21 Ekim 2015 Çarşamba 20:33
Uluslararası basın örgütlerinden Türkiye açıklaması: Gazetecilik suçmuş gibi davranılamaz

 Türkiye’ye bugüne kadarki en kapsamlı ziyaretlerini yapan uluslararası basın örgütleri, hazırladıkları ortak bildiriyle basın alanındaki ihlallere dikkat çekti ve uyarılar yaptılar.

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu/Avrupa Gazeteciler Federasyonu (IFJ/EFJ), Article 19, Index on Censorship (Sansür Endeksi) ve EthicalJournalism Network’un (Etik Gazetecilik Ağı) de aralarında bulunduğu uluslararası meslek örgütü temsilcilerinden oluşan heyet, Türkiye’deki baskı ve sansür ortamında gazetecilerin yaşadıkları sorunları incelemek üzere Türkiye’ye geldi.

Ankara’da mecliste grubu bulunan partilerin grup başkan vekilleriyle görüşen heyet, İstanbul’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti. Heyet ziyaretin ardından gazetelerin Genel Yayın Yönetmenleri, editörleri ve muhabirleriyle Nezih Demirkent Toplantı Salonu’nda bir araya geldi. Toplantıda Türkiye’deki basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü önündeki engeller konusunda bilgi alışverişinde bulunuldu.

Ardından TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda; konuşan IPI İcra Direktörü Barbara Trionfi, “Demokrasiye sunabileceğimiz katkı bağımsız gazeteciliğin yapılabilmesine olanak sunmaktır” dedi.

DAVİD DİAZ: HAKARET SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMALI

19. Madde Program Direktörü David Diaz: Türkiye’de çok sayıda gazeteci Cumhurbaşkanı’na hakaretten yargılanıyor. Sansürün bir diğer aracı da Türk Ceza Kanunları ve Terörle Mücadele Yasası olarak karşımıza çıkıyor. Eleştirel habercilik sümen altı edilmek için kanunlar kullanılmamalı. Kanunlar bahane edilerek ifade özgürlüğü engellenmemeli. Halk gerçekleri bilmek zorunda. Bir diğer endişe verici durum da Cumhurbaşkanı’nın bizzat yayın kuruluşlarını arayıp haberlerin yayınlanmamasını isteyebilmesidir. Bizim için bu gerçekten endişe verici bir durum. Türkiye’de yürütme ve yargı arasındaki ayrımın belirsizleşmesi endişe verici. Siyasi partilere bir çağrımız var. Yasalardan hakaretin suç olmasının çıkarılmasını , kanunların ifade özgürlüğünü koruyacak şekilde düzenlenmesini istiyoruz.

SULEYMANOV: GAZETECİLERİN CAN GÜVENLİĞİ KORUNMALI

Gazetecileri Koruma Komitesi Avrupa ve Asya Merkez Programı Araştırma Görevlisi Muzaffar Suleymanov: Gazetecilerin can güvenliğinin korunmasını istiyoruz. Gazetecilere saldıranların bulunmasını istiyoruz. Biz bu konuyu AKP ile konuşmak istedik. Buluşma isteklerimiz anladığım kadarıyla cevapsız kaldı. Hükümetlerin görevi basın kuruluşlarına, kuruluşların yöneticilerine, muhabirlere yönelik tehditleri soruşturmak ve peşinden gitmektir. Gazetecilik suç değildir, gazetecilere suçlu gibi davranılmaz.”

MELODY PATRY: TUTUKLU GAZETECİLERİ SERBEST BIRAKIN

Sansür İçeriği Komitesi Hukuk Görevlisi Melody Patry: Türkiye’de gazeteciler hapsediliyor. Şu anda 20’den fazla gazeteci hapiste. Bazıları tutuklu yargılanıyor, bazılarının hükümleri kesinleşmiş durumda. Kimileri terörle mücadeleden yargılanıyor. Türkiye’de parmaklıklar ardındaki bütün gazetecilerin serbest bırakılması çağrısını yapıyoruz. Adana’da dava öncesi tutuklu bulunan Muhammed İsmail Resul’un serbest bırakılmasını istiyoruz. Gazetecilik suç değildir. Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin bağlayıcı olduğunu hatırlatırız. Taciz edilen, baskı altındaki meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu duyuruyoruz. Gazeteciler, tercümanlar da dahil bütün medya çalışanlarının serbest bırakılması çağrısını yeniliyoruz.

STEVEN M. ELLİS: GAZETECİLER CAYDIRILIYOR

IPI Hukuk ve İletişim Direktörü Steven M. Ellis: Türkiye’deki son gelişmeler gazetecileri caydırma ve ifade özgürlüğünü engelleyici boyutlarda. Yayın yasakları getiriliyor, web siteleri engelleniyor. Son 3 ayda 101 sitenin, 40 sosyal hesabın, 170 URL bağlantısının engellendiği yapılan araştırmalarla göze çarpıyor. Yasakların sona ermesi gerekiyor.”

ORTAK DEKLARASYON YAYINLANDI

Heyet 19 – 21 Ekim tarihleri arasında, temaslarda bulunduktan sonra vardıkları en önemli sonucun, 7 Haziran seçimlerinden bugüne kadar olan sürede, Türkiye’de gazeteciler üzerindeki baskının ciddi bir biçimde artmış olduğunu açıkladı. Heyet ayrıca kamuoyunu doğrudan ilgilendiren konuların bağımsız ve özgür bir şekilde haberleştirilmesinin baskıyla engellendiğini ve buna devam edilirse Türkiye’deki seçmenlerin sandığa bilgilenmiş bir şekilde gitmesinin engelleneceğini aktardı.
Deklarasyonda şu ifadeler yer aldı:

* Hürriyet binası ve Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’a düzenlenen saldırılar dahil Türkiye’deki bütün gazeteciler ve medya kuruluşlarına düzenlenen saldırılarla ilgili tam ve şeffaf bir araştırma yapılsın. Eğer bunlar doğru bir şekilde araştırılırsa gazetecilere yönelik şiddet saldırılarının cezasının kalmasının önüne geçilebilir ve bu konuda cezasızlık kültürünün Türkiye’de tekrar körüklenmemesi sağlanabilir.

* Terörle mücadele kanununun kamuoyunu doğrudan ilgilendiren konularda ve şahıslarla ilgili haber yapılmasından caydıracak nitelikte olmaması ve bunun sonlandırılması.

* Kamuoyunu ilgilendiren konularda yayın yasakları konulmamalı. Özellikle Ankara bombalanmasında olduğu gibi kamuoyunu doğrudan ilgilendiren olaylara yayın yasağı getirilmemesi talep edildi.

* İnternetteki online içeriklerin engellenmemesi talep edildi.

* Vicenews için çalışırken tutuklanan mihmandar ve muhabir Ahmet Resul’ün serbest bırakılması istenirken, Türkiye’de keyfi bir biçimde tutuklanan ya da alıkonulan bütün yabancı gazetecilerle ilgili durumun düzeltilmesi talep edildi.

* Türkiye’deki gazetecilerin özgürce örgütlenebilmesi ve son yıllarda TGC üzerindeki baskının kaldırılması talep edildi.

CUMHURBAŞKANINDAN TALEPLER


Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanından da şu talepler dile getirildi:

* Muhalif medya sahipleri ve onun sahip olduğu gazetelere doğrudan baskının sonlandırılması

* Gazetecileri hedef alan düşmanca ya da negatif söylemlerin son bulması

* Yüksek bir makamda oturan kişinin, Uluslararası standartlarla uyumlu bir biçimde
çok daha geniş ve kapsamlı eleştirilere açık olması.

OLCAYTO: GAZETECİLİK ELEŞTİRİ MESLEĞİDİR

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, şöyle konuştu: “Türkiye’de tek tip gazeteci yetiştirilmek isteniyor. İktidarın istediği şeyler yazılsın, iktidara övgü yapılsın istiyorlar. Oysa gazetecilik eleştiri mesleğidir. Demokrasi ise tahammül rejimidir. Ama Türkiye’de demokrasiye tahammül yok. Bugün hele Güneydoğu’da gazetecilik yapmak olanaksız.”

CEREN SÖZERİ: MEDYA SAHİPLİĞİ SANSÜR ARACI OLMAMALI

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Etik Gazetecilik Network Üyesi Ceren Sözeri, şu noktalara dikkat çekti: “Türkiye’de medya sahipliğinin bir sansür aracı olarak kullanıldığını görüyoruz. Toplumdaki kutuplaşmanın medya sektörüne de yansıdığını söyleyebiliriz. Bazı kaynakların hükümete yakın medya organlarına aktarılması medya içinde sansür olarak algılanıyor. Bunun yanı sıra hükümeti eleştiren medya kuruluşlarının da vergi cezalarıyla cezalandırıldıklarını görüyoruz. Televizyonlar dijital platformlardan çıkarılıyor. Medya alanında çok sesliliğin engellenmemesini, şeffaf ve adil bir alanın oluşturulmasına imkan verilmesini istiyoruz.”

Son Güncelleme: 21.10.2015 20:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.