'Kürtlerin Süryanilere ait mülkleri iade etmeleri gerekiyor'

FERDA BALANCAR / Agos

David Vergili, 10 yıldır Süryanilerin sorunlarıyla yakından ilgilenen bir aktivist. Merkezi Belçika’nın başkenti Brüksel'de bulunan Avrupa Süryaniler Birliği ESU’nun (European Syriac Union) üyesi olan Vergili’nin Avrupa'da yayımlanan aylık Qenneshrin gazetesinde yazıları  yayımlanıyor. Vergili ile Taner Akçam’ın geçen hafta Agos’ta yayımlanan söyleşisinde “Kürtlerin büyük sınavı Süryanilerle olacak” altbaşlığıyla yer alan Süryani-Kürt ilişkileri ve 1914-15 Süryani Soykırımı ‘Seyfo’da Kürtlerin rolü hakkında söyledikleri üzerine konuştuk. Akçam, söyleşisinde konuyla ilgili olarak şunları söylemişti: “Kürtlerin hem bugün hem de tarihle yüzleşme konusunda asıl büyük problemlerinin Süryanilerle olacağını düşünüyorum. Çünkü hem tarihteki Süryani soykırımı oldukça fazla ‘Kürt yapımı’dır, hem de özellikle Mardin yöresinde Süryani arazileri, içlerinde BDP’lilerin de olduğu kişilerin işgali altındadır. Dolayısıyla, Kürtlerin büyük imtihanı bana göre daha çok Süryanilerle olacak gibi...”

Kürtlerin 1914-15 Süryani soykırımındaki rolleri nedir? Bu bağlamda Taner Akçam'ın "Süryani soykırımı oldukça fazla 'Kürt yapımı'dır" sözüne katılıyor musunuz?

1914-1915 yıllarında yaşanan Süryani soykırımı ve diğer adıyla bilinen ‘Seyfo’da farklı güçlerin rolleri bulunuyor. Bunun en tepesinde İttihat ve Terakki, devletin yüksek kademelerindeki yetkililer, Süryani nüfusunun yoğun olarak bulunduğu Turabdin bölgesindeki yöneticiler, büyük feodal aşiretler ve bu olaylardan çıkar sağlamak isteyenler vardır. Turabdin ve Hakkari bölgelerinde Kürtlerle beraber yaşayan Süryaniler, Seyfo yıllarında tarihlerinin en zor dönemlerinden birini yaşadılar. Ayrıca Seyfo öncesinde Hakkari bölgesinde Bedirhan Ağa’nın Süryani katliamı ve Patrik Mor Şemun’un Sımko Ağa tarafından haince öldürülmesi de unutulmamalıdır. Buna rağmen o dönemlerde, Süryanilere yardım eden, onları koruyan Kürt aileler ve şahsiyetler de oldu. Midyat’a yakın Aynvert köyüne sığınan Süryanileri devletten ve çetelerden koruyan yine Aynkaf köyünün Şeyhi Fettullah oldu. Şeyh Fettullah Süryanilerin talebiyle devreye girerek devlet güçlerinin geri çekilmesini sağladı. Öte yandan Taner Akçam’ın ifadeleri de doğrudur. ‘Seyfo’yu bir şekilde farklılaştıran sözünü ettiğim yerel güçlerin oynadığı roldür. Devlet işi yerel güçlere havale ederek hedefine ulaşmaya çalıştı. Yani merkezi, sistematik ve yukarıdan aşağıya varan bir yapı mevcut değildir.

Günümüzde özellikle Turabdin bölgesinde Süryanilerin yaşadığı sorunlarda devletin tutumundan bağımsız olarak Kürt aşiretlerinin tavrı ne ölçüde belirleyicidir?

Turabdin bölgesinde devletin tutumundan ayrı olarak düşündüğümüzde Süryanilerin yaşadığı sorun ve sıkıntılarda Kürt aşiretlerinin büyük payı vardır. Ancak bölgedeki aşiretler devletle yakın ilişkilere sahipler; devletin gücünü kullanarak devletin uzantıları gibi hareket ediyorlar. Günümüzde iletişim imkânlarının artmasıyla bölgede yaşanan olaylarla ilgili haberler anında her yere ulaşıyor. Bölgenin içe kapanmışlığı, merkezden uzak oluşu ve feodal yapının ağır basmasından dolayı, aşiret liderlerinin tutumu çoğu zaman belirleyici oluyor. Devlet mekanizmalarının ağır işleyişi, aşiret liderlerinin lehine bir durum oluşturuyor. Bugün bu rolleri zayıflasa da aşiret liderleri gayrıresmi karar mercileri gibi hareket ediyorlar. Şahit olduğum bir olayda bir aşiret lideri “Toprakları bir Müslümandan alıp bir Hıristiyana vermem” dedi. Aşiret liderleri sahip oldukları güç ve nüfuz sayesinde olayların seyrini değiştirebiliyor. Bununla beraber son yıllarda bölgede varlığını devam ettiren ‘koruculuk sistemi’ de benzer bir yapıya dönüştü. Devletin kontrolü altında olması gereken korucular zamanla kendi güçlerini ve varlıklarını ortaya koymaya başladılar. Bu yapı, 1990’larda Süryanilere çok zor zamanlar yaşattı. 

Günümüzde Süryanilerin Türkiye Kürtlerinden beklentileri nelerdir?

Son yıllarda Türkiye halklarının birbirleriyle olan iletişimi ve etkileşimi arttı. Halklar ve farklı etnik-dini gruplar bugüne kadar tabu sayılanı artık dile getiriyorlar. Ortak tarihimizdeki  acı sayfaları düşündüğümüzde halen yolun başında olduğumuz kolaylıkla görülebilir. Halklar arası ilişkiler bütün zorluklara rağmen devam etmelidir. Bu temelde, Süryanilerin ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Turabdin bölgesinde etkileşim içinde olmaları önemlidir. Süryaniler, Kürtlerden ‘Seyfo’ döneminde, öncesinde ve sonrasında yaşananlarla ilgili gerçek, samimi ve detaylı bir tutum bekliyorlar. Kürt hareketi içinde değerli şahsiyetler bu yönde açıklamalar yapmışlarsa da Kürt kamuoyunda bu konu çok az yer buluyor. Süryanilere ait toprak ve diğer mülklere el koyan Kürtlerin bunları iade etmeleri ve Süryanileri eşit bir halk olarak kabul etmeliler. Bu çerçevede Kürt aydınları ve siyasileri yapıcı bir tutum sergilemeli. 

Suriye’nin kuzeyinde Rojava'da ilan edilen özerkliğin Süryaniler açısından anlamı nedir?

Suriye’de üç yıldır devam eden bir savaş ortamı var. Süryaniler Şam ve Halep gibi büyük şehirlerde ve aynı zamanda Hasaki ve Kamışlı bölgesinde de önemli bir nüfusa sahipler. 2011 yılı ve sonrasında sakin bir dönem geçiren Rojava bölgesinde son zamanlarda El Kaide ve Selefi gruplara bağlı güçlerin bölgeye saldırmasıyla yeni parametreler ortaya çıktı. Suriye genelinde var olan otorite boşluğu Rojava’da da kendini gösteriyor. Bu boşluğun doldurulması ve bölge insanı ihtiyaçlarının giderilmesi ve gündelik hayatın devamı için yeni bir oluşuma gidildi. Bu oluşum içinde Süryaniler de var. Irak haricinde, Süryaniler ilk defa böyle bir oluşum içinde yer alıyor. Bu tarihsel bir adımdır. Ortadoğu ve Suriye’de kırılan fay hatlar ve ortaya çıkan yeni yelpazede Süryaniler de kendi imkânları dahilinde sürece katkılarını ortaya koymalı ve bu sürecin içinde olmalılar. Süryaniler yeni ve sancılı süreçte öz güçlerini seferber ederek, haklarını ve taleplerini dile getirmeli ve dünya kamuoyu nezdinde bunları paylaşmalı, bölge halkları ile etkileşim içinde olmalıdırlar.

Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi'nin Süryanilere yönelik politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi’nin Süryanilere yönelik politikası genel olarak olumludur. 2003’ten sonra Irak’ın farklı bölgelerinde, özellikle Bağdat’ta bulunan Süryaniler, yaşadıkları sıkıntılar, saldırılar ve tacizler sonrasında Kuzey Irak’a yerleştiler ve orada yeni köyler ve kiliseler inşa ettiler. Süryaniler, anadillerinde eğitim alıyor, seçimlere katılan siyasi partileri var ve Süryanice yayın yapan TV kanallarına sahipler. Süryanilerin parlementoda temsillerini sağlamak için kota sistemi var. Kısa süre Noel, iki gün resmi tatil ilan edildi. Bu olumlu tabloya rağmen bazı konularda halen sıkıntılar devam var. Süryani köylerine az da olsa tacizler oluyor. Ayrıca Bölgesel Yönetimin el koyduğu Süryanilere ait araziler var  ve üstelik bunlarla ilgili sahiplerine tazminat verilmedi. Birkaç yıl önce Zaho’da Süryanilerin sahip olduğu işyerleri basıldı ve tahrip edildi. Bununla ilgili herhangi bir adli soruşturma olmadı ve failler yargının karşısına çıkartılmadı. Bölgesel Yönetim’in Anayasasında tanınan özerklik hakkı kâğıt üstünde kaldı. Şu an itibariyle hem Irak’ta hem de Bölgesel Yönetim sınırları içinde yaşayan Süryanilerin en önemli talebi Ninova Ovası’nda hayata geçecek özerklik projesidir. Bu projenin hayata geçmesi, Süryanilerin Irak’ta ve diğer ülkelerdeki gelecek tasarımlarını çok olumlu etkileyecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.