılmaz prensip olarak. Çünkü devletlerin çıkarları değişkenlik arz edebiliyor. Türkiye ha bire iç politikaya endekslediği için dış politikayı, kendini bağlayan, kendini bloke eden çıkışlarda bulunuyor. Hareket alanını kendisi daraltıyor. Yeni koşullara adapte olamıyor. Bu da siyaset kabiliyeti ile alakalı. Davutoğlu'nun ve Erdoğan'ın saplantıları ile alakalı bir şey" dedi.

'ROJAVA'DAKİ KAZANIMLAR TÜRKİYE'Yİ KORKUTTU'

Rojava'daki kazanımların Türkiye'deki Kürtlerin elini de ziyadesiyle güçlendirdiğini ve Kürtlerin aslında ne yapmak istediğine ilişkin bir fikir ve modelleme ortaya koyduğu için Türkiye'de mevcut kurulu yapının korkuya kapıldığını belirten Taştekin, Kuzey Kürdistan'da yürütülen askeri operasyonlar da bu korkunun önemli bir payı olduğunu vurguladı. (Evrensel)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
dimitri 1 yıl önce

rojava modeli ortadoguda cennet. isid hep korundu kollandi halen devam ediyolar.

Avatar
Rezan 1 yıl önce

Gerçekten siyaseti takip eden biri olarak ve orta doğudaki dengeleri kapasitemin aldığı kadar takip eden biri olarak söylüyorum ki gerçekten söyledikleriniz gerçekten doğru. Sayın taştekin

Avatar
Rezan 1 yıl önce

Gerçekten siyaseti takip eden biri olarak ve orta doğudaki dengeleri kapasitemin aldığı kadar takip eden biri olarak söylüyorum ki gerçekten söyledikleriniz gerçekten doğru. Sayın taştekin

Avatar
Cengiz 1 yıl önce

Sayin taştekinın saptamalârı yerınde ve doğrudur kuzey sürye kantonları ve kazanımları mükemel bir ortadoğu modelıdır beni başında korkutu emperyalist dünya müsade etmezler diye düşünüyordum ama daga sonra bu güçlerınde dayana.bilecekleri tüm modeleri denediler mesela ılımlı islam bunlardan biri tayip erdoğanın bobu falan mısırın müslüman kardeşler bunların tümü bu emperyalist güçlere güven vermedi bu anlamda kantonlara muhtaç kaldıkları başkada güvenecekleri bir gücün olmadıklarını somut olarak gördüler tabi pyd ypg hazır örgütlü güçolduğunu biliyolardı mecburen itfak kurmaya ve razı oldulat

Avatar
Kürşat 13 ay önce

Biz türklerin kürtlerle tarihten gelen bağın da gücüyle bir kardeşlik hukuku üzerinde federasyona dayalı bir modeli hem ülkemizde hemde kürtlerin bulunduğu diğer devletlerde yaşama geçirebilirdik ve çözüm süreciyle beraber türk ve kürt halkının üzerinde değişen oluşan olumlu kardeşlik algısı bu açıdan bulunmaz bir nimetti maalesef tam tersi oldu ve bu fırsatı kaçırdık, ülkenin sonunu iyi görmüyorum.