Cumhurbaşkanlığı seçiminde en büyük ayrımcılık engellilere yapıldı

2011 Milletvekili Genel Seçimlerinden itibaren bütün seçimleri izleyen Bağımsız Seçim İzleme Platformu’nun "10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı Seçimi Gözlem Raporu" yayınlandı.

Koordinatörlüğünü Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin (ESHİD) yaptığı izleme süreci, platform bünyesindeki 29 sivil toplum örgütü tarafından yürütüldü. Yurtiçinde 14 ilde 252 oy verme yerindeki 767 sandıkta, yurtdışında ise Danimarka Kopenhag'da oy verme işlemleri gözlemlenirken; 106 noktada da oy sayımı izlendi.

Kamuoyuyla paylaşılan sonuçlara göre; genel olarak Türkiye’deki seçim mevzuatının uluslararası standartlara uygunluğu bakımından ele alındığı raporda, seçim öncesi sürece ilişkin sorunlar “İfade özgürlüğü, Propaganda dili ve Olanak eşitsizliği” olarak tespit ediliyor.

Seçim günü oy verme yeri ve işlemine ilişkin sorunların ele alındığı kısımda ise, sandık kurullarında toplumsal cinsiyet eşitliği, engellilerin ve yaşlıların sandığa erişim oranı gibi konular, seçmenlere dönük (cinsel yönelim, engel, yaş, etnik köken, anadil bakımlarından) ayrımcılığın olup olmadığı elde edilen veriler ışığında analiz ediliyor.

Rapora göre Cumhurbaşkanlığı seçiminde en büyük ayrımcılığa maruz kalan kesim engelliler oldu. Raporda, "Oy verme yerlerinin engellilerin erişimine uygun olmaması da bir ayrımcılık türü olduğundan en yüksek orandaki ayrımcılık engellilere yönelik ayrımcılık olarak saptanmıştır," denildi.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Raporun "Sonuç ve Öneriler" bölümünde yer alan bazı sonuçlar ve öneriler özetle şöyle:

- İfade ve basın özgürlüğü sorunu: Türkiye’de seçimlere ilişkin genel sorunlar cumhurbaşkanlığı seçimine de yansımıştır. İfade ve basın özgürlüğüne ilişkin sorunlar seçimlerde kampanya dönemini, seçmenlerin bilgi alma hakkını ve özgürce oy kullanma hakkının önünde bir engeldir.

- YSK kararlarının şeffaf olmayışı sorunu: Seçim idarelerinin ve Yüksek Seçim Kurulu’nun kararlarının açık ve şeffaf olmaması ile kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olması seçimlere yönelik güveni azaltan bir unsurdur. Diğer yandan, bağımsız gözlemcilik statüsünün tanınmaması da bağımsız gözlemcilerin ciddi güçlükler yaşamasına neden olmaktadır.

- Kamu kurumlarının tarafsızlığı: Kamu kurum ve yetkililerinin tarafsızlığının sağlanması Cumhurbaşkanı Seçimi'nde öne çıkan sorunların başında gelmektedir. Anayasa'nın 114. maddesi gereği olan Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlarının çekilmesi hükmü tüm seçimlerde uygulanmalıdır.

- Evsizlerin oy kullanmasının önünün açılması: Seçmen kütüklerinin oluşturulmasında evsizlerin oy kullanmasını sağlayacak değişiklikler yapılmalıdır, evsiz yurttaşlar için TC kimlik numarası üzerinden oy kullanmasını sağlayacak mekanizma kurulmalıdır.

- Sığınmaevlerindeki kadınların oy kullanması: Sığınmaevlerinde sandıkların kurulması ve ilgili bakanlığın en yakın birimlerinde sandık kurulması gerekmektedir. Benzer şekilde yaşlı bakımevlerinin sadece bir kısmında değil, tamamında sandık kurulması veya her iki sorunun da çözülebilmesi için gezici sandıklar kurulması gerekmektedir.

- Cezaevlerindeki sandıklar ve gizlilik ilkesine aykırılık: Az sayıda seçmenin (1-10 arası) Cezaevlerinde sandık kurulması gizlilik ilkesine aykırılık oluşturabileceğinden bu tür sandıklarda oy kullanılmadığı görülmektedir. Bu nedenle bu durumdaki cezaevlerindeki sandıkların birleştirilmesi veya gezici sandık uygulamasına geçilmesi gerekir.

- Engelli vatandaşların ihmal edilmesi: Oy verme yerlerinin engellilerin erişimine uygun olmaması da bir ayrımcılık türü olduğundan en yüksek orandaki ayrımcılık engellilere yönelik ayrımcılık olarak saptanmıştır. Oy verme yerleri fiziksel engellilerin erişimine uygun değil; ulaşım, fiziki olanakların engelliler için elverişsiz oluşu gibi sorunlar söz konudur.

- Kadın temsilinin az olması: Sandık kurullarında toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalıdır.

- Adayların kampanya olanaklarındaki eşitsizlik: Devlet televizyonu yayınları ve özel medya organları kampanya döneminde adaylar arasında eşitsizlik yaratmış, devlet olanaklarından yararlanmada eşitsizlik sorunu yaşanmıştır.

- Kampanya finansmanının kaynağı ve harcamaların örtük oluşu: Bağışlar üzerine kurulu kampanya finansmanının yarattığı eşitsizlik ve denetim güçlüğü ile harcamaların denetlenmesi neredeyse imkansız olmuştur. Adayların nakdi ve ayni tüm bağışları ve tüm harcamalarını periyodik aralıklarla kamuoyu ile paylaşmasına ilişkin yasal düzenleme yapılmalıdır.

- Yurtdışında oy kullanma:  Her yurttaşın seçme ve seçilme hakkına eşit erişimini sağlayabilecek nitelikte ve güvenilir bir ortamın sağlanması zaruridir. Otomatik randevu sistemi yerine seçmenin kimliği ile müracaatında oy kullanmasının sağlanması gerekmektedir. 

- Adayların istediği dilde reklam yapmalarının önünün açılması: Siyasi parti ve adayların radyo ve televizyon reklamlarında Türkiye'de konuşulan dillerden istediğiyle reklam yapmalarını sağlayacak yasal düzenleme yapılmalıdır.

- YSK kararları: YSK kararları yargı denetimine açılmalıdır.

- Seçim tarihi: Seçim tarihi ülke içinde mevsimlik ekonomik göç dikkate alınarak tespit edilmeli ve seçimlerde oy kullanma günü 3 gün olarak belirlenmelidir.

- Seçim mevzuatı: Tüm seçim ve siyasi partiler mevzuatı uluslararası standartlara uygun hale getirilmelidir. (Demokrat Haber)

Raporun tamamına gitmek için tıklayınız

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.