Bozdağ: Bundan sonra hiçbir cemaate devlet gibi hareket etme imkânı verilmeyecek

Adalet Bakanı Bekir, Bozdağ darbe girişimine ilişkin, "Bundan sonra Türkiye'de devletin içerisinde hiçbir gruba, cemaate, ideolojiye, tarikata devlet olma, devlet gibi hareket etme imkanı asla verilmeyecek. Böyle bir şey olmayacak.
 
“Bu devletin içerisinde görev yapan herkes devlete sızmaya, bulunduğu kurumu, mensubu olduğu yapının emrine amade durmak için değil farklı görüş ama devlette görev yaparken devletine ve milletine en iyi hizmeti vermek için orada olmalı, herkes olmalı” ifadelerini kullandı.
 
Rize’de konuşan Bozdağ’ın, açıklamaları şöyle:
 
"Bu ihanet kalkışması bazılarının dediği gibi çok iyi kurgulanmamış bir şey değil esasında çok iyi kurgulanmış, çok iyi hesap edilmiş ve her yanı çok iyi çalışılmış bir darbe teşebbüsü planıdır. Ortaya çıkan verileri, ifadeleri, delilleri analiz edip değerlendirdiğimizde planın büyüklüğü ve çok iyi çalışıldığını çok daha net göreceğiz, görebiliyoruz.
 
Bu darbe teşebbüsünde Türkiye'yi, herkesi yanıltan sonuçlar ortaya koymuştur. Her şey ilk oldu bu darbe teşebbüsünde. Bir yandan Amerika'da Pensilvanya'daki mukim bedduacı, ihanet şebekesinin başında olan biri, oradan emir ve talimat vererek 40 yıldır bu devletin içerisinde yerleştirdiği hainlerle beraber bir hareket yapınca devleti, milleti kilitleyecek, hükümeti alaşağı edeceğine inanmış, başkalarını inandırmış. Çünkü ona destek veren başka dışarıdan güçler var, bu çok açık. Kendi başına olan bir iş değil.
 
"Meclis bombalanıyor, bu ilk. Bugüne kadar pek çok darbe girişimi oldu ve hiç birinde Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmadı. Toplantı halinde içeride konuşmalar var, milletvekilleri var, yukarıdan F-16 jetleri ile savaş uçaklarıyla sanki düşman bir ülke bombalanıyormuş gibi TBMM'yi bombaladı bu alçaklar.
 
Cumhurbaşkanlığı Saray'ını bombaladı bu alçaklar, bundan önce Çankaya Köşkü'nü bombalayan olmadı. İlk defa havadan F-16 ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı, helikopterlerle oraya gelmiş olan insanları kurşuna tuttular, bir yandan bomba attılar."
 
"Bir ülkenin insanı, vatanını, milletini seven birisi, öz evlatlarına, hem de en iyi yetişmiş insanların üzerine gökten uçaktan bomba yağdırır mı? Bomba yağdırdılar ve 52 tane civanmert özel harekatçımızı şehit ettiler. Bu da ilk. Cumhurbaşkanımızı infaz etmek için harekete geçtiler.
 
Helikopterlerle beraber SAT komandoları, MAK ekipleri, özel yetiştirilmiş canavarlar oraya doğru hareket ettiler. Köprü tuttular bu ilk, canlı insanların tankın altında ezilmesini sağladılar, bu da ilk. Keskin nişancıları yerleştirdiler, insanları keskin nişancılara öldürttüler.
 
Tankların üzerine doğru gelen 'etmeyin' diye yalvaran analarımıza, babalara, bacılara, kardeşlere emir verdiler ve kurşun yağdırdılar. 238 tane vatandaşımızı şehit ettiler, daha pek çok ilki var bu işin içerisinde ama 'en büyük ilkler nedir?' diye sorarsanız, bu darbecileri yanıltan ilklerdir.
 
'Biz böylesine büyük canavarlıkları yaparsak, gökten uçaklarla helikopterlerle ölüm yağdırırsak, aşağıdan tanklarla ağır silahlarla insanları ezer gidersek, Mısır'ın Sisi'si gibi biz bu canavarlıkla neticeyi alırız. Cumhurbaşkanı'nı infaz edersek zaten her işi bitirmiş oluruz.' Böyle büyük bir canavar ve vahşi anlayış üzerine plan yapılıyor ve uygulamaya konuluyor ama hesap edemedikleri çok ilkler oldu."
 
12 Mart 1971 muhtırası TBMM'de okundu ve dönemin partileri, milletvekilleri kafasını eğip muhtırayı Meclis'te dinlenme onursuzluğunu bu millete yaşattılar.
 
1960 darbesinde Menderes veya dönemin cumhurbaşkanı meydana çıkıp meydana milleti çağırıp ölüme koştu da peşinden mi gitmedi? 1971'de Meclis'te muhtırayı dinleyen başbakanlar, bakanlar 'Meydana gelin' dedi, cumhurbaşkanı 'Meydana çıkın' dedi de millet meydana mı gitmedi? 12 Eylül darbe düdüğünü duyan liderler oldu, 'Meydana gelin' dedi de millet peşinden mi gitmedi?"
 
1971'de onursuzca muhtırayı dinleyen bir parlamento yapısından, bombanın altında canı pahasına orada demokrasi nöbeti tutmaya devam eden bir parlamento dönemine gelindi.
 
Bu ilkleri yaşatan önce Allah, sonra milletimizdir. Sonra milletle beraber hareket eden lider kadrodur. Bu ilkleri hesap edemeyenler, millete hakaret edenler var. Ne diyorlar? Koyun sürüsü gibi bu seçeneğin arkasından giden ahmaklar açıklama yapıyor.' Körü körüne inanıyorlar, adam Kuran'ı, sünneti her şeyi tersinden okutsa bile kayıtsız şartsız itaatleri var.
 
Ama aklını, kalbini rehin etmemiş, sorgulayan, soruşturan ve doğru olmayan bir şeye meydan okuyan ve ölümüne demokrasiye, hukuka, insan haklarına sahip çıkanlara 'ahmak' diyor. Fetullah Gülen örgütünün elebaşı, ahmak sensin sen.
 
Bu milletin aklını göremedin, bu milletin büyüklüğünü göremedin, bu milleti kendi etrafında Haşhaşi hale getirdiğin, beyinlerini yıkadığın ahmaklara benzetiyorsun. Bu millet her zaman hainlere karşı bir olmuştur, iri olmuş, diri olmuş ve birlikte Türkiye olmayı başarmıştır. Bundan sonra da başarmaya Allah'ın izniyle devam edecektir."
 
"Türkiye'de geçmişte her darbe olduktan sonra siyasal iktidar yan gelip yatmış. Darbe bitti, sanki bir daha darbe olmayacak. Yahu bu darbe neden oluyor diye kafa yormamız gerekmez mi? Bu sistem neden 10 senede bir darbeci güruh üretiyor? 10 senede bir neden bu sistemin içerisinde yetiştirilen insanlar sistemde darbe yapma cesaretini, cüretini kendinde buluyor? Darbe bitince darbenin üretimi durmuyor ki her 10 yıl darbe gelmiş Türkiye'ye.
 
60'ta olmuş geri sayım başlamış, 71 muhtırası olmuş, 80 darbesi için geri sayım başlamış. Her darbe adeta yeni bir darbenin başlangıcı olmuştur. Sebep siyasi iktidarlar demokrasiyi güçlendirip yeni darbenin önünü kesecek, darbeci rüya görenlerin o rüyayı görmez hale gelecek bir Türkiye oluşturma iklimi için çalışmamışlardır ama AK Parti hükümetleri döneminde Türkiye hangi krizi yaşadıysa o kriz bir daha ülkemizde yaşanmaması için tedbirler almıştır.
 
Ne yaptık? Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye'de hep kriz oldu. Öyleyse seçim şeklini değiştirelim dedik, değiştirdik ve 2014'te cumhurbaşkanlığı seçim oldu. Herhangi bir kriz kaos oldu mu? Olmadı. Neden? Çünkü kriz üreten sistemi biz devre dışı bıraktık. Her yaşadığımız krizde bir kez daha yaşanmaması için tedbir aldık.".
 
Öyleyse bizim yeni dönemde bu sistemi darbe üretmeyecek hale getirmemiz gerekiyor. Bu darbe teşebbüsünden sonra milletimizin bizden istediği üç temel şey vardır. Bir, bu darbecilerin yargı önünde hesap verip en ağır şekilde cezalandırılması ve devlet aygıtı içerisindeki bu Fetullahçı terör örgütüne mensup olanların devlet aygıtı içerisinden temizlenmesidir.
 
İki, Fetullahçı terör örgütü veya başkalarının bu darbe teşebbüsünden sonra artçı yeni bir darbe teşebbüsüne kalkışmasının engellenmesidir. Üçüncüsü ise ne Fetullahçı terör örgütünün ne Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yuvalanmış başka terör yapıları veya başka şeylerin darbe yapmasına izin verecek bir sistemi muhafaza etmek. Yani sistemin darbe üreten vasfını ortadan kaldırmamız lazım.
 
Hepimiz ne konuştuk? 'Emir komuta zinciri dışındadır.' Yani emir komuta zinciri içerisinde darbe olursa iyi bir şey mi? Emir komuta içerisinde de emir komuta dışarısında da FETÖ'nün adamlarıyla da başkalarının adamlarıyla da her ne şekilde kudrette ortaya çıkarsa çıksın, darbe son derece çirkindir, hukuksuzdur.
 
Ülkemizin ortak tavır geliştirmesi gerekir. Hükümetimiz bu çerçevede OHAL kararı aldı ve adımlarımızı atmaya başladık. Niçin? Darbe üreten bu sistemi darbe üretemez bir hale getirmek, demokrasinin, milli iradenin, hukukun üstünlüğünün, Anayasa'nın gerçek muhafızı haline dönüştürmektir."
 
Emniyet mensuplarımız canları pahasına, ölümüne bu darbeye karşı direndiler, yargı mensupları, onlar, silahsız bir ordu olarak ilk defa darbenin karşısında durdu. Eskiden Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay, Danıştay Başkanı darbenin ilk saatinde gidip darbecilere 'emrinize amadeyiz,' derlerdi.
 
Şimdi canı pahasına o gece, daha darbenin ne olacağı belli olmadan, kim kazanacak belli olmadan adliyeleri açan, gözaltı, yakalama kararı veren yargı mensupları var. Bunun gibi gereğini yerine getiren polisler var ve bunun gereğini yerine getiren vatansever, darbecilere karşı askerler var. Herkes o gün bunun mücadelesini verdi."
 
Kuvvet komutanlarını Milli Savunma Bakanlığına bağladık. Tabii askeri gereklilik bakımından Genelkurmay'a bağımlı olmaya devam edecekler."
 
Bundan sonra Türkiye'de devletin içerisinde hiçbir gruba, cemaate, ideolojiye, tarikata devlet olma, devlet gibi hareket etme imkanı asla verilmeyecek. Böyle bir şey olmayacak. Bu devletin içerisinde görev yapan herkes devlete sızmaya, bulunduğu kurumu, mensubu olduğu yapının emrine amade durmak için değil farklı görüş ama devlette görev yaparken devletine ve milletine en iyi hizmeti vermek için orada olmalı, herkes olmalı. Bundan önce de liyakate önem veriyorduk, bundan sonra liyakatin yanında böylesi bir seçkinci anlayışa da yer vermemiz gerektiğine inanıyorum.
 
Onun için Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, bundan sonra devletin içerisinde devlet olmak, paralel, yatay, dikey ne tür bir yapı oluşturmak isteyen varsa bunların hepsine karşı dimdik duracağız ve diyeceğiz ki 'Biz bu devletin ve milletin hizmetkarıyız.
 
Hepimiz anayasalara, yasalara bağlıyız. Resmi amirlerin talimatları doğrultusunda anayasa ve yasalarla hizmet edeceğiz.' Bundan sonraki süreçte adımları atmak durumundayız ki Türkiye'nin sistemin darbe şakşakçısı, darbe duacısı, darbe için çalışmayı cennete girecek ibadet zanneden ahmaklardan kurtulsun. Aksi takdirde böylesi şakşakçı yapılar, devletimizin ve sistemimizin bozulmasına, daha büyük hastalıkların olmasına yol açabilir. Bundan sonraki süreçte buna da dikkat edeceğiz."
 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.