Cumartesi Anneleri: Tank Cumhuriyetinden TOMA Cumhuriyeti'ne

Cumartesi Anneleri, Hasan Ocak’ın gözaltına alınmasının ardından başlattığı mücadelede 19 yılı geride bıraktı. 19 yılında bir kez daha kayıplarla ilgili taleplerini dillendirdi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 27 Mayıs 1995’ten Hasan Ocak’ın gözaltına alınmasının ardından “Sağ aldınız, sağ istiyoruz” sloganıyla başlattığı mücadelede Galatasaray Meydanı’nda oturmaya başlamalarının üzerinden 19 yıl geçti.

478. kez Galatasaray’da oturma eylemi yapan kayıp yakınları, “Bu ülkede yargı yok, adalet yok, hukuk yok, hakikat yok” dedi, kayıpların faillerinin yargılanması için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

“ÖYLE BİR İNTİKAMCI BAŞBAKANIMIZ VAR Kİ”

Bu haftaki eylemde ilk olarak 1995 yılında gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun konuşu.

Kimse bir daha öldürülmesin, gözaltında kaybedilmesin diye burada oturduklarını ama bu hafta da iki kişinin öldürüldüğünü hatırlatan Tosun Kayıplar Haftası’nda Soma faciasında yaşamını yitiren işçileri ve Okmeydanı ile Gezi direnişi sırasında polis tarafından öldürenleri andı,ve yakınlarının acılarını paylaştıklarını söyledi:

“Öyle bir intikamcı başbakanımız var ki başka bir şey bilmiyor. Gençler arkadaşlarını anmak istiyor, o intikam lafları söylüyor. Elinizi vicdanınıza koyun.

“Sadece kayıplarımız için değil, devletin katlettiği tüm insanların hesabının sorulması için mücadele edeceğiz.”

“NİYE KATLETTİNİZ BU İNSANLARI?”

1994 yılında gözaltında kaybettirilen Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, “19 yıldır failler belli, gerekeni yapın diyoruz ama olmadı” diyerek, kayıplardan sorumlu olan yetkililerin devlet tarafından korunduğunu hatırlattı.

Mardin Derik’de 13 kişinin öldürülmesinden sorumlu olarak yargılanan Musa Çitil’in beraat ettirilmesine tepki gösteren Bilgin, şunları söyledi:

“Çitil de Mehmet Ağar gibi ‘görevimi yaptım’ dedi. Yani ‘devlet adına insanları katlettik’ dedi. Niye katlettiniz bu insanları? Halk için mücadele ettikleri için.

“Ülkede öyle bir Başbakan var ki, bugüne kadar hep azarladı, hedef gösterdi ama artık hakkını arayanları tokatlıyor. ‘Gereği yapılıyor’ denilerek insanlar öldürülüyor.

“Roboskî’de, Soma’da, Gezi’de gereği yapıldı. Bunların hepsi devletin örgütlü katliamlarından. Onların aydınlatmayacağını biliyoruz ama biz halkla birlikte aydınlatacağız”

“19 yıldır bu betonu adalet, hakikat için işgal ediyoruz”

Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır, “19 yıldır bu betonu adalet, hakikat için işgal ediyoruz” dedi.

28 Mayıs’ta Ankara’da “12 Eylül Davası”nın gerçekleşecek duruşmasını hatırlattı, yargılananların insanlık suçundan yargılanması gerektiğini söyledi ve Cumartesi İnsanları’nın bu duruşmaya gideceğini belirterek herkese 27 Mayıs gecesi saat 24.00′da TRT önünden araçlarla Ankara’daki  davaya gelme çağrısı yaptı.

‘‘GELDİĞİMİZ NOKTA TOMA CUMHURİYETİ OLDU”

Bu haftaki açıklamayı kayıplar adına Ümit Efe okudu.

Efe, Kayıplar gerçeğinin tüm toplumun sorumluluğu olduğunu belirten Efe, hükümet, parlamento, yargı, akademi, basın ve tüm topluma bu konudaki sorumlularını bir kez daha hatırlatarak şunları söyledi:

“19 yıl önce, evlatlarımız gözaltında kaybedilirken, basın gerçekleri yazmadığı için, yargı bağımsız olmadığı için, siyaset kurumu bizi baskı ve korkuyla susturmak istediği için, bir sivil direniş olarak Galatasaray’da oturmaya başladık.

“Kayıplar gerçeğini yalnız ülkenin değil, dünyanın da gündemine taşıdık. Devletin sistematik kaybetme politikasının önüne set çektik.”

“19 yıldır haykırıyoruz: Bu ülkede yurttaşın can güvenliği yok. Bu ülkede hak arama özgürlüğü yok. Bu ülkede kayıplarımızın akıbetini açığa çıkartacak siyasi irade yok.

“19 yıldır iktidarlar değişse de baskıcı, muhalife zulüm üreten rejim değişmedi. Geçmişte evlatlarımızı kaybeden zihniyet, bugün de yurttaşlık haklarına sahip çıkan tüm evlatlarımızı hedef aldı. 19 yılda ‘Tank Cumhuriyeti’nden geldiğimiz nokta ‘TOMA Cumhuriyeti’ oldu.

(imctv)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.