Bale erkek egemen bir dünya

“Hepimiz saflığın ve kötülüğün mücadelesini barındırıyoruz”

Yılın en çok konuşulan filmi ‘Siyah Kuğu’ ile Altın Küre ödüllerinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Natalie Portman Oscar yolunda ilerliyor.

Portman ile yapılan ve Mydaily’de yayınlanan söyleşiyi DEMOKRAT HABER’den Deniz Uzunkale’nin çevirisiyle sunuyoruz…

Kariyeri henüz 13 yaşındayken başlamıştı ve o yaşından bugüne hep çalıştı. Ancak tartışmasız olarak kariyerinin doruğuna en büyük hitlerden kabul edilen son filmi ile ulaştı.

‘Siyah Kuğu’ adlı bu gerilim filminde genç oyuncu New York Bale Topluluğu üyesi Nina adlı bir balerini canlandırıyor. Bu rol ona Altın Küre ödüllerinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getirdi ve Natalie şimdi Oscar’a uzanıyor.

Doğrusu bu yıl, ödülü ondan daha fazla hak eden bir aktris düşünemiyoruz. Natalie ile yaptığımız röportajda hayatının performansını sergilediği rolü için fiziksel ve psikolojik anlamda büyük bir dayanıklığa sahip olduğunu gördük.

Natalie, filmde Siyah Kuğu balesinin modern versiyonunda başrol oynayan mükemmeliyetçi balerin Nina’ya dönüştürdü kendini.

Nina rolü gereği hem siyah hem de beyaz kuğuyu oynamak zorundadır. Baş rolde olmasına rağmen star olma baskısıyla daha iyi olmak adına kendine zarar vermeye başlar. Kuruntuları, fantezileri, saplantıları, endişeleri onun rahatsız edici halüsinasyonlar görmesine neden olur. Filmde kimlik probleminin ve aşırı hırsın bir insana neler yapacağının hikayesine tanık oluyoruz.

Natalie’yi Siyah Kuğu filmi hakkında daha fazla bilgi almak, bale sanatı ve bedeninin dönüşümü hakkında konuşmak için yakaladık.

Andres Heinz’in orijinal Siyah Kuğu oyunu ilginç bir film olarak karşımıza çıktı. Niçin balenin perde arkası, bu koyu psikolojik gerilim için daha iyi bir konu yok muydu?

Ben doğrusu senaryonun tiyatro versiyonunu hiç okumamıştım. Darren Aronofsky bana aşağı yukarı 10 yıl önce bu projeden bahsettiğinde ben hala lisede okuyordum ve bana hikayenin bale dünyasında geçtiğinden söz etmişti. Benim için çok heyecan verici bir projeydi çünkü bale dünyası bana her zaman çekici gelmiştir. Kelimelerin olmadığı bir ifade şekli.. Bale dünyası her zaman fit olmayı gerektirir. Feminen bir niteliği olduğunu düşünüyorum ama yine de erkek egemen bir dünya. Bir balerin yaşlanıyor ve genç bir balerin onu yerinden ediyor. Balenin kadın dünyasının kendini daha geniş ifade etme şekli olduğunu düşünüyorum.



Filmde canlandırdığın karakter, performansı için büyük çaba sarf ediyor. Bununla kişiliğin arasında bir bağlantı kurabilir misin?


Ben şahsen çok talepkar biriyimdir ama kendimi cezalandırmam. Asla bir işi yeterince yaptığımı düşünmem her zaman daha fazlasını yapmalıyım derim ama bir şeye aç olmaktan, acı çekmekten ya da yorgun olmaktan hoşlanmam. Bu yüzden oynadığım karakter için kendi kendini cezalandırma moduna girdim ve uyumadım, yemek yemedim ve üç ay boyunca her gün yara bere içinde egzersiz yaptım. Çünkü o karakteri yaşamalıydım ama çok zevkliydi.

Balerin rolüne nasıl hazırlandınız?

New York Şehir Balesi’nin 10 yıllık hocasından filme başlamadan bir yıl önce eğitim aldım ve günde beş saat ders çalışıyorduk. Bunun üç saatinde bale egzersizi yapıp iki saatinde de bir mil yüzüyorduk. Filme aşağı yukarı iki ay kala da Georgina Parkinson gibi işini gerçekten çok titiz bir şekilde icra eden bale koçlarıyla koreografi çalışmaya başladık. Dirsekten parmak uçlarına kadar vücudumuzun her yerine şekil vermemize yardım ettiler ve film boyunca her sahneden sonra elime notlar verdiler. Bana not verenler Darren ile birlikte beş kişiydi.

New York Balesi dansçısı bir yıl boyunca günde beş saat fiziksel olarak acı çekerek büyük bir disiplin ve azimle çalışmamı sağladı ve bale dünyası ile ilgili bir sürü deneyim edinmiş oldum. Bale dünyasının geri plandaki ayrıntılarını öğrenmemde her şeyi ince eleyip sık dokumanın çok faydasını gördüm.

Yönetmen Aronofsky’ın filme yaklaşımı nasıl oldu? Filmdeki bale topluluğu şefinin Nina’yı zorladığı gibi kök söktürdü mü sana?

Darren de tıpkı öyle bir yönetmendir. Onu çalışırken izlemek gerçekten inanılmazdı çünkü orada her gün olan tek kişi bizdik. Onunla çalışırken girip çıkan bir sürü aktör gördüm ve her bir aktöre bir terzi inceliğinde yaklaşıp onları role uydurduğunu görmek inanılmazdı. Bence biz işe askeri bir disiplinle yaklaşmayı doğru bulduk ve gerçekten büyük bir azimle çalıştık.

Darren ile çok çabuk iletişim kurduk, neredeyse telepati gibiydi ve Darren bana hiçbir yönetmenin yapamadığını yaptı, hayatımın en büyük hediyelerinden birini verdi. Sonra her şeyin onun istediği gibi olması için uğraştık. O ‘bunu kendiniz için yapın’ derdi ve yönetmenlerin çoğu bu bedava bir iştir istediğinizi alın ama sadece bunu kelimelere yerleştirip karakterin farklı bir anlayışı gibi verin bana der. Sanatçılık başkaları için değil kendiniz için yapacağınız bir sürü zevki barındır. Nina’nın bir artist olmasının anahtarı kendi içindeki mutluluğu bulmaktır. Sadece annesini ya da Leroy’u memnun etmek için çaba göstermek değil.

Film Bale dünyasındaki insanların mutlak çekişmesinden bale topluluğunun tasvirine uzanıyor. Senin düşüncen nedir, sence film bale dünyasını tasvir etmeye uzak mı?

Bence dansçıların da onayladığı gibi harika bir sonuç çıkardık. Bunu zaten filmin ayrıntılarında da görebilirsiniz ve bence özellikle filmdeki balerinin hikayesinde bu açıkça görülüyor. Tabi bu demek değil ki her dans topluluğu ya da her dansçı böyledir. Gerçek bir balerinin hikayesini de anlatmaya çalışmadım, sonuçta bu bir film. Ancak filmdeki detayların çoğu bence gerçeği yansıtıyor. New York Şehir Balesi’nden birçok balerinin otobiyografisini okudum ve epey bir fikir edindim. Orada bazı insanların kabul etmek istemediği derin, karanlıkta kalmış gerçekler var.

Nina gerçekten bu rolü çok ama çok fazla istiyor. Bunun için birini öldürmeyi bile göze alıyor. Senin de gerçekten kapmayı çok istediğin bir rol oldu mu ve başardım diyebildin mi?


Bilemiyorum. Ama ben hiçbir şeyin birini öldürecek kadar önemli olduğunu düşünmüyorum. Ama evet orada sizin gerçekten doğru olduğunu düşündüğünüz bir şeyler var ve bu film böyle bir fırsatım olduğu için onur duymama bir örnekti ve bu yolla kendimi kamçıladığım için büyük heyecan duydum.

İşin ödül boyutu sizin için önemli mi? Şu an filmin etrafından bir sürü fısıltı var, sizin kafanızda neler geçiyor konuyla ilgili?

Bu yıl filmlerle birlikte oyuncuların da ön plana çıkması çok gurur verici. Yılın en beğenilen filmlerinden birinde oynamak gerçekten heyecan vericiydi. Fakat aynı zamanda yapılan işin gerçek ödülü seyircinin tepkisidir. Hangi film ezici nitelikte, hangi film gerçek, hangisi değil… insanların görüşleriyle ilgili tartışmalarını izlemek heyecan verici. Bir film yapmak bence insanın en büyük rüyasıdır.

Bu filmin çekilmesi bayağı bir zaman (neredeyse 10 yıl) aldı. Hiç düşündünüz mü eğer bu filmde 8 yıl önce rol alsaydınız film çok farklı olur muydu? Bu roldeki gibi kıvama gelmek için ekstra bir zamana ihtiyaç duyduğunuzu düşünmüş müydünüz?

Aynen öyle. Yirmili yaşlarımın deneyimine sahip olmak ben filmde oynadığımda mutlak bir güçtü. Ben bu işe çocuk oyuncu olarak başladım ve hepsini severek yapmak istedim. Küçük çocukların oradaki dansını görmek neredeyse geçit alayı gibiydi ve sonra onların annelerine bakarak “nasıldım anne” demesi gibi küçük bir oyuncu olarak çeşitli hisler içindesinizdir. Herkesi memnun etmek istersiniz, onaylamalarını beklersiniz, belli bir noktaya gelirsiniz ve sizin gerçekten kendinizi mutlu etmek için uğraşmanız tamamıyla yeni bir deneyimdir. Ben bunu yirmili yaşlarımın sonlarında elde ettim ve bu filmle birlikte yeni bir perspektif edinmeme yardım etti. Filmin başlarında Nina daha çok gençken, güvensiz ve safken herkesi memnun etmeye çabalıyor ve daha da zor olanı bir çeşit gerileme hissediyor.

Bale dünyasının zorluklarıyla Hollywood arasında bir benzerlik olduğunu düşünüyor musunuz, roller için oyuncu seçimi yapılması ve iyi oynamak için baskı yapılması gibi?


Bence bale ve sinema arasında özellikle yaş limiti konusunda benzer zorluklar var. Bir aktris için başrol oyunculuğundan karakter oyunculuğuna geçme durumu ya da bunun gibi zorluklar söz konusudur ama balerinler için bu durum bir anlamda bitiştir. Ayrıca balede sanatla şekillenmiş gerçek bir tutku var ama sinemada faydalanabileceğimiz daha çok materyal var. Artık kimse balerinlikten ünlü ve zengin olmuyor ama orada bundan çok daha inanılmaz derecede olan bir güzellik var.

En yanıltıcı bölüm bedeni hislerle dengelemek, bazen tamamıyla moda girmek için çok fazla konsantre olmaya ihtiyaç duyarsınız ve bunun için uğraşmak zorundasınızdır. Bu konsantrasyon bakışıyla olmuyor. Bazen yarım saat dilimi dışarı yapıştırmamak için uğraşıyordum ve bunu oyunculuğumla aynı anda yürütmek gibi birbirine tamamen zıt istekleri yerine getirmek için çabalıyordum ekranda. Sahnede rahat biri değilseniz dönerken gerçekten kendinize güvenmenizin gerekmesi ve birçok şeyi aynı anda yapmak zorunda kalmak muhtemelen işin en zor tarafı. Çok dikkat gerektiren bir şey. Bir gün boyunca hiç dinlenmediğimi hatırlıyorum. Önce bir süre ısındıktan sonra hemen çekimimi bitirmiştim.

Böylesi karanlık bir psikolojideki birini canlandırmak kendiniz hakkında ne öğretti size, kendinize şaşırdınız mı?

Sanırım ne kadar ileri gidebileceğimi öğrendim. Benim gibi rahatına düşkün ve zorluklardan hoşlanmayan birinin o uzun sürede sadece kendini iyi hissetmesini sağlamadı, aynı zamanda korktuğum şeyi de keşfetmeme neden oldu. Bu rolü başarabildiğimi gördüm ve kendimi bazı şeylerden yoksun bıraktım. İşin zorluklarını düşünmemeye çalıştım, kendimi şanslı hissediyorum çünkü bale yapmanın verdiği tüm bu coşku ve heyecan beni işin zorluklarıyla baş etmeye itti. Eğer işin zor taraflarını görerek bu işe başlasaydım başarılı olamayabilirdim.

Filmdeki siyah ve beyaz kuğudan hangisine benzediğinizi düşünüyorsunuz?

Bence her ikisi de benden bir parça. Ben hepimizin içimizde saflığın ve kötülüğün mücadelesini barındırdığımızı olduğunu düşünüyorum.



KENDİMİZİ KUĞU GİBİ HİSSETMEMİZİ SAĞLADILAR

Filmdeki kostümler sizdeki şekil değişimini ifade etmeye yardımcı oldu. Bu role bürünmenize ne kadar katkısı oldu?

Kostümlerimiz gerçekten inanılmazdı. Bale kostümlerimizi Rodarte Laura ve Kate Mulleavy tasarladı, mükemmeldiler ve kendimizi kuğu gibi hissetmemizi sağladılar. Başlıklarımızı diktiler hatta bazı parçaları kendileri ördüler ve kuğu gibi olmamız için kostümleri kuş tüyü yumuşaklığında tasarladılar. Makyajlar, kostümler ve bunların tamamı aynaya baktığımızda farklı bir insan görmemizi ve filmdeki karakterin görüntüsünü yaratmamıza yardımcı oldu.

Çekimler sırasında yaralanmalar oldu mu?


Kaslarımız bayağı bir gerildi ama en kötüsü kaburgalardan birini diğerinin üstüne kaldırırken kaburgam çıktı. Bıçak saplanmış gibi hissettim. Bu kaza filmin ilk yarısını çekerken oldu bu yüzden filmin diğer yarısında derin nefes alamadığımı hissettim ve hemen yardımıma koştular.

Bu olay bana balerinlerin neden çok titiz olduklarını kanıtladı çünkü sürekli dans ettikleri için yaralanıyorlar ve bu kazalar terfi ettiklerinde sık sık başlarına geliyor. Çünkü terfi ettiklerinde çok sıkı çalışmak zorunda kalacaklar ve yaralanacaklar. Böyle çalışmaya mecburlar yoksa rollerini başka dansçılarına kaptırabilirler. Bu yüzden bazen burkulmuş bir bilekle dans ederler ya da o halde üstüne birilerinin oturması gibi aşırı durumlar olduğunda sahnede çok iyi dans etmek zorundalar. Daha sonra buz dolu bir kovanın içinde ağrılarını hafifletmeye çalışırlar. Oldukça şaşırtıcı bir şey.

Oynadığınız karakterin kişiliğine ve performansına kendini fazla kaptırıp gerçekle hayali birbirinden ayırt etmede gösterdiği çabadan bahseder misiniz?

Ben gerçekten apaçık olarak hangisi gerçek, hangisi değil diye ayırt etmeye çalıştım ama orada her zaman sizin karakteriniz ve onlarınkiyle ilgili geçmişte kalmış sonradan farkına varabildiğiniz ipuçlarını içeriyor. Çünkü kişiliğinizin geçtiği yerleri çok fazla özümsemek zorundasınız ve onların ruhunuza ve bedeninize işlemesini aylar sonrasına kadar anlayamazsınız. Bu insanı çok sert bir şekilde titretir, çünkü fazlasıyla acıdır.

Çeviri: DEMOKRAT HABER / Deniz Uzunkale

Kaynak: Mydaily

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.