Türkiye Solu'nu birleştiren iddianame

Ahmet Saymadı, bianet'e yazdığı yazıda, Gezi Parkı protestoları dolayısıyla tutuklananlara yönelik hazırlanan iddianamelere dikkati çekti. Adana’da tutuklanan direnişçilerin Pazartesi günü hakim karşısına çıkacağını hatırlatan Saymadı, dava öncesi iddianameyi okuduğunu ve bugüne kadar yazılan en fantastik iddianamelerden biriyle karşı karşıya olunduğunu belirtti.

Saymadı, "Savcılar nezdinde bir siyasi hareketin belirli bir geleneği sahiplenmesi ya da öncülü olarak görmesi onu direkt olarak geçmişte kalan illegal örgütün 'müzahir' örgütü haline getiriyor," dediği yazısında, "Gencecik insanlar dedelerinin üye olduğu veya artık olmayan örgütlere üye olmaktan yargılanıyor" diye belirtti.

İşte Ahmet Saymadı'nın "Türkiye Solu’nu Birleştiren İddianame" başlıklı o yazısı:

İçişleri Bakanlığı’nın 24 Haziran tarihi itibariyle yayınladığı istatistiklere göre Türkiye genelinde Gezi Parkı eylemlerinde 4,900 kişi gözaltına alınmış ve gözaltına alınan insanların bir kısmı tutuklanmıştı. Gözaltılar ve tutuklamalar Gezi Parkı protestoları sona erdikten sonra ise protestolara katılan siyasi yapıların üyelerine yönelmişti. Tutuklamalar 160’ı geçmiş, Adana, Ankara, Antakya, Antalya, İstanbul ve İzmir’de yoğunlaşmıştı.

Ankara’da tutuklananların hepsi duruşma tarihinden önce tahliye edildi.  İzmir’de tutuklananlar çıktıkları ilk duruşmada tahliye edilmediler, diğer illerde tutuklananlar ise henüz hakim karşısına çıkmadı. Adana’da tutuklanan 8 kişiyse 11 Kasım Pazartesi günü saat 09.00'da ilk defa hakim karşısına çıkarılacak.

Dava öncesi iddianameyi okuyunca, bugüne kadar yazılan en fantastik iddianamelerden biriyle karşı karşıya olduğumuzu fark ettim. Karşımızda bütün Türkiye Solu’nu iddianamede de olsa birleştirmek isteyen bir savcı vardı. Bu ¨iyi niyetli çalışmasına¨ iddianameyi kabul ederek mahkeme heyeti de iştirak etmişti.

26 Temmuz tarihinde evlere baskın yapılarak başlayan Adana Gezi davasında Ahmet Cem Demir, Büşra Toprak, Diren Taşkıran, Hakan Karaca, Hasan Tatlı, Mehmet Ayan, Ozan Çakır ve Süleyman Can Özbiçer  gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştı. Davada Elif Çimen, Mert Kaya ve Tayyip Eber tutuksuz yargılanırken, hakkında yakalama kararı çıkarılan Savaş Topçu henüz bulunamamış. Tutukluların en büyüğü 1989, en küçüğü 1995 doğumlu, yaş ortalamaları 20 civarında Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi kapsamınca yasadışı silahlı örgüte üye olmakla suçlanıyorlar.

İddianameler Özel Yetkili Mahkemeler tarafından bugüne kadar hazırlanmış olan iddianamelerle benzerlikler gösteriyor, diğerlerinde olduğu gibi rutin giriş bölümleriyle başlıyor: terör ve terörizm kavramının tanımı; terörün amacı; sol terör örgütleri, tarihçesi ve kuruluşu. Bu genel giriş bölümlerinden sonra tutuklunun ilişkilendirilmeye çalışıldığı örgütün tarihçesine giriliyor. Bu ilişkilendirme; müzahir, iltisak, uzantılı gibi kelimeler kullanılarak sağlanıyor ve örgütler arası bağlantı delillerle veya belgelerle değil savcının kanaatine göre şekilleniyor. Savcılar nezdinde bir siyasi hareketin belirli bir geleneği sahiplenmesi ya da öncülü olarak görmesi onu direkt olarak geçmişte kalan illegal örgütün ¨müzahir¨ örgütü haline getiriyor. Mesela Halkevleri, Türkiye Halk Kurtuluş Parti/Cephesi (THKP/C) ve devamcılarından Devrimci Yol örgütünün yasal kanadı gibi gösteriliyor.

İddiane birdenbire 1974 affından TKP/K’ya oradan SYKP’ye atlıyor ve Turnusol adlı sitedeki habere geçiyor, ¨ SYKP, Prof. Dr. Nejla Kurul ve Tuncay Yılmaz isimli şahıslar tarafından kurulmuştur. Eş Başkanlar Prof. Dr. Nejla Kurul ve Tuncay Yılmaz, SYKP’nin sosyalist hareketin ihtiyaç duyduğu yenilenme ve kapitalizmi aşacak bir mücadeleyi örgütleme perspektifiyle kurulduğunu belirttiler. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin, Çapulcu Halk Partisi olarak da adlandırılabileceğini ifade eden Eş Başkanlar, Partinin başta emek sermaye çelişkisi olmak üzere her türden baskı, tahakküm ve sömürü politikalarına karşı mücadele edeceğini vurguladılar. SYKP’nin üç renkli bir yıldızdan oluşan logosundaki renklerden kırmızı işçi sınıfı hareketini, mor kadın hareketini, yeşil ise ekoloji hareketini temsil ediyor.¨ Bu haberi de Gezi Parkı protestolarına bağlıyorlar.

Adana Gezi Parkı davasında; Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) üyeleri hem TKP-K hem de Devrimci Karargah örgütleriyle, Halkevi üyeleri THKP/C ve Dev-Yol ile, ESP üyeleri MLKP ile, Devrimci Haklar Federasyonu (DHF) üyeleri ise MKP örgütü ile ilişkilendirilmiş. Örgütlerin tarihçesinden sonra tutukluların Gezi Parkı eylemlerinden önce başta 1 Mayıs İşçi Bayramı olmak üzere katılmış oldukları eylem ve etkinlikler sıralanmış. Ardından Gezi Parkı protestolarında kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi ve bir polis memurunun yaşamını yitirmesiyle, tutuklular arasında bağlantı kurulmuş

İddianamede sadece protestolara katıldıkları ve kimi zaman yüzlerini kapattıkları yer alırken, bahsi geçen suçlamalarla tutuklular arasında herhangi bir bağ kurulamıyor, bağ kurulamadığı için iddianamede herhangi bir delil de yer almıyor. İddianamede Gezi Parkı protestolarına Adana’da 198 bin kişinin katılmış olduğu belirtiliyor, savcılık, ortada herhangi bir delil ve suç yokken 198 bin kişi içerisinden 11 kişinin nasıl seçildiğini de açıklayamıyor

Adana’daki Gezi Parkı davasında tutukluların tek ortak özelliği Gezi Parkı protestolarından önce de,  devrimci yapılara üye olmaları. Örgütlü duruşları bu insanların aylarca hapis yatmalarına ve onlarca yıl hapisle yargılanmalarına yetiyor. Gencecik insanlar dedelerinin üye olduğu veya artık olmayan örgütlere üye olmaktan yargılanıyor

Türkiye Solu birleşmenin, yeniden kuruluşun yollarını da arıyor. Gezi’de nasıl birleştiğini hepimiz gördük. Savcıların, solu iddianamelerde birleştirmesine gerek yok. Adana’da Gezi Parkı protestolarında direnenler, mahkemede de direnişi sürdürecektir. Yoldaşları ve dostları, Adana’daki Gezi tutuklularını özgürleştirmek için 11 Kasım günü saat 09.00'da Adana Adliyesi’nde olacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.