İsviçre’de Vicdan’a Özgürlük mitingi yapıldı

Üç ay önce Hırvatistan’da tutuklanan Türkiyeli politik göçmen Vicdan Şahin Özerdem’in arkadaşları yürüttükleri “Vicdan’a Özgürlük” kampanyası çerçevesinde İsviçre’nin Bern şehrinde bir miting düzenledi.

20 Ekim 2012 Cumartesi günü Helvetiaplatz’taki mitingde çok sayıda döviz ve Vicdan’ın resimlerinden rozetler, karanfiller taşıyan kitleye basının ilgisi dikkat çekiciydi. Berner Zeitung adlı gazete aynı günün akşamı mitingin haberini yayınlarken Tele-Bern televizyonu ve çok sayıda medya kuruluşu da takip etti. (Tele- Bern televizyonu her saat başı miting haberini verdi)

 

68 kuşağının simge isimlerinden politik göçmenler Teslim Töre, Mahir Sayın ve Ömer Kıral ve Basel Parlamentosu SPD milletvekili Ursula Metzger de mitingdeydi. Basel Parlamentosu Yeşiller Milletvekili Sibel Aslan da mitingdeydi ve bir konuşma yaptı. Bern Parlamentosundan geçen dönem Milletvekili olan ve şu anki seçimlerde aday olan Haşim Sancar da mitinge destek vererek bir konuşma yaptı.

 

Vicdan’ın arkadaşları tarafından örgütlenen Miting’e Bern, Basel, Zürich, Argau, St.Gallen, Fribourg ve diğer kantonlardan insanlar katıldı. İsviçreli bir otonom grup da destek verdi. Miting Vicdan’dan gelen mesajla başladı.

 

Vicdan’ın arkadaşları adına konuşan Hanım Harman şunları dile getirdi:

Bizler, yani Vicdan Şahin Özerdem’in arkadaşları ve eski politik tutuklular olarak görülmesini duyulmasını iyi bilinmesini istedik ki her zaman arkadaşımızın ve bedenleri dört duvar arasında çürütülen politik tutukluların yanında olacağız!

Onların özgürlüğü gasp edilmişken bizler de özgür değiliz! Onlar zulüm görürken, biz de aynı zulmü içimizde hissediyoruz! Onlar olmadan eksiğiz, onları yanımızda özgür olarak görmek istiyoruz!

Biz tüm politik tutukluların özgürlüğünü talep ediyoruz ve her zaman bunu istemeye devam edeceğiz.

Vicdan Şahin Özerdem üç ay önce Hırvatistan’da tutuklandı. O yılar önce eşiyle birlikte Almanya’ya iltica etmiş ve iltica başvurusu kabul edilmişti. Hırvatistan’da oluşunun tek nedeni ise ailesi ile birlikte orada tatil yapmaktı ve yanında Almanya devletinin 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nin 28. Maddesine dayanarak kendisine vermiş olduğu seyahat belgesi yani Reiseausweis bulunmaktaydı.

 

Aynı sözleşmenin 33. maddesinin ilk paragrafında şöyle denmektedir:

“Hiçbir taraf devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tâbiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir.“

Hal böyleyken, bu sözleşmenin altında imzası bulunan Hırvatistan Devleti hangi hukuka dayanarak arkadaşımızı tutuklamış ve 3 aydır özgürlüğünü gasp etmektedir?!

Hırvatistan’daki yerel mahkeme hangi gerekçeye dayanarak arkadaşımızın Türkiye’ye iadesi kararını vermiştir. Kaldı ki Türkiye bir hukuksuzluklar ülkesidir ve devlet eliyle işkence ve katliamlar uygulamaktadır. Türkiye altına imza attığı insan hakları temelli hiçbir sözleşmenin gereklerini yerine getirmemektedir.

Uludere’de 28 Aralık 2011 günü akşamı çoğu çocuk 34 Kürt kökenli Türkiye vatandaşı Türk Hava Kuvvetleri’nin bombalaması sonucu vahşice katledilmiş, buna rağmen sorumlularının yargılanması şöyle dursun, katliam başta başbakan olmak üzere devletin resmi ağızları tarafından savunulmuş, olayı örtbas etmek için bütün gazeteciler tehdit edilmiş ve basın özgürlüğü denilebilecek ne varsa rafa kaldırılmıştır.

Sivil otoriter bir rejimle yönetilen bugünün Türkiye’sinde cezaevlerinde 12.000 siyasi tutuklu bulunmaktadır ve bunların 10 bini 35 günü aşkındır açlık grevindedir. Yüzlerce aydın, sanatçı, gazeteci bilim insanı, milletvekili ve çocuk tutuklu da bunlar arasındadır. Vicdan, hukuk adına böyle bir ülkeye iade edilmek isteniyor. İade tehdidi altında ona, ailesine ve biz dostlarına gerçek bir kabus yaşatılıyor. Buna kimse sessiz kalmamalıdır.

 

VİCDAN İLK DEĞİL

Vicdan ve diğer politik tutuklular için bu meydanı dolduran yüreği aydınlık insanlar!

İnterpol listeleri, yani uluslararası polisiye arama ve tutuklamalar yıllardır Avrupa ülkelerinde insan haklarını ve temel hak ve hürriyetleri tehdit eder biçimde uygulanmaktadır. Anavatanlarında haksızlıklara ve hukuksuzluklara maruz kalmış, zulüm görmüş, bütün bunları belgeleyebildiği için Avrupa ülkelerinden birinde iltica başvurusu kabul edilmiş binlerce politik mülteci bu interpol listeleri nedeniyle özgürlüğünü tekrardan kaybetme tehdidi altında yaşamakta, seyahat hakkı fiilen engellenmektedir. Vicdan ilk değildir. Daha öncesinde Başak Şahin Duman ve daha pek çok politik mülteci bu şekilde tutuklanmış, iade tehdidi altında yargılanmış ve aylarca özgürlüğü gasp edilmiştir.

KİMSENİN BU KABUSU YAŞATMAYA HAKKI YOK

Bu arkadaşlar yaşadıkları bu tutukluluk sürecinin ve dolayısıyla aylarca devam eden iade tehdidinin yarattığı travma nedeniyle fiziki ve psikolojik sağlık problemleriyle yüz yüze kalmış, hayatlarında daha yıllarca sürecek olan trajik yaralar açılmıştır. Kimsenin arkadaşlarımıza ve bizlere bu kabusu yaşatmaya hakkı yok. Ama ortada bir gerçek var ki kendi sorununa sahip çıkmayanın sorununa kimse sahip çıkmaz. Bu gibi durumlarda birbirimize daha çok yaklaşmaktan, birbirimize daha sıkı sarılmaktan başka çaremiz var mı?! İnsan olduğumuzu unutanlar ve bunu unutturmak isteyenlerin yüzlerine buna izin vermeyeceğimizi haykırmaktan, sesimizi dayanışmamızla daha güçlü çıkarmaktan başka çaremiz var mı?! Başka çaremiz yok dostlar ve bizler bunu yapacağız. Gelin Vicdan ve tüm politik tutuklular için oluşan dayanışma zincirine ortak çabamızla daha fazla dostumuzu dahil edelim. Öyle güçlü haykiralım ki Hırvatistan’a kadar ulaşsın sesimiz. Gelin bu karanlığı birlikte aşalım. Hepinizi dayanışmanın sevinciyle bir kez daha selamlıyoruz.”

TUTUKLAMALARA SESSİZ KALINMAMASI GEREK

Basel Parlamentosu milletvekili Sibel Arslan, Vicdan’la dayanışma eylemliliklerini destekleyen ve Vicdan’ın Türkiye’ye iadesine karşı çıkan bir konuşma yaparak dayanışmanın önemine dikkat çekti. Haşim Sancar da konuşmasında daha önceden de benzeri tutuklanmaların yaşandığına dikkat çekerek, bu tür tutuklamaların haksız bir temelde yapıldığını belirtti.

Ömer Kıral (68 kuşağından, 16 yıl cezaevinde kalmış), oluşan dayanışma zincirinden duyduğu mutluluğu belirterek, "bu dayanışma eylemlerinin öncülüğünü yapan arkadaşlara teşekkür ediyorum" dedi ve bu tür tutuklamalara sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti.

Murat Özten / Demokrat Haber İsviçre

İlgili haberler:

İsviçre’de Vicdan Şahin Özerdem’e özgürlük istendi 22 Eylül 2012, 21:58
Hırvatistan'dan Vicdan'sız karar! 15 Eylül 2012, 17:18

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.