Demirtaş: Mesajların Kandil'e gitmesini sağlayacağız

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Meclis'te gazetecilere gündemi değerlendirdi.

Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başından beri "Eş başkanlar olmaz" şeklinde tartışma yürütmesini kendilerinin doğru bulmadığını sürekli ifade ettiklerini belirterek, "Zannediyorum kendileri de yürüttükleri tartışmanın çok doğru olmadığının farkına vardılar. Hatta bazı AKP'liler bize ilettiler 'Keşke böyle bir tartışma yapmasaydık' yönünde. Tartışmanın kendilerinden kaynaklandığını biliyorlardı. Biz defalarca ismin önemli olmadığını, kurumun muhatap alınmasının önemli olduğunu söyledik. Hükümette kendilerinin isim belirlemesinin doğru olmadığını gördü. Şu saatten sonra eş başkanlar veto edildi diye bir yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Çünkü süreç ilerledikçe aşamalara göre her halükarda eş başkanlar adaya gitmek durumundadır" diye konuştu.

Demirtaş, kendilerinin eş başkanlar veya BDP adaya gitmese süreç ilerlemez gibi bir tavırlarının olmadığını söyledi.

'ADA'YA GİTMEMİZİ HÜKÜMET İSTEDİ'

Demirtaş, BDP olarak İmralı'ya gitmek gibi bir başvurularının olmadığını adaya gidilmesini hükümetin istediğini belirterek, "Oslo sürecinde mekanizmayı devlet kurmuştu. Bu defa bizden rica ettiler. Biz de başlangıç aşamasında katkı sunacağımızı söyledik. Şimdi bizi çağıran ve engelleyen kendileridir" dedi.

'MESAJLARIN KANDİL'E GİTMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ'

Demirtaş, görüşme sonrası mesajların Kandil'e gitmesini sağlayacaklarını söyledi ve "İmralı'dan çıkan heyet illa Kandil'e gidecek diye bir şey yok. Mesajlar için biz yardımcı olacağız" dedi. 

BDP Eşbaşkanı, kendisinde burukluk oluşması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını söyleyerek, "Tabi ki herkes Sayın Öcalan ile görüşmek ve tartışmak ister; ama bu burukluk veya kişisel meselenin çok ötesinde çok ciddi bir Ortadoğu ve bölge sorunu ile ilgili bir süreçtir. Gidenlerin de gitmeyenlerin de sorumluluğu ağırdır" ifadesini kullandı.

'MİLLETVEKİLLERİ BDP'Yİ TEMSİLEN GİDİYORLAR'

İmralı Adası'na gidecek heyette bulunanların BDP milletvekilleri olduğunu söyleyen Demirtaş, "Arkadaşlar dün itibariyle BDP'yi temsil etme hakkını kazanmadı. Dolayısıyla geçmiş mücadele gelenekleri ne olursa olsun BDP'yi temsilen gidiyorlar. Bunun dışında bir tartışma doğru olmaz. İsimlerde bizim açımızdan düşük profilli felan değil. Eş başkanlar gitse ne tartışacaksa bu arkadaşlar da aynı şeyi tartışacak" diye konuştu.

Demirtaş, adaya gidecek isimlerin Anayasa Komisyonu üyesi olmasının ise süreç ile bir bağlantısının olmadığını, anayasa konusunun başka bir konu olduğunu kaydetti.

'DESPOTİK BİR BAŞKANLIK SİSTEMİ İÇEREN ANAYASAYA EVET DEMEYİZ'

"Anayasa ile bağlantı doğru değil" diyen Demirtaş, Anayasa konusunda yaşanan tartışmalara ilişkin görüşlerini ise şöyle anlattı:

"Biz BDP olarak despotik bir başkanlık sistemini içeren bir anayasaya asla evet demeyiz. Bize sunulmuş başkanlık önerisi de yoktur. AKP ile kapalı veya gizli görüşmemiz de yoktur. Biz ilkesel olarak başkanlık sisteminin tartışılabileceğini düşünüyoruz. İkincisi sadece Kürtlerin değil herkesin özgürlüğünü garanti altına alan bir anayasa için çalışma yürütüyoruz. Sadece Kürtlerin hakları için bir parti ile uzlaşma gibi bir ilkesizliğimiz olmaz. AKP'nin de böyle bir teklifi yoktur."

'YOL HARİTASI HÜKÜMETE SUNULDU GÖRÜŞME SONRASI BİZE DE SUNULACAKTIR'

Demirtaş, diğer partilerde çözüm zihniyetini görmediklerini söylediği konuşmasında, "Hükümette çok ciddi ve kararlı bir çözüm iradesi ile değişen zihniyet görmüyoruz. Fakat bunu denemeden de anlayamayız. Hükümetin ne yapacağını görmek istiyoruz. İnşallah hükümet köklü bir çözüm önerisi ile ortaya çıkar ve biz de mahcup oluruz. 2 aydır bir süreç ilerliyor hükümetin bununla ilgili söylediği kelime 'Kürt sorunu yoktu' yönünde. Geri kalan bütün cümleleri silah ve silahsızlanma ile ilgilidir. Buradan bir umut yakalamak mümkün değil. İkinci heyetin görüşme yapmasını önemsiyoruz. Oradan çıkacak yol haritası var. Hükümete sunulduğunu biliyoruz. Mutlaka bize de sunulacaktır. Bu yol haritası hükümet tarafından kabul görürse biz de yapacaklarımızı netleştiririz ve süreç ondan sonra daha sağlıklı yürür. Yoksa hükümet 2 aydır sazı eline almış herkes adına konuşuyor. Biz sürecin netleşmesini bekliyoruz" diye konuştu.

'ÖCALAN, KÜRTLERLE İLGİLİ STATÜLERDEN VAZGEÇMEZ'

Yol haritasının içeriğinin belli olup olmadığının sorulması üzerine Demirtaş, "Kandil ve Sayın Öcalan arasında yapılacak mutabakat bizi bağlar. Kendi aralarında silahla ilgili alacakları her karar bizim destekleyeceğimiz ve arkasında duracağımız karardır. BDP parti programının gereğini yapar. Yol haritasında da buna aykırı bir şey olmaz. Demokratik özerklik deniliyor. Bu konudaki haberlerin tamamı spekülatif haberlerdir. Ne Öcalan'an ne de başkası Kürtlerle ilgili statülerden vazgeçmez. Bir model tartışmasının hayata geçilmesi tartışılabilir. Kürtlerin statü talebinden vazgeçmesi mümkün değil. Sayın Öcalan başından beri statüsüz bir çözümün olamayacağını söylemiştir" ifadesinde bulundu.

'MECLİS'İN YENİ ANAYASA YAPMA İHTİMALİ YÜZDE 1 BİLE DEĞİL'

Yeni anayasa çalışmalarına ve ittifak arayışlarına değinen Demirtaş, "BDP bize en yakın parti AKP'dir dedi" şeklinde atılan manşetlerin yanlış olduğuna işaret etti. Demirtaş, "Buradan yola çıkarak farklı bir yansıtma oldu neredeyse seçim ittifakına dönüştürdüler. Biz AKP ile bir anayasa yapmaya karar vermedik. Diğer 3 parti birleşse bile AKP dışında anayasa yapamıyor. Biz ilkesel olarak da geniş ittifaktan yanayız. Bu olmazsa başka arayışlar da olur. Dışarıda da çok sayıda parti var. Bunların da oyu var. Meclis'teki uzlaşmanın yanına dışarıdaki uzlaşma da eklenebilir. Bu da meşruiyeti arttırır. Yeni bir anayasanın baştan sona yazılmış şekilde yapma ihtimali yüzde 1 bile değildir. Bir defa komisyonda 4 parti mevcut tartışmalarda maddelerin yüzde 25'inde bile anlaşamadı. İki partinin bile anlaştığı madde sayısı yüzde 25'i geçmedi. İkincisi önümüzdeki seçim takvimine bakınca yeni bir anayasayı baştan sona yapmak için Meclis en az 6 ay hiç durmadan bu konuyu çalışmalıdır. Ama Meclis başka işler de yapıyor. İmkansız değil ama ihtimal zayıflıyor" dedi.

'SÜRECİN AÇIK YÜRÜTÜLMESİ TARAFTARIYIZ'

Demirtaş, İmralı Adası'ndan heyet geldiği zaman en şeffaf süreci ilerleteceklerini, adadan gelindikten sonra yapacakları değerlendirmenin ardından kamuoyunu bilgilendireceklerini kaydetti. Demirtaş, "Sayın Öcalan'ın önerilerinin ne olduğunu paylaşacaklar. Biz açık yürütülmesi taraftarıyız" dedi. Demirtaş, sürece ilişkin Kandil ve Avrupa'da herhangi bir görüşme yapılmadığını bildiklerini vurgulayarak, "Yakın zamanda ben de Avrupa'ya gittim. Orada aldığım izlenim de bu yöndedir" diye konuştu.

'ÖNER YERİNE BİR POLİS ÖLDÜRÜLSE NE OLURDU?'

Demirtaş, "Bu saatten sonra taraflar bellidir. KCK ve devlet görüşmek istiyorsa dünyada bir sürü başkent var yaparlar. Bizden bir istek olursa yardımcı oluruz. Şu ana kadar bir şey olmadı. Hewler'de de görüşme olmadığını biliyoruz" şeklinde konuştu. "Görüşmeler Ankara'da olabilir mi?" yönündeki bir soruya Demirtaş, "Biliyorsunuz devlet 12 yaşındaki bir çocuğu taş attığı için içeriye atıyor. Hangi KCK'li gelip burada görüşme yapacak. Nasıl güvenecek. MİT müsteşarını içeri atıyorlar Erdoğan kurtardı. Devlet böyle bir şey yapmak istiyorsa hukuki güvencesini sağlasın ben Kandil'e gidip ikna etmeye çalışırım Ankara ve Diyarbakır'da yapın diye. Bizim için uygundur bu. Ama devlet buna hazır mı? Çok uzak bir ihtimaldir" ifadesini kullandı. Demirtaş, PKK Lideri Abdullah Öcalan ve KCK'nin tamamen örgüte hakim olduğunu düşündüklerini belirterek, "Hükümet tarafından bu yönde haber pompalanıyor. Ama bu hükümet halen Roboski konusunda adım atmamıştır. Şahin Öner'i panzer ezerek katletti. Merak ediyorum öyle bir günde Diyarbakır'da PKK bir polisi böyle öldürseydi açıklamalar ne olurdu? Başbakan ne derdi? Herkes,'Ne yapıyor bu PKK' derdi. 19 yaşındaki çocuk katledildi kimse Kürtlerin duygusunu anlamıyor. Herkes 'Kürtler bu barışa hazır mı? Örgütte ayrışma var mı?' gibi şeyler soruyor. Kürtler barış istediğini daha nasıl ortaya koysun. Barışı getirmek zorunda olan Kürtler mi? Kürtler mi zulmü yaptı. Barışı getirmek zorunda olan devlettir. Devlet bugün karar versin yarın hemen barış olur. Hükümet buna karar versin neler değişir" dedi.

'DOĞRU ADIM ATILSA KİMSE PROVOKE EDEMEZ'

"Hükümet 2 ay önce Öcalan'ı asmıyor muydu" sorusunu yönelten Demirtaş, "Başbakan elinde iple gezmiyor muydu? O zaman biz Öcalan ile görüşeceksiniz dedik. Kıyamet koptu. Ama bir ay sonra Erdoğan bunu açıkladı. Dolayısıyla kamuoyu hazırlanınca oluyor. Kürtlerde barış tedirginliği yok. Kürtler buna hasrettir. Herkes 'biz savaştan çok çektik' diyor; ama kimse bölgedeki illerde yaşayan Kürtler kadar çekmemiştir. O yüzden Kürtler barışa hasrettir. Doğru adım atılırsa kimse provoke edemez" diye konuştu. Sinop ve Samsun'da yaşanan linç girişimine değinen Demirtaş, CHP'nin kurumsal olarak bu işin içinde olduğunu düşünmediğini söyledi. Demirtaş, linçe katılan kitleye bakıldığı zaman oradan AKP, CHP ve MHP'lilerin görüldüğünü kaydetti. "Kimi hakaret ediyor. Kimi taş atıyor" diyen Demirtaş, partilerin konuşmalarıyla linç kültürü yapıp yapmadıklarına bakması gerektiğini kaydetti.

'ÖCALAN'A GÜVENDİĞİMİZ İÇİN YÜRÜYORUZ'

Demirtaş, "Şu veya bu parti kurumsal olarak sorumludur yerine bütün partilerin bu atmosferden sorumlu olduğunu düşünüyorum. Başbakan'ın yaptığı çağrılara kalsaydı Sinopluların Diyarbakır'a yürüyüşe geçmesi lazımdı. O kadar gaza verdiler toplumu. Bütün bunlarla ilgili düzenleme de yapmadılar. Bu hava dağıtılmadan sorumlu hepsidir" diye konuştu. Yaşanan sürece yeniden dönen Demirtaş, "Sürecin nasıl ilerleyeceği görüşme sonrasında netleşir. Takvim var mı bunu göreceğiz. Ama Öcalan kızınca süreç duruyor değerlendirmesi doğru değil. Hükümet adım atınca süreç ilerliyor adım atmayınca süreç duruyor. Bizim gördüğümüz bu. Yani yargı paketi hazırlanıyor; ama hiçbir partiye sunulup görüşleri alınmıyor. Hükümet bizimle Oslo sürecinde şu veya bu şekilde görüşürdü. O zaman sürecin içinde değildik. Heyetlerimiz bir araya gelir görüşürdü. 2 aydır tek bir resmi görüşmemiz yok. Provokasyonlara kapalı olma da böyle olur. Biz şu anda Öcalan'a güvendiğimiz için yürüyoruz. Hükümetin bize ulaştırdığı bir çözüm politikası yok. Öcalan'ın süreç kazanmak, seçim kazanmak gibi bir derdiğinin olmadığını biliyoruz. Ama hükümetin böyle bir derdi var" ifadesini kullandı.

'EGEMEN BAĞIŞ PARİS KATLİAMI İLE İLGİLİ ÖZEL GÖRÜŞMELER YAPIYOR'

Demirtaş, ikince heyetin gidişinde yaşanan sıkıntının arkasında isim tartışmasının olmadığını vurgulayarak, "Ada'da ilk görüşmede bir dahaki görüşmeye eş başkanlar gelecek denildi. Hem bunu Sayın Öcalan söyledi hem de devlet yetkilileri teyit etti. Bunun üzerine biz eşbaşkanlar üzerinden başvuru yaptık. Biz bunun üzerine başvuru yaptık. Sonra gördünüz ne hale getirdiler. Tıkanma orada yürüyen tartışmalardan kaynaklı. Paris sonrası oraya defalarca gidip geldiler. Bakıyorsunuz şimdi Egemen Bağış, Paris katliamıyla ilgili orada özel görüşmeler yapıyor. Ne dedi kendisi 'Paris katliamının aydınlanması Türkiye'de başlayan sürecin ilerlemesi açısından önemlidir' dedi. Demek ki hükümet bunun farkında. Biz de tıkanmanın buradan olduğunu düşünüyoruz. Paris katliamı sonrası güvensizlik oldu" ifadesini kullandı.

'ÖCALAN GÖRÜŞMENİN BU HAFTA OLMASINI İSTEDİ'

Demirtaş, yeni isimlerin belirlenmesi sürecini ise şu şekilde anlattı:

"Aileye kendisinin söylediği 'Ahmet Türk, ben ve Pervin Buldan'ın gelmesi konusunda ısrarcıyım. BDP'nin kararını destekliyorum. Ama şöyle bir şey de var bunu BDP değerlendirsin. Süreç gecikiyor ben yol haritasını hükümete sundum. Dışarıya da sunmam gerekiyor. BDP de bu konuda hükümet tıkayıcı ise kendileri tıkayıcı olmasın' yönündeydi. Biz de bunu doğru bulduk. Tartışmaları uzatmak istemedik. Önerileri kendisi aile aracılığı ile iletti biz de bunu değerlendirdik. Çünkü Öcalan, 'Bu hafta heyet gelmezse ben önerimi sunmaktan vazgeçeceğim' demişti. Süreci bitmiş kabul edecekti. Biz böyle bir sorumluluk kabul edemeyiz. O nedenle başvuruda heyetin gitmesini kolaylaştırmaya çalıştık. Hükümetin reddetme riskini düşündük" dedi. (yuksekovahaber)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.