Duran Kalkan’dan savaşın durdurulabilmesi üzerine açıklamalar
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Med Nuçe’de yayınlanan Politik Alan programında gazeteci Ersin Çelik’in sorularını yanıtladı.

* Kürdistan ve Ortadoğu’daki kriz ve savaşı tartıştık. Ama bir de çözüm arayışları var. Demokrasi cephesi tartışmaları da var. Hareketiniz farklı zamanlarda benzer çağrılar yaptı. En son eski CHP eski milletvekili Rıza Türmen böyle bir çağrıda bulundu. Bu, bir çözümü geliştirip, AKP’yi yani savaşı durdurabilir mi, ya da durdurabilmesi için neler gerekli?

Birincisi, CHP içerisinde gerçekten de tutarlı, sözü ve pratiği ile bir olan demokratik, sosyal demokrat kişilikler var. Bunu önemsiyor, mücadelelerine değer veriyoruz. Daha fazla mücadele etmelerini de istiyoruz. Ortak mücadele yürütmesek de dolaylı olarak mücadelemizin ortak olduğuna inanıyoruz. Bu temelde başarılar diliyoruz. Ama daha aktif, daha örgütlü bir temelde demokrasi mücadelesi yürütmelerini ve seslerini daha gür çıkarmalarını istiyoruz.

İkincisi, her savaşın bir sonucu var. Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan savaş, 35 yıllık savaşın en sert sürecidir. Devlet tarafından en ölçüsüz ve en kuralsız yürüdüğü dönemidir. 90’ları da çok aştı, aslında 12 Eylül sürecini de aştı. Tansu Çiler köyleri yakıp yıktı, Tayyip Erdoğan da şehirleri yakıp yıktı. Türkiye ve Ortadoğu tarihine böyle geçecek. Bu savaş herkesi etkiliyor. Türkiye toplumu bu savaşı kaldıramıyor. Duygu ve düşünce olarak rehabilite olmuş. Bundan dolayı insanların tepkileri ve arayışları oluyor. Bu çabalar çok değerlidir.

Kadın ve gençlik, akademisyenler, emekçiler ve sendikalar direniş gösteriyorlar. Fakat yetersizdir, örgütsüzdür, parçalıdır. Savaşın bu kadar yakıcı ve yıkıcı gerçeğine karşı bu tür çabalar yetersiz geliyor. Derler ki güneş karanlığın en fazla olduğu zamanlarda aydınlık doğarmış. Barış da savaşın en çok şiddetlendiği ve tahripkar hale geldiği ortamdan doğar. Barış arayışları o zaman ortaya çıkar. Mevcut duruşları böyle değerlendiriyoruz. Ama azdır. Mesela Ortadoğu ve dünyada Erdoğan diktatörlüğüne karşı gelişen tepkilere göre, Türkiye’deki tepkiler daha azdır. Halbuki zarar gören Türkiye toplumudur. Türkiye toplumu, kendine zarar veren bu savaşı durdurmak için daha fazla çaba harcamalıdır. Daha net konuşmalı ve tutum almalıdırlar. Erdoğan’ın bu zulmüne ‘dur’ demeliler.

Tekrardan söylüyoruz, bu savaşı biz başlatmadık. Durdurma çabalarını da önemsiyoruz. Ama pratikte savaşı durduracak düzeyde bir karşı duruş yoktur. Erdoğan öyle bir saldırıya geçmiş ki “ya teslim olacaksınız, ya da yok olacaksınız” diyor. Kürtlere teslimiyet ve yok olma dışında bir yaşama hakkı vermedi. Kafatasçılık milliyetçiliği yapıyor. MHP kökenli olduğu da açığa çıktı. Almanya parlamentosunda soykırıma ‘evet’ diyen Türk milletvekillerine “Türk kanı taşımıyorlar, laboratuvar testi yapılsın” dedi. Bu ırkçılıktır. Erdoğan da en az Bahçeli kadar ırkçıdır.

Erdoğan, “Bu kavga ilk insan ile başladı, son insana kadar da devam edecek” diyor. Yani Kürdü yok edene dek devam edecek. Kürt yurtseverliği, demokratik bir sistem içerisinde bütün halklarla beraber yaşamaya dayanıyor. Erdoğan’ın Türklüğü ise Kürdü yok etmeye dayanıyor. Bu nasıl insanlıktır, insan insanlığından utanır. Halen bu tür şeyleri söyleyen Erdoğan’ın etrafında nasıl duruyorlar. Utanmazlık bu düzeye gelmiş. Bundan dolayı barış ve demokrasi çağrıları önemlidir ama bunun gerçekleşmesi için faşist sistemin yıkılıp demokratik bir sistemin kurulması gerekiyor. Böyle bir mücadele göze alınmalıdır. En az faşistler kadar demokrasi ve özgürlük mücadelesinde fedakâr ve cesur olmalıdır. Bu temelde örgüt ve eylem gücü haline gelmek gerekiyor.

HDP ve HDK’nin bir demokrasi bloku var, bunu büyütmek ve güçlendirmek gerekiyor. Devlet soykırımından ve faşizminden kurtulmak isteyen bütün güçler, çevreler, dernekler, örgütler bir araya gelip ortak bir mücadele etmeleri gerekiyor. Mesela CHP içindeki bazı çevreler var, Haziran Hareketi içindeki çevreler var, ÖDP var, sendikalar var. Parça parça herkes mücadele ediyor, ama Erdoğan diktatörlüğüne karşı bir demokrasi bloku oluşturmaları gerekiyor. Bunun için çaba harcanmalıdır. Bunun bir kitle hareketine ve halk direnişine dönüşmesi lazımdır.

Bir de gerçeği gören devrimci hareketler devrimci birliği yaratmalılar. Son dönemde HBDH kuruldu, Türkiye’de çok geniş kesimlerin de içinde yer alabileceği bir harekettir. Oldukça gelişme de sağladı, önemli bir zihniyet ve davranış birliği oluştu. Pratiği geliştikçe kavramlarda farklı şeyler söylesek de, özünde benzer şeyleri amaçlıyoruz. Bu temelde bir olabiliriz ve mücadele edebiliriz. Zaten ileride nasıl bir sonuç yaratılacağı ve nasıl pratikleşeceği de görülecektir. Bu birlik demokratik bir Türkiye’yi ortaya çıkaracaktır. HBDH’nin daha da büyüyeceğine inanıyorum. Bu temelde bir kez daha bütün devrimci sosyalist güçleri HBDH etrafında birleşmeye çağırıyorum. Bunun dışındaki her türlü karamsar ve zayıf yaklaşımlardan kurtulmalıyız. Ayrıca bir bekleme döneminde değiliz. Biz beklesek de faşizm beklemez. Zaten yeteri kadar yıkıp yaktı. Bu faşist diktatörlüğün daha fazla yakıp yıkmasına izin vermemeliyiz. Bir an önce devrimci birliği yaratıp eyleme geçmek gerekiyor.

RIZA TÜRMEN’İN ÇAĞRISI

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıcı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski İzmir Milletvekili hukukçu Rıza Türmen, “AKP Türkiyesi’ne bir alternatif üretmek lazım. İnsanların savaşmayacağı, barış, demokrasi ve özgürlük içinde yaşayabileceği, yargının bağımsız olduğu bir yeni Türkiye modeli ortaya koymak ve bu yeni Türkiye modelini tartışmak lazım” ifadelerini kullanmıştı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.