Cannes’da Altın Palmiye’yi ‘İşçi sınıfının yönetmeni’ kazandı

69. Uluslararası Cannes Film Festivali sona erdi. Festivalin en büyük ödülü olan Altın Palmiye’yi muhalif yönetmen Ken Loach, “Ben Daniel Blake” filmiyle aldı. Ödül töreninde konuşan Loach, dünyada yaşanan adaletsizliği eleştirerek “Başka bir dünya mümkündür” dedi.

Bu yıl, 11-22 Mayıs tarihleri arasında yapılan 69’ncu Uluslararası Cannes Film Festivali sona erdi. Woody Allen’in, yarışma dışı filmi olan “Cafe Society” ile 11 Mayıs’ta başlayan festivalde, Pedro Almodovar, Ken Loach, Xavier Dolan, Dardenne Kardeşler, Sean Penn, Jim Jaramusch, gibi usta yönetmenlerin filmleri yarıştı. 11 gün boyunca 20 filmin “Altın Palmiye” ödülü için yarıştığı festivalde, George Miller’in başkanlığındaki jüri heyeti kararını açıklayarak, sosyalist düşüncelere sahip ve muhalif kimliğiyle tanınan ünlü yönetmen Ken Loach’ın “Ben Daniel Blake” filmine verdi.

Haziran ayında 80 yaşına girecek olan Ken Loach, ikinci kez Altın Palmiye sahibi olurken, festivalin” En İyi Yönetmeni” ise daha önce “Altın Palmiye” ödülü alan Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu oldu. 61’nci Berlinale’nin “Altın Ayı” ödülünün sahibi Asghar Ferhadi de en “En İyi Senaryo” ile ödüllendirildi.

ADALETSİZLİĞE KARŞI UMUT MESAJI

Sinema tarihi boyunca çektiği filmlerde, yoksulluk, dışlanmışlık ve adaletsizliği ön plana çıkaran Ken Loach, sosyalist düşünce ve muhalif kimliğinden dolayı iktidarların bütün baskılarına rağmen kendi dünya görüşünde ödün vermeyerek, adalet arayışını en üst seviyede sürdürdü. Filmlerdeki verdiği mesajlar dışında da her platformda adalet ve sosyal mesajlar veren Ken Loach, 69’ncu Cannes ödül törenine de verdiği mesajla damgasını vurdu. Dünyada yaşanan adaletsizliğe dikkat çeken Loach, şunları söyledi: “Dünyada şu anda bir umutsuzluk var. Böylesi bir umutsuzluk dönemlerinde aşırı sağ düşüncesi yararlanmaya çalışıyor. Bizler bunun ne gibi sonuçlar doğurabileceğini iyi biliriz. Buradan bütün dünyaya bir umut mesajı göndermeliyiz: Başka bir dünya mümkün ve gereklidir.”

KEN LOACH CANNES’IN TARİHİNE GEÇTİ

Cannes’a 13’ncü kez katılan Ken Loach, ilk kez 2006 yılında “Özgürlük Rüzgarı” isimli filmiyle “Altın Palmiye” ödülünü aldı. “Ben Daniel Blake” ile ikinci kez “Altın Palmiye” sahibi olan Loach, böylece festival tarihinde iki kez üst üste “Altın Palmiye” ödülü alan yönetmenler listesine girdi. “Ben Daniel Blake” Loach’ın filmlerinin ön önemli halkasından biri. Belki de en acımasız ve duygusallarından. Günümüz yaşadığımız sorunlarıyla da yakın bir bağı olan filmde her kes kendisinden mutlaka bir parça gördüğü bir eser.

Ken Loach, “Ben Daniel Blake” filmde de karmaşık ve zor bir sorunu sade, yalın sıradan insanı ele alarak onun günlük yaşamını, yaşadığı sosyal ve maddi zorlukları tüm çıplaklığıyla ortaya seriyor. Londra’nın kenar mahallelerinden birinde yaşayan 59 yaşındaki Daniel Blake hasta bir marangozdur. Geçirdiği kalp krizinden dolayı doktordan çalışmama raporu alan Daniel Blake, sosyal yardım almak için gittiği emeklilik ve iş dairesindeki görevlilerle başı derde girer. Buradaki ağır, karmaşık bürokrasiye takılan yaşlı Daniel Blake için hayat dayanılmaz bir hal alarak, işkenceye dönüşür. Bu bürokratik karmaşık ve zorlukların yanında kapitalist teknolojik boyutta katılınca Daniel Blake çılgına döner. Çünkü İnternet, E-mail, akıllı telefon gibi kavramlar kendisinin hayatında yoktur. Bunlar onun için yabancıdır. Her şeyin online hal edildiği bir sistemde 59 yaşındaki bu yaşlı adam için bulunduğu durum sudan çıkmış bir balık halidir. Kurumdaki görevlilerin çıkardığı zorluklar da eklenince mevcut duruma Daniel Blake’ın sınır tahammülü sabırları aşıyor.

Bu kurumda kendisiyle benzer sorunlar yaşayan dul ve iki çocuk annesi ola Katie(Hayley Sguires) de yolları kesişen Daniel Blake bir taraftan ilerleyen yaşına rağmen kütüphanelerde internet öğrenirken diğer taraftan ise yardıma muhtaç olan Katie’ye yardım etmeye çalışır. Blake, yaşanan bu sorunlara daha fazla kalbi dayanmaz ve yaşamını yitirir. Yönetmen filmde, sosyal adaletsizliğe dikkat çekerek, vahşi kapitalizmi sert bir dille eleştiriyor.

İKİNCİ ‘ALTIN PALMİYE’ ALAN YÖNETMENLER

1946 yılında festivalin ilk ödülünü yönetmen Alf Sjöberg, (1946-1951), yanı sıra sırayla Francis Fort Coppola (1974-1979), Shohei İmamura(1983-1997), Emir Kusturica (1985-1995, Bille August (1988-1992) Luc ve Jean-Pierre Dardenne(1999-2005) Michael Haneke (2009-2012) ve Ken Loach, (2006-2016) gibi yönetmenler, iki kez “Altın Palmiye” kazanarak, Cannes’ın tarihine geçti.

DİĞER ÖDÜL SAHİPLERİ

69’ncu Uluslararası Cannes’ın “Altın Palmiye” ödülün Alan Ken Loach dışında diğer ödül alanlar ise şunlar:

*Grand Prix: ‘Juste la Fin du Monde’, Xavier Dolan (Kanada)

*Jüri Ödülü: ‘American Honey’, Andrea Arnold (Britanya)

*En İyi Yönetmen: Cristian Mungiu (Romanya) ‘Bacalaureat’ ve Olivier Assayas (Fransa) ‘Personal Shopper’

*En İyi Senaryo: Asghar Ferhadi (İran) ‘Forushande’

*En İyi Kadın Oyuncu: Jaclyn Jose (Filipinler) ‘Ma’ Rosa’

*En İyi Erkek Oyuncu: Shahab Hosseini (İran) ‘Forushande’

Kaynak: ANF

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.