20 Eylül 2011 Salı 14:28
Kürtçe Mem û Zin ilk kez Devlet Tiyatroları'nda

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Kürt düşünür ve mutasavvıf Ahmed-e Hani’nin Kürt Edebiyatı'nın önemli yapı taşlarından biri olarak kabul edilen 'Mem u Zin' adlı eserini, Türkçe yayımlamasının ardından, Devlet Tiyatroları, Cuma Boynukara’nın oyunlaştırdığı destanı seyirciyle buluşturacak.

Birbirine âşık olan ancak kavuşamayan iki gencin öyküsünün anlatıldığı eser, Van Devlet Tiyatrosu tarafından 'Mem ile Zin' adıyla sahnelenecek. Anadolu Ajansı'nın haberine göre Diyarbakır’a gelen Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin, talebin Van Devlet Tiyatrosu’ndan geldiğini ve Devlet Tiyatroları’nda ilk kez Kürtçe bir eserin Türkçe olarak sahneleneceğini belirtti.

MEM-Û ZÎN

Mem û Zîn, Ahmed Hani'nin (Kürtçe:Ehmedê Xanî) 17. yüzyıl'da yazdığı ünlü manzum esere verilen isimdir. Eser ilk olarak Kürtçe'nin Kurmanci Lehçesi ile yazılmış. Eser daha sonra Arapça ve Farsça dillerinde de yayımlandı. Son olarak Türkiye'de de Türkiye'de Kültür Bakanlığı tarafından Türkçe'ye çevrilmişti.

Eser somut olarak birbirine aşık olan ancak kavuşamayan iki gencin trajik öyküsünü anlatır. Ancak, bu anlatımda eserde asıl anlatılmak istenen şey konunun geçtiği çağın yönetimi, sistemi edebi bir üslupla hicv edilir. Görülen bir aşk hiyakesidir ancak görülmeyen ise dönemin hayat tarzı ve sisteminin eleştirilmesidir.

Bu hikâye milattan çok önceden bu yana halk arasında söylenen ve mitolojik nitelik kazanan bir destandır. Yazar bu destandan ilham alarak o hikâyeyi kendi çağının yaşantısına göre somut bir kalıba dökmüş, çağdaş bir uslupla yazmıstır. Bu suretle hem destanı kaybolmaktan kurtarmış, hem de insanlığa ölmez bir eser armağan etmiş.

Eserde iyiliği, doğruluğu, suçsuzluğu, zayıflığı ve çaresizliği Mem ve Zîn'in şahsında toplanıyor; kötülük, dalkavukluk, fitnecilik ve ikiyüzlülük de Beko'nun karekterinde somutlaştırılarak gözler önüne seriliyor.

AHMED-E HÂNÎ

Cizre hükümdarlarından Mir Abdullah'ın oğlu Mir Zeynuddin zamanında (854 Hicri, 1451/1451 Miladi) yıllarında olay meydana gelmiş. Devrin önemli alimlerinden, mutasavıflarından Ahmed-e Hani (Ehmedê Xanî) tarafından yazılmış ve 1695 yıllında tamamlanmıştı. Bu bu eserin hangi tarıhte yazılmış olduğu hakkında hiçbir belge yok. 1690 yılında yazmaya başladığı söylenmekte. Hanî'nin, hangi tarihte doğup hangi tarihte vefat ettiği hakkında da kesin bilgiler mevcut değil. Buna rağmen Hanî'nin (1651/52) yılında Hakkârî bölgesinde bulunan Hân köyünde dünyaya geldiği ve ismini buradan aldığı yargısı güçlüdür. Ahmed-e Hanî, Kürt edebiyatına can verenlerin başında gelmekte. Ve Kürt halkına birçok eser armağan etmişti. Bu eserlenden biri (şaheseri) olan Mem û Zîn'dir.

Ahmedê Xanî, bu olaydan yaklaşık olarak 240 yıl sonra Cizre'ye gelmiş ve eserini yazmıştır. Bu  edebi eser hakkında günümüze kadar onlarca inceleme kitabı ve yüzlerce makale yayınlanmış, konferanslar düzenlenmiş, tartışmalar yapılmış.

HİKAYENİN KISACA ÖZETİ

Cizre Beyi, Mir Zeynuddin'in Zîn ve Sitî adlarında iki tane bacısı vardı. Zîn, beyaz tenli, beyin can ciğeriydi. Bey onu çok severdi. Sitî ise esmer, selvi boylu biriydi. Tacdin, Beyin Divan Vezirinin oğluydu. Hikâyenin ana kahramanı Mem ise Tacdin'in manevi kardeşi ve dostuydu. Botan bölgesinde baharın müjdecisi olan Mart ayında (21 Mart Nevruz), eğlence ve bayram günlerinde çoluk - çocuk bütün Cizre halkı kırlara çıkar süslenirlerdi.

İşte böyle bir günde Mem ile Tacdin kendilerine kızlar gibi süs verip ve kıyafet değiştirerek şenliğe katılırlar. Şenlik alanına vardıklarında erkek kıyafetli iki kişiyi görürler. (onlar Sitî ile Zîn'di) Onları görür görmez ikiside yere düşüp bayıldılar. Sitî ile Zîn bayan kıyafetli iki erkeği iyice süzerek onlar sezmeden kendi yüzüklerini onların parmaklarına geçirip oradan ayrılırlar. Mem ile Tacdin ayıldıklarında kendilerinin bezgin ve sersem onlduklarını görürler. Bu esnada Tacdin Mem'in parmağında, üzerinde Zîn yazılı mücevheri fark eder, Tacdin Mem'ın parmağına doğru elini uzatınca Mem de onun parmağında bulunan pana biçilmez ve üzerinde Sitî yazılmış olan yüzüğü görür. İkisi de Sîti ve Zîn'in ne yapmış olduklarını anlarlar. Sitî ile Zîn dadıları olan Heyzebun'a anlatırlar. Dadıları bir hekim kılığına girerek hasta olan Mem ve Tacdin'in yanına varıp, Sitî ve Zîn'inde onlar gibi yandığını söyler ve yüzükleri geri ister. Tacdin yüzüğü geri verir. Fakat Mem 'bununla yaşıyorum' diyerek yüzüğü vermez.

Mem ile Tacdin kalkıp arkadaşlarına durumu anlatırlar. Bunun üzerine Tacdin için Cizre'nin önde gelenleri Cizre Bey'inden Sitî'yi Tacdine isterlerler. Bey, Tacdin'e Sitî'yi verir. Böylece yedi gün yedi gece düğün yapılır. Aslen Botanlı olmayıp İran'ın bir köyünden (Merguverli) olan Beko, Bey'in kapıcısıdır. Tacdin Beko'yu hiç sevmez. Bey'e kaç sefer bu adamın kapıcılığa layık olmadığı söyler fakat bey: 'değirmenimiz onunla dönüyor. Köpekler de kapıcıdırlar' der. Beko, Bey'in Zîn'i Mem'e vermemesi için 'Efendim, Tacdin kendi tarafından Zîn'i Mem'e vermiş.' Bunun üzerine kızan Bey,
'and içerim ki; Zîn'i eş olarak Mem'e vermeyeceğim' der. Bey'in ava çıktığı bir günde Mem Zîn'i görmek için bahçeye girer. Mem'i gören Zîn birden yıkılıverir yere.

Mem bunu söyledikten sonra Zîn'i görür ve oda orada bayılır. Ava giden Bey, avdan dönünce Mem'i bir abaya sarılmış bir şekilde bahçede görür. Mem 'Beyim, biliyorsunuz ben hastayım canım sıkıldı gezeyim derken sonra kendimi burda buldum'der. Bey'in yanında bulunan Tacdin abanın altında Zîn'in saçlarını görür, durumu anlayan Tacdin Bey'i ikna ederek divana doğru götürür. Daha sonra eve gidip Sitî ve çocuğunu evden çıkararak, evi ateşe verir. Böylece Mem ile Zîn'in kurtuluşu için Tacdin evini feda eder. Emsali görünmemiş bir dostluk örneğini sergiler. Beko'nun oyunlarıyla beyle satranç oynamaya ikna edilen Mem başlangıçta ilk üç oyunu alır. Beko Mem'in iyi oynadığını görünce Mem'in yönünü Zîn'e doğru çevirir. Zîn'i görüp hayallere dalan Mem, Bey'e yenilir. Sevgilisinin Zîn olduğunu öğrenen bey Mem'in zindana atar. Bir seneye yakın zindanda kalan Mem, Zîn'in hasretine dayanamayıpölür. Mem'in cenazesinin kaldırıldığı esnada Tacdin Beko'yu görüp öldürür.

Nasıl ki bir gülü diken, hazineyi de yılan koruyorsa, bizim de bekçimiz (köpeğimiz) Beko olacaktır. Diyen Zîn, Mem'in mezarının başında canını verir. (Dünya Bülteni)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Yorumlardan doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderene aittir.